1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Gelecek senaryosu
Gelecek senaryosu

Gelecek senaryosu

Herkes Meteoroloji dairesini kutluyor; kar yağacağını bildiği için… Oysa ben, Aralık ayının son günlerinde yazmıştım Şubat’ta kar yağacağını (bknz. 2012’de Neler Olacak Başlıklı yazım)… “Hani ya da Küresel Isınma vardı? Nere

A+A-

 

 

Herkes Meteoroloji dairesini kutluyor; kar yağacağını bildiği için… Oysa ben, Aralık ayının son günlerinde yazmıştım Şubat’ta kar yağacağını (bknz. 2012’de Neler Olacak Başlıklı yazım)…

“Hani ya da Küresel Isınma vardı? Neredeyse ‘Küçük Buzul Devri’ni yaşıyoruz” diyenlere ve bu “beklenmedik” soğuklara aldanmayın…

Dünyayı babamızın çiftliği gibi hoyratça kullandığımız sürece “beklenmedik” çok şeyler yaşayacağız daha…

Hesapsız, kitapsızlığımızla;

Umarsız vurdumduymazlığımızla;

Günübirlik çıkarcılığımızın  kör hırsıyla debelenirken; birkaç saatlik kar yağışını ve (yakın geçmişte daha şiddetlilerini yaşadığımızı unuttuğumuz) beş on günlük soğukları  baz alıp; kendi at gözlüğümüzden “bilimsel yorumlar” çıkarmayalım…

Beşparmak’ta gözümüzü boyayan kar henüz erimeden Yenidüzen’de yayınlanan bir haber; insanoğlunun Dünya için hazırladığı yakın gelecek senaryosunu çok iyi özetliyordu… Okumayanlar için özetleyelim:

 

220 bilim adamı tarafından 2 yılda tamamlanan ''Aşırı Hava Koşulları Özel Raporu''na göre, 21. yüzyılda aşırı soğukların görülme sıklığında azalma, aşırı sıcaklıkların görülme sıklığında ise yüzde 99-100 olasılıkla dünya çapında bir artış yaşanacak.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ''Çevre ve Şehir Dergisi''nde yayımlanan makaleye göre, Birleşmiş Milletler tarafından desteklenen ve dünyanın önde gelen iklim bilimcilerinin yer aldığı Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) ''Aşırı Hava Koşulları Özel Raporu''una  göre iklim değişikliğinin artan etkisiyle gerçekleşecek şiddetli yağmurlar, sert fırtınalar ve kuvvetli kuraklıklar, önümüzdeki yıllarda tüm dünyayı etkisi altına alacak. deniz seviyesi yükselecek…

''Aşırı yoğunlaşma ve metrekareye düşen yağış miktarı 21. yüzyılda dünyanın her yerinde artacak. Özellikle yüksek enlemli ve tropik bölgelerde kış aylarında bu oranlar zirve noktalara ulaşacak. Yoğun yağış miktarları ve ona bağlı fırtınalar da küresel ısınmanın etkisini arttıracak. Bir başka deyişle, 20 yılda bir gerçekleşen ani sağanaklar artık beş yıllık dönemlerde gerçekleşecek. Bu da dünyadaki sel riskini arttıracak. Dünyanın başka yerlerinde ise azalan yoğunlaşma ve artan su kaybı ile kuraklıklar şiddetini arttıracak. En hassas bölgeler ise Güney Avrupa ve Akdeniz bölgesi, Orta Avrupa, Kuzey Amerika, Orta Amerika ve Meksika, Kuzeydoğu Brezilya ve Güney Afrika olacak.

Tropikal siklonların neden olduğu şiddetli yağışlar, sera gazı salınımlarının sebep olduğu ısınma nedeniyle artacak. Isı dalgalarındaki değişimler, buzulların erimesi ve kutuplarda bulunan donmuş kara parçalarındaki bozulma büyük olasılıkla yüksek dağlarda eğim değişikliklerine, büyük kütlelerin yer değiştirmesine ve buzul göllerinde taşkınlara neden olacak.
1979 ila 2004 yılları arasında geçen 25 yıllık süreçte doğal afetlerden ölümlerin yüzde 95'i gelişmekte olan ülkelerde yaşandı. Eğer daha sık ya da daha şiddetli felaketler yaşanırsa, dünyada yaşanılabilir olan bölgeler azalacak. Bu da beraberinde göçlerde bir artışı getirecek. Mercan adalar gibi sular altında kalma tehlikesi olan yerlerde pek çok kişinin göç etmek zorunda kalması olasılığı var.''

Ülkemiz insanı için, hiçbir artı değer taşımayacak olan “BÜYÜK YATIRIMLAR !”(Kara da ve denizde Petrol arama çabaları; adına “Petrol Dolum Tesisi” denilen Katı Atık Deposu kurma çabaları; denetimsiz taş ve kömür ocakları; Eko turizm anlayışını ve doğayı bozacak anlamsız yatırımlar vb)’la tek bir şeye hizmet edilebilir; o da yukarıda  özetlenen “GELECEK SENARYOSU”dur…

Hafta ortası, kar yağışı ve onun büyüleyici beyazlığı karşısında, (kısa süreliğine de olsa) hepimiz  “saf, tertemiz çocuklar” olmuştuk…

Öyle kalabilse(ydi)k; ne güzel olurdu?..    

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1012 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler