1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ‘Gacolar’ polemiği ve öfkenin öznesi olmak
‘Gacolar’ polemiği ve öfkenin öznesi olmak

‘Gacolar’ polemiği ve öfkenin öznesi olmak

Artan nüfus ve suç oranları, Türkiye hükümetleri ile yaşanan gerginlikler, paketler, ‘besleme’ polemiği ve diğerleri… Kıbrıs’ın kuzeyinde yaratılan öfke ortamının bir nevi patlama bölgesi haline gelen Kıbrıslı-Türkiyeli tartışması

A+A-

 

 

 

 

Artan nüfus ve suç oranları, Türkiye hükümetleri ile yaşanan gerginlikler, paketler, ‘besleme’ polemiği ve diğerleri…

Kıbrıs’ın kuzeyinde yaratılan öfke ortamının bir nevi patlama bölgesi haline gelen Kıbrıslı-Türkiyeli tartışması ve günlük yaşamda karşımızı çıkan gacolar, garasakallar ve ficalar tepkileri…

1974’ten itibaren adanın kuzeyine akan kontrolsüz nüfus ve politik kavgalarımızı bir ürünü olan “gacolar” kelimesi aslında büyük bir “süreci” barındırır içinde…

Evet, Kıbrıs’ın kuzeyinde sendikal mücadele ve muhalifler arasında büyük bir tepki vardır Türkiye hükümetlerine…

Ancak bu tepkinin, pratikte hedefinin saptığı, doğru veya yanlış politikalar sonucu birlikte yaşadığımız Türkiye’den buraya gelenlerle yöneldiği günlerden geçiyoruz.

Tam da nüfus sayımının tartışıldı bu günlerde iyice tavan yapan bu tartışma “Bizi saymayınız, gidin onları sayınız” sloganı ile de yine gündemde…

“Yok oluyoruz” diye çıkışmak ırkçılık mıdır?..

Artan nüfusa karşı çıkarken adres ne olmalı?..

Hedef Ankara mı, Ankaralılar mı?..

Akademisyen Yrd. Doç. Dr. Tufan Erhürman’ın bir süre önce Gaile Dergisi’nde yayımlanan yazısında konuyu irdelemiş çok önemli noktalara işaret etmişti:

 

·        << …Önceleri “fica”, “gaco” ya da “garasakal” diyorlardı onlara. Şimdilerde “Amerikalı” deniyor. Aslında çok ilginç bu defa bulunan “isim”. Bu sözcüğü ilk kez kullanan kişiyi bulup hâlet-i ruhiyesini anlamaya çalışmayı çok isterdim doğrusu! Muhtemelen şöyle bir karşıtlıktı bu yaratıcı beyini tetikleyen: “Dünyanın en uygar ulusu hangisi? Amerikalılar. O hâlde, bizdeki en az uygar olanlara hakaret etmenin, onları dışlamanın, ötekileştirmenin en incelikli yolu, onlara en uygar olanların adıyla seslenmek!” Irak’ta, Afganistan’da çocukları öldüren bir ulusun uygarlık seviyesi konumuz değil tabii burada. Yoksulluğun uygarlığın karşıtı gibi görülmesinin sınıfsal analizini yapmaya soyunacak hâlim de yok! Özcesi, Türkiye’den bu adaya çalışmak için gelen işçiler ve onların eşleri, çocuklarıdır “Amerikalılar” >>

 

·        << Aslında hikâye çok basittir ve üzerinde biraz daha fazla düşününce, hiç de orijinal değildir. Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin önemli bir kısmının Kıbrıslı Türklere yönelik vesayetçi yaklaşımlarına ve yöneticilerimizin onlar karşısındaki kayıtsız şartsız biat etme tutumlarına içerleyen Kıbrıslı Türk “entelektüelleri”, çalışanları ve sendikacıları büyük bir öfke içerisindedirler. Bu öfke, bir yandan Türkiye’ye, diğer yandan da adaya çalışmak için gelen yoksul Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına yönelmektedir. Çalışanlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin hazırladığı ekonomik paketler ve adaya gelen ucuz işçilik dolayısıyla işsiz kalacaklarını, hatta göç etmek zorunda bırakılacaklarını düşündükleri için, memleketin tuzu kuruları da, ülkedeki “sosyal ortam” bozulduğu, “sokaklarda bir tek Kıbrıslı Türk dahi göremedikleri” için şikâyetçidirler durumlarından. Yani bu öfke, yalnızca alt ve orta sınıflara değil, halkın tamamına aittir bir biçimde. O hâlde sınıfsal bir temeli yoktur ve Kıbrıslı Türk olmak, bu öfkenin öznesi olmak için yeterlidir.>>

 

·        << Türkiye Cumhuriyeti’nin bazı vesayetçi yetkililerine, seçilmişlerimiz arasındaki iradesizlere, dayatılan ekonomik paketlere direnmek Kıbrıslı Türklerin var oluş ve onur mücadelesinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu noktada benim kafamı karıştıran hiçbir şey yok. Ama bu mücadele, Türkiye’den buraya işverenler tarafından davet edildikleri için gelen çalışma izinli insanlara ve çalışma izinleri bulunmamasına karşın  işverenler kendilerine iş verdiği için buralarda ekmek arayan kaçak işçilere yönelirse, geçtim sol değerleri, filanı, insanlık adına “yeter artık” demek zorunda hissediyorum kendimi.>> 

 

 

 


YARIN: “BELLO TURKO’yu unutmayın”  Siyaset Bilimci Mehmet HARMANCI ne düşünüyor?

 

[Siz de bu konudaki fikirlerini yazıp gönderiniz, tartışmaya katılınız: mertjrn@gmail.com]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1810 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler