1. YAZARLAR

  2. Erdinç Gündüz

  3. ‘Gerçek Tarih’, ‘Resmi tarih‘e karşı
Erdinç Gündüz

Erdinç Gündüz

Yazarın Tüm Yazıları >

‘Gerçek Tarih’, ‘Resmi tarih‘e karşı

A+A-

 

‘Tarihi’  severim. İlkokul çağlarımda da severdim, ortaöğretim çağlarımda da, daha sonrasında da. Öğretilenleri bilirdim doğal olarak. 
Uzun yıllar sonra , bize öğretilenlerin hep sınırlı, hatta sansürlü olduğunu farkettim.  İlgim daha da arttık bunu öğrenince. İlgim bu sefer, öğretilmeyenlere, ezberletilmeyenlere, hatta gizlenmeye çalışılanlara kaymaya başladı.
Önceleri,  sadece bize has birşey olduğunu sandım bunun. Ama sonra, yanıldığımı anladım.  Tüm ulusların ‘tarihlerinde’  çarpıtmalar, gizlemeler olabildiğini farkettim. Bazılarında az abartılı, bazılarında çok abartılı olabiliyordu. Biz , Kıbrıs’ta da, Türkiye’de de,  ‘çok abartılılar’ sınıfındayız herhalde. Aynı sınıfta olanlar arasında Yunanlılar vede Kıbrıs Rumları da var. Zaten,   bu zayıf tarafımızdan vurulduk tarihimiz boyunca.  ‘Zayıf nokta’yı keşfedenler, o noktadan vurdular hep.  İncecik olan ‘o nokta’  daha da inceldi, inceldi ve koptu sonunda.

Şimdi iki tarih var karşımızda. Biri, “okullarda öğretilen tarih”, diğeri ise “gerçek” tarih...

***

Galiba birşeyler, yavaş da olsa değişiyor ama. Çok insan farkında resmi tarih ile gerçek tarih arasında büyük farklar olabildiğinin. Örneğin, eskiden,  ‘kökeni’  tartışmak vatan hainliği ile eş tutulurdu buralarda.  Böyle birşeyi bırakın araştırmaya kalkmak, aile sohbetleri sırasında konuşmak bile nerdeyse yasaktı. Kağıt üzerinde olmayan, beyinlere yerleştirilmiş  bir yasak’tı bu.  Ama oradaydı ve korkutucuydu. 
Şimdilerde pek de öyle değil.  İnsanlarımız hem korkmadan araştırıyor hem de konuşuyorlar artık. Bunu yapıyorlar diye  ‘vatan haini’,  ‘kanı bozuk’  v.s. suçlamaları ile karşı karşıya kalmaktan da  çekinmiyorlar.  Çünkü sadece gerçekle ilgileniyorlar. Ve gerçek –ne isterse olsun- her zaman gerçektir. Üzerinden, ister  50 yıl geçsin, isterse 150..Hatta 250 veya 550...

***

“Gerçek”lerle ilgilenenler için kaynak olabilecek araştırmaların sayısı gün geçtikçe artmakta ülkemizde de Türkiye’de de.  Meraklıları gidip bulabiliyorlar ve okuyabiliyorlar artık.  Bazıları bunlar için “yalan dolan...” , hatta “safsata”  diyebiliyorlar hala. Hatta, gelenekselleşmiş ve alışılagelmiş ‘bildiğimiz’  göstermelik suçlamalar bile yapabiliyorlar. Ama onları da ‘takan’ azalıyor gün geçtikçe.
‘Resmi Tarih’ ile ‘Gerçek Tarih’ arasındaki ciddi farkla mı tek sorunumuz ? Tabii ki değil.  Ama, başı sıkıştığı, beyni donduğu anda köktenciliğe sarılan, işi  en uç noktalara kadar götüren, yüzüne ‘milliyetçilik’, ‘dincilik’ maskesi takanların  hala var olduğunu, hatta zaman zaman çoğaldığını bile görmek ve yaşamak ciddi ciddi düşündürüyor insanı , ‘Acaba bunun sonu nereye varacak ?’ sorusuyla.

Bu yazı toplam 1690 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar