1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. FEMA'DAN ERDOĞAN'A TEPKİ
FEMADAN ERDOĞANA TEPKİ

FEMA'DAN ERDOĞAN'A TEPKİ

Feminist Atölye, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kürtaj ve sezeryen ile ilgili açıklamalarına tepki gösterdi “Kadın Bedeni Kuluçka Makinesi Değildir!” Feminist Atölye (FEMA), Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip

A+A-

 

Feminist Atölye, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kürtaj ve sezeryen ile ilgili açıklamalarına tepki gösterdi

 

“Kadın Bedeni Kuluçka Makinesi Değildir!”

 

Feminist Atölye (FEMA), Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kürtaj ve sezaryen uygulamalarına ilişkin yaptığı açıklamalara tepki göstererek açıklamaların, devletin kadın bedenine dair yürüttüğü politikaları açığa çıkarır nitelikte olduğunu belirtti. Erdoğan’ın ‘Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum’ diyerek kadınların kendi bedenleri üzerinde söz sahibi olmaları halinde, cinayet işleyen caniler olarak nitelendirilmeleri gerektiğini dile getirdiğini söyleyen FEMA, “Kürtajın yasaklanması ve sezaryen uygulamalarının sınırlandırılmasına ilişkin geliştirilen muhalefetin amacı, doğum kontrol yöntemlerini geliştirmek değildir. Milliyetçi, muhafazakâr ve militarist ideolojiler temelinde şekillenen yönetimler, çeşitli sebeplerle kadın bedenini nesneleştirerek, edilgen bir konuma getirir” dedi.

Söz konusu yaklaşımların hem kadın cinselliğini kontrol altında tuttuğunu hem de doğurganlık haklarının kısıtlanmasına ilişkin yasal düzenlemeleri yürürlüğe koyduğunu ifade eden FEMA, Erdoğan’ın Türkiyeli kadınlara yönelik 5 çocuk doğurun fetvası da bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini aktardı. “Gerek kürtaj yasağı gerekse fazla sayıda çocuk doğurmaya yönelik dile getirilen açıklamalar, kadın bedeninin bir kuluçka makinesi gibi tasavvur edilmesine neden olur. İleri sürülen ideolojik yaklaşımlar kadın bedenini, ‘düşman milletler’ arasındaki ‘nüfus savaşlarının’ bir aracı haline getirir” denilen açıklamada, vatanı “düşman” saldırılarından korumak için askerlere, neo-liberal politikaların hayata geçirilmesi için ise ucuz emek piyasasına hizmet edecek işçilere ihtiyaç duyulduğunu bu bağlamda devletlerin, gerekli insan gücünü sağlamak için kürtajın yasaklanmasını, çocuk doğurmanın teşvik edilmesi gibi yaklaşımlar geliştirdiği vurgulandı.

 

FEMA açıklamasına şöyle dedi:

“Benzer uygulamalar Nazi Almanyası’nda da mevcuttu. 21 Mart 1939 günü, Adolf Hitler’in propaganda şefi Dr. Joseph Goebbels girişimiyle ‘Anne Onur Madalyası’ dağıtımına başlandı. Çok çocuk doğuran annelere madalya verilmekte; çocuk sayısına göre ise verilen madalya bronz, gümüş veya altın olarak değişmekteydi. Ayrıca Alman yasalarına göre kürtaj büyük bir suçtu. Buna göre kürtaj yaptırmak yalnızca ‘aşağı’ ırklara mensup kadınlar için mümkündü. Dile getirilen örnek 1930’lu yılların sonunda Almanya’da kadının toplum içindeki rol ve değerini açıkça ortaya koymaktadır. Joseph Goebbels, Nazilerin kadın politikasını tek cümle ile özetliyordu: ‘Kadın için öncelikli, en iyi ve en uygun yer ailedir; onun yerine getirmesi gereken harika bir görevi vardır: Halka çocuklar armağan etmek.’ Ne üzücüdür ki, aradan yıllar geçmesine rağmen aktarılan bakış açısı varlığını korumaktadır.” 

 

“KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN NE KADAR VAHİM BİR BOYUTTA OLDUĞUNU SÖYLEMEK MÜMKÜN”

Türkiye’de her gün 5 kadınun öldürüldüğünü, bu veriden yola çıkarak kadına yönelik şiddetin ne kadar vahim bir boyutta olduğunu söylemek mümkün diyen FEMA, buna rağmen TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı ve AKP milletvekili Ayhan Sefer Üstün’ün tecavüze uğrayan kadınların bile kürtaj yaptırmaması gerektiğini dile getirerek, bir cinsel şiddet örneği olan tecavüzün kadın üzerinde yarattığı mağduriyeti görünmez kılmak istediği ifade edildi.

Türkiye Cumhuriyeti yönetimlerinin geçmişten bugüne değin Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan Kıbrıslı Türkler üzerinden yürüttüğü eşit siyasi ilişkiye dayanmayan, otoriter olan ve eril bir dil üzerinden temellendirilen politik yaklaşımların, ilerleyen zamanlarda Kıbrıslı Türk kadınların da bahsi geçen uygulamalara maruz kalabileceğine dair kuşkuların doğması için yeterli olduğu vurgulanan açıklamada, özellikle dayatılan ekonomik paketlerin, özelleştirme uygulamalarının ve federal çözüm arayışlarını ortadan kaldırmaya dönük B planı arayışlarının, FEMA’nın iddiasını kanıtlar nitelikte olduğuna dikkat çekildi. FEMA, “Bu sebeple Feminist Atölye olarak, hem Türkiyeli feministlerin muhalif duruşu ile dayanışma içerisinde olduğumuzu hem de Kıbrıs’ın kuzeyindeki yönetimin kadın bedenini araçsallaştıracak her türlü politikasına karşı yürüttüğümüz mücadeleyi devam ettireceğimizi bildiririz” dedi.

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 809 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler