1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Gençlik Tiyatrosu ve Mark Wheeller
Gençlik Tiyatrosu ve Mark Wheeller

Gençlik Tiyatrosu ve Mark Wheeller

Bu Noel kendime hediyem, her ay büyüyen okul kitaplığıma son iki yıldır ne yazmış, ne söylemiş, ne yönetmişse takip ettiğim; ve nihayetinde son birkaç aydır yazıştığım Mark Wheeller’a ait altı yeni gençlik oyununu eklemek oldu. Yetişkin tiyatrosun

A+A-

 

 

Bu Noel kendime hediyem, her ay büyüyen okul kitaplığıma son iki yıldır ne yazmış, ne söylemiş, ne yönetmişse takip ettiğim; ve nihayetinde son birkaç aydır yazıştığım Mark Wheeller’a ait altı yeni gençlik oyununu eklemek oldu.

Yetişkin tiyatrosunu bu yazıya konu etmeden; sadece gençlik tiyatrosu ve belki ucunun dokunduğu yerinden çocuk tiyatrosuna, en azından önemine eğilmek istiyorum.

Kuzey Kıbrıs’ta oluşmuş bir ‘çocuk tiyatrosu’ndan bahsetmek (hele ki benim bahsetmem) ne kadar gerçekçi ve sağlıklı olur bilmiyorum. Geçen yıllar içinde ne gördüklerim, ne de çalıştıklarım arasında, birlikte görev aldığım ekipleri ya da kişileri rencide etmeden bahsedebileceğim; hem konu, hem kurgu, hem de pedegojik açıdan ‘doğru’ yazılmış ve/ya sahnelenmiş bir ‘çocuk oyunu’ örneği aklıma gelmiyor. Bunlardan kendini ayıran, geçen yıl Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nun sevgili Hatice Tezcan yönetmenliğinde sahneye koyduğu ‘Alice Harikalar Diyarında’ olabilir...

Gençlik Tiyatrosu ise topyekün yok. Küçükken tiyatroya gitmiş, tiyatroyu sevmiş ya da merak etmiş gençler, piyasada mevcut salak saçma çocuk oyunlara ‘fazla büyük’ gelmeye başlayınca en iyi ihtimalle soluğu, kendilerini pek de özdeşleştiremedikleri yetişkin oyunlarında alıyorlar.

En problemli, kafaları karışık ve hassas dönemlerinde, belki de sinirli bir anlarında talep ettikleri gibi “yalnız bırak!”ıyoruz gençleri. Gençlerin sorunları, hayalleri ve kaygıları; onları bekleyen tehlikeler ayrı. Hal böyleyken tiyatroları da elbette ayrı olmalı...

Mark Wheeller’ın oyunları bu uçurumu kapatabilecek geniş bir konu yelpazesine sahip. Cinsellik, cinsel kimlik, aids, madde bağımlılığı, şiddet, hız, beslenme bozuklukları, gibi pek çok ‘gençlik’ sorununa eğiliyor.

Her biri dünyada artış gösteren ‘Theatre-in-Education’ (TIE) tiyatro ekipleri tarafından yüzlerce kez sahnelenmiş ‘Too Much Punch For Judy’, ‘Wacky Soap’, ‘Chicken!’, ‘Missing Dan Nolan’, ‘Graham: World’s Fastest Blind Runner!’ ve ‘Hard to Swallow’ Mark Wheeller’ın elime ulaşan son gençlik oyunları...

‘Too Much Punch For Judy’: Belgesel tiyatro türünde yazılmış olan oyun Judy adındaki genç bir kadının kızkardeşi ile çıktıkları bir gece sonunda aşırı alkollü araba kullanması ve geçirdikleri kaza sonucu kızkardeşinin ölümüne sebep olmasını konu alıyor. Gerçek kişilerin, gerçek diyaloglarını kullanarak kaleme alınan oyun 20 Mayıs 1983 günü, Londra’nın Epping bölgesinde gerçekleşmiş gerçek bir araba kazası üzerine kurulu.

Pek çok gençlik tiyatrosu festivalinde ödül almış bu oyun devlet yönlendirmesiyle önce ülke genelinde faaliyet gösteren tüm okullarda sahnelenmiştir. Bizimki gibi, her yıl yollarında onlarca genç yitiren topluluklardan böyle bir bilinç ve bilinçlendirme ihtiyacı beklemek hayal tabii...

‘Wacky Soap’: 10. Sınıf öğrencileriyle prova aşamasında olduğumuz bu oyunu önümüzdeki yıl ilkokul ve ortaokul öğrencileri için sahnelemeyi amaçlıyoruz. Oyun alegorik bir masal şeklinde yazılmış olup, King Huff adındaki bir Kral’ın krallığındaki herkesi mutlu görmek istemesiyle ‘mutluluk sabunu’ (Wacky Soap) icat etmesini konu alıyor. Sabunu kullanan herkes ilk anda çok mutlu olup, inanılmaz şeyler yapabiliyorken, aşırı kullananların önce mantıklarını, sonra en çok yıkadıkları yerlerini (el, kol, yüz, cinsel bölge, vs...) kaybetmeye başlamaları ile ortalık karışıyor. Bazılarının sabunu kullanmadan geçirdikleri bir süre sonra ise kaybolan ‘yer’leri geri geliyor, bazılarıysa ilelebet kayboluyor. Tabii burda konu sabun ya da aşırı yıkama, yıkanma değil madde bağımlılığı... Oyun o kadar komik ve akıllıca yazılmış ki her yaştaki seyirciye uygun.

‘Chicken!’: Tammy ve Chris adlı iki arkadaşın hikayesi. Okuyucu, oyunun başında bisiklet sürerken koruyucu başlık giymeyi reddeden Chris’in başına bir kaza geleceğini düşünüyor. Oyun sonunda ise okula yaya olarak gittikleri bir sabah; önce, ‘yaparsın, yapamazsın?’ goflamasıyla yaklaşmakta olan arabanın önüne atlayarak hayatını kaybeden Tammy’e, sonra da bu sırrı saklamak zorunda kalan Chris için üzülüyor (ya da benim gibi gözyaşı döküyor).

‘Missing Dan Nolan’: 1 Ocak 2002 gecesi arkadaşlarıyla balığa çıktığı bir sırada kaybolan ve bir daha haber alınamayan 14 yaşındaki Dan Nolan’ın gerçek hikayesi. Bir süpermarket camında asılı duran yıpranmış bir ‘kayıp ilanı’ üzerine Dan Nolan’ın ailesi ve arkadaşlarıyla yaptığı görüşmeler sonucunda, tümü onların verdiği bilgilerle yazılmış bu oyun artık gazete ve televizyonlara konu olmayan Dan Nolan davasını gündemde tutup çözümlenmesine yardımcı olmayı da amaçlıyor. Bizde gündemde olan ‘kayıplar’ şimdilik başka olsa da, Sadece Britanya’da her yıl 100,000 kişinin kayıp olarak bildirildiği, bu rakamın sadece %70inin bulunup, geriye kalan %30unun ise çözümlenmemiş davalardan oluştuğu düşünülürse bu oyunun önemi daha iyi anlaşılacaktır. 

‘Graham: World’s Fastest Blind Runner!’: 1976 yılında 100m’yi 11.4 saniyede tamamlayarak Dünyanın En Hızlı Görmeyen Koşucusu ünvanı ile Guiness Rekorlar Kitabına giren Graham Salmon’un hayatını merkez alıyor.

‘Hard to Swallow’: ise Maureen Dunbar’ın kızının anoreksiya hastalığıyla savaşını anlatan ödüllü kitabı (ve filmi) ‘Catherine’in bir adaptasyonu. Kilolu olduğunu hissederek kendini aç bırakan ve sürekli tedavi kliniklerine girip çıkan Catherine, yedi yılın sonunda hastalığa yenik düşerek hayatını kaybetmiştir.

Kitapları dbda yayınları’ndan çıkan Mark Wheeller’ın şimdiye kadar okuduğum tüm oyunları neredeyse sıfır dekor ve minimum aksesuvar/kostüm/müzik/efekt/ışık gerektiriyor. Edexcel GCSE Drama sınav moderatörü olarak da görev aldığından olsa gerek, oyuncuların performans becerilerini ve yaratıcılıklarını zorlayan, farklı sahneleyiş tekniklerine olanak ve açılım sağlayan oyunlar yazıyor. Örneğin, pek çok oyunda yer/zaman/atmosfer yaratırken sahnede görevli diğer oyunculardan yararlanmayı tercih ederek, aynı oyunculara Antik Yunan Tiyatrosu’ndan bildiğimiz ‘koro’ misali ‘anlatıcı’ görevini de veriyor.

Benzer bir yaklaşımla, ‘Plays with Altitude’ (Tavrı olan Oyunlar) başlığı altında topladıkları oyunlarını geçtiğimiz yıl kitaplığıma ekleyerek öğrencilerimle sahneleme fırsatı yakaladığım Andrew Fusek Peters ve Polly Peters çiftinin eserlerinde de karşılaşmıştım.

8. Sınıflarla sahnelediğimiz çifte ait ‘Flipside’ adlı üçlemenin ‘Nasrudin’s Coat’ adlı bölümünde (Nasreddin Hoca’nın bildiğimiz ‘Ye Kürküm Ye!’ hikayesi) Hoca’nın zengin akrabasının evine ait tüm dekor parçaları sahnede görevli oyuncularla kotarılmıştı. Yükseltiler üzerinde duran ‘fıskiye’mizin 3 erkek meleği, ağızlarında tuttukları suyu ellerindeki küçük bardaklara püskürtürken nişan almada zorluk yaşayarak yerde yatan ‘hayvan postu’ arkadaşlarını ıslatmışlarsa da; oyun hem oynayanlar hem de izleyenler için yine de son derece keyifli geçmişti!   

Gençlerimizin sürüklendiği belirsiz gelecek yetmezmiş gibi, maruz oldukları bilinçsiz, amaçsız eğitim ve neredeyse sadece tüketmeye dayalı yetiştirme anlayışı nereye kadar devam edebilir bilmiyorum. Ben şu an çalıştığım kurumun da desteğiyle bu oyunları derslerimin konusu yapmayı görev biliyorum. Bu her gün karşılaştığım 200’e yakın genç demek. Ama ya diğerleri..?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1153 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler