1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. FARKI FARK ETMEK
FARKI FARK ETMEK

FARKI FARK ETMEK

Bir siyasi parti, kendi iç demokratik yaşantısını demokratik olgunlukla yaşamazsa. Ayrıca iç tartışmalarının sonuçları da ne isterse olsun, bunları da demokratik kabulle karşılaşmazsa, o siyasi parti ülkeye, halka güzel bir şey katamaz. Kendi içindeki

A+A-

 

Bir siyasi parti, kendi iç demokratik yaşantısını demokratik olgunlukla yaşamazsa.  Ayrıca iç tartışmalarının sonuçları da ne isterse olsun, bunları da demokratik kabulle karşılaşmazsa, o siyasi parti ülkeye, halka güzel bir şey katamaz.

Kendi içindeki  olayı dahi, demokratik  olgunlukla aşamayan, mahkemelere düşen UBP; toplum çapında, ortak aklın oluşmasını nasıl üretebilir?  UBP, gerçekte kendisine halkın verdiği, Tek Başına Hükümet olmayı, sorumlulukla yerine getirme olgunluğuna sahip değildir. Bu yalnız bugünün meselesi de değildir.

1976; UBP, Tek başına Hükümet oldu. İki sene de allem kalem oldu. Önce Nejat Konuğu, sonra Osman Örek’i yediler. Sonra Mustafa Cagtayı yediler. Bu arada bölündüler.UBP’ den DHP doğdu.  1990; UBP, yine Tek Başına Hükümet oldu. Hem de öyle abur cubur bir sayı ile değil, 50 kişilik Meclisin, 35 üyesini aldılar. Yine allem kalem oldular, bölündüler, DP doğdu ve 3 yılın sonunda erken seçime gitmek zorunda kaldılar.

2009 Nisan seçimlerinde yine tek başlarına hükümet oldular. Bu üç yıl içinde tek bir gün demokratik huzur yaşatmadılar. Önce Cumhurbaşkanlığı ve Yerel Seçimler için ülkeyi bir yıllığına kilitlediler. Tamamen seçime indeksli bir ortam yarattılar. Arkasından da Kurultaylar süreci ile ülkeye iki yıl kaybettirdiler.   

Sonra meşhur 21 Ekim 2012, UBP Kurultayı. Bu seçimden de ruhen bölünmüş çıktılar. Evet, tek başına iktidarlarında yine bölündüler. Üstelik her düzeyde de mahkemeye düştüler. Şimdi Kurultay ile ilgili de, ikinci tur gerekir mi, gerekmez mi diye yine toplumun gündemini işgal ettiler. Halkın dertlerinin önüne, yine kendi dertlerini koydular. Halkın derdi değil, UBP’ nin kendi iç derdi, memleketin meselesi olmayı sürdürmektedir. Bunlar yaşanırken de, halkımıza çok partili demokrasinin bittiği ve tüm siyasi partilerin ayni olduğu da söylenmektedir. Artık farkı fark etmeye de çalışalım.

FARKI GÖRMEK

Bakın, 2003 Aralık seçimleri ile birlikte CTP Hükümet oldu. 2004 Nisan ayında tarihimizin gördüğü en önemli olayı gerçekleştirdi. Referandum. O güne kadar gördüğümüz toplumsal en büyük kırılmanın yaşandığı olaydır bu.” Evet –Hayır” yarışı yapıldı. Kendi kaderimizi belirleme sürecinde. CTP, o süreçte hükümette idi. Bunu fevkalade güzel yönetti. Ne bir cam kırıldı, ne de bir burun kanadı. Son derece önemli bir demokratik sınav verildi. Ama unutuluyor.

Referandumun ertesi günü ise yani 25 Nisan 2004’ te, CTP Hükümeti düştü. Ahmet Kaşif ve Ünal Üstel’in DP’ den istifası ile hükümet düştü. Bu büyük Referandum olayından sonra, CTP Hükümeti, azınlık hükümeti oldu. Bundan sonra ise ne hükümet kurulabildi, ne de erken seçim kararı alınabildi Meclis’te. Sonrasında Anayasanın amir kuralı gereği, sürüklene sürüklene erken seçime gidildi. Yüksek Seçim Kurulunun kararı ile 2005’in içinde seçim yapıldı.

Bu arada unutanlar için yazalım. Bu yüzden, 2004 ve 2005 yıllarında da CTP Hükümeti, Bütçe çıkartamadı. Yani ülkeyi bütçesiz  yönetmek zorunda kaldı. İlk Bütçeyi, 2006 yılında yapabildik. Bu arada, 2005 Erken seçiminin arkasından, Cumhurbaşkanlığı seçimi, onun arkasından da 2006 içinde yerel seçim ve iki milletvekilliği için ara seçim yapıldı. Bu arada DP ile koalisyon yıkıldı ve ÖRP ile Hükümet kuruldu, Meclis’i de UBP ve DP iki yıl boykot etti.

Yani, CTP, Aralık 2003 seçimleri ile birlikte o beş yıl içinde; 5 seçim, düşen bir hükümet, iki yıl Bütçesiz ve iki koalisyon ortağı, DP ve UBP’ nin Meclis Boykotu ile dolu büyük siyasi sorunlar ve problemler içinde ülkeyi yönetti. Ancak, bu sürede, ülkeye, halka, ne seçimler nedeni ile ne de siyasi sorunlar yüzünden sıkıntı yaşattı. Arka arkaya gerçekleşen seçimlerle nedeni ile ülkenin, ekonominin, Kıbrıs sorunun ve demokratikleşmenin ihtiyaç duyduğu kararları da ertelemedi. En fazla yasanın çıktığı dönemdir o beş yıl.  Aksine, bu sürede ülkenin ekonomisi, demokratik yaşamı ve Kıbrıs sorunu, tüm bunlara rağmen gelişti ve ilerledi. Söz ve düşünce özgürlüğünün, eylem rahatlığının da yaşandığı ve tümünün de yudum yudum içildiği, hatta sarhoş da olunduğu dönemdir, bu dönem …

Ayrıca açıkça yazayım. 25 Kişilik CTP Meclis grubunda elbette ki kendi içine her zaman farklılıklar ve tartışmalar yaşandı. Yalnız Meclis grubu içinde değil. Parti örgütü ve kadroları içinde de farklılıklar yaşandı. Ama CTP, olgunlukla, demokratik hoş görü ve sorumlulukla bunları ele aldı. Çünkü, halkın kendine, Aralık 2003 ve 2005 itibarı ile verdiği yönetim görevinin sorumluluğunu temel aldı. Kendi iç meselelerini, toplumun meselesi yapmadı. Sorunlara karşın, bu süreci yönetti.. Bunu da öyle düz arazide değil, çok engebeli bir arazide yerine getirdi. Bu ülkenin tarihinde görmediği denli manipülatif saldırılara ve sol - sağ güçlerin, CTP karşıtlığı temelinde oluşturduğu yapay saldırganlıklara, güdümlü çamur atmalar rağmen, bu süreci, sağlıklı ve kendinden kaynaklana siyasi krizler de yaratmadan yönetti.

Şimdi, 2009 Nisan seçimlerinden beri yaşadığımız UBP verimsizliği ve krizi ile bunu kıyaslamak gerekir. Çünkü artık farkları da konuşmak gerekir. Gerek CTP nin gerekse CTP dışındaki güçlerin de daha güzel, daha iyi farklar üretebilmeleri için. Ha bunu CTP yaptı diye görmezden gelmek. Ya da, UBP krizinin yol açtığı rezaletin, yaşattıklarına bakıp ta, “herkes aynidir” hikayesi ile UBP’ nin bu yanlışını, gizlemek. Ya da ideolojik ve politik yaklaşımların esiri olarak,” CTP iyi yaptı” dememek için, bunu görmeyecekseniz; işte o zaman da, bu ülkenin insanlarının güzel bir şey de yapabileceğini örteceksiniz  demektir.

Ha eğer CTP’ yi yeterli bulmuyor, ya da beğenmiyorsanız, o zamanda bu yaşanan önemli farkı yine vurgulamanız ve daha iyisini yapma, bunu aşma ve geçme enerjisi üretmeniz gerekir.

Evet, alın ve kıyaslayın.  Aralık 2003’ten, 2009 Nisan seçimlerine kadar olan CTP’ li hükümetler dönemi ile…  Nisan 2009 seçimlerinden, bu yazının yazıldığı ve yayınlandığı 29 Ekim 2012’ ye kadar ki UBP hükümeti dönemini... Ne gibi siyasi sorunlarla UBP ve CTP Hükümetleri karşılaştı. Bunları aşmak için ne yaptılar? Kendi iç dertlerini, memleketin ve halkın dertlerinin önüne mi koydular? UBP ile CTP arasındaki bu farkı da değerlendirin..

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 831 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler