1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Galiba Bugünkü Kuşak Bizden ve Bizden Öncekilerden Daha Suçsuz!
Galiba Bugünkü Kuşak Bizden ve Bizden Öncekilerden Daha Suçsuz!

Galiba Bugünkü Kuşak Bizden ve Bizden Öncekilerden Daha Suçsuz!

Kıbrıs Türk halkının çözülmeye, yozlaşmaya başladığı o varsayımsal ânı kurgulamaya çalışıyorum kafamda. Mesela hep birlikte (zaten o kadar da kalabalık değillerdi o zamanlar) yürürken bir yolda, bir ayrıma geldiklerini ve acaba dümdüz devam mı etsek, yoks

A+A-

 

 

Kıbrıs Türk halkının çözülmeye, yozlaşmaya başladığı o varsayımsal ânı kurgulamaya çalışıyorum kafamda. Mesela hep birlikte (zaten o kadar da kalabalık değillerdi o zamanlar) yürürken bir yolda, bir ayrıma geldiklerini ve acaba dümdüz devam mı etsek, yoksa sağa doğu kıvrılan şu çift şeritli amerikan afaltını mı tercih etsek diye tereddüte düştüklerini geçiriyorum aklımdan. O sırada birileri (muhtemelen liderliğe soyunanlar) halk adına bir karar vermiş olsa gerek! İşte tam da o karar, bugün sonlarına yaklaştığımız yola yöneltmiş olabilir bu halkı.

Liderlerin seçiminin doğruluğundan kuşkulananlar da vardı elbette. Bir kısmı ayrılıp çoğunluktan, başka yollara gidecek cesareti (bu cesaret başlarına çok işler açmış olsa da) gösterdiler. Kuşkulu olanların geri kalanı, muhtemelen, “gerekirse geri döneriz zaten” diyerek, çoğunlukla birlikte yürümeye karar verdiler. Kafka’nın birkaç haftadır kafamı dolduran Bir Köpeğin Araştırmaları adlı öyküsünde söylediği gibi: “Atalarımız, yoldan çıktıkları zaman hiç şüphesiz bu sapışlarının sonsuz bir sapış olacağını hiç mi hiç düşünmüyorlardı, önlerindeki kavşağı hâlâ görebiliyorlardı, canları istediği zaman geri dönmek kolay geliyordu onlara; geri dönmekte tereddüt ettiyseler, köpek hayatını biraz daha sürdürmek istemelerindendi bu, başka şeyden değil; gerçek bir köpek hayatı da değildi bu henüz, öyleyken bile baş döndürücü bir güzellikte görünüyordu onlara [asfalt amerikan asfaltı ya!], böylece acaba biraz daha ileride ne var, az ileride ne olacak derken daha da saptılar ana yoldan. Bizim bugün tarihin akışına bakarak kestirebildiğimiz şeyden haberleri yoktu onların: Değişikliğin sıradan varlıkta görünmeden önce ruhta başladığını, köpek hayatından hoşlanmaya başladıklarında belki de gerçek yaşlı köpeklerin ruhlarına erişmiş olduklarını, çıkış noktalarına asla düşündükleri kadar ya da bütün köpekçe sevinçleri hayranlıkla seyreden gözlerinin onları kandırmaya çalıştığı gibi yakın olmadıklarını bilmiyorlardı”.[1]

Yine de, kullanmamış olsalar da bu şanslarını, elbette bugünkü kuşaklardan daha şanslıydı eskiler. Onlar yürümekte oldukları yoldan başka bir yol olduğunu hâlâ biliyorlardı. Kafka’nın yaşlı köpeğinin dediği gibi, “bellekleri bugün bizimkilerin olduğu kadar yüklü değildi”.[2] Yaşlı köpek, kendi köpek halkının ataları için şu sözcüklerle anlatır bu durumu:  “Köpekler de -başka türlü anlatamıyorum bunu- bugünkü kadar köpekleşmemişlerdi henüz, köpek ülkesinin yapısı o kadar sağlam değildi”.[3]

Kafka’nın yaşlı köpeği için sözdür değişimin anahtarı. Ama bu söz, alelâde, öyle böyle, herhangi bir söz değil, hakiki olan sözdür. İşte o yoldan sapmayı kabullenmiş olsalar da, içlerinde bir kuşku taşıyan atalar henüz yitirmemişlerdi hakiki sözü. Çünkü o söz inşa edilen sağlam yapının ürettiği Yenikonuş dili[4] tarafından evrilip, çevirilip, amiyane tabirle  benzetilmemiştir henüz. Kafka’nın deyişiyle, “gerçek sözcük hâlâ yapıyı tekrar tekrar planlayarak, canının istediği gibi değiştirerek, tam zıddına dönüştürerek söylenmiş olabilirdi; ve o sözcük oradaydı, vardı, hiç değilse çok yakındaydı, herkesin dilinin ucundaydı, herhangi bir kimse yakalayabilirdi. Ya bugün ne oldu ona? Bugün, yüreğini söküp çıkarırsın da birisinin, yine de bulamazsın onu”.[5]

İşte tam da budur bugünkü kuşakların biz ve bizden öncekiler kadar günahkâr olmamasının sebebi. Onlardan öncekiler, yürünmesi mümkün olan tek yolun, bir sürü misali arşınlamakta olduğumuz bu yol olmadığını ve cesaret edip ağızlarını açsalar dişlerinin arasından dışarıya fırlayacak o hakiki sözün ağızlarında dolanmakta olduğunu bile bile, sessiz kuzular misali kafalarını öne eğerek adımladılar amerikan asfaltını. Oysa bugünkü kuşakların işi çok daha zor. Onlar hiç görmedikleri bir başka yolun hayalini kurmak ve yeni dünyayı kuracak yeni dili[6], yıllar içinde büyük ve menfur bir emekle yaratılmış bu Yenikonuş dilinden arınarak bulmak zorundalar.

“Hiçbirimizin zerrece hakkı yok onlara kızmaya” diyorsam, bilin ki bundandır.      


--------------------------------------------------------------------------------

 

[1] Franz Kafka, Bir Köpeğin Araştırmaları, çev. Mehmet H. Doğan, İstanbul, Can Yayınları, 2005, s. 50-51.

[2] Kafka, Bir Köpeğin Araştırmaları, s. 49.

[3] Kafka, Bir Köpeğin Araştırmaları, s. 50.

[4] 1984’te, Syme, Yenikonuş’un amacını şu sözcüklerle açıklamaktadır: “Yenikonuşun tüm amacının, düşünme sınırlarını daraltmak olduğunu görmüyor musun? Sonunda düşünce suçunu olanaksızlaştıracağız, çünkü en sonunda, onu anlatacak sözcükler kalmayacak. Gerek duyulan her kavram tüm eşdeğer sözcüklerinden sıyrılarak, anlamı kemikleştirilmiş tek bir sözcükle anlatılacak. Şimdiden on birinci baskıda bu noktaya, az çok ulaştık, ama bu işlem, sen, ben öldükten sonra da sürecek. Sözcük sayısı her yıl biraz daha azalacak ve bilincin alanı her yıl biraz daha daralacak. Şimdi bile, düşünce suçu işlemek için ne bir neden, ne bir özür var. Tüm iş, kendini biçimlendirmek ve gerçeği denetleyebilmek. Ama sonunda buna da gerek kalmayacak. Dil yetkinliğe ulaştığı zaman devrim tamamlanmış olacak”. George Orwell, çev. Nuran Akgören, 1984, İstanbul, Can Yayınları, 2004, s. 49.

[5] Kafka, Bir Köpeğin Araştırmaları, s. 50.

[6] “Yeni bir dil olmadan yeni bir dünya yaratılamaz”. Ingeborg Bachmann, Otuzuncu Yaş, çev Kâmuran Şipal, İstanbul, Kavram Yayınları, 1998, s. 40.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1044 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler