Ferdi Sabit Soyer

Ferdi Sabit Soyer

Yazarın Tüm Yazıları >

GAZ İHALESİ

A+A-

 


Güneydeki seçimlerin Kıbrıs sorununa çözüm bulma sürecinde durgunluğa yol açacağın çok önceden ifade etmiştik. Yani hem seçim, hem görüşme faydalı sonuçlar getirmez demiştik.

Bunun bir nedeni, siyasal karar alma süreçlerinde seçimin doğal kesinti oluşturmasıdır… Diğeri de seçim olgusunun Güneyin siyasal yapılanması için içinde taşıdığı iki özellikle bağlantılıdır.

Bunlardan biri, “Federal Çözüm”e destek veren iki ana partinin, birbiri ile aynı zamanda ezeli rakip olmasıdır. Bu yüzden özellikle milletvekilliği seçiminin, arkasından gelecek olan Başkanlık seçiminin ön hazırlığı niteliğini taşıması da görüşmeler açısından verimsizliği davet eder.

Diğeri ise Kuzeyden farklılaşan Güneydeki siyasi ortamdır.

Çünkü Kuzeyde, Güneyden farklı olarak, çözümü diline almayan, buna soğuk, hatta karşı duranlar dahi, seçim zamanı gelince derhal çözümcü olurlar.

Her seçim döneminde, "Çözüm Denktaş'la ", ya da "Eroğlu Çözüm Demek" sloganlarını hep yaşadık...
İlginçtir. Bir tek seçim dönemi bile hatırlayamazsınız, "KKTC'nin Tanınması Denktaş ve Eroğlu'na verilecek oylarla olacak” diyen bir sloganı.

Ancak Güneyde çok ilginçtir, Federal Çözümü en fazla savunanlar bile seçim döneminde, diğer dönemlerden farklı olarak, daha fazla resmi teze yakın dururlar. Hatta, "tüm göçmenler evlerine dönecek" temasına daha fazla sarılırlar.

Üstelik çözüm bulma görüşmelerinde iki bölgeliliğin tartışıldığını bile bile, bu yapılır.
Kısacası Güneyde, Kuzeyin tersine görüşme sürecinin ruhuna uygun olmayan söylemler öne çıkar.
Bu nedenle görüşmelerin bu kritik aşamasına denk gelen Güneydeki seçimler, yalnız görüşme sürecinde durgunluğa yol açmadı.

Bu yapı nedeni ile oy için kendi resmi tezlerine dönük ifade edilen sert sözler ve bunlara Kuzeyden verilen yanıtlar, iki toplum arasında iğne ile kuyu kazarak oluşturulan güven gelişmesine de zarar verdi. Umut olgusuna gölge düşürdü.

HİDROKARBON İHALESİ....

İşte bu aşamada Güneydeki siyasi elit, bir başka yanlış adım daha attı. Hidrokarbon yatakları ile ilgili olarak ihale açtı...

Üstelik, bu yanlış adım, yalnız Kıbrıs'taki görüşme ortamına olumsuzluk getirmiyor. Ama ayni zamanda Orta Doğu'daki bu belirsiz ve karmaşık ortamda, tüm Kıbrıs'ı; ölçüsüz bir şekilde bölgedeki karmaşanın tehlikeli sınırlarına da yakınlaştırmaktadır.

Bence, Sayın Anastasiadis, seçimlerde resmi Kıbrıs Rum tezini terk etti diye kendine dönük sağ ve milliyetçi cenahtan yapılan eleştirirsel politikalara karşı,  avantaj elde etmek için bu ihale adımını, seçim öncesi attı.

Çok dar bir bakışla hareket edildi. Bu kararla birlikte sarınılan tez de, bildik ifadedir. "KC'nin egemenlik haklarına kimse müdahale edemez".

Şimdi Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye bu ortamda bu konuya tepki gösterecek. Göstermeye başladı bile.

BÖLGE YANGIN YERİ....

Üstelikte işin bir vahim yanı daha var. Çünkü bölgemizi yangın yerine çeviren en önemli nedenlerinden biri de budur. Yani petrol ve gaz kaynakları ile bunların Avrupa ve dünya pazarlarına ulaşması, yani enerji yolları üzerindeki çelişki.

Artık çok net.

Irak Kürdistan Yönetimi Başkanı Sayın Barzani'nin, Irak'ta, Kürdistan'ın Bağımsızlık Referandumunu gündeme almasının nedeni budur.

10-15 milyar metre küplük gaz rezervlerinin bir boru hattı ile Türkiye üzerinden Avrupa'ya naklinin esas unsuru olmak istiyor.

Suriye'nin Kuzeyinde PYD'ye karşıtlığı da buna dayalıdır. Çünkü bu olursa, o zaman Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin gaz ve petrol kaynaklarının ayni şekilde, Avrupa pazarlarına ulaşması için gereken boru hattı da oluşmaz.

Bu yüzden zaten onlar Suriye'deki şeriatçı örgütleri desteklemektedirler.

Türkiye'nin kendi sınırlarına dayalı Suriye'de bir Özerk veya Federe Kürt yapılanmasına tepki içinde olmasını da bu bağlamda değerlendirmek gerekir.

Kuşkusuz Kafkas ve Hazar hidrokarbonlarını taşıyacak olan ve 36 milyar metre küplük TANAP projesi de var. Bunun temelleri atıldı.

Tüm bunlar ne için?

Avrupa'nın Rus gazına dönük bağımlılığını azaltmak içindir. Yani bu adımlar Rus Gazına alternatif olmaya dönüktür.

Rusya'nın gündeme getirdiği ve yakın zamanda kadar, Türk- Rus ilişkilerini olumlu olarak etkileyen TÜRK Akımı projenin rafa kalkması ile bu arayışlar, Irak ve Suriye'deki karmaşayı tetikledi.
Savaşı inanılmaz boyutlara taşıdı. Türkiye'de başlayan ve tırmanan çatışmaların ve terörün de gerisinde bu vardır.

Şimdi üzerindeki ambargonun kalkması ile İran'da bu gelişmelerin içinde kendine göre yer alma devinimine girecektir.

Üstelik bu bölgede etkili iki ülke daha var. Mısır ve İsrail. Onlarda da  ayni pazara ulaşmayı bekleyen önemli hidrokarbon yatakları var. Bunun Kıbrıs açıklarında bulunan gaz ile birlikte, Kıbrıs üzerinden Anadolu’ya, oradan Avrupa'ya aktarılması düşüncesi de var.

Kıbrıs sorunu ve Türkiye ile İsrail ve Mısır'ın çelişkisi  nedeniyle bu en ekonomik olan düşünce tıkanıyor. Bunu aşmak için hem Kıbrıs sorunun çözümü, hem de Mısır ile Türkiye'nin  ilişkilerinin yumuşaması gerekiyor.

Üçü ile ilgili de olumlu ortam yaratmak için çabalar da çok yönlü devam ediyor.

RUSYA.

Tüm bu gelişmelerin içinde kendisinin en önemli ekonomik gelir kaynağı olan hidrokarbonla ilgili olarak pazardaki payını azaltmak veya dengelemek için atılan adımlara Rusya'nın duyarsız kalacağını sanmak saflık olur.

Rusya'nın Doğu Akdeniz'de ve Suriye'de ne işi var diye soranlar, olaylara bu açıdan da bakmalıdır. Ama bir şeyin tarafı olursanız bunu kamuoyunuz içinde gizlemeye çalışırsınız.

Bu gelişmeler olurken bir başka alanda da gelişme var. Rusya, Almanya ile arasında var olan gaz nakil hattını takviye etmek için adım attı. Bunun için Almanya-Rusya görüşmesi ve ön antlaşması yapıldı. Buna kim karşı çıkıyor?

Ağırlıkla eski Varşova Patkı üyesi ülkelerle, SSSCB'den ayrılan ve günümüzde AB ve NATO üyesi olan ülkeler. Bunlar ortak bildiri de yayınladılar. AB'nin motor ülkesi olan Almanya'ya, Rusya ile geliştirdiği bu yeni ilişkiye dönük tepki gösterdiler.

HİDROKARBON İHALESİ..

Yani, enerji kaynakları ve nakil yolları ile ilgili çok yönlü ve çok çatışmalı bir ortam var. Böylesi bir karmaşa içinde, daha kendi iç sorunun çözememiş ve demokratik birliğini kuramamış olan Kıbrıs'ın.
Çözüm olmadan ve iki toplumun ortak siyasi demokratik birliğini oluşturmadan, Güneyin hidrokarbon konusunda, tek taraflı adım atması Adamızı,Ortak Yurdu felaketin sınırına bir o kadar daha taşıyabilir.

Orta Doğu'nun bu karmaşık durumunda, enerji kaynakları ve yolları üzerinde bir nevi dünya savaşının yaşandığı.

Yüz binlerce insanın öldüğü, köy, kasaba ve kentlerin yanıp yıkıldığı, milyonlarca insanın göçmen olduğu  bu dönemde, Kıbrıs'ta siyasi belirsizlik sürerken, tek taraflı atılan bu adım çok yanlıştır.
Üstelik bu adım dünden ders alınmadığının da göstergesidir. Dün bu tek yanlı adım bizi savaş gemileri ile yüz yüze getirmişti...

Üstelik günümüzde bu yanlış adım bir başka şeye de yol döşüyor. Bu adım, bu karmaşık dünya ve bölge konjektöründe adamızı, hesapsız kitapsız bir şekilde, belanın içine sürükleme potansiyeline de sahiptir.

CANGILDAYIZ

Çünkü bu zamanda artık siyaset,  ilkesizlik  cangılının içine girmiştir. Her tür vahşi ve zehirli saldırganlıkla insanlık yüz yüzedir. 

Tüm demokratik ve evrensel değerlerin yerini, vahşi cangılın içinden gelişen saldırganlık halleri almaktadır.

Bakın Mülteci krizinin aşılabilmesi için yapılan antlaşma; gerçekte, AB'nin demokratik ve insani kriterlerini yaralamıştır. Bu açıktır.

Dikkatinizi çekmiştir.

Irak Kürdistan Yönetimi Bağımsızlık Referandumuna gideceğini açıklamıştır. Buna karşın; Irak'ın Toprak Bütünlüğünden yana olduğunu sürekli açıklayan Türkiye ve Yunanistan'da buna dönük çok manidar bir sessizlik var. Karşı açıklama yapılmadı. Ayni olgu Avrupa içinde geçerlidir....
Ama, Suriye'de Kürtlerin yaptığı  Federasyon çağrısına, Suriye'nin Toprak  Bütünlüğüne  ağırlıkla vurgu yapan karşı açıklamalar geldi.

Yani günümüzde dünya siyasetinde, Evrensel demokratik  tüm değerleri, herkesin kendine göre ele aldığı ilkesiz bir ortamda yaşıyoruz. Gelişen bu. Cangılın içine girdik.

İşte böylesi bir ortamda Güneyin, Hidrokarbon yatakları için attığı bu tek yanlı ihale adımı, şimdi bu konjektörde, tüm adayı belirsizliğin içine sokabilir.

Görüşmelerin durgunlaştığı bu dönemde, bu zor dünya ve bölge konjektöründe bu atılan iyi bir adım değildir. Hayırlı bir geleceği, tüm Kıbrıslılara getirmez.

Nitekim bu adıma denk gelen bir zamanda, Çözüm görüşmeleri iyi gider denilirken,görüşmelerde oluşan  durgunlukla beraber  ansızın, gündemimize yeniden "Kıbrıs sorununa parça parça çözüm bulunması" söylemleri de sokulmaya çalışılıyor.

Yani bu tek yanlı adımları, haris hakimiyetçilik anlayışı temelli, seçimde oy hesabı ile atanlar, cangılın içinde pusuda bekleyen canavara bizi korumasız olarak itmektedirler.

FEDERAL ÇÖZÜM, HALA AKICIL TEK YOLDUR..

Rusya, amacına ulaştıktan sonra Suriye'deki askeri varlığını azalttı. Bana göre, bu  asker azaltma adımı ile ayni zamanda, Suriye'deki Esad yönetimine de, üniter bir Suriye düşünme,esne mesajı da verdi.

ABD Dışişleri Bakanı Sayın Kerry ile  Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin'in geçtiğimiz günlerde gerçekleşen ve saatlerce süren görüşmesinin, bu asker azaltma adımının arkasından gelişmesi bu bağlamda  çok anlamlıdır.

Güney, şunu iyice anlamalıdır. İki toplumlu Kıbrıs Cumhuriyetini, 1964 sonrası oluşturduğu üniter yapıdaki bu devlet ile daha ileriye  gidemez.

Kuzeyde, 1974 ile oluşan ortamdaki devlet varlığı ile geleceğe tek başına gidemez. Federal çözüm, adanın ve insanlarının geleceği için en önemli çıkış yoludur.

Kıbrıs'ta ilgili olan tüm tarafların, Suriye'de federasyona karşı çıkmaları ile Irak'ta Barzani'nin Bağımsızlık adımına sesiz kalmalarını, yaşadığımız bu dönemde adanın Federal ilkelerde birleşmesini hedefleyenler çok dikkatli gözlemlemek zorundadır.
Hele günümüzde güncel olarak yaşadığımız temel ilkesizlikleri gördükçe daha dikkatli olmamız gerekir.
Bütün bunlar, ama her şey bize, Federal Çözümün bir an evvel gerçekleşmesi devinimini öne almamız gerektiğini her an hatırlatmalıdır.

Evet, Güneyde hidrokarbon  yatakları ile ilgili atılan ihale adımı ve kararı yanlıştır. Bu adım ayni zamanda,  büyük belalara hazırlıksız olarak Kıbrıs'ı sürükleme potansiyelini  de içinde taşımaktadır.

Bu yazı toplam 1441 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar