1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Göçmenlerin sosyal dışlanması ciddi sorunlara neden olabilir'
Göçmenlerin sosyal dışlanması ciddi sorunlara neden olabilir

'Göçmenlerin sosyal dışlanması ciddi sorunlara neden olabilir'

Kocaeli Üniversitesi, Sağlık Yüksek Okulu Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Acar, Kuzey Kıbrıs’în coğrafi, politik v ekonomik koşulları nedeniyle göç alan ve aynı zamanda veren bir ülke olduğuna dikkat çekerek, “Çocuk koruma s

A+A-

Kocaeli Üniversitesi, Sağlık Yüksek Okulu Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Acar, göçmenlerin, toplumsal yapıyla bütünleşmeleri için sosyal hizmetlerden yararlanmalarının önemini vurguladı

 

“Göçmenlerin sosyal dışlanması ciddi sorunlara neden olabilir”

 

·        >>  “Göçmenlerin, orta ve uzun vadede toplumsal yapıyla bütünleşmeleri için, özelde çocuk koruma sisteminden, genelde ise sosyal hizmetlerden yararlanmaları önem taşımaktadır. Göçmenlerin sosyal dışlanması uzun vadede suça sürüklenme, ötekileşme, alt kültür oluşturma gibi çok ciddi sorunların önünü açma riskini taşımaktadır”

 

·        >>  “Çocuk yetiştirilmesi sadece anne-babanın değil aynı zamanda toplumun sorumluluğundadır. Çocuklar açısından modern dünyanın en önemli kazanımı bu düşüncenin yaygınlaşmasıdır. Bu nedenle, modern devlet anlayışı gereği çocukların korunma ihtiyaçları yerel öncelikler de göz önüne alınarak giderilmelidir”

 

·        >>  “Şiddet gören, ihmal ve/veya istismar riski olan, yeterli ebeveyn bakımı alamayan çocuklar söz konusu olduğunda vatandaşların çocuk koruma sistemiyle veya doğrudan kolluk kuvvetleriyle bağlantı kurması önemlidir. Böylece toplumsal dayanışma gelişecektir ve doğal bir denetim-izleme mekanizması kurulması olanaklı olacaktır”

 

---

 

 

 

 Kocaeli Üniversitesi, Sağlık Yüksek Okulu Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Acar, Kuzey Kıbrıs’în coğrafi, politik v ekonomik koşulları nedeniyle göç alan ve aynı zamanda veren bir ülke olduğuna dikkat çekerek, “Çocuk koruma sisteminin olabildiğince kapsayıcı bir yapıya kavuşması önemli. Özellikle göçmenlerin orta ve uzun vadede toplumsal yapıyla bütünleşmeleri için özelde çocuk koruma sisteminden genelde ise sosyal hizmetlerden yararlanmaları önem taşımaktadır” diye konuştu.

   Doç. Drç Acar, “Göçmenlerin sosyal dışlanması uzun vadede suça sürüklenme, ötekileşme, alt kültür oluşturma gibi çok ciddi sorunların önünü açma riskini taşımaktadır” dedi.

   Türkiye Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Genel Merkez Yönetim Kurulu üyesi de olan Doç. Dr. Acar, Lefkoşa Çocuk Yuvası’ndan kaçan iki kız çocuğuyla ilgili sistemi ve kurumu eleştirdikten sonra görevine son verilen Barış Başel’in süreç boyunca izlediği yolun sosyal hizmet mesleğinin etik ilkelerine uygun olduğunu da belirtti.

 

·        Soru: Çocuk Koruma Sistemi nedir? Neden böyle bir sisteme ihtiyaç var?

·        Doç. Dr. Acar: Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye göre 18 yaşına kadar herkes çocuk olarak kabul edilmektedir. Sözleşme, çocuğu toplumun asli unsurlarından birisi olarak kabul etmekle kalmaz aynı zamanda aile ve devlet tarafından korunması gerektiğini de söyler.

 

Bu korunma ihtiyacı çocuk koruma sistemlerini ortaya çıkartmıştır. Peki neden çocukların korunma ihtiyacı vardır? Açıktır ki toplumsal yaşam ve varolan kurallar yetişkinler tarafından oluşturulmuştur. Bu dünyada çocukların “yetişkin süpervizyonu” olmadan yaşayabilmeleri, yetişkinlerle rekabet edebilmeleri, aynı koşullarda yaşamlarını sürdürebilmeleri, şiddet ve diğer olası risklerden korunabilmeleri olanaklı değildir.

 

“ÇOCUK YETİŞTİRİLMESİ TOPLUMUN DA SORUMLULUĞUNDADIR”

 

Örneklerle anlatmak gerekirse, anne ve/veya babasınca şiddet davranışına maruz kalan bir çocuğun tek başına yapabileceği bir şey yoktur. Eğitim hakkını engelleyerek, kendisini uygun olmayan koşullarda çalıştıran bir ebeveyn konusunda çocuk kendi başına ne yapabilir?

 

Öte yandan modern çocukluk paradigması, çocukları hakları olan bireyler olarak kabul eder ve bu hakların çerçevesi Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’de detaylıca çizilmiştir. Dolayısıyla, anne babalar ve genelde toplum çocuklar üzerinde istedikleri tasarrufu yapamazlar, Sözleşmenin de belirttiği gibi çocuk yetiştirilmesi sadece anne-babanın değil aynı zamanda toplumun sorumluluğundadır.

 

Çocuklar açısından modern dünyanın en önemli kazanımı bu düşüncenin yaygınlaşmasıdır. Bu nedenle, modern devlet anlayışı gereği çocukların korunma ihtiyaçları yerel öncelikler de göz önüne alınarak giderilmelidir.

 

·        Soru: İyi bir Çocuk Koruma Sistemi nasıl olmalıdır?

·        Doç. Dr. Acar: Çocuk koruma sisteminin işlerliği iki ana unsur üzerinde değerlendirilebilir. Birincisi iyi işleyen bir çocuk koruma sistemi risk analizi yapabilmeli ve özelde çocuklar ve genelde aileler risk ile yüzleşmeden sistem harekete geçebilmelidir. Bunun olabilmesi için, mesleki olarak ifade etmek gerekirse, içinde bulunulan ülkenin “kurumsal sosyal refah anlayışı”na sahip olması gerekir.

 

Bu durumda yapılması gereken, koruyucu önleyici hizmetlerin yaşama geçirilmesidir. Örneklemek gerekirse, göç yaşamış bir aile, göç sürecinde istihdam desteği, ayni-nakdi yardımlar, uyum süreci için kurslar gibi destek hizmetlerinden yararlanamazsa risklerin ortaya çıkma olasılığı artacaktır. Koruyucu önleyici hizmetler aynı zamanda toplumsal güvenliği de sağlaması bakımından önemlidir. Özellikle çocuklar söz konusu olduğunda, risklerle yüzleştikten sonra (cinsel istismara uğramak, ekonomik nedenlerle ailelerin parçalanması ve çocuklar üzerinde olası etkileri gibi) yeniden toplumsal yaşama tutunması zor olmaktadır.

 

“HİÇBİR ÇOCUK KORUMA SİSTEMİ RİSKLERİ TAMAMEN ORTADAN KALDIRAMAZ”

 

Buna karşın hiçbir çocuk koruma sistemi riskleri tamamen ortadan kaldıramaz. Bu nedenle iyi işleyen bir çocuk koruma sisteminin ikinci ayağı, farklı ihtiyaçlara yanıt verecek şekilde dizayn edilmesidir. Çeşitli nedenlerle ebeveyn bakımından yoksun kalan çocukların tamamına aynı hizmetleri sunuyorsanız orada çok ciddi bir sorun var demektir. Açıklamak gerekirse, sosyo-ekonomik nedenlerle aile bakımından mahrum bırakılan bir çocukla, uzun yıllar sokakta yaşamak durumunda kalmış bir çocuğa aynı kuruluşta hizmet veremezsiniz. Kuruluşlar ve daha genelde hizmetler çocukların ihtiyaçlarına göre farklılaşmalıdır. Bu noktada, çocuğun yaşı, geçmiş yaşantısı, aile ilişkileri, şiddet ve istismar yaşayıp yaşamadığı gibi bir çok faktör değerlendirilmelidir.

 

TOPLUMSAL DAYANIŞMA...

 

·        Soru: Çocuk Koruma Sistemi’nde toplumun rolü ne olmalıdır?

·        Doç. Dr. Acar: Toplum hizmetlerin bir parçası olmalıdır. Modern çocuk koruma sistemlerinin hiçbirinde çocukların tek tip kuruluşlarda kalması önerilmez. Özellikle eğer çocukların ebeveyn bakımı alması olanaklı değilse ve alternatif bakıma ihtiyaç duyuyorlarsa tek çare kuruluş bakımı olmamalıdır. Koruyucu aile, çocuk ve gençlik evleri, evlat edinme gibi alternatif bakım ve koruma hizmetleri de verilmelidir bu da toplumsal katılımı sağlayacaktır. Toplumun rolünün ikinci ayağı ise dezavantajlı çocukları sistemle buluşturmaktır. Burada vatandaşlık sorumluluğu önemli bir kavram. Şiddet gören, ihmal ve/veya istismar riski olan, yeterli ebeveyn bakımı alamayan çocuklar söz konusu olduğunda vatandaşların çocuk koruma sistemiyle veya doğrudan kolluk kuvvetleriyle bağlantı kurması önemlidir. Böylece toplumsal dayanışma gelişecektir ve doğal bir denetim-izleme mekanizması kurulması olanaklı olacaktır.

 


 

“Başel etik ilkelere uygun davranıyor”

 

·        Soru: Hem bir Sosyal Hizmet Uzmanı, hem de duyarlı bir vatandaş olarak Lefkoşa Çocuk Yuvası’ndan kaçan iki kız çocuğuyla ilgili sistemi ve kurumu eleştirdikten sonra görevine son verilen Barış Başel’in başına gelenleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Nitekim kızlar yurttan daha sonra yine kaçtılar ve bu da örtbas edilmek istendi.

·        Doç. Dr. Acar: Bu olayın iki boyutu var. Birincisi ve en önemlisi koruma altındaki kız çocuklarının kuruluştan kaçmalarına karşın, sistemin harekete geçmemesi ve sonucunda çocukların yeniden cinsel istismar ile karşı karşıya kalması. Kaçma olayının sıkça yaşanması kuruluş şartlarının uygun olmadığını akla getiriyor, yine de dünyanın her yerinde koruma altındaki çocukların bir bölümü zaman zaman kuruluştan kaçma girişiminde bulunabilirler, bu az rastlanılan bir durum değil. Ancak çocukların kaldıkları yurttan kaçmaları kadar kaçmalarını takip eden günler boyunca sistemin işlevlerini yerine getirememesi çok tartışmalı. Koruma altındaki çocuk dediğimizde “toplumun koruması” altında olmaktan bahsediyoruz. Dolayısıyla kolluk kuvvetleri ve çocuk koruma sistemindeki profesyoneller toplum adına bu koruma işlevini yerine getiriyorlar. Sorumluluklarını yerine getirmemeleri düşündürücü.

 

İkinci nokta ise Barış Başel’in yaşadıkları. Türkiye Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Genel Merkezi konuyla ilgili bir basın açıklamasında yaptı. Başel’in süreç boyunca izlediği yol sosyal hizmet mesleğinin etik ilkeleri ile uygun davranışlardan oluşuyor. Başel’in önceliği sorumluluğu müracaatçılarının iyilik halini korumak ve geliştirmek. Bu durumda müracaatçılar, söz konusu kız çocukları. Açıkçası, kuruluşu korumak adına sessiz kalsaydı mesleki değerlere uygun davranmamış olurdu. Dahası, Başel’in tüm uyarıları yanıtsız kalmış.

 

Başel’in bu süreç sonunda sözleşmesinin sona erdirilmesi ise çalışma barışının temel ilkelerine aykırı diye düşünüyorum, yasal sürecin Başel’in lehine tamamlanacağını umut ediyorum. Başel, görevini layıkıyla yerine getirmeye çalıştı.

 

GÖÇMEN VE MÜLTECİ ÇOCUKLAR...

 

·        Soru: Kuzey Kıbrıs’taki göçmen ve mülteci çocukları hiçbir şekilde sisteme dahil edilemiyor, hiçbir hakkından yararlanamıyor. Bu konudaki düşünceniz nedir? Sistem dışında bırakılan bu çocuklar için ne yapılmalı?

·        Doç. Dr. Acar: Göçmenlik ve mültecilik birbirinden farklı kavramlar bildiğiniz gibi. KKTC, coğrafi, politik v ekonomik koşulları nedeniyle göç alan ve aynı zamanda veren bir ülke. Çocuk koruma sistemi açısından baktığımızda ise ilk olarak söylememiz gereken, çocuk koruma sisteminin olabildiğince kapsayıcı bir yapıya kavuşması önemli. Özellikle göçmenlerin orta ve uzun vadede toplumsal yapıyla bütünleşmeleri için özelde çocuk koruma sisteminden genelde ise sosyal hizmetlerden yararlanmaları önem taşımaktadır.

Göçmenlerin sosyal dışlanması uzun vadede suça sürüklenme, ötekileşme, alt kültür oluşturma gibi çok ciddi sorunların önünü açma riskini taşımaktadır. Mülteciler ve mülteci çocuklara ilişkin hükümler çok sayıda uluslararası sözleşmede kendine yer bulmasına karşın, dünya genelinde çözümlenememiş sorunlardan biri olduğunu kabul etmek gerekir. Bu noktada yapılması gereken mülteci çocuklar için özel program ve hizmetler oluşturulması ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasında kamunun aktif rol almasının sağlanmasıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1442 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler