1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Federasyon Sn. Hristofiyas ve Sn. Eroğlu ile zor(du)!
Federasyon Sn. Hristofiyas ve Sn. Eroğlu ile zor(du)!

Federasyon Sn. Hristofiyas ve Sn. Eroğlu ile zor(du)!

SAYIN EROĞLU’NUN FEDERASYON TEZİNE KARŞI TUTUMU Sayın Eroğlu Cumhurbaşkanı seçildikten hemen sonra BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a gönderdiği mektupta Kıbrıs sorununda BM parametrelerini kabul ettiğini, federal çözüm için müzakerelere devam

A+A-

 

 

SAYIN EROĞLU’NUN FEDERASYON TEZİNE KARŞI TUTUMU

Sayın Eroğlu Cumhurbaşkanı seçildikten hemen sonra BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a gönderdiği mektupta Kıbrıs sorununda BM parametrelerini kabul ettiğini, federal çözüm için müzakerelere devam edeceğini ve Sayın Talat’ın bıraktığı yerden hareket edeceğini belirtmişti.

Sayın Eroğlu her ne kadar da tüm yaşantısı boyunca federal çözüme inanan ve bu konuda çalışan biri olmasa ve çözümsüzlük çözümdür politikalarının mimarlarının başında gelse de, BM Genel Sekreteri’ne yazdığı mektuptan dolayı federal çözüm yanlıları tarafından cesaretlendirilmeye ve desteklenmeye çalışılmıştı.

 

“KIRK YILLIK KANİ OLUR MU YANNİ?”

Daha o dönemde yazdığım köşe yazılarında ben de bu duruşun elbette önemli olduğunu ancak gelişmelerin ciddiyetle izlenmesi gerektiğini vurgulamış ve özellikle Sayın Talat’ın bıraktığı yerden devam etmenin önemli olduğunu ancak bundan daha da önemli olanın o noktadan hareketle nereye gidilmeye çalışılacağının olduğunu vurgulamış, konunun hassasiyetini belirtmek için de sözcüklerini kullanmıştım.

Yine daha ilk günden 4 Ocak 2010 tarihli Sayın Talat tarafından hazırlanan ve Türkiye ile de istişare edildikten sonra Rum tarafına sunulan öneri paketinin ileriye götürülmesi gerektiğini belirtmiş, Sayın Eroğlu’na bu noktada büyük görev düştüğünü vurgulamıştım.

 

GÖRÜŞME SÜRECİ

O günden bugüne değin liderler Ban Ki Moon nezdinde tam 5 kez görüşmüşler, en son Greentree’de 2 kez buluşmuşlar ancak o günden bu yana tabiri caiz ise Sayın Talat’ın bıraktığı yerden federal çözüme doğru bir arpa boyu yol alamamışlar. Federal çözüme doğru yol alamazken bakıyoruz ki müzakere sürecinde bayağı yol alınmış ama bu yol müzakerelerin başarısız olması doğrultusunda gidilmiş maalesef. Müzakere sürecinin bu noktaya gelmesinde her iki toplum liderinin de negatif rolleri olduğu bilinmekte ancak özellikle Kıbrıs Türk Toplumu lideri Sayın Eroğlu ve görüşmecisi Sayın Özersay’ın detaylarda tartışmalar açarak Kıbrıslı Türklerin ihtiyacı olan federal çözüme ulaşılmasında ters katalizör rolü oynadıkları uluslararası aktörler tarafından sıkça belirtilmeye başlanmıştır.

Bilindiği üzere Ocak sonu Greentree’de gerçekleştirilen son zirveden sonra Genel Sekreter Ban Ki Moon yaptığı açıklamada Şubat sonu BM Güvenlik Konseyi’ne bir rapor sunabileceğini, Sayın Downer’in mart sonuna kadar olacak Lefkoşa görüşmelerinden sonra kendisine bir rapor sunacağını ve kendisinin de bizzat bu raporu değerlendirdikten sonra bir uluslararası konferans çağrısı yapıp yapmayacağına ve Kıbrıs görüşme sürecinin akıbeti hakkında BM olarak nasıl bir yol haritası izleyeceklerinin belirleneceğini vurgulamıştı.

 

SAYIN HRİSTOFİYAS’IN TUTUMU

Sayın Hristofiyas’ın birinci tarihsel hatası Kıbrıslı Türkler ve Rumların önüne kadar gelen referandum fırsatını kendince nedenlerden ötürü değerlendirememek ve Annan Planı’na “hayır” diyerek Sn. Papadopulos’un o günlerde ekmeğine bal sürmek olmuştu kanımca. İkinci tarihsel hatası ise Sn Talat ile birlikte yürüttükleri müzakere sürecinde 30 kadar noktada uzlaşı sağlanmış olmasına karşın bunları ortak bir deklarasyonla duyurmamak ve belki de bu tavrı ile hem Sn Talat’ın Cumhurbaşkanlığı seçiminde elini zayıflatmak hem de “bağlayıcı” bir açıklamadan kaçındığı için Sn Eroğlu’nun Federasyon tezinden uzak durmasının önünü açmak şeklinde belirtilebilir. Bugün gelinen noktada artık Sn Hristofiyas aslında federal çözümden yanadır demenin belki de hiçbir anlamı kalmayan bir süreci yaşıyoruz maalesef!

 

ŞİMDİ DURUM NE?

Sayın Downer’in raporunun yazılmasına yaklaşık olarak bir aylık bir zaman kaldı ancak liderlerin ilerleme kaydettiklerini söylemek mümkün görünmüyor. Yine uluslararası aktörlerden edinilen bilgiler Kıbrıs Türk tarafının duruşunun hiç de Sayın Talat döneminde ve Annan Planı sürecinde olduğu gibi olmadığı ve bu yüzden Kıbrıs Türk tarafının da bir çözüme ulaşılamayacak olunması durumunda sorumlu tutulacağı şeklindedir. Özellikle de Annan Planı’na “evet” diyerek tüm dünyanın takdirini toplayan Kıbrıs Türk tarafının bu takdiri cepten yiyerek tüketmek üzere olduğu da vurgulanmaktadır.

Federal çözümden yana olan tüm güçlerin bu gelişmeleri dikkate alarak ve sürecin giderek daraldığını ivedilikle görerek tüm imkanlarını ve enerjilerini çözüm sürecinin baltalanmamasına doğru harekete geçirmeleri elzemdir. Aksi durumda çok uzun bir süre donma süreci yaşanacak ve en azından Kıbrıslı Türklerin kendi ülkelerinde dahi özne olmaktan daha da uzaklaşabilecekleri bir sürece girilebilecektir. Bu ise istenmeyen durumların en başında gelmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 644 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler