1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Gençler Darbe Yaptı
Gençler Darbe Yaptı

Gençler Darbe Yaptı

Sevdiğim Makalelerim Yenidüzen 2001 Geçen hafta Mutlu evdeki egemenliğime son verdi. Aile içinde, annelik dışındaki bireyselliğimin heykeli saydığım piyano, ani bir kararla, Mutlu’nun isteği doğrultusunda, Mağusada’ki öğrenci evine

A+A-

 

 

Sevdiğim Makalelerim  

 

Yenidüzen 2001

 

 

Geçen hafta Mutlu evdeki egemenliğime son verdi.

Aile içinde, annelik dışındaki bireyselliğimin heykeli saydığım piyano, ani bir kararla, Mutlu’nun isteği doğrultusunda, Mağusada’ki öğrenci evine taşındı.

İkinci bir piyano alamayacağıma göre, yaşadığım ev bundan böyle beni simgelemeyecek..

 

Her fırsatta Mutlu’nun, tatillerde Bilge’nin, bazan benim ve eskiye oranla sık olmasa da Kamran Aziz’in uçuşturduğu klasik müzik parçaları, piyano tuşlarından tüm eve yayılamıyacak..  

Darbe bir defada başarıya ulaşmaz elbette. Çocuklar, üç-beş yıldan beri, kimi zaman sözle, kimi zaman da  ufak darbe girişimleriyle bana birşeyler anlatmaya çalışıyorlardı. ‘Bu evdeki herşeyiniz, örneğin resim kolleksiyonu, kitaplar, artık bizimdir’ demeye getiriyorlardı ama anlamazlığa vuruyordum.

Piyano darbesi de öyle gelişti. Önce evdeki yeri, benim isteğim dışında değiştirildi. Oturduğum zaman görebileceğim yerden uzaktaki kütüphane odasına taşındı. Uzun zamandır, kapılar kapatılarak çalındı.

Hatta tatillerde gelen Bilge, yatağını da o odaya taşıttırıp, kütüphane gerekçesiyle odaya zırt-pırt girişimi  engelledi.                 

 

Mutlu arada söylüyordu: ‘Benim çeyizim Piyanodur.Kuyruklu alamazsan evdekini götüreceğim..’

Bunu hep şaka saydım. Çünkü henüz iki kardeş de, ayrı evler kuracak denli yuvadan uçmamıştı. Şimdi düşünüyorum, Mutlu sadece benden değil Bilge’den de piyanoyu kaçırdı. Yani ikimize de darbe yaptı. Kendi dengemi yitirmem yetmiyormuş gibi, uzaklardaki Bilge’ye telefonda nasıl söyliyeceğim derdine düştüm. Ama bir gerçek var: Piyanoyu hakkeden en çok Mutlu. Kulağıyla, teknik bilgisiyle derin müzikalliğiyle, Royal School Music okulunun tüm sınavlarını başarmasıyla. Herşeyi  terkedebilir ama 18 yıldır hiç terketmediği yegane şey piyano.

 

Tekrar darbe anına dönelim. Geçen Pazar günü, Mutlu’nun hareketlerinden birşeyler ayarlamaya çalıştığını sezdim. Mağusa’ya erken gidecekmiş.. Telefonda birşeyler organize ediyordu....

Olağanüstü durumun ne olduğunu sorduğumda: ‘Artık saklamaya gerek yok. Adamlar geliyor, piyanoyu taşıyorum’ dedi. Sandalyeye çöktüm, cılız sesle “olmaz” dedim. Yanıt vermedi. İdareyi devralmıştı..

Kamyonla birlikte arkadaşları geldi. 3-4 kuvvetli insan zar zor taşıdı..Piyanonun gidişini görmedim. Bir süre sonra sesler kesildi, herkes gitmişti..

 

Yeni konumumu kabullenmekten başka çarem yoktu. Kendi kendimi tedavi edecek en iyi yöntem empatidir diye düşündüm. Annemin evinden “Boro” (mermerli konsül) ve “Kök Ayna”yı taşıdığımı anımsadım. O da çok sevdiği bu çeyiz parçalarından ölünceye dek ayrı yaşamayı kabullenmişti ( Bu olaydan sonra 14 yıl yaşadı)

 

Sonra Bilge’nin 6 yıl önce (1995) bana “bilgece” söylediklerini hatırladım..

Kısa süreli eğitim için gittiğim Amerika’ya onu da götürmüştüm..İlgisini çeken-korkulu-çılgın gösteriler dahil- her yere ya götürmüş ya da başkalarıyla göndermiştim onu..Aynı üniversiteye burs alarak giden ve aynı apartmanda kaldığımız Kıbrıslı arkadaşlar araba ile Las Vegas’a gitmemizi önerdiler. Ben nedense, kumar önyargısı ile Las Vegas’a gitmekte isteksizdim. Meksikalı hocama sordum..Eğitimim için gerekli mi diye..Dr. Cardenas bana “Olaya sadece kumar açısından bakma, otel anlayışın değişecek. Kasaba büyüklüğünde oteller ve onların organizasyonunu, yönetimini göreceksin dedi.. Gerçi Disney Land’da bunları gördün ama gitmen yararlı olur” dedi. Ben yine kararsız kalınca ‘İstersen Bilge’ye sor, onun için kaçırmıyacak bir fırsat olabilir’ diye kapattı konuyu..

Bilge’ye konuyu aktarınca ne dese beğenirsiniz? ‘ Anne ben nasıl olsa buralara yine gelebilirim..Gitmek benim için değil, senin için iyi olur. Belki bir daha bu imkanı bulamazsın’ dedi…

14 yaşındaki çocuk rolümün ve konumumun değişmekte olduğu uyarısını yapmıştı bana....

 

Başıma gelenlerin benle sınırlı kalmadığını düşünerek teselli buldum. İnsanların üzerine titredikleri herşeyi, önce yaşlanarak sonra da öldükten sonra tamamen çocuklarının idaresine bıraktığını düşündüm. Öğrenci iken yaşlı İstanbul’lu yengemin titizlikten, çocuklarını rahat yürütmediği güzelim villasının ölünce hemen satıldığını anımsadım. Bunu tahmin edebiliyordu ki, oğullarına (hele büyüğüne) kızdı mı ‘Bütün gümüşleri, mücevherleri, kristalleri tuvalete atıp suyu çekeceğim’ derdi.. Tabii yapamadı ve o çok değerli eşyalarının çoğu bölüşüldükten sonra kayboldu gitti.

Gençlerin zamanı gelince evdeki egemenliği devralmaları doğaldır deyip yeni konuma alışmalı insan.

 

**Bu yazıya gelen hoş tepkiler:

Mutlu’ya:

-Be Mutlu ama sen piyano çalan??

-Ne marazladın be Mutlu kadını?

-Geri götür piyanoyu be Mutlu!

Bana:Suzan Karaman’dan

-Fatmacığım, sen üzülme. Burada, Lapta’da, bir İngiliz piyanosunu satacak..Araştıralım. Sanırım fiyatı uygundur.!

**Bilge’nin haklılığı:

Bilge o seyahatimizden 2 yıl sonra ABD’ye üniversite öğrencisi olarak gitti mezun oldu. Masterini de orada yaptı..Ve birkaç kez Las Vegas’a gitti!.

**Piyano Geri Geldi

Bu yazıdan birkaç yıl sonra Mutlu Londra’ya gitti ve piyano eve geri geldi..Ancak evdeki  piyano onundur.

Bilge ( oda çalıyor) de isterse ona da alınacak...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1718 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler