1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'GİZLİ OTURUM' TUTANAKLARI
GİZLİ OTURUM TUTANAKLARI

'GİZLİ OTURUM' TUTANAKLARI

Yıllar sonra “gizli oturum”un tutanakları yayınlandı. “Ayşe tatile çıkarken”, 20 Temmuz 1974, saat 15.00’de Türkiye Büyük Millet Meclisi “Kıbrıs”ı konuştu “Yıkılan bir devleti, adaletli temeller üzerinde

A+A-


 


Yıllar sonra “gizli oturum”un tutanakları yayınlandı. “Ayşe tatile çıkarken”, 20 Temmuz 1974, saat 15.00’de Türkiye Büyük Millet Meclisi “Kıbrıs”ı konuştu

 

“Yıkılan bir devleti, adaletli temeller üzerinde yeniden kurmak amaciyle girişilmiş bir hareket”




Ecevit’in 20 Temmuz 1974 TBMM’deki konuşmasından:  “Savaş için değil barış için gitmek karariyle ve yalnız Türklere değil Ada'nın bütün halkına barış getirme, özgürlük getirme amaciyle, bir devleti ele geçirmek üzere değil, yıkılan bir devleti, adaletli temeller üzerinde yeniden kurmak amaciyle girişilmiş bir harekettir.” (Tutanaktan aynen)


Meclis’in gizli oturumunda sık sık alkışlarla kesilen bir konuşma. CGP Grubu adına Kayseri Milletvekili Turhan Feyzioğlu: “Biz de bugün taktik icabı, Kıbrıs'ın bağımsızlığına uzanan eller kırılmalıdır, diyebiliriz, Kıbrıs'ın toprak bütünlüğünden bahsedebiliriz. Bundan evvelki rejimin demokratik olduğu, seçimle geldiği, yerine gelen rejimin hakikaten her manâda gayrimeşru olduğu noktasından yararlanabiliriz. Bütün bunlar bir yana rica ediyorum, millî hedefimiz olan, Yunanlı'nm millî hedeften vazgeçmediği gibi bizim de millî hedefimiz olan taksimden vazgeçmememiz hayatî önem taşıdığım bir defa daha arz etmek isterim. (Alkışlar)



------------------
------------------

 

“3’üncü Birleşim 1’inci ve 4’üncü Oturum… 20.7.1974
Cumartesi…”

Kıbrıs için “dönüm noktası” bir tarih.
Kıbrıs’a yönelik Kıbrıs Cumhuriyeti’nden kaynaklanan “garantörlük” hakkını kullanan Türkiye, adaya askeri müdahalede bulunuyor.
Ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “gizli oturum”…
Bu “gizli görüşme”nin tutanakları yıllar sonra açıldı ve artık Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sayfasından “ulaşılabilir” duruma geldi.

“T.B.M.M Tutanak Dergisi”nden “gizli” Kıbrıs birleşiminde dile gelenler aslında bugüne de ışık tutuyor.

GÜNDEMDE NELER VAR?

 

·        Kıbrıs'a yapılan harekâtın meydana getirmesi muhtemel ihtilatlar karşısında, gerekliliği, sınırı ve miktarı hükümetçe takdir ve tayin olunacak şekilde Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine izin verilmesine dair Başbakanlık tezkeresi 52

·        Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yabancı ülkelere gönderilmesiyle ilgili, gizli oturumda alınan kararın aleniyete intikal ettirilebilmesi için açık oturum

·        Kararın alınmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi 52


T.B.M.M. B:3 20.7.1974 0:1

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.07

BAŞKAN: Kemal Güven

DİVAN ÜYELERİ : Mehdi Keskin (Kastamonu), İlhamı Çetin (Yozgat)
“Cumhurbaşkanlığı tezkeresi münasebetiyle Başbakan Bülent Ecevit konu hakkında açıklamada bulundu; gruplar adına grup sözcüleri ve şahıslan adına da iki üye görüşlerini bildiren birer konuşma yaptılar. Kıbrıs'a yapılan indirme ve çıkarma harekâtının meydana getirmesi muhtemel ihtilâflar karşısında gerekliliği, sının ve miktan Hükümetçe takdir ve tayin olunacak şekilde Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine izin verilmesine Dair Başbakanlık tezkeresi ittifakla kabul olundu. Alınan kararın aleniyete intikal ettirilebilmesi için açık oturuma geçilerek Başbakanlık tezkeresi ve oylama sonuçlanan açık oturumda duyurulmasına dair Başbakan Bülent Ecevit'in önergesi kabul olunarak oturuma saat 18.20'de son verildi.”

 

 

 


 

“BAKANLAR, MİLLETVEKİLLERİ VE YEMİNLİ STENOGRAFLAR DIŞINDA SALON BOŞALTILSIN”

 

Başkan’ın açılış sözleri

 

Öncelikle Başkan, 3’üncü birleşimi açarken, bakan ve milletvekilleri ve yeminli stenograflar dışında salondaki kişilerin dışarı çıkarılmasını istedi.
Sonra, oturumu şu sözlerle açtı:

“Türk siyasî tarihinde akan zamanı değiştiren, çağlara yön veren büyük olaylar çoktur. Şu ana kadar Türkiye, bütün meşru hukuk yollarına dikkatle, sabırla, hakkına inanan bir güvence içinde başvurmuştur.

Bağımsız bir Devletin varlığım garantiyle görevli olan Devletlerden biri olarak Yunanistan, Kıbrıs Devletini dolaylı olarak iltihak etmiştir. Bu durumda, Türk Milleti geleceğini, Kıbrıs'taki soydaşlarının haklarını olup bittiye bırakamazdı.

Dünyada göç ve sömürünün tehditleri ne ölçüde olursa olsun hukuka ve hakka saygılı Türk Ulusu, bütün barışçı yolları aramıştır. Şerefli ye devamlı çözüm yolu bulmak amacıyla Türkiye, bu gayrî insanî ve gelecek için tehlikelerle dolu gidişi önlemek zorunluluğunu duymuş ve müdahale yoluna başvurmuştur. Cesur ve kararlı Hükümeti ve tam bir anlayış ve birliğin engin örneğini veren bütün siyasî partilerimizi yürekten kutlarım…”
(Bütün parti sıralarından alkışlar)

 





VE ECEVİT KÜRSÜDE: “KIBRIS DEVLETİNİN BAĞIMSIZLIĞINA VE ANAYASAL DÜZENİNE YÖNELTİLEN SALDIRIYI BERTARAF ETMEK İÇİN…”

 



Zonguldak Milletvekili, Başbakan Bülent Ecevit kürsüye çıktı, uzun bir konuşma yaptı.
Çok uzun bir konuşma…
Hatta, Ecevit kürsüden indikten sonra bu “tarihi” sözler için “gizlilik” kararının kalkması ve konuşmanın kamuoyu ile paylaşılması teklif edildi, ancak Başkan bunun “mümkün olmadığını” söyledi.
Ecevit, Kıbrıs’taki Yunan darbesi sonrasında “müdahalenin” kaçınılmaz olduğunu anlattı.
İngiltere, Amerika, Birleşmiş Milletler ile yapılan temasları, pazarlıkları, endişeleri paylaştı.
Özellikle, Kıbrıs’a askeri müdahale öncesinde “İngilizler” ve “Amerikalılar” ile yapılan görüşmelerin sonucunu, Meclis’teki gizli birleşimde şu sözcüklerle özetledi:

“Elbette ki, bize Kıbrıs'a çıkarma yapmamız için yeşil ışık yakmış değillerdi; ama ortada kırmızı ışık da pek görünmüyordu..”
Amerika Dışişleri Bakam Kissinger ve Kissinger'in, Orta-Doğu işleri ile ilgili yardımcısı Sisco ile geçen “görüşme trafiği”, Ecevit’in anlatımında önemli bir yer buluyordu.
“Amerikalılar”ı nasıl ikna ettiği de Meclis’in gizli oturumunda ortaya koyduğu şu sözcüklerinde gizliydi:
“Türkiye'nin varlığı Kıbrıs'ta arttı mı, oraya, orada komünizm tehlikesi hiçbir zaman bir ölçünün üstüne varamayacaktır dedim; yoksa bu sizin dediğiniz yollarla, işte şu adam gitsin, bu adam gelsin, bu şekilde komünizmi önlemenin olanağı yoktur Kıbrıs'ta, dedim.”

 

Ecevit’ten satır başları

·        “Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kıbrıs'a barış, sükûn ve özgürlük getirmek için, Kıbrıs Devletinin bağımsızlığına ve anayasal düzenine yöneltilen saldırıyı bertaraf etmek için ve adadaki Türklerin, aziz soydaşlarımızın haklarını ve güvenliğini güvence altına almak için giriştiği harekât bu sabahın erken saatlerinde başlamıştır.”

·        “Türk tarihine asırlar boyunca şeref sayfalan katan kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz daha harekâtın ilk anlarından itibaren elde ettiği kesinlikle üstün durumu elan sürdürmektedir. (Alkışlar)  Sayın üyeler, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu oturumunu bekleme olanağı bulamadan harekâtı başlatmak zorunda kaldığımız için bizi anlayışla karşılayacağınızı ve hoş göreceğinizi umuyorum.”

 

·        …. “Türkiye'nin güvenliği bakımından olsun, kaderlerini Türkiye Cumhuriyeti Devletine, Türk Milletine bağlamış olan Kıbrıslı soydaşlarımızın güvenliği ve özgürlüğü bakımından olsun Kıbrıslı sorununu adaletli bir çözüme bağlama arzusu, ihtiyacı Türk dış politikasının temel ihtiyaçlarından, temel unsurlarından biri haline gelmiş bulunuyordu…. “

 

·        … “Son olay bir hükümet darbesi niteliğini çok aşıyor, doğrudan doğruya Kıbrıs Devletinin bağımsızlığına, anayasal düzenine bir saldın niteliğini alıyordu. Kıbrıs Devletinin hukukî temelini teşkil eden anlaşmaların, o anlaşmalara taraf olan milletlerden, üyelerden biri tarafından açıkça ihlali anlamına geliyordu.

Bu durumda artık, yalnız toplumlardan birinin haklarının esirgenmesi, çiğnenmesi, tehdit altına alınması değil, doğrudan doğruya Kıbrıs Devletinin varlığının tehlikeye girmesi söz konusu oluyordu…”

 

·        … “Biz, meseleye silahlı kuvvetlere başvurmaksızın, müzakere yoluyla çözüm bulabilmek için bazı yollan denemeye çalıştık. Aslında, yapabileceğimiz denemeler çok sınırlı idi. Daha önceki deneyimizden biliyorduk ki, Yunanistan aramızdaki herhangi bir sorunu bizimle diyalog kurarak, müzakere ederek çözmeye yanaşmıyordu…”

 

·        … “Kıbrıs Devleti yıkılmıştır aslında, anayasal temeli çökmüştür, güvencesi kalmamıştır, yapısı kalmamıştır, ne temeli, ne başı kalmıştır. Devletin yeniden kurulması gereklidir. Eski biçimiyle veya değişik biçimle. Onun için bir kuruluş döneminden geçilmesi gereklidir.”

·        … “Aslında, 10 yıl önce ikimiz de bir hata yaptık dedim. Amerika da bir hata yaptı, Türkiye de bir hata yaptı. Sizin hatanız, çok haklı olduğumuz bir zamanda müdahale edecekken bizim elimizi, kolumuzu tutmanız oldu; bizim hatamız da, sizi dinlememiz oldu dedim (Orta ve sağ arka sıralardan şiddetli alkışlar ve orta sıralardan "Bravo" sesleri) ve bunun, bu karşılıklı hatalarımızın sonucu olarak Kıbrıs bu noktaya geldi, Türk - Yunan ilişkileri bu noktaya geldi. Şimdi nasıl içinden çıkacağım bilemiyoruz dedim.”

 

·        … “Kıbrıs için behemehal bir yeni devlet statüsü oluşturulması gerekir, daha doğrusu bir devlet statüsünün yeniden oluşturulması gerekiyor. Bu, eski statünün bir benzeri olabilir, çok değişik bir statü olabilir; ama artık bu devletin ne olduğu belli değil defakto bir devlet, bir fiilî durum; fakat hiçbir hukukî niteliği, tanımlaması, sınırı, biçimi yok, bu devleti yeniden oluşturmak gerekiyor dedim. Belki de bu görevin inisiyatifi bizim üzerimize düşecek dedim ve biz bunu yerine getireceğiz dedim.”

·        …. “Sabah, bildiğiniz gibi erken saatlerde harekât başladı, ingiltere'den de, Amerika'dan da işte başlangıçta böyle bir harekâta geçmeyin, şimdi de geçtikten sonra artık bunu belli bir aşamada durdurun, durdursamz iyi olur, işte durdurmazsanız sakıncalan olur gibi dostane üslupla ricalar, ikazlar gelmeye başladı. Sayın Sisco'da dediğim gibi birazdan gelmiş olacak, belki de şu anda gelmiştir; sizin izniniz olduğu vakit müzakerelerden sonra görüşeceğim….”

 

·        … “Savaş için değil barış için gitmek karariyle ve yalnız Türklere değil Ada'nın bütün halkına barış getirme, özgürlük getirme amaciyle, bir devleti ele geçirmek üzere değil, yıkılan bir devleti, adaletli temeller üzerinde yeniden kurmak amaciyle girişilmiş bir harekettir..”

 

·        … … “akıl, mantık yolundan uzaklaşanlar bir çılgınlık yapmazlarsa kısa zamanda Ada'ya da, bölgemize de barış geleceğine ve Kıbrıs için yepyeni çözüm olanaklarının açılabileceğine inanıyorum. Yüce Meclise içten saygılar sunarım. (Ayakta ve sürekli alkışlar, "Bravo" sesleri)”

 

 




“DEMİREL: BİNAENALEYH, BİR YENİ NİZAM KAÇINILMAZDIR”

“3’üncü Birleşim 1’inci ve 4’üncü Oturum… 20.7.1974 Cumartesi…”

Başbakan Ecevit’ten sonra gruplar adına konuşmalar yapılıyor.
Genelde, bu karara tam destek var.
Ateşli konuşmalar…
Sık sık alkışlar…

DP grubu adına Ferruh Bozbeylî, “İnanıyoruz ki, Türk Milleti 50 yıldan beri kendi Ordusuna yedirdiği ekmeği bir kere daha helâl etmenin bahtiyarlığını duymaktadır” derken CHP ve DP sıraları ayakta alkışlıyor.
Silâhlı müdahalenin hukukî dayanağının Londra ve Zürih Antlaşmaları olduğu üzerinde duruluyor.
Cumhurbaşkanlığı kontenjan grubu adına Nihat Erim, tam desteklerini ilan ediyor.

Millî Birlik Grubu adına Fahri Özdilek CHP, CGP, DP ve MSP sıralarından alkışlarla, Atatürk’ün sözünü tekrarlıyor: Yurtta Sulh Cihanda Sulh.
Adalet Partisi Grubu adına Süleyman Demirel kürsüye çıkarken alkışlar çok daha şiddetleniyor.
Demirel şu sözleri söylüyor:

“Kıbrıs davası, aslında Türkiye için ne bir toprak davasıdır ne de sadece Kıbrıs'ta yaşayan 150 bin soydaşımızın güvenliği davasıdır. Bunları çok aşan bir davadır. 1829'da Mora yarımadasından başlayarak hep Osmanlı İmparatorluğu aleyhine büyüyerek gelen Elen idealizmine, Megaloideaya "dur" deme davasıdır. (Alkışlar ve "Bravo" sesleri)”

Demirel, Kıbrıslı Türkler’e de “övgülerini” gönderiyor.
“Bugün bir Kıbrıs davası hâlâ elimizde var ise, olabilmiş ise, bir Kıbrıs davasında tutacak bir yerimiz, önemli tutacak bir yerimiz var ise, Kıbrıs’a Osmanlı imparatorluğunun 1570'de götürüp, 300 sene sonra 1870'te terk edip geldiği bu, aslında Anadolu'nun tabiî bir uzantısı olan bu adaya götürüp bıraktığı Türk Milletinin asil evladan, orada bayrak için ve Büyük Türk Topluluğu için şecaat ve kahramanlık göstermiş; 450 000 Rumun içerisinde 73 ayn yerde dağınık bir şekilde olmalarına rağmen, ölmüşler, işkence görmüşler, açlığa tabi tutulmuşlar ve bunların çok büyük bir kısmı da Kıbrıs Anayasasının mer'i olduğu zamanda olmuş, bunlann büyük kısmım da yaptıran Arkibişop Makarios'tur; öyle olmuş, ama Türk varlığını muhafaza etmekte hayatiyet gösterebilmişlerdir.”

Ve Demirel, meşhur “Binaenaleyh” sözcükleriyle meseleye noktayı koyar:

… “Bir yeni nizam kurulacaktır, bir yeni nizam kaçınılmazdır. Binaenaleyh, Türkiye bugün 1960 Kıbns Devletine hayatiyet veren Anlaşmalann şartlan içerisinde de kalamaz. Binaenaleyh, bu yeni nizamı kurarken, fevkalade dikkatli davranılması gereğine ve böyle büyük hadiselerin sık sık meydana gelmemesi için, masa başına güçle oturulduğu inşallah nasip olacaktır ve bu gücün gereği olan bir yeni nizamın kurulmasına azami dikkati sarf etmemiz gerekecektir.

 




CGP GRUBU ADINA TURHAN FEYZİOĞLU’NDAN ATEŞLİ KONUŞMA:

“Biz de bugün taktik icabı, Kıbrıs'ın bağımsızlığına uzanan eller kırılmalıdır, diyebiliriz. Ama TAKSİM’den vazgeçmeyelim”

20 Temmuz 1974 TBMM “gizli oturumu”ndaki en ateşli konuşmayı CGP grubu adına Kayseri Milletvekili Turhan Feyzioğlu yapar.
Bu konuşmada önemli ‘ip uçları’ da vardır…

·        <<Biz de bugün taktik icabı, Kıbrıs'ın bağımsızlığına uzanan eller kırılmalıdır, diyebiliriz, Kıbrıs'ın toprak bütünlüğünden bahsedebiliriz. Bundan evvelki rejimin demokratik olduğu, seçimle geldiği, yerine gelen rejimin hakikaten her manâda gayrimeşru olduğu noktasından yararlanabiliriz. Bütün bunlar bir yana rica ediyorum, millî hedefimiz olan, Yunanlı'nm millî hedeften vazgeçmediği gibi bizim de millî hedefimiz olan taksimden vazgeçmememiz hayatî önem taşıdığım bir defa daha arz etmek isterim. (Alkışlar) “

 

·        … “Bu dönemeci değerlendirelim ve Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, siyasîler olarak, iktidarda, muhalefette siyasîler olarak şu anda şehit düşmekte olan Silâhlı Kuvvetlerimizin kanlan ile elde ettiklerini mürekkeple elde etmeyi bilecek hazırlığın içinde bugünden olalım. Millî hedefimizden sapmayalım ve şaşmayalım. ("Bravo" sesleri, alkışlar)”

 

·        … “Bunun adı değerli arkadaşlarım taksim konmayabilir, umurumda değil; İngiliz taksim dememiştir; ama anlaşmalara bakınız İngiliz üsleri demez, "Egemen İngiliz üsleri" der. Egemen Türk bölgesi densin razıyım efendim. Muhtar Türk bölgesi densin. Muhtar Rum bölgesi densin, ne denirse densin, bunun adı muhtar konsun, egemen konsun, adı bambaşka bir şey konsun; ama gerçekte Türk egemenliğinin ve Türk gücünün kendini hissettirebildiği bir coğrafî bölgeye sahip olmanın millî hedefimiz olduğu noktasından asla şaşmamak gerektiğini bu vesile ile arz etmekten, hele bunun Yüce Mecliste anlayışla karşılandığım görmekten, tasviple karşılandığım görmekten bahtiyarım.”

 

(Meclis “gizli oturumu”nun kapanma saati: 19.05 !..)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 3075 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler