1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Fransız Kontları’nın kurduğu köy: Kondea...
Fransız Kontları’nın kurduğu köy: Kondea...

Fransız Kontları’nın kurduğu köy: Kondea...

“Kayıp” yakını Hristina’nın eşinin ninesi Florenza Patsia “kayıp” ve bugün Kondea’ya gitme nedenimiz, onunla ilgili olası bir gömü yerini Kayıplar Komitesi yetkililerine göstermek. Florenza Patsia (“Paçça”

A+A-

 

 

 

“Kayıp” yakını Hristina’nın eşinin ninesi Florenza Patsia “kayıp” ve bugün Kondea’ya gitme nedenimiz, onunla ilgili olası bir gömü yerini Kayıplar Komitesi yetkililerine göstermek.

Florenza Patsia (“Paçça” diye okunuyor) yaşlı, yatalak bir kadınmış, 1974’te Kondea Kilisesi’nin yanındaki oğlunun evindeymiş. Onun kilisenin arka avlusundaki bir kuyuya gömülmüş olabileceği yönünde söylentiler bulunuyor...

Kondea’nın öyküsü de oldukça ilginç. Kondea adı Lüzinyan bir Kont’un adından geliyormuş, “Kont” sözcüğünden... Kondea (Türkmenköy) olduğu gibi bu Lüzinyan Kontu’na aitmiş – hatta 1571’de Osmanlılar adayı fethettikten sonra, Lala Mustafa Paşa bu Kont’a, Kondea topraklarına hiçbir koşulda hiçbir Türk/Osmanlı zaptiyesinin giremeyeceğine dair bir de ferman vermişmiş... Sırp asıllı olduğu söylenen Lala Mustafa Paşa, “Kıbrıs Fatihi” olarak biliniyor... Yani Lüzinyan Kontu’na “Kıbrıs Fatihi” Lala Mustafa Paşa’nın emriyle bir tür “dokunulmazlık” verilmiş. Böylece bu bölgeye, Kıbrıs’ın çeşitli yerlerinden çeşitli suçlar işleyip kaçanlar da sığınabiliyormuş. Kont’un çok geniş toprakları varmış – burası olduğu gibi Kont’a ait bir çiftlikmiş... Yani Kondea, yani bildiğimiz Türkmenköy, olduğu gibi Kont’un çiftliği imiş ve hiçbir Osmanlı zaptiyesi bu topraklara Lala Mustafa Paşa’nın yazılı emri nedeniyle giremiyormuş. Böylece buraya sığınanlar Kont’un çiftliğinde çalışıyorlar ve yavaş yavaş kendi evlerini buraya yapıyorlarmış... Bir dönem Kondea, Cikko Manastırı ve Kıbrıs Başpiskobosluğu’nun sahipliğine geçmiş, 1821 yılında Osmanlılar, Kondea’yı kiliseden geri almışlar ve hemen sonrasında çok geniş topraklar 1823 yılı civarında Kont George Lapierre’e devredilmiş. George Lapierre o dönem Fransız Konsolosluğu’nun “Dragoman”ı (resmi tercümanı) imiş ve Küçük Mehmed’in de yakın arkadaşıymış...

Kondealılar şöyle bir öykü de anlatıyorlar:  Bu olay 1825 yılında yaşanmış. Eksomedoş’ta (şimdiki Düzova) Nikola Zahariu diye genç bir adam yaşarmış... 1825 yılının yaz sonunda vergi toplamaya çıkan iki tane zaptiye, köyden geçerken Zahariu’nun annesini ve kızkardeşini görmüşler... Onlara “Hemen eve gidin, yemek pişirin, bu akşam sizde yatıya kalacağız” demişler. Niyetleri bozukmuş! Kadınlar koşarak eve gitmişler ve Nikola efendiye olup biteni anlatmışlar. Nikola efendi de onlara “Yemek pişirin, yatakları da hazırlayın” demiş. Osmanlı zaptiyeleri gerçekten de eve gelmişler, pişirilmiş yemekleri yemişler, bol da şarap içmişler, sonra da kendileri için hazırlanmış yataklara yatmışlar. Nikola efendi annesinden lambaları kısmasını istemiş ve kızkardeşi yerine kendisi zaptiyelerin yatağına girmiş... Elinde de çivili bir sopa varmış... Zaptiyelerden birini öldürmüş, sonra da ailesini yanına alarak Kondea’ya, Kont’un topraklarına sığınmış! Burada işlediği suçtan ötürü cezalandırılmaktan kurtulmuş ve burada evlenerek kendi ailesini Kondea’da kurmuş. Soyadını da “Tumbi” olarak değiştirmiş. Nikolas Tumbi o kadar sağlam bir işçi ve dürüst bir insanmış ki, artık çiftlikte hüküm sürmekte olan bir başka kont olan Kont Lapierre ona topraklarının bir bölümünü bağışlamış. Böylece Kont Lapierre döneminde Kondea’da dışarıdan gelip de toprak sahibi olan ilk şahıs, Nikolas efendi olmuş... “Kayıp” Florenza Patsia’nın kocası tarafından ailesi de işte bu Tumbi ailesinden gelmekteymiş...

Kont Lapierre’in torun çocuğuyla geçtiğimiz yıl Paris’te tanışmıştım... Alexandre Lapierre, Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak katıldığımız bir konferansta organizatörler arasındaydı. Alexandre Lapierre, halen Kondea’da bulunan Latin kilisesinin de sahibi durumunda. Kont Lapierre, Alexandre’ın dedesini Beyrut’a doktor olmak üzere okumaya göndermiş fakat Alexandre’ın dedesi Kıbrıs’a, Kondea’ya dönmeyerek Fransa’ya yerleşmiş. İkinci Dünya Savaşı sırasında Naziler’e karşı direniş hareketine katıldığı için tutuklanmış ve bir toplama kampında hayatını yitirmiş Dr. Lapierre... Kont Lapierre’in büyük torunu olan genç Alexandre Lapierre, tatillerini Kıbrıs’ta geçiriyor – güneyde bir yazlık evi var ve ailesinden geride kalanlar da burada... Larnaka’da yaşayan Bayada ailesinden bir yeğeni, uzun yıllar Fransa’nın Konsolosu olarak görev yapmış... Bayada ailesi, Kıbrıs’ın en ilerici ailelerinden birisi – bu sayfalarda Jus Bayada’yla yapmış olduğum röportajı yayımlamıştım yıllar önce... Jus Bayada, “Yeni Kıbrıs Derneği”nin kurucularındandı...

Kondea’nın (Türkmenköy) aslında bir Fransız köyü olduğunu, bir Latin köyü olduğunu hiç bilmiyordum – zaten Christina’nın eşinin “kayıp” ninesinin adı da bir Latin ismi: Florenza...

Florenza Patsia için gidiyoruz Kondea’ya... İstikametimiz kilise... Bu kilise aslında Ortodokslar’ın 1876 yılında kutsayarak ayinlerine başladıkları Ayios Haralambus Kilisesi... Kilisenin yapımı toplam 26 yıl almış – mimarisi Ortodoks kiliselerine hiç benzemiyor, tamamen Latin kiliselerinin mimarisiyle yapılmış... Gerek bu kilise, gerekse Kondea köyünde bulunan Latin kilisesi ve Osmanlı eserleri, “Kondea’nın Mirası Vakfı” öncülüğünde, restore ediliyor... Kilise’nin dışındaki kemerler, kerpiç kesilerek yeniden inşa ediliyor... Projenin mühendisi Yakup Bey bu konularda bize bilgi veriyor... Latin kilisesini ise bir çoban işgal etmiş ve kimseyi o alana sokmuyormuş, herhalde bu yüzden Latin kilisesinde yapılacak restorasyonlar yapılamıyor...

 

Kilisenin arka avlusuna geçerek küçük kuyuyu buluyoruz... Bu aslında büyük bir kuyu değil – Hristina’yla birkaç yıl önce buraya gelişimizde, Hristina bu kuyuda bazı kemikler görmüştü ama bunlar hayvan kemiği miydi yoksa insan kemiği miydi, bunu bilemiyorduk. Kayıplar Komitesi’nin Kıbrıslıtürk yetkililerine o günlerde bu kuyu hakkında bilgi vermiştik... Kuyu, kilisedeki vaftiz törenleri için kullanılan suyun tutulduğu bir kuyucukmuş... Orada çalışan işçilerin yardımıyla kapağını açıyoruz, üstte hayvan kemikleri görülebiliyor...

Kondealılar’dan edindiğimiz bilgilere göre, kilisenin yanındaki mandrada 101 yaşındaki Konstanti Koççinovukkos yaşıyormuş... 16 Ağustos 1974 tarihinde Aşşa’dan (Paşaköy) kaçan üç Kıbrıslırum’a Türk askerleri kilise yakınındaki mandrada ateş açmışlar... Bu olaydan sağ kurtulan Kıbrıslırumlar’dan birisi, Konstantis Koççinovukkos’un silah seslerinden korkarak bir kalp krizi geçirdiğini ve mandrada öldüğünü, sonra da burada bulunan bir gübre yığınına gömülmüş olduğunu anlatmış...

Kondealı okurlarıma göre bölgede üç tane kuyu var: Birisi kilisenin avlusunda, birisi mandranın yanında, diğeri de mandranın güneyinde. Bu Kıbrıslırum okurum bana kuyuları harita üzerinde işaretlediği bir de “google map” gönderiyor...

Hatırladığım kadarıyla Kondea-Kukla (Köprülü) yolu üzerinde bir kuyuda bu yaşlı adamın arandığı bazı kazılar yapılmıştı fakat o kuyuda herhangi bir “kayıp”tan geride kalanların bulunup bulunmadığını bilmiyorum...

Kondea’nın bazı “kayıpları”nı, Kıbrıslıtürk okurlarımın çok değerli yardımları sayesinde bulmuştuk... Şimdi Kondea konusundaki araştırmalarımızı biraz daha yoğunlaştırmamız gerekecek...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1041 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler