1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. FACEBOOK'TA BAŞLAYAN NOSTALJİ
FACEBOOKTA BAŞLAYAN NOSTALJİ

FACEBOOK'TA BAŞLAYAN NOSTALJİ

“Çocukluğumuzun Lefkoşalıları” grubu Beer Garden’da toplanıyor... Facebook’ta “Çocukluğumuzun Lefkoşalıları” başlıklı bir grupta anılarını ve fotoğraflarını paylaşan Lefkoşalılar grubu, 16 Temmuz 2012 Pazartesi gecesi

A+A-

 

 

“Çocukluğumuzun Lefkoşalıları” grubu Beer Garden’da toplanıyor...

 

Facebook’ta “Çocukluğumuzun Lefkoşalıları” başlıklı bir grupta anılarını ve fotoğraflarını paylaşan Lefkoşalılar grubu, 16 Temmuz 2012 Pazartesi gecesi Coşkuner Beer Garden’da akşam yemeğinde bir araya geliyor.

İstanbul’da yaşayan fakat Lefkoşa’yı çok özleyen Beril Çınar tarafından oluşturulan ve üç ayda 2 bini aşkın üyeye ulaşan sosyal paylaşım sitesi Facebook “Çocukluğumuzun Lefkoşalıları” grubunda unutulmuş pek çok isim, anı, yer hatırlanıyor ve gruba katılanlar tam bir “nostalji” yaşıyorlar.

Grubun kurucusu Beril Çınar şöyle diyor:

“Unutulmuş birçok şeyi tekrardan yaşamamıza ve belki de daha da ileri giderek Lefkoşamızı tekrardan kazanmamıza kadar gidecek güzel bir grup oldu, her gün de grubumuza katılmak isteyenlerin sayısı artıyor. Grubumuz sadece doğma büyüme Lefkoşalı olup çocukluğunu, gençliğini ve şu anda yaşlılığını, emekliliğini Lefkoşa’da geçiren kişilerin katılımı ve paylaşımlarıyla doludur. Gerek resim, gerekse yazıyla çok şey paylaşılmakta, eski Lefkoşa’nın simgeleri, mahalleleri, özellikle Ayluga, Gölek, Çağlayan bölgelerinde yaşayan kişilerin paylaşımları ve o günlere olan özlemlerle dolu pek çok anının paylaşıldığı bir gruptur...”

Beril Çınar, bu grubu, İngiltere’de yaşayan Gürdal Mehmetçik’in anılarını dinlediği zaman kurmaya karar vermiş. Beril Çınar’a ilham veren ve “Çocukluğumuzun Lefkoşalıları” grubunun kurulmasına vesile olan Gürdal Mehmetçik’in anılarının bir bölümü şöyle:

“Bugün oturdum da bahçede otlanan atları seyrediyordum. Birden eskilere gittim, doğup büyüdüğüm mahalleye... Ayluga. Lefkoşa’daki Ayluga. Hani akşamları hava serinledikten sonra duş yapıp evin önüne sokağa iki tane hasır sandalye koyup oturduğumuz Ayluga. Ben Ayluga’da doğdum, orada büyüdüm. Bazen böyle hallerde özlediğim üç şey var. Biri rahmetli İbrahim dedem. Diğeri rahmetli arkadaşım Şenol (Pusta Şenol) diğeri ise doğup büyüdüğüm Lefkoşa. Ayluga... Hani kışın sobanın önünde kestane yaptığımız ve sokaktan ‘’Salep’’ diye bağıran Salih dayı veya ‘’Gannavuriiiiiiciiiii’’ diye bağıran Ayşabayı..Ya Ermeni. Hani bilirsiniz cebinde hep taşları taşırdı. Bisikletini iterek bu mahallelerde dolaşırdı, gölekte kalırdı galiba...Birisi ona ‘’Ermeni’’ dese hem taşları cebinden çıkarıp ona atardı. Sarhoş Salahi (dülger), yangın Ayşe, hatta Kuruçeşme’de önünden geçtiğimiz ve sandalyesinde oturan Gadriyaba.. Akşamları onbir civarında Şahin Sineması’ndan çıkıp o daracık sokaklarda( ki o daracık sokaklar bize cadde gibi geliyordu) eve yürürken yaptığımız yarışmalar.. Ayluga kilisesinin içine ortadaki sütunu yıkıp yaptığımız kapalı voleybol sahası..Resa’nın dondurması ve baklavası. Bir defasında 56 tane yemiştim. Bisiklet sürüyordum o zamanlar. Yarışçıydım. Yan mahalleden lingiri oynamaya gelen Tayfun, guççi oynarken hep kazanırdım. Üç delikte ise kaybederdim hep pirililerimi.  Cesi’yi hatırlar mısınız? Kendini kavboy zannederdi. Leyla ablanın ‘’be herif’’ diye bağırması.. Duvardan komuşunun evine atlayıp sütlü mahallebi yapmamız. Belki üç günde bir arabanın geçtiği Ege Sokak. Hani yıllar sonra bileziklerini almak için bir yaşli kadının öldürüldüğü sokak. Cahit bakkal pahalıcı olduğu için Çolakoğlu’ndan kutu sütü almamız. Bel Cola. Buble up.. Karşımızda oturan uzun donlu yaşlı adam. Adını unuttum. Cemaliye ablanın kocası. Sabahları balkona uzun donuyla çıkardı. Sonra o eve Nurettin ve Ertoğrul isminde ikizler taşındı. Akılları fikirleri birini bulup evlenmekti. Hatta ikisine bir tane yeter diyorlardı! İnşaatta çalışırlardı galiba.. Hisarda küçücük adamcık dediğimiz bir sakat adam vardı. Hasan’dı galiba adı. Hayatta mı şimdi bilmiyorum. Ablamın adı Güldal olduğu için mahalledeki çocuklar ismimizi karıştırırdı. Ablama kız Güldal bana ise erkek Güldal diye çağırırlardı. Her Cuma Girne Kapısı’na bayrak törenine giderdik. Bayram önceleri Lokmacı’dan Uzunyol’a geçer Bata’dan ayakkabı alırdık. Bizim için ne önemli şeydi. Çağlayan bahçesindeki ağaçlara tırmanırdım. Birgün tırmandığım ağaçtan inemedim ordan geçen birine ‘git anneme haber ver, ağaçta kaldı’ dedim. İtfaye gelip beni indirmişti.  Bir yattım bir kalktım neler olmuş. Yazacak çok şeyim vardı daha.. Ama onları atlıyorum. Sonunu yazıyorum. HERŞEYİMİ ALIN, BANA LEFKOŞAMI GERİ VERİN.... GURDAL MEHMETÇİK”

“Çocukluğumuzun Lefkoşalıları” ilk kez yemekte bir araya gelerek, çok sevdikleri Lefkoşa için neler yapabileceklerini de konuşacaklar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1364 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler