1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Fikret Demirağ’ın Lefkesi
Fikret Demirağ’ın Lefkesi

Fikret Demirağ’ın Lefkesi

8 Ocak, Pazar günü Fikret Demirağ’ın 72. doğum gününü kutlamak için KT. Sanatçı ve Yazarlar Birliği tarafından düzenlenen etkinlikler kapsamında ‘Şiir Otobüsü’ ile şairin doğum yeri olan ve çocukluğunu geçirdiği Lefke’yi ziyaret et

A+A-

 

 

8 Ocak, Pazar günü Fikret Demirağ’ın 72. doğum gününü kutlamak için KT. Sanatçı ve Yazarlar Birliği tarafından düzenlenen etkinlikler kapsamında ‘Şiir Otobüsü’ ile şairin doğum yeri olan ve çocukluğunu geçirdiği Lefke’yi ziyaret ettik.

Şiir Otobüsü’nün yolcuları: Neşe Yaşın, Tamer Öncül, Hakan Çakmak, Yaşar Ersoy, Hüseyin Kaba, Ümit İnatçı, Hüseyin Özinal, Zeki Ali, Gürgenç Korkmazel ve Oya Akın’dı. Ayrıca Fikret Demirağın eşi sevgili Emine hanım, oğlu (Ahmet) ve gelini (Nur) da bizimleydi.

Asmalı Kahve’de bizi karşılayacağını bildiren Lefke Belediyesi meclis üyelerini kahvenin adını veren asma yerinde olmadığı için biraz gecikmeli bulduk. Kahvelerimizi içtik. Konuşmalar yapıldı. Zeki Ali, Fikret Demirağ’ın “Eğer Lefkeliyse Bir Ozan” adlı şiirini okudu.  

Çok değil, birkaç hafta önce Hurma Festivali’ne gelmiştik ailece. Son geldiğimizde de yağmurluydu. Yine öyle. Tek fark, arada yağmurun durup güneşin yüzünü göstermesi.

Sonra okula giden ve sağında solunda portakal bahçeleri bulunan, Fikret Demirağ’ın şiirine yakışan güzelim bir yola ‘Şair Fikret Demirağ Caddesi’ adı verildi. Orada yine konuşmalar yapıldı, fotoğraflar çekildi. (Bu arada çocukluğu ‘Şair Pembe Marmara Sokak’ yakınlarında geçmiş birisi olarak; şair/yazar/ressam/heykeltraş/tiyatrocu/müzisyen/fotoğrafçı/karikatürist/dansçı vs., isimlerini, şehit isimlerinden daha çok yakıştırdığımı söylemeliyim sokaklara. Keşke isminin yanında o sanatçıyı yaşatacak başka düzenlemeler, etkinlikler de gerçekleşse bu sokaklarda, caddelerde...)

Ordan şairin doğduğu eve gittik ama kerpiç evi yerinde bulamadık. 2 yıl önce yıkılıp yerine beton iki katlı kocaman bir ev yapılmış. Yine de bahçe yerli yerinde duruyordu. Doğduğu, büyüdüğü ev yerinde yoktu ama mahalle, ağaçlar, tepeler, manzara aynıydı.

Artık yerinde olmayan evin arkasında hurma, portakal ve zeytin ağaçları vardı. Şiir Otobüsü yolcuları, cennet hurması, portakal ve mersin ağaçlarından meyveler koparıp yedi. Komşuları, Fikret Demirağ’ın çocukluğuyla ilgili bir şeyler anlattı.  

Evin yeni sahibiyle de tanıştık. Neyse ki, şairin evinin fotoğraflarını çekmiş yıkılmadan. Facebook’a ekleyeceğine; ilerde birlik tarafından hazırlanacak ‘Şair Fikret Demirağ bu evde doğdu’ yazılı pirinç levhayı evinin üzerine asacağına söz verdi...

Şairin evinin önünden geçen sokağın adı çok şiirsel. ‘Memeler Dağı Sokak’. Zaten bu tepenin adı şairin şiirlerinde de geçiyor. Bahçeyi çevreleyen sarıtaş duvara çıkınca sokağa (ve bölgeye) adını veren bu dağlar (aslında tepeler) görünüyor. Sırt üstü yatmış doğa ananın (büyüklüklerinden henüz yeni yetme bir kız olduğu da söylenebilir) memeleri...

Dönüş yolunda, rehberimiz ‘Lefke’ye dere geldi’ deyince, derenin kenarında inip dolaştık, bulanık ama dolu dolu akan dere havası aldık.

Tabii bu arada bütün bunlar olurken karnımız acıktı. “Et mi, balık mı?” sorusuna çoğunluk balık cevabını verdi. Bu nedenle, Fikret Demirağ’ın ortaokulu bitirdikten sonra ayrıldığı, şiirlerinde “çocukluğumun kasabası” dediği Lefke’den ayrılıp, Gemikonağı’ndaki (Xeros) Aspava restoranına gittik.

Masanın başı Fikret Demirağ’a ayrıldı, ona da bir bardak rakı döküldü.

Bir durup bir yağan yağmur yine durdu ve gökkuşağı ortaya çıktı. Neşe Yaşın’ın: ‘Bakın, Fikret bize gökkuşağı gönderdi!’ yorumu hepimizi gülümsetti. Laoslar, mercanlar, kalamarlar, minerilerle mideler doyup, içilen içkilerle kafalar tütsülenmeye başlayınca muhabbet de koyulaştı.

Son zamanlarda hep ağlarken gördüğümüz Emine Hanım’ı biraz olsun gülerken görmek güzeldi. 

Dönüşte Hüseyin Özinal’ın önerisi üzerine bir durak yaptık. Sini katmeri ikram edilip, kahve içtiğimiz; çocuklarımıza bakarak bizi bu Lefke gezisinde hafifleten sevdiklerimize badem ezmesi aldığımız Argonya’ya...

Anılarla dolu, anlamlı bir gündü. Fikret Demirağ hakkında, özellikle de çocukluğuna dair daha çok şey öğrendik.

Dönüş yolunda güneş battı, Lefkoşa’ya girerken dolunay çıktı...  

Madem ki konumuz şairimiz ve Lefke’de geçen çocukluğu, yazıyı da bir şiirle bitirmek uygun olacak sanırım.

 

Lefke’ye Şarkı

Şimdi çocukluğumun kasabasında

hala havalarda döne döne süzülerek

iniyor mu hurmalara telli kargalar

 

Hala var mı çocukluğumu anımsayan

havalarda döne döne süzülerek

hurmalara inen o telli kargalardan

 

Çocukluğumu bıraktığın o kasabada

çocuk yüzümü ve çocuk sesimi benim

anımsayan uzak bir yüz aldı mı

 

Susmuş maden borusu, kapanmış ocaklar

tozlanmış ağaçlar, evler, anılar

artık taşlaşan dünyaya bir ağıt mı

 

İlk sevgilimin yüzü, babamın yüzü

artık neyi simgeliyorlar bu taş dünyada

neyi simgeliyor çocukluğum o kasabada

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1289 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler