1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Gidiş-Geliş (köyden şehire)
Gidiş-Geliş (köyden şehire)

Gidiş-Geliş (köyden şehire)

Üç-beş haneli bir köydeydiler… Genç bir çift ve yeni doğan erkek çocukları… Mutlu bir hayat yaşadıklarını söylersek yalan olmazdı. Fazladan bir şeylere ihtiyaçları yoktu. Ekip biçiyorlar, yediklerini içtiklerini kendileri üretiyorlardı. ***

A+A-

 

 

 

Üç-beş haneli bir köydeydiler… Genç bir çift ve yeni doğan erkek çocukları… Mutlu bir hayat yaşadıklarını söylersek yalan olmazdı.

Fazladan bir şeylere ihtiyaçları yoktu. Ekip biçiyorlar, yediklerini içtiklerini kendileri üretiyorlardı.

***

Küçük Doğa, keçinin sütünü, tavuğun yumurtasını, bahçenin semiz otunu yiyerek büyüyordu. Okul yaşına da geldiğinde yürüyerek yarım saatlik mesafedeki kasabanın okuluna gidip geliyordu.

***

Mutluydular, doğadan alıyor, doğaya geri veriyorlardı. Köydeki diğer haneler de farklı değillerdi. İki genç veya orta yaşta çift daha vardı köyde… Diğer üç hanenin sahipleri yaşlıcaydı ama her birinin üç, beş, yedi çocukları vardı. Diğer iki çift ve çocuklarıyla birlikte köyün nüfusu otuz kadar oluyordu.

***

Büyük bir keyifle ürettiklerini hemen yanlarındaki kasabada kurdukları pazarda satıyorlardı. Geri gelirken yanlarında kalan ürünleri hiç olmadı, ne varsa hepsini satıp öyle geliyorlardı. Herşeyiyle organik olan meyveler, sebzeler, sütler, yumurtalar kasabanın beklediği ürünlerdi. Hatta pazara gelmeden satıldıkları da oluyordu çünkü haftadan haftaya kurulan pazarda bir hafta önceden sipariş verilen ürünler vardı.

***

İşte Doğa böyle bir köyün, böyle bir yaşamın içinde büyüyen, insan ilişkilerinin hep dostça olduğu, hilenin, yalanın olmadığı, sevginin paylaşıldığı ve daha büyüdüğü bir yerde büyüdü.

***

İlkokul, orta, liseyi yanlarındaki kasabada hep yarım saatlik yolu yürüyerek tamamladı. Yağmur, çamur olduğunda, küçük köyün diğer çocuklarıyla birlikte ya bir eski arabanın ya da bir traktör kasasının içinde gelip gittiler. Güneşi de güzel geliyordu onlara, yağmuru da, çamuru da…

***

Ama lise de bitmişti artık… Doğa’yla birlikte iki genç daha üniversite için büyük şehre gitmeliydiler. Sınav mınav var mıydı bilmiyorum ama üniversiteye girdiler işte… Her gün de gidilip gelinecek bir yerde değildi o büyük şehir… Gidip orada kalmaları gerekliydi. Üç ailenin velileri ve gençler büyük şehre gittiler. Daha önce birkaç defa gidip gelmişlerdi ama günlük gezilerdi bunlar veya geziden öte mecburiyetten dolayı gitmelerdi.

***

Bu kez böyle değildi. Gidip kalacaklardı. Okuyacaklardı, belki birkaç ayda bir gelip köylerini, ailelerini göreceklerdi. Ailelerinden de ilk kez ayrılıyorlardı. Zor olacaktı ama başarmak gerekiyordu.

***

Bir öğrenci yurduna kayıtlarını yaptırıp geri döndü aileleri… Doğa ve iki arkadaşı büyük şehre alışmak için, açılmasına daha iki gün olan okuldan önce şehri dolaşmaya çıktılar. Hızlı bir yaşam, koşuşturma içindeki insanları görmenin, trafik karmaşasının gerdiği, sinir ettiği insanların kavgalarını izlemenin, her köşe başında çöp yığınlarına rastlamanın veya yolda yürürken karşılarına çıkan insanların gergin suratlarına rastlamanın, kötü kötü kendilerine bakanlara bir anlam verememenin anlamsızlığıyla döndüler yurda…

***

Bir süre konuşmadılar, gördüklerini sindirmeye çalıştılar. Sonra da “biz bu şehirde ne yapacağız?” şeklinde baktı gözleri birbirlerine… Ancak yapacak bişeyleri yoktu. Okumaya gelmişlerdi, aileleri onlar için masrafa girmişlerdi, onlardan umutları vardı. Evet, alışık olmadıkları bir hayattı ama başarmak zorundaydılar.

***

Günler, aylar geçtikçe “acaba geri dönsek mi” şeklindeki tartışmaları çoğalmaya başladı. Üç-dört ay sonra köylerine ziyarete gittiklerinde geri dönmemek için aileleriyle de konuştular. Ancak yine kendileri bu kararlarından pişman olup geri şehre döndüler. Dünya kendi köylerinden ibaret değildi. Okul bitince köylerine geri dönmek de olabilirdi ama neden okumaya kalkmışlardı ki! Biri mühendis, biri ekonomist, biri de öğretmen olacaktı. Köyde bu işleri yapabilecekleri bir yer yoktu. Belki öğretmen olan kasabada yapabilirdi ama o da belli değildi, ihtiyaca göre gidiliyordu.

***

Bunları düşünerek geri döndüler şehre… Okuldan sonraki hayatlarına bir şekil vermek zorundaydılar ve köyde kalarak bunu yapamazlardı. “Köyden indim şehere” misali asıldılar hayata…

-devamı haftaya-

   

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 604 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler