1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Fırsat
Fırsat

Fırsat

40’lı yaşlardaydı… Bekardı… Yaşlı annesiyle birlikte yaşıyordu Orhan… Siyaset okumuş, Dışişleri’yle ilgili bir görevde çalışıyordu. İşinden memnundu ama bu işte daha da ilerleyeceğini düşünüyordu. Çalışkan ve özverili bir

A+A-

 

 

40’lı yaşlardaydı… Bekardı… Yaşlı annesiyle birlikte yaşıyordu Orhan…

Siyaset okumuş, Dışişleri’yle ilgili bir görevde çalışıyordu.

İşinden memnundu ama bu işte daha da ilerleyeceğini düşünüyordu.

Çalışkan ve özverili bir kişi olarak biliniyor ve işyerinde takdir ediliyordu.

***

Bu çalışkanlığı ona yurtdışında bir görev verilmesi ihtimalini doğurdu. (Çalışkanlıkla işyerinde daha iyi görevler almak bizim Dışişleri veya ülkemiz için geçerli olmadığından demek ki hikâyemiz başka bir yerde, hayali bir yerde geçiyor. Adının Orhan olmasını dikkate almayın siz…)

***

Sözü edilen görev henüz kesin değildi ama kesinleştiğinde ve resmen görevi kabul edip etmediği sorulduğunda onun da kesin bir yanıt vermesi gerekiyordu. Ancak bu nasıl olacaktı? Yaşlı annesi vardı ve başka bir ülkede görev almak için anne problemini çözmek zorundaydı. Ona başka bir yer bulmalıydı.

***

Orhan’ın kardeşleri vardı… Yani annesinin de diğer çocukları!.. Onlara soracaktı… Bu kadar yıldır neredeyse tek başına annesine baktığına göre herhalde böyle bir durumda onlar da anlayış gösterirler ve annelerine bakarlardı. Tamam, evliydiler, çocukları vardı ama O da anneleriydi sonuçta…

***

Önce küçük kardeşinden başladı ağız aramaya… Gitti, durumunu anlattı. Önce yurtdışı görevinden söz etti. “Aaa, hayırlısı olsun, çok sevindik” dediler… Hem küçük kardeşi hem de eşi sevindiler gerçekten de… Çocuklar da amcalarından her geldiğinde hediyeler beklediklerinden onlar da sevindiler. Hem belki arada onlar da amcalarının yanına giderlerdi.

***

Ama biraz sonra sevinç yarım kaldı. Çünkü “annemizi ne yapacağız” diye sordu Orhan… Sessizlik oldu bir anda… Hiç düşünmemişlerdi bu konuyu veya belki de beraber gidecekler! diye düşünmüşlerdir. “Bakamayız” dediler sonra bir ağızdan… “Çocuklar var… İki maaş dört kursağa yetmez zaten… Bir de annemize bakamayız. Hem ikimiz de çalışıyoruz, kim bekleyecek annemi?”

“Ben de çalışıyorum ama beklemek istemedi hiç…”  

“Yok yok olmaz” dediler, başka da bir şey demediler.

***

Çıktı oradan Orhan, ablasına gitti.

Ablası da, onun eşi de diğerleri gibi çok sevindiler yurt dışı işini duyunca… “Güzel olur ama bizi unutma ha!” gibi de sıradan bir espri yapmaya çalıştılar. Onlar sordu bu kez annelerini… “Ne olacak?” diye… Orhan ümitlendi bu soru karşısında…

“Ben de onun için gelmiştim aslında… Belki siz ben dönene kadar anneme bakardınız diye düşündüm.”

Araya giren bir sessizlik bile olmadı bu kez…

“Yoookkkk…. Bakamayız ablacığım… Bak üç tane çocuk… Her gün para isterler…. Biri üniversiteyi bitirdi ama bilirsin o da henüz işsiz… O da bizim elimize bakar. Enişten dersen son zamanlarda iyi değil o da… Belki emekliye çıkar. Maaşı düşecek zaten… Hem doktora gidip dururuz işte sen de bilirsin… Daha ne olduğu belli değil…. Öbür çocuklar liseyi bitirecekler… Okumak isterler… Para lazım… Öbürü işi yok ama evlenmeyi düşünür…” vs vs vs…

***

Orhan, ablası daha başka sebepler sıralarken kalktı oturduğu koltuktan… “Tamam abla, size kolay gelsin” dedi, çıktı evden… Dolaştı bir süre öyle, ne yapacağını, nasıl halledeceğini bilemeden… Eve gitti. “Hoş geldin oğlum” dedi annesi, kucakladı oğlunu… “Magarına-bulli yaptım sana, seven sen” dedi. (Aman, yemek magarına-bulli olduğuna göre bizim memleket olmasın bu! Belki de öyledir. Bazı şeyler uyar ama bazı şeyler hiç uymaz. Olsun biz devam edelim hikâyemize, bakalım ne olacak!)

***

Ertesi gün yaşlı bakım evlerini dolaştı Orhan… Şartlarını sordu, bakımın nasıl olduğunu sorguladı. Güvenebileceği birkaç yer oldu aslında ama yine de annesini oralara bırakmak istemedi. Sonunda o sorunun sorulacağı gün geldi.

“Yurtdışı görevini kabul ediyor musun Orhan” diye sordular.

“Özür dilerim, bazı zorunlu sebeplerden dolayı kabul edemem. İkinci ismin gitmesi hayırlı olacaktır.”

İkinci isim yurtdışı için resmen görevlendirilir. Ertesi gün Orhan işteyken haber gelir.

“Üzgünüz, anneni kaybettik.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 680 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler