1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. ‘GEL DE İÇME’
‘GEL DE İÇME’

‘GEL DE İÇME’

‘GEL DE İÇME’

A+A-

Stella Aciman

Üç ay önce Hamitköy’ün girişinde ‘Gel de İçme’ adında bir meyhane açıldı. İsim çok hoşuma gitmişti. Meyhane sever biri olarak bir akşamı orada geçirmek istedim ve birkaç arkadaşla gittim. Eskinin hasır sandalyeli, biraz döküntü meyhanelerin gönlümde farklı bir yeri vardır ve her daim o tarz yerlere gitmekten müthiş bir haz duyarım. Ama beyaz örtülü, şık sandalye ve masalı meyhanelere de uzak değilim. İşte Gel de İçme böyle bir yer. Bir aile işletmesi ama tüm mezeler, yemekler, tatlılar bir kadının elinden çıkıyor; mekânın ana kraliçesi Engin Ebru… O akşam biz, birbirinden taze ve lezzetli mezeleri, etleri ve tatlıları yiyip hafif çakırkeyif olduktan sonra bu mekânı yaratan kadını tanımak istedim. İçeride işini bitirdikten sonra yanımıza geldi, güler yüzüyle yemekleri nasıl bulduğumuzu sordu ve diğer masaları dolaşmaya gitti. Bu kadın girişimciyle bir söyleşi yapmak şart olmuştu; hemen ertesi gün için sözleştik… Buyrun! 

Siz kimsiniz, neler yaparsınız?
Aslında ben bir ev hanımıyım. Evlendiğim ilk günlerde yemek yapmayı bilmeyen bir kadındım. Sadece pasta, börek yapabilirdim. Tabii çocuklar doğdu, o arada yemek yapmayı öğrenmeye başlamıştım. O kadar geliştirdim ki, Çin, Hint mutfağından bile yemekler yapıyordum artık.

Eşiniz yemek yapar mı?
Eşim mutfağa çok meraklıdır, hatta benden çok daha güzel yemek yapar diyebilirim. Bazı yemekleri yapmasını ondan öğrendim.

Dışarıya ne zaman açıldınız?
Çocuklar artık büyümüştü, oturmak bana göre değil çünkü çok hareketli biriyim. Evde ısmarlama yaptığım pasta, börekler çok fazla vaktimi almıyordu. O yüzden küçük bir yer açayım ve günlük ev yemekleri yapayım diye düşündüm ve terminalin yakınlarında küçük bir kafe açtım. İnsanlar yaptığım yemekleri çok beğendi ama bana göre bölge yanlıştı, iş yerlerine sapa kalıyordu. Baktım ki yürümeyecek, kapatmayı tercih ettim.

NOEL KEKİ

Ama özel siparişleri yapmaya devam ettiniz…
Evet, okulların özel günlerine börek, çörek, bulgur köftesi gibi yiyeceklerin yanı sıra, Noel’e ve Yılbaşı’na özel kek, cheesecake, gato, kurabiyeler yapardım. Noel kekim o kadar beğeniliyordu ki, o günlerde gece yarılarına kadar mutfaktan çıkamıyordum. Çok fazla reklam yapmadım ama keki alanlar ağızdan ağza reklamımı yaptılar. Bu işimi bilenler, ‘Bizlere Noel keki yapmayacak mısın bu sene?’ diye sorup duruyorlar. O kek artık benimle anıldığı için bu sene de yapacağım ama sanırım çok miktarda olmayacak çünkü vaktim yok eskisi gibi.

Meyhane açmak nasıl aklınıza geldi?
Eşim yurtdışından döndükten sonra bir meyhane açalım diye düşündük. Çünkü yemek yapmayı seviyoruz ikimiz de. Burada soğuk, sıcak tüm mezeleri ben hazırlıyorum, eşim de mangalın başında duruyor. Çocuklar da iş yerlerinden çıktıktan sonra buraya geliyorlar ve serviste bize yardım ediyor.

Henüz yenisiniz, müşterilerden ne gibi tepkiler alıyorsunuz?
Kaliteli, tertemiz, mezeleri taze ve lezzetli olan bir aile yeri açtık diye düşünüyorum. Evet, henüz yeniyiz ama müşteriler gece sonunda buradan memnun ayrılıyor ve tekrar geliyor.

Bir kadın için zor bir iş değil mi?
Evet, zor bir iş ama yanı sıra zevkli bir iş… Çok yorulurum ama gece sonunda müşterilerimin gülen yüzleriyle bana teşekkür etmeleri tüm yorgunluğumu alır. Fazla uykuyu seven biri değilim. Oturmak bana göre değil. Burada tepeden, tırnağa her şeyle ben ilgileniyorum ve bu bana ayrı bir zevk veriyor. Dolayısıyla tatlı bir yorgunluk hissediyorum diyebilirim. Geceleri saat 3-4 gibi yatıyorum. Ama sabah en geç saat 10’da dükkânıma gelirim. Önce dip, köşe temizliğimi yaparım ve ardından mutfağa girerim.

MÜŞTERİDEN SONRA MEZE

Kimler geliyor?
Eş, dostun yanı sıra yoldan geçerken bizi görüp gelen de var.

En çok neden zorlanırsınız?
Ben mezeleri müşteri masaya oturduğunda hazırlamaya başlarım, bu tabii ki biraz zaman alır ama önceden hazırlamak ve bir köşede bekletmek bana göre yanlış bir uygulama. Çünkü mezeler kuruyabilir, mutfağı her ne kadar sürekli ilaçlatıyorsak da yine de bir sinek girebilir ve açıkta olan mezelere konabilir. Bu konuya karşı çok duyarlıyım. Yani beni en çok zorlayan mezeleri son anda tabaklara koymak istemem... Onun dışında zorlayan hiçbir şey yok. 

Müşterilerle de ilgileniyorsunuz…
Evet, mutfakta işim bittikten sonra salona geçerim ve her masayla tek tek ilgilenirim, bir isteklerinin olup olmadığını sorarım, yakınlarımın masalarına oturur biraz sohbet ederim. Bu işin olmazsa olmazıdır bu. İnsanlarla diyalog kurmazsanız onların şikâyetlerini veya memnuniyetini bilemezsiniz.

Kıbrıslı meyhane kültürünü sever mi?
Sever aslında ama bir kısmı müzik ister, diğer kısmı müzik istemez. Eskiden erkekler giderdi meyhaneye, şimdi kadınlar da gidebiliyor. Bizim halkımız meyhanede nasıl davranacağını bilir, o yüzden pek olay olmaz, yeter ki vereceği parayı önceden bilsin.

ŞAMPİYON RAKI

Hangi içkiler çok içiliyor?
Bizde en çok rakı içiliyor, ardından viski geliyor.  Bana göre de meyhane içkisi rakıdır.

Ortamdan memnun musunuz, insanlar karşılarında bir kadın görünce daha mı saygılı oluyorlar?
Saygılı olanların yanında saygısızca davrananlar çıkabiliyor arada. Burada benim yanımsıra kızım ve oğlum servise çıkıyorlar. Yani burası bir aile işletmesi, biz buraya gelenlere bu ortamı hissettiriyoruz. Dolayısıyla çocuklarım da kaba bir muamele görmek istemiyor. Bu durum bence her işletme için geçerli. İnsanların garson olması, kötü bir muamele görmesi için bir sebep olmamalı diye düşünüyorum.

Burası artık size dar gelmeye başladı anladığım kadarıyla ve yeni bir mekân arayışınıza girdiniz…
Evet, burası 60-70 kişilik bir yer. Özellikle müzik olduğu geceler çok zorlanmaya başladık. Halkımız müzik seviyor. Her gece müzik olsa dolacak burası. Talep var ama yeterli yerimiz yok. O yüzden Metehan’da daha büyük bir yere taşınacağız ay sonunda. Orada müzikli geceleri çoğaltacağız. Müzik istemeyenlere de hafta arası bazı geceleri ayıracağız.

Kıbrıs’ta meyhane müziği yapan müzisyen bulmak zor değil mi? 
Zor aslında… Türkiye’deki gibi kolay değil çünkü nüfus belli. Herkes emeğinin karşılığını almak ister tabii ki ama bu arada fiyatlar da yükselir. Müzisyenler gelirken müşterilerini de getirirler beraber. Şu anda birlikte çalıştığımız Nil’in her hafta 3-5 masası olur mesela. Kendi yeri gibi görür burasını.

Pahalı mı Kıbrıs?
Bize göre pahalı ama Türkiye’den gelen müşterilerim; ‘ Türkiye’de, 20 çeşit soğuk meze, 8-9 çeşit ara sıcak ve ardından et, tavuk çeşitleri, tatlı vereceksin bu fiyata, mümkün değil’ diyorlar. Bu doğru bir tespit çünkü biz de eşimle araştırma için İstanbul’da bir meyhaneye gitmiştik ve fiyatların yüksekliği  karşısında çok şaşırmıştık.

Bu haber toplam 556 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 186. Sayısı

Adres Kıbrıs 186. Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler