1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. ‘Firari Bedenler’in yaratıcısı Hüseyin Özinal; “İnsanın ilk yurdu kendi bedenidir”
‘Firari Bedenler’in yaratıcısı Hüseyin Özinal;  “İnsanın ilk yurdu kendi bedenidir”

‘Firari Bedenler’in yaratıcısı Hüseyin Özinal; “İnsanın ilk yurdu kendi bedenidir”

Hayata dair ‘direne direne yaşıyorum’ diyor ressam Hüseyin Özinal ve bu direniş içinde politik duruşuyla yeni bir sergiye de imza atıyor.

A+A-

simge-013.jpg

Hayata dair ‘direne direne yaşıyorum’ diyor ressam Hüseyin Özinal ve bu direniş içinde politik duruşuyla yeni bir sergiye de imza atıyor. ‘Firari Bedenler’ sadece bir sergi olmaktan öte, Kıbrıs’taki toplumsal cinsiyet eşitliğine dikkat çekiyor. Basmakalıp ve geleneksel olandan bizi uzaklaştırarak, kendine özgü bedenlerin estetiğiyle bizi buluşturuyor. Bunun yanında sanatsal sürecini, dekor ve kostüm tasarımında kazandığı ivmeyi açıklıyor.   

“BEN HAYATTA HEP KENDİMİ ARADIM”

Limasol yakınlarında Polemitya köyünde dünyay gelen sanatçı Hüseyin Özinal, üniversite eğitimini Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde Güzel Sanatlar Bölümü’nde tamamladı. İlk kişisel sergisini 1991 yılında açan sanatçı ilk olarak resme nasıl gönül verdiğini anlattı.

“Lisede şanslıydım, Güzelyurt Kurtuluş Lisesi’nde çok iyi resim hocalarım oldu. Feridun Işıman, Emin Çizenel, Salih Bayraktar gibi önemli isimlerden eğitim aldım. Özellikle Feridun Işıman bana alan açan insanlardan birisiydi. Resimdeki eğitim sürecim böyle gelişti. Bir de resim olarak gelişim sürecim var tabii. O hala bitmedi. Çünkü ben resimde hep bir şeyler aradım. Aslında bu arayış, insanın kendini araması, sorgulamasıydı. Ben de hayatta hep kendimi aradım, kendimi didikledim. Bu bana hem kendimi, hem de karşı tarafı sorgulayarak önüme alanlar açmamı sağladı. Elbette hala kendimi bulamadım. Bu ölene kadar devam edecek bir hikâye…” 

“RESİM BENİM İÇİN DEVAM EDEN BİR YOLDUR”

Ondan fazla kişisel sergisi bulunan, pek çok karma sergide yer alan Özinal, ilk günden bu güne resimlerinde yürüdüğü yolu şöyle özetledi.

“İlk sergim portrelerdi,  daha sonra soyut, renkler, katmanlar vardı, daha sonra bir dönem kolaj yaptım. Bunları da eski resimlerimi parçalayarak yaptım. Aslında benim hikâyemle, resimlerimin hikâyesi çok örtüşüyor. Otuz yıl İstanbul’da yaşadım. Referandum döneminde Kıbrıs’a döndüm. Kıbrıs’a döndükten sonra başka şeyleri sorguladım. Aslında her sergim, her çalışmam edebiyatla, şiirle iç içe devam etti diyebilirim ve benim için resim devam eden bir yoldu, hep de böyle oldu. Şimdi bakınca bu durumun sergi isimlerinden de çok belli olduğunu anlıyorum. Adsız 1, Adsız 2, Yeryüzü Halleri, Yaşamın Ucuna Yolculuk… Günün sonunda geldiğim noktada, elbette her insan gibi yaşadığım kırılma noktalarının önemi büyüktür. 2014 yılının benim hayatımda ayrıca bir önemi var. Bu da Oya Akın’nın ‘EdepSiz’ projesiyle başladı. O proje benim için bardağı taşıran damla oldu. Ben hayatta kendimi ne kadar didiklersem dimdikleyim, geldiğim nokta elbette dış dünya ile kendim oluyor. İnsan kendini dış dünyadan soyutlayamıyor. İnsan olgunluk yaşları noktasında bir hiçlikle karşılaşıyor. Hayatın gerçeği en yalın haliyle karşınıza çıkıyor. Ne yapacağım diye sorgulamaya başlıyor. Ben 1986 yılından sonra çok az desen çalışmıştım. Oya’nın projesi EdepSiz ile böylece yeniden desen çalışmaya başladım. Kişisel serüvenimde benim için EdepSiz bir mihenk taşı oldu diyebilirim. Böylece o çalışma beni bu güne taşıdı.”

“SIKIŞTIRILDIĞIMIZ DEĞERLER SİLSİLESİ CİNSİYET ÜZERİNDEN TANIMLANIYOR”

Son sergi ‘Firari Bedenler’ iki yıllık bir çalışma sonucunda ortaya çıkan,  3600’den fazla desenden oluşuyor… İnsan ruhunun derinlerine inen bu projenin doğuşu ile sohbetimiz sürüyor.  

“Ben sergimi tamamladıktan sonra bir süre hiçbir şey yapmam, sadece kendimi okumaya veririm. 2012 yılındaki sergimin ardından kendimi sadece okumaya verdiğim bir dönemde aniden Oya Akın karşıma EdepSiz projesi ile çıktı. Zor zamanlardı. 2014 yılında annemi kaybetmiştim. Nasıl çalışmaya başlayacağımı bilmiyordum. Ta ki bir gün, yakın dostum Birhan Keskin’nin bana hediye ettiği bir defteri elime alıp, içine iki desen çizinceye dek bu durum sürdü. O gün çizdiğim iki desenle aniden ne yapmak istediğimi buldum. Böylece çalışmaya başladım. Sadece çalıştım. Cinsiyetsiz, kolsuz, bacaksız desenler. Göğsü alınmış, şişman, kilolu, idealden uzak kadınlar… Bu çalışmayla binlerce desen çizdim. Rahmi Ödül’ün önerisiyle de onlara firari bedenler ismini verdik. Bir varlığın, bir insanın ilk yurdu kendi bedenidir. Kendi bedeninde var olur. Bizim sıkıştırıldığımız değerler silsilesi, özellikle kadın ve erkek olarak cinsiyet üzerinden tanımlanan bedenlerden yola çıkarak, bu bize verilen değerlerden firar etmeyi, kaçmayı, ret etmeyi anlatmak için bu ismi seçtik.”

o1-024.jpg

“İNSAN HEP EKSİKTİR, TAMAMLANMAMIŞTIR”

İki yıl boyunca bu desenler için çalışan sanatçı, gece gündüz ayrımı yapmadan ve durmadan çalıştığını anlatıyor.     

“İki yıl boyunca zaman mevhumu olmadan sürekli çalıştım. Daha çok kuir bedenler üzerinde çalıştım. Kadın mı, erkek mi olduğu belli olan figürler de var tabii aralarında… Aslında tamamlanmamış, bitmemiş bedenler bunlar. İnsan çünkü hep eksiktir, tamamlanmamıştır. Bu dönemde kadın dostlarımla da çok konuştum. Doğuş Derya, Umut Bozkurt, Umre Örs, Filiz Bilen, Selen Lermioğlu Yılmaz bana fikirleriyle çok destek oldular. Bana kadınların erkek egemen sistemin dayatması içinde neler yaşadıklarını anlattılar. Göremediğim şeyleri onlar sayesinde gördüm. Bunlara deneyimlerimi ekledim. Ayrıca bu süreçte annemin bedensel ve ruhsal değişimine tanıklık ederek, vefatını gördüm. Bir insanın nasıl bedenine yabancılaştığını hissettim. Anlatması zor ama bu da benim için önemli bir nokta oldu. Farklı alanlarla beslendim. Bu serginin bir diğer önemli yanı politik bir sergi olması, politik bir sergi çünkü Kıbrıs’taki beden politikaları, toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine söz söyleyen ilk sergi… Başlarken aslında böyle bir niyetim yoktu ama ortaya bu da çıktı. Bu serginin gerçekleşmesinde Cumhurbaşkanlığı’nın ve Cenk Gürçağ’ın çok önemli katkıları oldu. Onların katkıları ve Oya Silberi’nin yaratıcılığı ile çok güzel bir sergi yaptık. ”   

o2-018.jpg  

‘GÖLGELER VE SURETLER’ FİLMİYLE EN İYİ KOSTÜM ÖDÜLÜ

Hüseyin Özinal çok yönlü bir sanatçı.1988 yılına dek uzanan kostüm tasarımı üzerine çalışmaları da en güçlü yönlerinden biri… Gölgeler ve Suretler filminde en iyi kostüm ödülüne de layık görülen sanatçı, ayrıca bu alanda ödüllü tek Kıbrıslı Türk…

“Aslında benim kostüm tasarlamam 1988 yılına TRT’de Tomris Giritlioğlu’nun Kantodan Tangoya dizisinde çevre düzenlemesi yapmamla başladı. Siyah beyaz çekilen bir diziydi. İlk defa böyle bir deneyim yaşadım. Çevre ve mekân düzenlemesi yaparken yanımızda kostüm deposu vardı. Sekiz ay boyunca ben onları gözlemledim. Bu dizinin ardından bu alanda birkaç reklam filminde çalıştım. Daha sonra da İstanbul Şehir Tiyatrolarına dekor asistanı olarak girdim. Burada Asker Şvayk Hitlere Karşı oyununda kostüm tasarladım. Dönem kostümleri olduğu için önemli bir deneyimdi, ilk çalışmam o oldu. Altı yıl Şehir Tiyatrolarında kostüm ve sahne tasarımları üzerine çalıştım. Kıbrıs’a geldikten sonra da bu alanda çalıştım. Elbette bizim koşullarımız çok kısıtlıydı. Daha sonra Derviş Zaim film kostümlerini tasarlamamı istedi. Sinemada çalışmak çok başka bir şeydi. Yapamayacağımı düşündüm. Zaman içinde olur dedim. Böylece çalışmaya başladım. Bir dönem olması köyde yaşadığım görüntüleri zihnimde oluşturdu. Kostümler sonuçta çok beğenildi. O yıl en iyi kostüm ödülüne de layık görüldü.”

Bundan sonraki planlarını da bizimle paylaşan sanatçı, kendi içinde dış dünyayı fazla kendi alanına alamadan çalışmaya devam edeceğini ifade ediyor.   

“Artık daha politik işler yapacağım. Beden ve figürler daha bitmedi. Yüreğimde ve aklımda bitmişlik duygusu yok. Demek ki devam edecek ama daha farklı bir yerlere evrilecek diye düşünüyorum. Hatta birkaç gündür aklımda bazı şeyler de var. Farklı okumalar yapmaya da devam edeceğim. Edebiyat beni çok besleyen bir alan… Bu sergi benim için heyecanlı ve sürprizli bir hikâye oldu. Güvenlilik alanımdan çıkıp, bilmediğim bir alana atladım. Bunu başarmanın gönül rahatlığıyla, bu konu üzerine çalışmaya devam edeceğim.”                               

 

o3-007.jpg      

 

 

 

Bu haber toplam 1956 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 398 Sayısı

Adres Kıbrıs 398 Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler