1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Geleceği görememek
Geleceği görememek

Geleceği görememek

“Neden” diye sordu, gözlerimin içine bakarak… Belli ki anlayamamıştı. Anlayamayacağını tahmin ediyordum zaten… Yabancılar Kıbrıslıların ‘gelecek kaygısı’nı tam olarak algılayamıyorlardı. Almanya’dan gelen gaze

A+A-

 

 

“Neden” diye sordu, gözlerimin içine bakarak…

Belli ki anlayamamıştı.

Anlayamayacağını tahmin ediyordum zaten…

Yabancılar Kıbrıslıların ‘gelecek kaygısı’nı tam olarak algılayamıyorlardı.

Almanya’dan gelen gazetecide de öyle oldu.

“Neden geleceğiniz net değil?” diye soruşu bu yüzdendi.

Kıbrıs’taki koşulları anlatmış, özellikle yeni nesiller için ‘denizin bittiğini’, ülkeden geçmişten beri göçler olduğunu, yaşını-başını almış, iş sahibi olmuş insanların bile aklının bir köşesinde “gitmek mi zor, kalmak mı?” sorusunun hep var olduğunu dile getirmiştim.

Alman gazeteci Kıbrıs’a ilk defa geliyordu ve niyeti bu adada olup bitenleri anlamaktı. Daha doğrusu Kıbrıs gibi küçük bir kara parçasının AB içinde bu kadar büyük bir dert oluşunun ipuçlarıydı aradığı…

**

Yabancılar için Kıbrıs’ı, Kıbrıs sorununu anlamak kolay değil.

Ne kadar fazla insanı dinler, ne kadar çok bilgi edinirlerse, kafaları bir o kadar daha karışıyor çünkü!..

Bu yüzden uyarıyorum, “Bir haftadan fazla kalma buralarda” diye…

Önce anlamıyor. Ama konuların detayına girdikçe gözlerinden okunmaya başlıyor beynindeki karmaşa…

Toprak…

Mülkiyet…

Göçmenler…

1963… 1974…

Ganimet…

Taşıma nüfus…

Yurttaşlıklar…

Kilise…

EOKA, TMT…

Özel Harp Dairesi…

Soğuk savaş…

Sıcak savaş…

İşgal, mutlu hareket…

Tanınmamışlık, izolasyon…

44 yıldır süren müzakereler…

Üretimden kopuş…

Türkiye’ye ekonomik, siyasal, askeri, kültürel bağımlılık…

Güneyle Kuzey arasında ‘tost’ oluş hali…

**

Alman gazetecinin gözünde beliren ‘karmaşa’ belirtisi son derece normal…

Uzaktan bakılınca sadece bir ‘uzlaşmazlık’ gibi görünüyor Kıbrıs’ta olup bitenler:

“Kıbrıslı Türkler ve Rumlar çatıştı. Aralarında bir uyuşmazlık oluştu. Şimdi bunu çözmek gerekiyor.”

Doğru… Çatıştık. Uyuşmazlık yaşadık. Çözüm gerekli.

Ancak çözülmüyor. Çözemiyoruz. Aksine, gün geçtikçe çözümden uzaklaşıyoruz. Ve bu durum Kıbrıslı Türkler bakımından ‘dönülmez akşamın ufku’ gibi algılanıyor.

“Üzerinde yaşadığımız toprak bizim mi, değil mi?

Çekmecedeki tapu geçerli mi, değil mi?

Gün gele mülkümüz elimizden alınacak mı, alınmayacak mı?”

Yabancılar diğer bütün örnekleri anlamasalar bile, mülkiyet belirsizliğini çok iyi algılıyorlar.

Kıbrıslı Türklerin sadece geçmişinin ve bugününün değil, geleceğinin de ‘flu’ olduğunu anlıyorlar.

Ve vaziyetimize maraz edip gidiyorlar.

Biz de marazdan eriyip gidiyoruz zaten…

 

 

 

 

Bu haber toplam 798 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler