1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Gabuglu Fısdıg'
Gabuglu Fısdıg

'Gabuglu Fısdıg'

İnsan bazan duyduğu bir şarkıyla, yediği bir yiyecekle, ya da okuduğu bir mısrayla çok kolay geçmişe, yaşanmışlıkların dehlizlerde hapsolunduğu o alana yolculuğunu sürdürebilmektedir. En azından ben kendi adıma bunu söyleyebilirim. Özellikle “şarkıl

A+A-

 

 

 

 

İnsan bazan duyduğu bir şarkıyla, yediği bir yiyecekle, ya da okuduğu bir mısrayla çok kolay geçmişe, yaşanmışlıkların dehlizlerde hapsolunduğu o alana yolculuğunu sürdürebilmektedir. En azından ben kendi adıma bunu söyleyebilirim. Özellikle “şarkılar”daki yolculuğum çok oluyor. Örneğin; “yeşilçam şarkılarını” dinlediğimde yaptığım yolculuğun durak noktası; Leymosun’daki “Taksim Sineması”dır. Benim ilkokul 3.sınıfa kadar yaşadığım “hanaylı” evimiz (o zamanlar iki katlı evlere ‘hanaylı” da denmekteydi) Taksim Sineması’nın bitişiğindeydi. O kadar ki; boylu boyuna uzanan koridor pencerelerinden atlayıp da sinemanın yazlık çinko kepenglerine ulaşmamız sadece 3-4 adımdı. Ha bu alanda bir de “Moll” meyvesuyu yapan küçük bir fabrikacık vardı. Leymosunlular bu yazıyı okuyunca eminin daha detaylı bileceklerdir “Moll”u. İşte bu kepenkler yazın açılır, bizler de geceleyin yere bataniyeyi serer, yatarak film izlerdik. Sinema işletmecisiyle komuşular hep iyi geçinirdi, parasız sinemaya girdiğimiz olurdu. İşte bu filmlerde yer alan müzikler, aralarda çalınan ya da sinema başlamadan önce dinletilen müzikler, o dönemin şarkılarıydı ve yeşilçam müzikleri hep revaçtaydı. “Son Hıçkırık”, “Seven Ne Yapmaz”, mesela “Kıskanırım seni ben...” gibi şarkılar bana hep Leymosun’un Taksim Sineması’nı, mahallemi, arkadaşlarımı, abileri-ablaları hatırlatır.

“gabuglu fısdığı” yıllardır yememiştim. 1974 sonrası birçok şey gibi yeme-içme kültürü de değişmeye başlamıştı. Hatırımda kalan ilk gabuglu fısdıg-ekmek birlikteliğiyle, benle birlikte abimin (Mete) sünnet töreni kutlamalarında tanışmış olmamdır. O ilk evimizde misafir odasında babam ve arkadaşları yiyip-içmekteydiler. Küp küp kesilmiş ekmekler, gabuglu fısdıg, ve bunun gibi mezeler vardı. Guset, Şinasi, Önder ve unuttuğum diğer abilerim vardı o mekanda. Elime bir gabuglu fısdıg verdiler, bir de ekmek küpçüğü. Fıstığı kabugğundan ayırıp ağzıma atarken ekmeği de atmış oldum. İnanılmaz bir birliktelik yapıştı damak tadıma. Ve o gün bu gündür fıstıkla ekmek yemeği çok severim.

“gabuglu fısdıg” 1974 sonrasında özellikle maçlarda vazgeçilmez bir eşlikçiydi. Bugün de öyle mi bilmiyorum; yıllar var sahalara gidip de maç izlemedim. Sonra aradan epey zaman geçti ve marketin birinde poşette “gabuglu fısdıg”la karşılaştım kasaya giderken. Hemen kapıp eve koştum. Bir parça ekmek aldım, fıstıkları kırarak yemeye başladım. Sanki bir zaman tüneline girmişcesine Leymosun düştü yine aklıma. Şimdi yeniden “gabuglu fısdığın” midavimi olurken şarabımın yanında, aklıma bir soru düştü bu kez: “Leymosun’daki fıstıkçılar kimlerdi” diye. Hayal-meyal hatırladıklarım vardı ama biraz araştırayım dedim. Sonra bakın Allahın işine; Facebook’ta “Ben Leymosunluyum” diye bir grup açılmış, ona dahil oldum ve bu soruyu herkesle paylaşmaya başladım. Bu arada bu gruba daha üye olmayan Leymosunlular da varsa gecikmeden katılsınlar diyorum. İnanılmaz bir bilgi-fotoğraf arşivi birikmekte. Tam da bir Leymosun “monografik” çalışması oluyor... neyse... sorumun karşılığı gelmeye başladı.

 

FISTIKÇI SELİM DAYI

İlkokul arkadaşım Selim’den (Yeşilpınar), eski mahallemizdeki (Girne) komuşularımızdan Gülderen’den bilgiler gelmeye başladı. Selim; dedesinin adını taşıyor ve Yıltan Teyfik Gökkuşu’nun yaptığı yorumda; Fıstıkçı Selim dayı Leymosu’nun en eski fıstıkçılarından mış. Tekli fotoğrafta gördüğünüz işte Fıstıkçı Selim Dayı’dır. Hüseyin Arsal abimiz bu fotoğrafı görünce şu yorumla katkı sağlıyor bilgilerimize: “Her antep fıstığı yediğimde anımsarım...çünkü o zaman çok pahalıydı ya da benim param azdı...kavanoz içindeydi.ve çok özenle tartar verirdi. Tabii kabuklu fıstığını. Babam akşamları eve getirirdi..”... hatırlarım da belki yanılırım bilmiyorunm ama; 1974 öncesi bir bu fıstığa “Halep Fıstığı” derdik. Halep’ten geldiği içindi belki. 1974 sonrası ise “Antep”ten gelmiş olacak ki birçok şey gibi onun da adı değişti. “Galloproma-Galo Prama”- Şam Tatlısı gibi. Fıstıkçı Selim Dayı’nın 1950’lerde meşhur Ankara Caddemizde oturup fıstıklarını sattığı bilgisini de Eren Derviş’ten alıyoruz.Musa Kayra dostum bakınız ne anlatmış: “Ankara caddesi’nde babamın kahvehanesinin dibinde İsgeleli Hüseyin Dayının fırını vardı. Hemen hemen her gün Hüseyin dayı “gulliri çöreği”, Selim Dayı da ya “gabuglu” ya da “gunna” fısdıcık çıkarırdı sıcacık sıcacık fırında. Sıcak gulliri ve fıstıkla kola çok iyi giderdi...”

 

FISTIKÇI ALİ OSMAN HASAN

Sevgili dostlarımdan, mahalle arkadaşlarımdan biri olan Osman Ergün’ün (Erçiner) dedesinin de fıstıkçı olduğunu, konusu geçtiğinde annemlerden duymuştum. Bu bilgi bir yerlerde yer etmiş bende ki hemen aklıma geldi. Konuyla ilgili cevap, Osman’ın ablası sevgili eski komuşumuz Gülderen’den (Tosun) geldi. O da tıpkı Selim gibi “fotoğraf” bulma konusunda çalışmış çabalamış ve bizlere göndermiş, sağolsunlar. Fıstıkçı Ali Osman Hasan 1907 doğumluydu. 2 Eylül 1978’de ise yaşama veda etti. Fotoğrafta Ali Osman Hasan, eşi Fetkiye Osman, Gülderen’in babaannesi (1912- 6.5.1996) ve torunu Ödül Halil Ergin görülmektedir.

 

    Osman Kasapoğlu dostum “Belkıs abla” diye birinden bahseder. Şahin Sineması’na giderken Malyalı bakkalın yanındaymıştı yeri. Diğer taraftan sevgili hocamız (abimiz) Mustafa Anlar ise “en eskisi” dediği birinden daha bahsedip şöyle diyor: “Benim hatırladığım en eskisi FISTIKÇI FEYZİ DAYI’ydı. Feyzi (Fevzi) dayı akşam üzeri bizim Tahtalı Köprü’nün öte yanında oturup satmaya başlardı,1-2 saat sonra fıstık sepetlerini koluna takar ve bizim sokaktan (Beyazıt Cad) yürüyerek Parkın yanına gelirdi. İnce kağıtları ufak ufak keser, minik huniler yapıp içine sıcak fıstık içi, gannavuri, çitlembik vs doldurup satardı...” 

     Sevgili Huriye Raşit Taksim Sineması’nın karşısında fıstıkçı birinden bahsetmişti. YDÜ’de öğretim görevlisi Ahmet Ertugan’ın dedesiymiş. Mehmet Bandabuliya dostumuz ise konuya açıklık getirerek o amcamızın “FISTIKÇI BEHLİL DAYI” olduğunu söylüyor. Bizim Taksim Sineması’nın karşısındaymış....

     İşte böyle...Leymosunluların oluşturduğu bu sinerjide belki Leymosun-Leymosunlular tarihinde bir “kırıntı” gibi görünse de “fıstıkçılarımız”ın, bunun bir başlangıcı olduğuna inanıyorum; zamana ve yokolmaya inat...

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1545 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler