1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Göçebe tatili…
Göçebe tatili…

Göçebe tatili…

Sakız Adası (Khios) “Göçebe tatili” yani her yıl aynı yerde değil de farklı yerlerde; kimi zaman bir kongre vesilesi ile bazen ille de gerektiği için ya da planlanmış ama asla organize olmayan gezmeler benim ideal tatil anlayışımı anlatır.

A+A-

 

Sakız Adası (Khios)

 

“Göçebe tatili” yani her yıl aynı yerde değil de farklı yerlerde; kimi zaman bir kongre vesilesi ile bazen ille de gerektiği için ya da planlanmış ama asla organize olmayan gezmeler benim ideal tatil anlayışımı anlatır. Yazın bitmesini iple çeken, sonbaharın hüznünde kaybolmayı seven biriyim ben. Kum, deniz ve güneş paket programları beni asla çekmez. Hele de bol yıldızlı otellerde “her şey dahil” muhabbeti bana göre hiç değil.

Aslında yaşadığı yerde turist gibi gezmeyi sevenlerdenim çoğu zaman. Yanından hep geçtiğim bir köyü derinlemesine keşfe çıkmak, yol geçmez sahillerde denize girmek ve yüzyıllar öncesine yolculuklara çıkarak bugüne ilmek atabilmek. Yaşadığım adada kaybolmak, sonra da en tanıdık duyguyla bugüne dönmek.

Hadi gelin bugün sizinle bambaşka bir diyarda biraz tarih, biraz kültür ama bize çok benzeyen insan ilişkilerinde sıcak mı sıcak bir adada kaybolalım. Gündemi unutalım, yüzyıllar arasında yolculuk yapalım. Eğer yolunuz Türkiye’nin Çeşme kasabasına düşerse Sakız Adası’na (Khios) mutlaka uğrayın derim. Çeşmeden gemi ile sadece 45 dakika. Yolculuk büyükler için 11, çocuklar için sadece 6 Euro. Güzel günlerde Çeşme’den çok net görünen bu adanın nüfusu 57 bin. En büyük kasabası Khios, 35 bin nüfusa sahip ve ada birbirinden ilginç Orta Çağ’dan kalma köylerle dolu.

 

AĞLAYAN AĞAÇLAR…

Sakız Adası adını, adanın güney kesiminin neredeyse tümünü kaplayan sakız ağaçlarından alıyor. Ağustos aylarında gövdelerinden şakır şakır gözyaşı döken bu ağaçlar, Yunanistan ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Sakızdan yapılan Yunanlıların meşhur içkisi mastika, reçeller, sakızlı kahve ve sakız elbette Sakız Adası’nın başlıca gelir kaynağı. Adalılar yüzyıllar boyu bu işi öylesine çok önemsediler ki gelen turiste aslında çok da önem vermiyorlar. Çok değerli olan bu ağaçlar bizim Kıbrıs’ta çitlenbit olarak bildiğimiz ağaçlarla aynı familyadan olsa gerek. Bir zamanlar ben daha küçücük bir çocukken büyük teyzemin çitlenbit ağaçlarını sırf ağlatmak için attığı çentikleri hatırlıyorum. Teyzem bana ağacın bu çentiklerle acı duyduğunu ve ağlamaya başlayacağını anlatırdı. Ağacın gözyaşları teyzeme hep sakız olarak dönerdi.

Kayığı ilk yüzdüren dalgaların ve dalgalara ilk binen kayıkların denizi Arşipel; yani Ege. Denizcilikle ilgili ilk medeniyetlerin doğduğu yerdir Ege. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir, Ege’deki adaları anlatırken “Gökte Afrodit’in ak memesinden süt fışkırtarak saman - yolunu yaratmış Galiba gök engininden deniz enginine düşen damlalardan da bu adacıklar meydana gelmiş; gökte yıldız, denizde de ‘adalar samanyolu’ oluşmuş” diyor Anadolu’nun yarımadalarını, Ege’ye açılmış kollara benzetir Cevat Şakir… Sakız’dan Çeşme’ye bakıldığında, ya da Çeşme’den Sakız’a doğru uzanıldığında Balıkçı’nın bu saptamasının ne kadar da doğru olduğu anlaşılıyor.

 

YAŞAYAN ORTA ÇAĞ…

Sakız Adası’na günübirlik yaptığımız ziyarette beni en çok etkileyen Orta Çağ’dan kalma köyler. Khios tarih boyunca Ceneviz, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu egemenliklerinde yaşamış. Adanın güneyinde yer alan üç köy Mesta, Pyrgi ve Armolia bu tarihi öylesine güzel korumuşlar ki, tarih tutkunlarının büyülenmemesine imkan yok. Köyler bir zamanlar korsan saldırılarına karşı kale gibi inşa edilmiş. Kaleköy’e girdiğiniz anda kendinizi Orta Çağ’da hissedersiniz. Evler birbirine yapışık dizilmiş sadece kalenin iç kısmına bakan kapı, pencere ve birbirine dokunsan değecek cumbalara sahiptir. Sokaklar kaldırım taşlı ve daracık. Kalenin bir girişi, bir de çıkışı vardır. Labirent gibi sokaklarda yolu bilmezseniz kesinlikle kaybolursunuz. Her Orta Çağ köyünün ortasında sakinlerin herhangi bir saldırı sırasında hareket edebilir bir köprü ile sığındığı koruma kulesi vardır. Köy Orta Çağ’dan fırlamış bir müze gibi olsa da, yaşam olduğu gibi sürmekte. Orta Çağ’dan kalma evlerde sakinleri, yaşamlarını aynen sürdürmekte. Evlerin bazıları kışlarını Atina’da, yazlarını ise buradaki köy evlerinde sürdüren Yunanlara ait. Köy meydanında asırlık ağaçların altında köy tavuğu, fırında patates ve makarna yemek ise tam bir Akdeniz geleneği ve keyfi…

 

Pyrgi köyünde de, Mesta köyünün Cenevizlilerden kalma köy- kale evleri aynen korunmaktadır. Burası, Mesta’dan farklı olarak, Osmanlı Dönemi’nde aynı evlerin dış duvarlarında yapılan siyah-beyaz geometrik desenlerle meşhurdur. “Xysta”(evleri boyama tarzına verilen isim) denilen bu yöntem köye girdiğiniz anda kendinizi koca bir resim atölyesinde hissetmenizi sağlıyor. Yine koca ağaçların altında, köy meydanında ve kahvelerinde, birinde oturduğu diğerinde ayaklarını koyduğu sandalyeleriyle tipik Akdeniz insanına rastlamak insana “Kıbrıs’tayım” hissini veriyor. Pyrgi köyünün bir başka özelliği de Kristof Kolomb’u Amerika’nın keşfi öncesinde ağırlaması ve ona harita temin etmesi. Bütün Bizans köylerinde olduğu gibi, bu köylerde de eski ama hala işlevini sürdüren anıt kiliseler dikkat çekmekte…

 

EZELDEN EBEDİ BİR TANIŞIKLIK…

Khios’ta mutlaka görülmesi gereken bir başka eski yerleşim yeri de gemi ile ilk çıkılan yerdeki, merkez kasabadaki kale içi bölgesidir. Burada cami ve mescit gibi Osmanlı izlerine daha çok rastlanmakta ama daracık sokaklardaki ev tarzları tamamen aynı; yani Cenovalı…

Khios’ta bizim gezdiğimiz bir diğer köy de Armalia’ydı. Seramik sanatının yüzyıllar öncesine uzanan bağlantıları. Bu adada keşfedip gezeceğiniz tam 57 adet köy var. Minicik adada kuzey ve güney sahillerindeki konumlanmalarına göre sizi farklı tarih yolculuklarına çıkaracak köyler. Siz sadece adada kaybolmayı deneyin ve mutlaka Khioslularla sohbet edin. Öylesine sıcak ve öylesine adalılar ki; hani sanki aranızda ezelden ebedi bir tanışıklık var gibi…

Ta başında dedim ya; Sakız Adası (Khios) buram buram Cenova, Bizans ve Osmanlı kokmakta… Tarih tutkunlarına duyurulur.

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1570 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler