1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Futbol Federasyonu'nu neden yakıldı?
Futbol Federasyonunu neden yakıldı?

Futbol Federasyonu'nu neden yakıldı?

Geçtiğimiz hafta başında birileri ülkeyi karıştırma adına Futbol Federasyonu Ahmet Sami Topcan Salonu’nu kundakladı. Anımsanacağı gibi, bir süre önce futbolda izolasyonlar altında olan KKTC’nin önünü açmak iddiasıyle Kuzey Irak’da (Kürd

A+A-

 

 

 

 

Geçtiğimiz hafta başında birileri ülkeyi karıştırma adına Futbol Federasyonu Ahmet Sami Topcan Salonu’nu kundakladı.

Anımsanacağı gibi, bir süre önce futbolda izolasyonlar altında olan KKTC’nin önünü açmak iddiasıyle Kuzey Irak’da (Kürdistan) FIFA Dışı ülkelerin yer aldığı Viva Dünya Kupası’na, Kuzey Kıbrıs A Milli takımı katılmıştı.

Turnuvanın yer aldığı bölgenin adı Kürdistan olunca futbol düzeyi, hatta temsiliyeti çok düşük düzeyde olan bu turnuvaya katılmak konusu tartışmaya açılmıştı. Bir kesim, ambargoları delme adına Viva Dünya Kupası’na katılmayı desteklerken, benim de dahil olduğum bir kesim  ne idüğü belirsiz bir örgüt olan, hatta kara para akladığı iddia edilen NONE FİFA BOARD (NFB) FIFA dışında yer alan, Birleşmiş Milletler’in tanımadığı ve ayrılıkçı topluluklar ve Afrika’nın ilkel kabileleri olarak nitelendirdiği gruplar ile yapılacak maçların hiçbir artısı olmadığını savunmuştu.

Kendilerini milliyetçi olarak nitelendiren bir kesim ise, Kuzey Irak’ta yer almasına rağmen, Kürtlerin çoğunlukta olduğu ve Kuzey Irak dahil Türkiye Cumhuriyeti içerisinde yer alan geniş bir bölgeyi KÜRDİSTAN olarak kabul etmelerine karşı çıkmışlardı. Bu karşı çıkışın temelinde  halen Türkiye Cumhuriyeti ile bir anlamda savaş içinde olan PKK örgütünün Kuzey Irak ile organik bağı olduğu iddiasıydı.

İşte, bu iddia KKTC A Milli Takımı’nın Türkiye Cumhuriyeti yetkililerin onayı ile gidilen VİVA Dünya Kupası dönüşünde zirveye vururken, Futbol Federasyonu lokalinin kundaklanmasıyle bir göz dağına dönüştü. 

Kundaklamanın failleri bu yazının yazıldığı saate kadar henüz bulunamadı. Halbuki, bölgede Amerikan Elçiliği KKTC temsilciliği dahil birçok kamera mevcuttur. Belkide, önümüzdeki saatlerde binayı kundaklayanlar ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum.

Kuzey Irak’ta ( Kürdistan) düzenlenen bu turnuvaya katılan KKTC A Milli takımı’nın şahsında yapılan bu kundaklamayı şiddetle kınıyorum. Ama, aslında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, 20 Temuz 1974 Barış Harekatı’ndan sonra, Kuzey Kıbrıs’a ithal edilen Türkiye kökenli nüfusun, demografik yapımızı baştan aşağı değiştirken, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki siyasal ve ayrılıkçı görüşlerin de ithal edilmiş olmasıdır.

Zaten, zaman zaman Kuzey Kıbrıs’taki ünivesitelerimizde Kürt-Ülkücü kavgasının büyük kavgalara neden olduğu biliniyor. Bu arada, Kuzey Kıbrıs’ın ayrı bir devlet olduğunu kabul etmeyen bu kesimler, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir eyaleti olarak kabul ettikleri KKTC’de kendi görüşlerinin aksine olan icraatlara karşı çıkıyorlar.

Kundaklama sonrasında, bir basın toplantısı düzenleyen Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Sertoğlu, yürekli bir şekilde bu tür hareketlerin kendilerini korkutmadığını ve yollarına devam edeceklerini açıklarken, dik bir duruş sergiliyor. Bu konunda, Sertoğlu’nu destekliyorum.

Ne var ki, işte bu kundaklama eylemini bu şemsiye altında düşünürken, Kuzey Kıbrıs’a gelmek isteyen Kürdistan Milli takımına Sertoğlu’nun güvence verememesini KKTC’nin bir zafiyeti olarak düşünüyorum.

FIFA kapıları açılana kadar böylesine organizayonlara katılmaktan vaz geçmeyeceklerini açıklayan Sertoğlu’nun önünde çetin bir yol bulunmaktadır. Çünkü, NFB’da yer alan takımların çoğu, BM tarafından ayrlıkçı ülkeler olarak tanımlanıyorlar. Örneğin, Tamil gerilaları, Tibetli rahipler ve Darfurlu kabileler.  Ancak, FIFA dışı maçlar devam ederken, konsantrasyonumuzu FIFA’da yasal temsiliyete yönlendirmeliyiz.     

 


KTSYD’de “Sinde gülle geçsin mi?”

 

 

VİVA Dünya Kupası devam ederken, KTSYD’nin bu maçları tüm medyaya aktarmak adına görevlendirdiği iki değerli arkadaşımız Gürkan ile Kürşad bu grevlerini başarılı ve tarafsız bir şekilde yerine getirirdiği bir gerçek.

Ne var ki,  yönetim kurulunda görevli bir spor yazarı, bu konsensusun aksine tüm etik değerleri yerle bir ederek, kendi gazetesine avantaj sağlama adına bir haberi  kendi gazetesinde yayınmlayınca ortalık karıştı.

Başta, KTSYD Başkanı Gençkaçmaz ve söz konusu gazetenin spor şefi Kürşad yerinde bir karar ile  bu olaydan haberleri olmadığını ve üzüntü duyduklarını da dile getirdiler.

Daha sonra, bu olayın şoku yaşanırken, YENİDÜZEN Gazetesi bu olayı kınayan ve söz konusu yönetim kurulu üyesi hakkında ne gibi bir tasarruf yapılacağını sorgulamıştı.

Bu arada, diğer medya kuruluşularındaki arkadaşlarımız da bu olayın kınarken, bu davranışın KTSYD’nin birlik ve beraberliğine atılmış bir bomba olarak nitelendirmişlerdi.

Aradan bir hafta geçmesine rağmen,  medya kuruluşlarına karşı  eşit mesafede olduğunu iddia eden KTSYD yönetimin söz konusu yönetim kurulu üyesi hakkında sadece bir uyarı kararı aldığı gayri resmi olarak öğrenildi.

Bunun da, KKTC’deki spor medyasını tatmin etmediği  ve daha ciddi kararlar alınması beklendiği  spor kulislerinde yer alırken, bu konundaki duyarlılığı adeta görmezden gelen KTSYD yönetimi acaba “Sin dev gülle geçsin” miyi oynuyor?

 


Gürgöze ve CAS

 

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne uygulanan spor ambargosunu aşmak için uzun süredir bir mücadelenin verilidiği bir gerçek. Bu konunda kullanılan enstrümanlar arasında en önemlisinin Avrupa Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) olduğu kuşkusuz.

İşte, bu konu zaman zaman spor kamuoyunda gündeme geliyor. Konuyu sürekli gündeme getirenlerin başında Üniversiteler Spor Federasyonu Başkanı Beyhan Gürgöze geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin bu CAS konusundaki en büyük kompetanı CAS yargıçlarından  Prof.Dr.Kısmet Erkiner’in asistanlarından avukat Alpay Köse’yi Kuzey Kıbrıs’ta konuk etti.

Alpay Köse ile yaptığımız söyleşide, CAS yolunun ısrarlı bir şekilde takip edilmesini ve Kuzey Kıbrıs’a uygulanan spor ambargosunun ancak, bu yolla aşılacağını ve ellerinde çok güçlü örnekler olduğunu dile getirdi.

Bu arada Gürgöze, geçtiğimiz yılda Prof.Dr. Erkiner’i Kıbrıs’ta konuk etmiş ve görüşlerini spor kamuoyu ile paylaşılmasına aracı olmuştu.

Ne var ki, bu konunda en büyük girişimi yapması gereken  Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanı Kemal Dürüst’ün konuya “FRANSIZ” olduğu ve hiçbir girişimde bulunmadığı ortaya çıktı.

Tipik bir bölge politikacısı olarak, iç tribünlere oynayan hatta, “İcraatın İçinden” gibi düzenlediği yemeklerle yandaş medya yaratan Bakan Dürüst’ün ilaç niyetine bu konunda bir söylemi veya girişimi olduğunu duymadım.

Bakan Dürüst’ün, Gürgöze’nin başını çektiği ve gündemde tutmak için büyük bir çaba gösterdiği CAS konusunu süratle ele alması ve Kuzey Kıbrıs’ta ve Türkiye’de konuyu takip eden medya ve hukuk çevreleriyle teşrik-i mesai yaprak, bir strateji belirlemesi gerekiyor.

Evet Sayın Dürüst. Her zaman “fahri danışmanlarım” dediğin spor medyasında size her şeyi güllük glistanlık gösteren yandaş medyayı bırakın da, gerçek spor vizyonunu yaratan,  açılımları ve çözümleri gündeme getirenlere de bir “ALLAH SELAMI” verin.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 516 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler