1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Gecenin Issızlığında Kendi Kendine Konuşan Bir Ada…
Gecenin Issızlığında Kendi Kendine Konuşan Bir Ada…

Gecenin Issızlığında Kendi Kendine Konuşan Bir Ada…

Dört bir tarafım denizle çevrili, Küçük, yine de kimsenin paylaşamadığı, Karışık, yine de kimsenin dürüstçe çaba sarf etmediği, Kim bilir, belki de çaba için cesaret edemediği, Bir toprak parçasıyım ben…

A+A-

 

Dört bir tarafım denizle çevrili,

Küçük, yine de kimsenin paylaşamadığı,

Karışık, yine de kimsenin dürüstçe çaba sarf etmediği,

Kim bilir,  belki de çaba için cesaret edemediği,

Bir toprak parçasıyım ben…

Kimse benim için bir şey yapmadı desem?

Kızar mısınız?

Kızmayın, gerçekler acıdır…

Lütfen beni yanlış anlamayın…

Herkes çok şey yapmaya çalıştı,

Sadece kendi çıkarları için…

Herkes çok şey de yaptı,

Sadece kendi egoları,

Sadece kendi nefisleri için…

Kimisi beni sömürge yaptı,

Kimisi beni sürgün yeri yaptı,

Ne zaman kendi ayaklarımın üzerinde durmaya kalktıysam,

Ne zaman kendi kimliğimi haykırmak istediysem,

Bana nankör dediler,

Bana hain dediler,

Bana besleme dediler…

Ama sana bir sır vereyim mi?

Kulağına bir şey fısıldamak istiyorum.

Yok…

Kesinlikle, öyle ulu orta söyleyemem kulağına fısıldamak istediklerimi,

Sonra başım derde girer.

Yine tehdit ve şantajla,

Yine türlü türlü yaptırımlarla,

Hiçbir suçu olmayanlara fatura kesilir.

Ama sana bir sır vereyim mi?

Kulağına bir şey fısıldamak istiyorum,

Seni her ne kadar çabaladıysam sevemedim…

Çok uğraştım.

Çok denedim.

İlk önce verdiklerinle mutlu olmayı denedim.

Hani var ya, kocamış adamlar sırf yanlarında sevgili tutsunlar diye,

Basarlar parayı torunu yaştaki kızlara,

İşte aynen öyle,

İşte aynen o şekil,

Etrafımızda gördüğümüz örnekler…

Olmadı, mutlu olamadım.

Yapamadım…

Çünkü ruhum satılık değildi.

Olmadı, sana ait olamadım,

Çünkü ne ruhum,

Çünkü ne toprağım satılıktı.

Akdeniz ortasında,

Nice nice medeniyetlerin geçtiği,

Nice nice kanlı savaşların yaşandığı,

Nice nice aşkların yaşandığı,

Çeşitli kavimlerin torunlarıydık…

Akdeniz ortasında,

Osmanlı’nın sürgüne yolladığı,

Osmanlı’dan kaçıp, buralara göç edenlerin,

Konya Karaman yoğunluklu insanların torunlarıydık,

Nice efsanelere konu olmuş,

Uğruna nice ölümlerin yaşandığı,

Afrodit’in torunlarıydık…

Hepimizde…

Bundan gocunmuyorum,

Bir ülke,

Bir vatan,

Üzerinde onunla yaşayan,

Üzerinde onunla ölenle,

Vatandır…

Düşünüyorum da,

Galiba seninle bir ortak yönümüz var,

Sana diyorum, çok uğraştığım ve

Bir türlü sevemediğim,

Sen de nice Aleksandra’ların,

Sonradan Hürrem’lerin,

Torunlarısın…

Bana gâvur tohumu diye sataşırken,

Bana dönme diye en ağır hakaretleri ederken,

Çuvaldızı ilk önce kendine batıracaktın.

Düşünüyorum da,

Galiba seninle bir ortak yönümüz var derken,

Bir şeyi atlamışım…

Ben “Ne mutlu insanım”,

Ben “Ne mutlu Kıbrıslıyım” derken,

Geçmişten gocunmadığımdandır.

İllaki birilerinin gözüne sokar gibi,

Ne mutlu filanım demiyorum,

Gerek görmüyorum,

Çünkü ben her şeyden önce insan olduğum,

İkincisi de Kıbrıslı olduğum için mutluyum…

Çok denedim, her şeye rağmen,

Ama seni sevemedim.

Bütün aşkların nefretle başladığını düşünürsek,

Bu defa bu aşk her şeye rağmen ne başladı,

Bu defa bu aşk her şeye rağmen ne bitti…

Bana ilk defa ayak bastığında, çok hoşuma gitmişti,

Gözümde bir kahraman olmuştun.

Beni zalimlerden kurtarmıştın.

O gün çok ağlamıştım,

Yüce Tanrıma şükretmiştim,

Seni bağrıma basmıştım.

Sen de beni sevmiştin.

O kadar çok sevmiştim ki seni,

Hiç sorgulamamıştım yaptıklarını,

Kızmıştım sana laf atanlara,

Sen her şeyin en doğrusunu bildiğini,

Sana şükretmemiz gerektiğini söyler dururdum.

Ne zaman beni kendi kendine benzetmeye kalkıştın,

Ne zaman bana hükmetmeye kalkıştın,

İşte o gün film kopmuştu.

Çok sonradan bunları düşündüm.

Beni, sesimi çıkarmadığım sürece çok sevmiştin,

Ne zaman kendi ayaklarımın üzerinde durmaya kalktıysam,

Ne zaman kendi kimliğimi haykırmak istediysem,

Bana nankör dedin,

Bana hain dedin,

Bana besleme dedin…

Ama sana bir şey diyeyim mi?

Kulağına bir şey fısıldamak istiyorum…

Seni her ne kadar çabaladıysam sevemedim…

Ruhu diktatör,

Dili külhanbeyi,

Kafası; yeri geldi mi iyi çalışan,

Ruhu; yeri geldi mi duygusal gelgitlerde dolaşan,

Sadece kendine benzeyenleri seven,

Her kimsen işte…

Seni sevemedim.

Çok uğraştım,

Seni sevimli görmek istedim.

Hakkında güzel şeyler düşündüm,

Yine de olmadı.

Beceremedim…

Bu yüzden suçluyum.

Bana verdiği ekmeği,

Bana verdiği özgürlüğü,

Sürekli başıma kakan,

Sürekli burnumdan getiren,

Sana karşı böyle hissettiğim için,

Suçluyum,

Beni affet…

Sana son bir sır vereceğim,

Sana rağmen,

Sana benzemeyenleri seviyorum,

Hem de çok,

Seni sevmediğimden ötürü,

Senin gibi olmayanları, seninle aynı kefeye koyamam.

Yüreği insan sevgisiyle dolu,

Kimliklere saygısı olan,

Herkesi olduğu gibi seven ve sayan insanların,

Halkların kardeşliğine inananların,

Hanemde her zaman başımın üstünde yeri var.

Beni anlamanı isterdim.

Çok mu zor bunu yapabilmek?

Beni anlamanı istiyorum.

Canım yanıyor,

Sana benzemek istemiyorum,

Ve işte bu yüzden beni cezalandırmandan bıktım artık…

Her şeyimi aldın,

Ve daha da alacaksın,

Yakında yeni özelleştirmeler,

Benim olan her şeyi elimden alıyorsun,

Buna yardım diyorsun ama

İkimiz de bunun yardım olmadığını biliyoruz.

Düpedüz ele geçirme,

Ama sana bir sır vereyim mi?

Kulağına bir şey fısıldamak istiyorum.

Yok…

Kesinlikle, öyle ulu orta söyleyemem kulağına fısıldamak istediklerimi,

Sonra başım derde girer.

Yine tehdit ve şantajla,

Yine türlü türlü yaptırımlarla,

Hiçbir suçu olmayanlara fatura kesilir.

Akdeniz ortasında,

Nice medeniyetlerin geçtiği,

Nice kanlı savaşların yaşandığı,

Nice aşkların yaşandığı,

Çeşitli kavimlerin torunlarıydık…

Asi ve özgürdüm.

Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi,

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım”.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1134 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler