1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. FEMA TEPKİSİNİ KOYDU
FEMA TEPKİSİNİ KOYDU

FEMA TEPKİSİNİ KOYDU

Feminist Atölye (FEMA), Türkiye’nin AB Bakanı ve Başmüzakerecisi Eğemen Bağış’ın Kıbrıs ile ilgili Londra'da yaptığı açıklamaları ve Maliye Bakanı Ersin Tatar’ın Hürriyet gazetesine verdiği demeci değerlendirdi. FEMA’dan yapılan aç

A+A-

Feminist Atölye (FEMA), Türkiye’nin AB Bakanı ve Başmüzakerecisi Eğemen Bağış’ın Kıbrıs ile ilgili Londra'da yaptığı açıklamaları ve Maliye Bakanı Ersin Tatar’ın Hürriyet gazetesine verdiği demeci değerlendirdi.

FEMA’dan yapılan açıklamanın tam metni şöyle;

 

YUKARI TÜKÜRSEN ERSİN, AŞAĞI TÜKÜRSEN EGEMEN!

Gün geçmiyor ki, erkek egemenliğinin bereketsiz topraklarında yeşeren ve androjen hormonu fazla kaçmış siyasetçiler, ayrımcı ve fetihçi demeçlerini üzerimize boca etmesin! “Yukarı tükürsen Ersin Tatar, aşağı tükürsen Egemen Bağış” tadındaki şoven ve ırkçı bu demeçler, düzenli olarak “Kıbrıslı-Türkiyeli ayrımını” kışkırtmakta, Kıbrıslıtürklerin varlığını ve adanın kaderi üzerindeki siyasi iradesini yok saymakta, milliyetçilik ve kabadayılıktan mütevellit fotosentezlerini “siyasi tez” kılığına sokarak bize yutturmaya çalışmaktadırlar.

Maliye Bakanı Ersin Tatar, Hürriyet Gazetesine verdiği demeç ile “Kıbrıslı-Türkiyeli” ayrımcılığı yapan şoven bir dil kullanmış; temizlik işlerini “kadın görevi” olarak kabul eden bir maço olduğunu cümle âleme beyan etmiştir.  AKP’nin ampulü ile gözleri körleşen Tatar, Ankara patentli neoliberal politikaları uygulamaya koyan UBP hükümetinin bir parçası olarak, çalışanların kazanılmış haklarını budayan ve kuzey Kıbrıs’ta yaşayan tüm insanların yoksullaşmasını sağlayan siyasetlerin mimarlarından biri olduğunu gizlemek istercesine “Kıbrıslı kadınlar oturuyor, Türkiyeli kadınlar ev temizliyor” demiştir. Bu cümleler ile “Kıbrıslılar zengin”, “Kıbrıslılar tembel” önyargısını kışkırtma amacı güden Tatar, temizlik ve bakım hizmetlerini kadın görevi olarak normalleştiren sistemi eleştirmeksizin, “kadının kadını sömürdüğünü” ima eden kabadayı bir üslup benimsemiştir. Kıbrıs’ta yaşayan tüm kadınların, etnik kökenleri fark etmeksizin, aile ve ev içinde harcadıkları emek dolayısıyla birer emekçi olduğunu Sayın Tatar’a hatırlatırken, kendisinin gururla savunuculuğunu yaptığı eril zihniyet dolayısıyla hem Türkiyeli hem de Kıbrıslı kadınların ezilmeye ve sömürülmeye devam ettiğini söylemek isteriz. Sayın Tatar’ın fotosentez kıvamındaki ayrımcı demeçleri ile Kıbrıslı ve Türkiyeli kadınlar arasına nifak sokamayacağını bilmesini isteriz. Feministler olarak Türkiyeli, Kıbrıslıtürk, Kıbrıslırum, Maronit, Ermeni, Moldov ve bu adada yaşayan tüm kadınlarla dayanışmaya devam edeceğimizi beyan ederken, Sayın Tatar’ı da Kıbrıs’taki tüm kadınlardan özür dilemeye ve kadınların sorunlarının çözümü için bir an önce at gözlüklerinden kurtulmaya davet ederiz.

Bu minvalde, Sayın Egemen Bağış’ın da “KKTC, TC’ye bağlanabilir” yönündeki demecinin,  hiçbir uluslar arası hukuk kaidesine uymayan bir laf salatasından başka bir anlam ifade etmediğini;  Kıbrıs’ın geleceği hakkında söz sahibi olanların, Osmanlı imitasyonu fetihçi AKP’nin değil, bu adayı yurt bilen tüm insanlar olduğunu bilmesini isteriz. Yıllardır Kıbrıs’ın birleşmesi ve Akdeniz’de bir barış adası haline gelmesi için emek koyanları “Rum Sempatizanı” olarak ötekileştiren ve düşmanlaştıran Egemen Bağış unutmamalıdır ki, bu demeci ile kendisinin Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak isteyen Makarios’tan bir farkı kalmamıştır. Kıbrıs’ı Türkiye’ye bağlamak üzerinden yapılan erkek egemen tehditlere ve düellolara bizlerin karnı toktur. Kıbrıs’ta yaşayan bizlerin adil ve kalıcı bir çözüm için fotosenteze değil, adada yaşayan tüm halkların federal bir sentezine ihtiyacı vardır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1007 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler