1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Geçmişten bir Dergi: ‘Yasemin’
Geçmişten bir Dergi: ‘Yasemin’

Geçmişten bir Dergi: ‘Yasemin’

Yeni dergiler yok ya (aslında dergi de yok), biz de dönüp dönüp eski dergileri karıştırmaya devam ediyoruz. İşte bunlardan bir tanesi daha: Yasemin. (Hatırlamayanlar için, daha önce de ‘Karanfil’ dergisini anmıştım.) Yasemin de Karanfil gi

A+A-

 

Yeni dergiler yok ya (aslında dergi de yok), biz de dönüp dönüp eski dergileri karıştırmaya devam ediyoruz. İşte bunlardan bir tanesi daha: Yasemin.

(Hatırlamayanlar için, daha önce de ‘Karanfil’ dergisini anmıştım.)

Yasemin de Karanfil gibi tek sayıda kalmış dergilerden.

Çağdaş Yazarlar Birliği yayın organı.

1981’de yayınlanan Karanfil dergisini okurken de aynı sorunla karşılaşmıştım. Yasemin dergisinin de yayın yılı belirtilmemiş ne kapağında, ne de herhangi bir sayfasında.

Derginin yazı işleri müdürü Aşık Mene, bir yerinde büyük puntolarla ‘DÜNYAMIZDA HİÇBİR SORUN BARIŞI SAVUNMA SORUNU KADAR YAŞAMSAL DEĞİLDİR’ diye vurguladığı yazısının giriş bölümünde: “Ünlü Nisan 1949 Paris Manifesto’suna, çağımızın alnı açık aydınlarının Ehrenburg’ların, Curie’lerin, Neruda ve Picasso’ların imza atmasından bu yana tam 37 yıl geçmiştir. 72 ülkenin en değerli bilim adamları ve yazarları, sanatçılarının, aydınlarının biraraya gelerek, yeni savaşlara geçit verilmemesi yönünde başlattıkları savaşım bugün de sürüyor...” diye yazmış neyse ki...

Küçük bir hesaplamayla anlıyoruz ki derginin basım yılı 1986. (Yine küçük bir hesap, 11 yaşıma ha girdim ha giriyormuşum ben o zaman.)

Derginin kapağında Yıl 1 Sayı 1/Nisan. Dedim ya, ilk sayısı. Ama iç sayfadaki “Yeniden Çıkarken” başlıklı önsöz akıl karıştırıyor:

“Doğalında bir günlüğüne açar yasemin. Onu açtıran topraktır, sudur, gökyüzüdür... Eksiksiz unsurlarıyla açtırır kendini.

Biz de Yasemin’i böyle düşledik. Toprağı, suyu ve gökyüzüyle. Her unsuruyla tamam. Eli kaleme tutkun, bu yayılacak kokuya özünü koyabilecek, güçlü, sağlıklı yazarlarla açtırmak istedik.

Yasemin’in toprağına bir tazelik, suyuna yeni bir akışkanlık, gökyüzüne yeni bir mavilik katacak, onu daha ak daha kokulu kılacak yeni sesler istedik.

Ve Yasemin’in toprağı yeni bir güçle, yeni bir emek ve saygıyla çapalandı, sulandı, havalandı. Açtı Yasemin.

Yaseminler bir günlüğüne açar ama Yasemin, kaynağı çağdaşlıktan yola çıkarak, çağa dönük ve binbir güne açmaya karar kıldı. Merhaba!”  

Ancak ne yazık ki bu ilk sayı, derginin son sayısı da olmuş.

32 sayfalık derginin ederi burda 500TL, İngiltere’de 1 Sterlinmiş. (Aynı sayfa sayısına sahip Karanfil dergisi 70TL’ydi, küçük bir hesap daha: 5 yılda 7 katından fazla bir artış gerekmiş...)

Dergiye katkı koyan çok. Derginin kapak düzeni A. Mene’ye, Logo/Başlığı Hikmet Uluçam’a, arka kapak fotoğrafı Kadir Kaba’ya ait. İçindekiler: ‘Çağdaş İnsan/Çağdaş Yazar ve Barış’ (yazı) – A. Mene; ‘Genç Sanatçılar Şiir Öykü Deneme Yarışması’ (duyuru); ‘Öğretmene İlahiler’ (şiir) – Mehmet Yaşın;  ‘Şiire Tutulan Küçük bir Aynadır’ (yazı/şiir) – Filiz Naldöven; ‘Etkilenme ve Etkileşme Olayı’ (yazı/şiir) – Mustafa Gökçeoğlu; ‘Eleştiri Üzerine Birkaç Söz’ (yazı) – Yusuf Karşılı; ‘Jose Marti Şiirleri’ – çev. Ataol Behramoğlu; ‘Şiirler’ (şiir) – Nice Denizoğlu; ‘Karabataklar Gibi’ (şiir) – Özker Yaşın; ‘Estetik Eğitim’ (yazı) – İ. Kemal; ‘Şiirler’ – Zafer Kodan, Emine Aşkar; ‘Ah-Deniz Şiirleri’ – A. Mene; ‘Mini Öykü: Düğün’ (öykü) – Nazemin Gelen; ‘İki Sorun: Yayın ve Dışa Açılma’ (yazı) – Şener Levent; ‘Çözün Beni’ (şiir) – Ahmet Okan; ‘Şiirler’ – Feriha Altıok; ‘Kalkınca Sabah’ (şiir) – Beyhan Demirağ; ‘Yanık Bir Flüt Solosu’ (şiir) – M.C. Azizoğlu; ‘Değil Şiir Şarkı Yaz’ (şiir) – Bener Hakkı Hakeri; ‘Kırk Merdiven Mahzeni’ (Kıbrıs Efsaneleri) – Hikmet Afif Mapolar; ‘Desenler’ – Nilgün Kozal; ‘Mavişim’ (şiir) – Oğuz Kusetoğlu; ‘Mutlu Olur İnsanlar’ (şiir) – Enver Sonay; ‘Şiirler’ – Kamil Özay; ‘Kıbrıs Ağacı’ (şiir) – Salih Öztoprak; ‘Sağ Bacak Kültürü’ (yazı) – Kutlu Adalı; ‘Arkabahçe’ (şiir) – İlkay Adalı; ‘Belgelerden’; ‘Kıbrıs Türk Tiyatrosunda Eleştirmenin Yeri ve Görevi’ (yazı) – Alper Susuzlu; ‘Yaratmamız Üzerinde’ (yazı) – Fırat Bozdoğan; ‘Acı Sürgün/Hakkı Yücel’ (şiir kitabı duyurusu); ‘Umut İnsanda’ (tiyatro); ‘Feridun Işıman Resim Sergisi’ (haber); ‘Çağdaş Yazarlar Birliği ve Etkinlikleri’; Çağdaş Yazarlar Birliğinin Kültür Bakanlığına Gönderdiği Mektup’; ‘Karikatür’ – Hüseyin Çakmak; ‘Özgün Resim’ – Hüseyin Özinal; ‘Barış Derneği 1. Kongresi Karar Tasarıları’...

 

Çağdaş Yazarlar Birliğinin Kültür Bakanlığına Gönderdiği Mektup’tan alıntı:

“...Çağdaş sanatımızın daha ileriye adım atabilmesi ve sanatçının bir kişilik olarak gelişebilmesinin başlıca koşulu, öncelikle devletin sanatçıyı değil, sanatı korumasını sağlamaktır. Çünkü devlet sanatı korudu mu, gerçek sanatçı da kendiliğinden korunmuş olur. Oysa devlet sanatçıları koruma yoluna gitti mi hangilerini seçeceğini ya bilmez ya da başa gelenlerin keyfince seçer. Bu da genelde sanatın gelişmesini ve sanatsal yaratmada olanaklar açısından adaleti engeller.

Bir diğer önemli yan, devletin sanat ve sanatçıyla olan ilişkilerini istikrarlı ve sanatçının onurunu sürekli gözeten bir yapıya kavuşturmasıdır.

Bu anlamda sanat ve sanatçıyla olan ilişkiler, hükümetle sanat arasında değil, devletle sanat arasında olmalıdır. Aksi halde bir hükümetin verdiğini bir sonraki hükümet alır...”

 

Ve dergiden seçtiğim birkaç şiirle bitirelim:

 

Eteklerin Akdenizim

günü yakasından tutup

çekip getirecek gecedeyiz

boşa usu şamataya boğmasınlar

bu dünya

yapılacak deliliklere değer

aptal adam

eteklerini diz boylarından çeken adam

gösterme güzelliklerini

kanını

körpe memendeki sütü çekmeye

kösnül düşünlerinin içi gidiyor

ve hırlıyorlar

üstlerini, altlarını kuruyorlar köyüme

dipdiri adacığım

çekme eteklerini

akbabaların kösnüllüğünü artırdın

haramiler kentlerimize indi

korsanlar denizimde

el uzattılar..........

yeter, kaldırma eteklerini.

(Nice Denizoğlu)

 

Umut

Batık bir gemi duruyor

sularımın en derininde

ve devamlı erteliyor yüreğim

hesaplaşmayı gözlerimle

 

zaman zaman da yüzer gözbebeğimde

sarsıldıkça gönlüm umut sinyalleriyle

(Feriha Altıok)

 

Karabataklar Gibi

Bir yolculuğa çıkarken

Ne uğurlıyanımız var artık

Ne bekliyenimiz...

 

Ne telegraf çekeriz gideceğimizde,

Ne telefon ederiz döneceğimizde,

Bu adam ne yapıyor

Bu adam şimdi nerde

Bilmez kimse...

 

Hey kahbe dünya

Bir kırık tahta gibi yüzüyoruz sanki

Yaşam denen denizde...

 

Umudunu yitirmiş çaresiz

Suya dalıp çıkıyoruz karabataklar gibi

Ve sözde yaşıyoruz işte...

(Özker Yaşın)

 

Özür:

Geçtiğimiz hafta ‘ESK’da Drama Haftası’ başlıklı yazımın sonunda emeği geçen herkese teşekkür etmiştim (ya da ettiğimi sanmıştım) ama en çok teşekkür etmem gereken kişiyi atlamış, en göz önünde olanı görmemiştim. Sevgili dost insan Evren Mercimekci! Broşürümüzün grafik tasarımdan, hafta boyunca sunulan 10 gösterinin ışık ve müzik tasarımı ve uygulamasına kadar ‘drama haftamıza’ her yönüyle destek verdin. Sana ne kadar teşekkür etsem az... Affola!

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1084 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler