1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. GENELDE ALTERNATİF ENERJİ ÖZELDE SOLAR ENERJİ
GENELDE ALTERNATİF ENERJİ ÖZELDE SOLAR ENERJİ

GENELDE ALTERNATİF ENERJİ ÖZELDE SOLAR ENERJİ

Stellla Aciman: Geçen ay Mesarya’da organik zeytincilik yapan Levent Bey’lerin evine konuk olmuştum. Ev ovanın yüksekçe bir tepesinde, elektriği bile olmayan bir yerdeydi. Eve girerken bahçedeki rüzgâr değirmeni dikkatimi çekmişti.

A+A-

 

 

Stellla Aciman

Geçen ay Mesarya’da organik zeytincilik yapan Levent Bey’lerin evine konuk olmuştum. Ev ovanın yüksekçe bir tepesinde, elektriği bile olmayan bir yerdeydi. Eve girerken bahçedeki rüzgâr değirmeni dikkatimi çekmişti. Levent Bey dikkatimi fark etmiş olacak ki, bana ‘bu evde elektrik yok, solar ve rüzgâr enerjisi kullanıyoruz’ demişti. O gün bu konuyla ilgili birçok bilgiyi kendisinden aldım ve bahçeye kurulmuş tesisatı inceledim. Evin ısınma dahil, her türlü elektrik ihtiyacının solar enerjiden faydalanılarak sağlandığını gördükten sonra, ‘güneşi hiç bitmeyen bu ülkede neden alternatif enerji gündeme hiç getirilmez, halk teşvik edilmez?’ diye düşünmeye başladım. Elektriğin sürekli kesildiği, faturaların hayli kabarık olduğu KKTC’de, artık alternatif enerjinin ivedilikle gündeme gelmesinin kaçınılmaz olduğunu düşünerek bu konunun öncüsü, Sky Wings Ltd. şirketinin direktörü Serkan Özcezarlı ile konuştum.

Solar enerji nedir?

Enerji dediğimiz zaman güneşten gelen gün ışığı aklımıza gelir. Güneşten gelen ışınlar; foto voltaj dediğimiz, özel yapılmış panellere çarparak bunu elektrik enerjisine çevirir. Biz, cihazlar kullanarak bunu ev elektriği dediğimiz enerjiye çeviririz. Teknik terim kullanmak zorundayım burada; güneşten gelen enerji düz akımdır, biz bu akımı inverta veya UPS dediğimiz çevirici ile normal ev elektriğine; örneğin 200-230 volta çevirip evimizde kullanıyoruz. Solar panel demek budur. Daha basitçe ve daha sistemli anlatayım. İki türlü elektrik üretme sistemi vardır ülkemizde: 1-Bulunan yerin belli bir şehir elektriğine yakın olmaması, dağ olması mesela, ya da elektrik bağlanmasında büyük problemi olan bir yerse buna biz ‘şebeke bağlantısız sistem’ diyoruz. Bu sistemler tamamen bağımsızdır. Kendi enerjisini kendisi üretiyor, depoluyor, üretim olmadığı zamanda da onu kullanıyor. Bunlar da; güneş paneli, rüzgâr tribünü veya dizel jeneratörler gibi üreteçlerdir. Üretilen enerji; kontrolör dediğimiz sistemi, üretilen akımı, kontrolden geçirip akümüze giriyor. Akümüz enerji depomuzdur. Bu deponun büyüklüğü evin büyüklüğüne göre değişir. Ayni şekilde üreteçler de değişir, panel sayısı, tribün sayısı, büyüklüğü; o evin tüketim cihazları hesaplanarak belirlenir. Akımı da inverta dediğimiz cihazla akümüzden alıp evimize veriyoruz. Diğer üretim şekli ise yine güneş enerjisinden veya rüzgâr enerjisinden üretilir. Üretilen enerji bir inverta aracılığı ile şehir elektriğine verilir, tüketim miktarına göre mahsuplaştırarak kullanılır. Buna da şebeke bağlantılı sistemler diyoruz.

Şebeke bağlantısından söz eder misiniz?

Dünyada ve Avrupa’daki üretimler bu şekildedir. Bir yerde üretiyorsunuz, şebekeye veriyorsunuz ama siz kullanıcı olarak şebekeden alıyorsunuz çünkü şebeke enerjisinin sınırları daha yüksektir. Enerji yasamız yürürlüğe girdi. Ürettiğimiz enerjiyi şehir elektriğine verebiliyoruz ama bundan herhangi bir maddi gelir elde edemiyoruz.

Neden?

Yasanın eksik tüzükleri nedeniyle… Ürettiğimiz enerjide fazlalık olduğunda satılabilmesi için bir ücretlendirme yapılması gerekir. Henüz bu konu yok tüzükte. Veriyorsunuz ama gerektiğinde de alıyorsunuz. Örneğin siz bir ayda kullanacağınız enerjiden eksik ürettiyseniz şebekeden alabiliyorsunuz. Mesela Türkiye’de rüzgâr tribünü santralleri var. Bu paneller ürettikleri enerjiyi şehir elektriğine veriyor, halk da bu elektrikten kullanıyor. Yine benzer güneş enerjisi santralleri var. Bizim Teknecik Santralı gibi… Orası fuel oil ile çalışıyor. Diğerleri ise güneş ve rüzgârla çalışıyor ki bunlar daha büyük enerji parklarıdır.

“BİZ GÜNEŞ ÜLKESİYİZ”

KKTC güneşten yana çok şanslı bir konumda, peki rüzgâr olarak nasıl?

Rüzgâr olarak biraz zayıfız, biz güneş ülkesiyiz. Ana üretim noktamız güneş hedefli olması lazım. Rüzgâr da var, yok değil ama rüzgâr ülkenin belli noktalarındaki kanallardan geçer. Enerji santralleri kurulurken bunlar göz önünde bulundurulmalıdır. Ülkemizde de Kuzey batı kısmı; Geçitköy, Akdeniz, Güzelyurt tarafları rüzgâr geçit alanıdır. Yeni Erenköy ve Karpaz Yarımadası’nda da bir geçiş yerleri vardır. İyi bir rüzgâr tribünü projesi yaparken öncelikle yerin ön analizi yapılır, altı ay bir sene araştırılır. Rüzgâr tribünlerinin kurulumu yapılırken uydu bağlantılı istasyonlar kurulur, rüzgârın yönü belirlenir. Bu istasyonlar 1-2 yıllık analizi yapar. Siz o analize bakıp verimliliğine göre hangi tip, ne büyüklükte bir rüzgâr enerji santrali kuracaksınız hesaplarsınız. Ülkemizde yılın 12 ayı güneş var.  Güneş enerjisi üretiminde,  direkt güneşin olması da gerekmez, gün ışığı da üretime yeterlidir.

Ne kadar çok güneş varsa o kadar çok enerji mi oluyor?

Aynen öyle ama dezavantajı da var. Güneş enerjisi ne kadar çok olursa dış ısıyla da bağlantılıdır. Yazın güneş çoktur ama radyasyon dediğimiz yansımadan dolayı oluşan ısınma da çok olduğundan, elektrik akımı çok hızlı olacağından bir ısı oluşturuyor paneller arasında, o ısı da üretimde bir kayıp oluşturur. Her ne kadar bir artı varsa üretimde, burada da gideri vardır, kaybı vardır. Hesaplanırken en sıcak ortama göre hesaplanır ve ona göre paneller konur. 200 kilovatlık bir sistemde 10 tane panel gerekirse siz onu 10 diye kısıtlamayacaksınız. Günde yüzde 10-20 panel üzerindeki ısıyı da hesaplayarak panelinizi kurarsınız ki o kaybı çıkarabilesiniz.

100 metre karelik bir ev var diyelim, bunun hesabını nasıl yapıyorsunuz?

Panel sayısı, tek bir panelin kaç voltluk olduğuyla belirlenir. 100 ya da 200 voltluk olabilir paneller. Biz, öncelikle enerji sistemi kurulacak evde iki şey ararız; şebeke elektriği var mı, yok mu? Şebeke elektriği varsa aylık tüketim kilovatını bilmek gerekir. Günlük, saatlik kilovat hesaplanır, bu hesap üzerinden ne kadar ve kaç kilovatlık güneş paneli gerektiği hesaplanır. Örneğin; saatte 2 kilovat elektrik isteyen bir ev olduğunu düşünelim. On tane 200 vatlık panel  de olabilir, 20 tane 100 vatlık da olabilir. Sayı ya da miktar değil, önemli olan üretilecek voltajın kilovat olarak bizim tüketimimizle eşdeğer olmasıdır.

KULLANIMA GÖRE PLAN

Bu sistemin kurulabilmesi için konut şekli önemli mi, villa veya apartman dairesi olması gibi…

Konutun şekli hiç fark etmez. Güneş panellerini kuracak uygun bir alan olması lazım, Rüzgâr desteği de her zaman avantajdır, yer ona göre belirlenir. O evde şehir elektriği yoksa şebekeden bağımsız sistem de kurulabilir. Tüketim cihazlarının hesaplanması gerekir. Hangi cihaz kaç saat çalışıyor bunu biliriz zaten. Böyle bir sisteme girilecekse; biz müşterilerimize öneride bulunuruz, ‘A plus dediğimiz enerjiye uygun cihazlar kullanınız’ deriz. Neden? Hem tüketimi azdır, hem de sistem kurulurken daha az bir enerjiye ihtiyaç duyarsınız. Bugün aldığımız ürünlere ‘ne kadar tasarruf sağlıyor?’ diye bakıyoruz. Evimizdeki ampuller de bununla bağlantılıdır. Eski tip ampullerden kullanırsak, bizim cebimizden ekstra para çıkar. Enerji üretilirken sadece sistemi kurmak değil, kullanımda tasarruf sağlamak da önemlidir. Sistemi kurduğumuz kişilere bunun tasarruflu kullanımını da öğretiyoruz. Yenilenebilir enerjiyi kullanmak çocuk yaşta başlar. Ben bu işe başladığımda çocuklarım 2-3 yaşındaydı, şu anda hepsi bu sistemi kullanabiliyor. Tasarruflu ampul kullanılması, buzdolabının gereksiz açılmayacağı, kapalı havada çamaşır ve bulaşık makinesinin kurulmayacağını bilirler… Yani kullanıcının da bilinçlenmesi lazım. Aynı anda çamaşır ve bulaşık makinesini çalıştırır diğer taraftan da ütü yaparsanız, bütün yük son noktaya gelir. Elektrik tesisatına yük bindirmiş oluruz. Bu enerji kullanımında çok yanlış bir uygulamadır. Bu kabloların bir ısınma oranı vardır. Bazen yaşarız; sigorta atar, bu yanlış kullanımdan kaynaklanıyor. Enerji kullanmayı bildiğinizde yüklenmeyi iyi anlıyorsunuz.

Hesaplama yapıldıktan sonra proje çıkar; kaç tane panel, akü, inverter kullanılacağı hesaplanır. Sistemin montajdan önce hazırlığını yaptıktan sonra çalışmalar başlar. Montaj tamamlandıktan sonra müşterimize kişiye özel (çünkü her sistem farklıdır) kullanma kılavuzunu yazılı olarak veririz. Kurduğumuz her sistemi de bir yıl sigortalıyoruz.

Hangi sistemi daha çok öneriyorsunuz?

Akülü sistem tamamen bağımsız sistemdir. Hiç bir şekilde şehir elektriğiyle bağımlı değildir. Aküsüz sistemde direkt şebekeye bağlısınız. Bu işi yapmak isteyenler öncelikle konutun konumunu bilecek ve sisteme ona göre karar verecek. Eğer şehir elektriği varsa akülü sistem yapılmasını önermiyoruz ama ‘ülkemizde sık elektrik kesiliyor; elektriksiz kalmayalım, 4-5 saatlik süre dahi yetsin’ diye düşünülürse sisteme akü grubu da kurulur ve karanlıkta kalınmaz.

 Halkın ilgisi var mı bu sisteme, insanlar bu işin ne kadar farkında?

Aslında çok duyarlılık var. İlk kurulum maliyetinin yüksek olması biraz ürkütüyor tabii. Ürünlerin yurt dışından ithali, birim yol masrafı, ülkeye girişi, birçok vergi birleşince maliyet bir anda yükseliyor. Bu dünyada da böyledir. Bizde % 20 bir fiyat fazlalığı vardır Avrupa ülkelerine göre.  

Dört kişilik bir ailenin oturduğu eve böyle bir sistem kurmanın maliyeti ne kadardır?

Dört kişilik bir ailenin oturduğu bir konutta, sistem şebeke bağlantısızsa 12-16 bin Euro’ya mal oluyor. Şebeke sistemli olursa, 8-14 bin Euro civarında tutuyor. Bu fiyatlar bir yıl önce yüzde 20 daha fazlaydı. Dünyada üretimin artmasıyla sistemde kullanılan malzeme fiyatları da düşüyor. Ancak bizim ülkemizde kişilerin gelirleri de göz önünde bulundurulduğunda, bir anda 24-25 bin TL vermek zor geliyor.

TAKSİTLİ KURULUM

Sistem kendini nasıl amorti ediyor?

Şebeke bağlantılı sistemler maksimum 60 ay içinde kendini amorti eder. Daha önce ne kadar enerji kullanıyorsak aynı şekilde kullanmaya devam ederiz. İmkânlar ve tüketimle bağlantılı olarak, bu sistem büyütülebilir. Bugün saat başı 2 kilovat kurduk, sonrasında bunu 4’e, 5-6’ya  çıkarabiliriz. Akülü sistemler; elektriğin size geliş mesafesiyle, ne kadar bir maliyet çıkacağıyla orantılıdır. Bu bağlantıyla beraber 24-30 ay, maksimum 48 ayda kendini amorti eder.

Taksit yapmıyor musunuz?

Tabii ki yapıyoruz. Verdiğimiz projelerin %50 sini peşin alıyoruz ve işi başlatıyoruz. Geri kalanı da minimum 3, maksimum 12 aya kadar taksitlendiriyoruz. Sistem çok büyükse çalıştığımız bankalardan çok düşük faizle kredi alıp 36 aydan 72 aya kadar vade imkânlarını sunarak böyle bir sistemin sahibi olabilirsiniz.

Sistem kurulduktan sonra her hangi bir masrafı oluyor mu?

Şebeke bağlantılı sistemlerde bakım maliyeti yok denecek kadar azdır. Nelerdir? Şebeke bağlantılı sistemi kurarken sistemi Vetbox dediğimiz internet aracıyla takip ediyoruz, günlük üretimlerini kontrol ediyoruz. Tabii müşterimiz bizden takip etmemizi isterse yapıyoruz bunu. Herhangi bir dönemde, üretim düşmesi durumunda sistemde bir arıza olabileceğini düşünüyoruz çünkü paneli üreten de bir insandır ve arıza olabilir. Gidip arızalı olan noktayı buluyoruz, orayı onarıyoruz. Müşteri bazen de arıza olduğunu aylık faturadan anlar ‘ben ayda 200 kilovat tüketiyordum ama ben 200 kilovatlık para ödedim benim üretimim yok mu?’diye sorarlar. O zaman arıza olduğunu anlarız. Güneş enerjisiyle sistem çalışıyorsa panellerin temiz, tozdan pislikten arınmış olması gerekir. Müşterilerimize bunu anlatırız. Belli dönemlerde panelleri yıkamasını tavsiye ederiz. Özellikle yazın yıkandığı zaman, panellerdeki soğuma üretimi de artırır. Rüzgâr tribünlerinin daha çok bakıma ihtiyacı var. Belli rüzgâr dönemlerinde kullandığımız özel araçlarımız var. Kuleden çıkıp yukarısını, vidaların kontrollerini yaparız. Yine hizmetlerimiz içinde; kurduğumuz sistemlerin bir yıllık bakımlarını da kendimiz sağlıyoruz. Bunun için de her hangi bir ücret talep etmiyoruz. Şebekeli ve şebekesiz sistemde garantimiz vardır. Şebekesiz sistemlerde bakım gideri genelde aküdür. Akü sürekli enerji alıp verdiği için, içinde sıvı veya jel vardır. Bu sıvılar sürekli buharlaşıyor ve azalma yapıyor. Bu sıvılar kontrol edilir, temizlenir. Elektrotlarında kömürleşme varsa temizlenir, bakım ve testi yapılır. Müşteri de bu konuda bilgilendirilir. Bizim ulaşamadığımız durumlarda müşteri ‘ben kendim yapabilirim’ der. Onun yaptığını da gidip kontrol ediyoruz. Cihazlarımızla ürünü doğru kullanıp kullanmadıklarını da tespit edip, müşteriyi bilgilendiriyoruz. Tavsiyede bulunuyoruz, sistemin onlara yetip yetmediğini söylüyoruz, yetmiyorsa panel sayısını, akü deposunu artırıyoruz.

ALTERNATİF ENERJİYE UZAĞIZ

En çok talep kimlerden geliyor?

En önemli müşterilerimizin başında enerjisi olmayan evler geliyor. İkinci sırayı solar pompalar alıyor. Hayvan barınaklarının bu konuda ciddi talepleri oluyor. Oteller ve şehir elektriği olup yüksek elektrik faturalarından bıkan insanlar bize geliyor.

Halkın alternatif enerjiye bakışı nasıl?

Halkımız alternatif enerjiye uzak duruyor. Henüz tam yayılmış değil. Teşvik yok. Çevre bilinci yeterince gelişmiş değil. Hâlbuki, güneş sonsuz bir enerji ve bu enerjiyi kullanmak lazım. Bugün Avrupa’ya baktığınız zaman % 2 enerji, sıfır alternatif enerji kullanma zorunluluğu vardır. Yenilebilir enerji, kaynağını tamamen doğadan alır ve bizlere sonsuz bir enerji sunar.

İspanya şu anda güneş ve rüzgâr olarak, alternatif enerji kullanımında yanlış olmasın ama sanıyorum %25 enerjiyi rüzgârdan %30 enerjisini de güneşten sağlıyor. Almanya bu işin öncüsüdür. Bizde metrekareye saatte 1700 kilovat enerji düşer. Almanya’ya bakarsanız 930 ile 1100 enerji düşüyor. Biz onlardan ne kadar daha fazla güneş enerjisi alıyoruz bir düşünün. Ve bu ülke bu işin öncüsüdür.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 739 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler