1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. EVRENE NASIL BİR ENERJİ GÖNDERİRSENİZ AYNISI SİZE DÖNER
EVRENE NASIL BİR ENERJİ GÖNDERİRSENİZ AYNISI SİZE DÖNER

EVRENE NASIL BİR ENERJİ GÖNDERİRSENİZ AYNISI SİZE DÖNER

Filiz Uzun: BÜLENT GARDİYANOĞLU… Yaşam koçu, nefes ve kuantum uzmanı

A+A-

 

Filiz Uzun

--------------------

Osho’nun çok sevdiğim bir sözüyle başlamak istiyorum ‘’Bir insanı yargılamadan önce onun geçtiği yollardan geçmeniz, onun takıldığı taşlara takılıp tökezlemeniz gerekir’’. Ne kadar da haklı. Herkesin hayatı, yaşadıkları, verdiği tepkiler, tutumları, ahlak kuralları, sevgisi hatta nefreti bile farklıdır. O yüzden kişileri yargılamadan önce bir kez daha düşünmek gerekir.

---------------------

Hepimiz kendi dünyasal deneyimlerimizi yaratırken her an bir seçim içerisindeyiz.
Her yaşadığımızı biz seçmiyor muyuz? Hatta spiritüel düşünceye göre anne babamızı bile biz seçiyoruz dünyaya gelmeden önce. Arkadaşlarımızı, okuyup okumamayı, gideceğimiz üniversiteyi, sevgilimizi, eşimizi, dostlarımızı. Ayrıca yaşadığımız mutlulukları ve acıları da. Sizleri bilmem ama benim hep korktuğum başıma gelir mesela. Ve çok kez sorgulamışımdır kendimi. "Neden bu tür insanlar hep benim karşıma çıkıyor? Neden böyle olayları sürekli yaşıyorum?" diye. Aslında  hiçbiri tesadüf değil. Karşıma böyle insanların ve olayların çıkmasının tek nedeni benim bazı şeyleri öğrenip yoluma devam etmem içindir. Ve öğrenmediğim sürece karşıma çıkmaya da devam edeceklerdir. Önemli olan bunları farketmek ve ondan alacağın dersi alıp hayata devam edebilmektir.


NELER ÖĞRENDİK NELER?

Tüm yaşantımız boyunca hayatımıza giren insanların çokluğuna şaşar kalırız.
Çoğu hayatımıza girdi, bize öğretileri oldu, kimileri bizden öğrendi.
Görev tamamlandı ve çıkıp gittiler hayatımızdan ya da biz onların hayatlarından. İlk aşık olduğumuz adamdan aşık olabileceğimizi öğrendik mesela, kavga ettiğimiz birinden kavga etmeyi, bizi kandıran birinden kimseye kanmamayı, bizi aldatan sevgilimizden aldatılmayı, aldatılma acısını. Bizi çok seven birinden sevilmenin ne kadar güzel olduğunu….
Aslında bu gözle bakabilmeyi öğrenmek gerekiyor.
Hayatınızdan sizi acıtarak çıkan kişilerden nefretle değil de sevgiyle söz edersiniz o zaman.
Öğrendiğim şudur ki hayattan ne beklersen onu yaşarsın.
Evrene nasıl bir enerji gönderirseniz aynısı size dönecektir.
Bumerang gibi.
Sevgi yollarsanız sevgi gelecektir. Yalan yollarsanız yalan!
Ve er ya da geç korktuğunuz ne varsa evren karşınıza çıkaracaktır yüzleşmeniz için. Ve belki de korktuğunuz her ne ise o kadar da korkulacak bir şey değildir. Bekleyin ve görün, yüzleşin sadece acı  verecekse  de size  yaşayın ve onu hayatınızdan çıkarın sevgiyle. Artık senden korkmuyorum yaşadım ve gördüm deyin. Bu yazıyı sizle paylaştığım sırada bile ben bir korkumla karşılaştım.  Ve onu sevgiyle hayatımdan çıkardım……



BÜLENT GARDİYANOĞLU… Yaşam koçu, nefes ve kuantum uzmanı

"Daha kaliteli yaşamak mümkün"

"Yaşam koçlarının psikolojik rahatsızlığı olan kişilerle çalışmaması gerekmektedir. Birçok yaşam koçu psikolojik sorunları olan kişilere yardımcı olmaya çalışır. Kesinlikle bu psikologların işidir yaşam koçunun değil."

"Akdenizli insanlar doğru nefes almayı bilmiyorlar. Bunu fark ettiğim zaman Avrupa’da uluslararası nefes koçluğu eğitimi aldım. Bu eğitimi aldıktan sonra oradaki hocama dedim ki ben yaşadığımı yeni fark ediyorum. Ben meğer nefes almıyormuşum daha önceleri"


-----------------------------------
Bu haftaki konuğum bir yaşam koçu, nefes ve kuantum uzmanı. Bir çok kişiye yaşam koçluğu yapmış, olumlu düşünmeyi hayatına koymayı öğretmiş biri. Bir çok ülkede seminerler vermiş. Onun da tıpkı bizler gibi korkuları vardı. Hayatına kuantum ve nefes tekniklerini koyduktan sonra hayatını değiştirmeyi başarmış biri. Şimdi kendi deneyimlerini paylaşıyor insanlarla.
Bülent Gardiyanoğlu. Bir çok kanser hastasının hayatını değiştirmede ışık tutmuş biri. Ondan çok güzel bilgiler öğrendim. Eminim sizin de işinize yarayacak bilgiler bunlar.
-----------------------------------

Nedir yaşam koçluğu? Yaşam koçunun amacı nedir?
Şunu söylemek isterim; öncelikle şu an sadece yaşam koçluğu değil nefes ve kuantumla ilgili çalışmalarımız da var. Son 3 yıl içerisinde Kıbrıs’ta, Türkiye’de ve Avrupa’da binlerce kişiye yaşam koçluk yaptık. Yaşam koçluğu, bir hayat yaşamak istiyorsun, çok çalışıyorsun, hedefler belirliyorsun fakat bir türlü hedefine ulaşamıyorsun. Bu hedefine ulaşmanda enerji kaybettiğin noktalar vardır. Bu noktaların tespitinde sana yardımcı olur ve hayatını daha mutlu, daha kaliteli yaşayabilmen için, hedeflerine ulaşmanda yardımcı olur. Kişinin hayatını  daha keyifli, daha huzurlu, daha mutluya nasıl götürebiliriz bununla ilgileniyor.

Psikologlardan farkınız ne?
Yaşam koçu, psikolog ve psikiyatrlar tamamen farklı alanlarda çalışırlar. Yani bir kişinin psikolojik bir sorunu varsa kesinlikle psikologa gitmesi gerekir, psikolojik travmaları varsa psikiyatra gidip tedavi olması gerekir. Yaşam koçlarının psikolojik rahatsızlığı olan kişilerle çalışmaması gerekmektedir. Birçok yaşam koçu psikolojik sorunları olan kişilere yardımcı olmaya çalışır, kesinlikle bu psikologların işidir yaşam koçunun değil.

Peki nefes almayı çalışmak nasıl aklınıza geldi?
Bir kere şunu fark ettik.  Akdenizli insanlar doğru nefes almayı bilmiyorlar. Ya hızlı ve yüzeysel nefes alıyoruz  ya da burundan alıp, ağızdan veriyoruz. Bazen de nefes almayı unutuyoruz. İklimden de kaynaklanıyor tabii. Rutubetli bir iklimimiz var. Bunu farkettiğimiz zaman Avrupa’da uluslararası nefes koçluğu eğitimi aldım. Bu eğitimi aldıktan sonra oradaki hocama dedim ki ben yaşadığımı yeni farkediyorum. Ben meğer nefes almıyormuşum daha önceleri. Doğru nefes alma tekniklerini de ekleyince kaliteli yaşama geçişler hızlandı.

Sorunlarla baş etme yöntemlerinin en başında doğru nefes alma teknikleri öğretilir mesela… Önemli değil mi?
Kesinlikle çok önemli. Kıbrıs ve genellikle Akdenizli insanlar duygularını abartılı olarak gösterirler. Erken sinirlenir erken tepkiler veririz. Rahatlamak için doğru nefes alma tekniklerini bilmek önemlidir. Ben de öyleydim ama ne zaman ki nefes alma tempomu değiştirdim bambaşka bir Bülent oldum. Sakin, keyfi yerinde, huzurlu ve inan bu frekans sadece bir nefesle değişti. 

Olumsuz düşünme becerimizi nasıl kazandık sizce?
Bizim toplumumuz genellikle olumsuzluğa odaklanan insanlarız. Bunun da nedeni anneler, babalar, neneler, dedeler değil. Olumsuz düşünme kaderimizde olan bir toplumuz binlerce yıldır bu böyle. Aslında suçlu yok. Bizler kurbanların kurbanlarıyız.

Bu işe önce kendinizden mi başladınız? Çünkü olumsuz düşünen biri nasıl başkalarını olumlu düşünmeye inandırabilir ki?
Haklısınız ben de bu toplumun bir üyesi olduğuma göre önce kendimden başladım. Yalnız şunu belirtmek isterim ki kuantum felsefesini çoğu insan poliyannacılık zanneder kesinlikle değildir. Poliyannacılık var olan bir olayı görmezden gelip, pas geçmek, yok saymaktır. Fakat daha sonra olayı daha büyük bir şekilde karşımızda buluruz. Oysa kuantumda hedefimize varırken karşımıza çıkan enerji kayıplarını, olumsuzlukları fark edip çözerek yolumuza devam etmeyi amaçlar.




Bir Kızılderililer, bir de Kıbrıslılar!

Yaşadığımız bu kadar olumsuzluklara rağmen ayaktayız ama yok olmuyoruz?
Dünyanın birçok ülkesini gezdim yine de Kıbrıs halkı kadar sağlam, güçlü ve dayanıklı bir toplum daha görmedim. Kıbrıslı halk savaşları gördü, göçler, ekonomik krizler, ihanetler ve biz yine de ayaktayız. Kıbrıs halkının yaşadıklarının onda birini Avrupa'daki toplumlardan biri yaşasa yok olup gider. Gerçekten bu gezegendeki en güçlü toplumlar bir kızılderililer bir diğeri de Kıbrıslılar.

Ne yapmalıyız?
Öncelikle Kıbrıs halkının kendine inanması gerekmektedir. Kıbrıslı insanlarla konuştuğumuzda herkesin dilinde ‘’biz ezildik, bittik, yok olduk, asimile olduk’’ gibi olumsuz sözler dökülüyor. Barışa inanç da kalmadı insanlarda. Tam da şimdi bu sırada artık buna bir nokta konulmalı. Bu bir ayaklanma, başkaldırı değil. Birlik ve dayanışma içinde olunmalı.
Olumsuz düşünmeye son verilmeli. Komşumuz ne aldı, ne giydi yerine ben komşumla nasıl dost olabilirim onunla nasıl iyi ilişkiler kurabilirim ona nasıl yardım edebilirimi düşünmemiz gerekiyor.

Seminerlerinizde her seferinde bir konseptiniz mi var yoksa genellikle her konuyu konuşuyor musunuz?

Her seminerde bir konu işliyorum. Mesela. İlişkiler, bolluk- bereket-para, affetme, barış, dostluk. Fakat son 11-11-2011  seminerime 350 kişi geldi. Giriş ücretliydi ve kanser hastaları yararına yapılmıştı. (Yakın Doğu Üniversitesine de teşekkür ederim salonu bedavaya verdiler kanser hastaları yararına olduğu için). Bu seminerde beni en mutlu eden şey şuydu; seminerde salona beni kaç kişi tanıyarak geldi. Salonun yarısı el kaldırdı. Bu şu demek oluyor. Demek ki çoğalıyoruz ve büyüyoruz.

Bu biraz İslamiyet felsefesinde var sanırım. Yanılıyor muyum?
Evet. Ben zaten inançlı biriyim. Fakat benim inancım yobaz bir inanç değil. Kişi ibadetini kendi içinde yapmalıdır diye düşünüyorum. Paylaşmaya ve sevgiye inanmalı. İnsan yaptığı yardımı göstermeden yapmalı. Mesela seminerlerimde Kuran’dan ayetler okuyorum, İncil’den de, Tevrat ve Zebur’dan da. İnsanlara şunu söylüyorum. Birbirimize saygılı olmalıyız. Kimse kimseden üstün değildir. Herkes eşittir. Her birey kendi içinde özeldir.


"Karşındakini olduğu gibi kabul et"

İlişkilerdeki en büyük sorun bu sanırım. Herkes herkesi değiştirmeye çalışıyor? Sizce de öyle mi?
Evet, bu çok önemli bir sorun. Kimse kimseyi olduğu gibi kabul etmiyor. Başkasında gördüğü ve hata olarak değerlendirdiği şey kime göre hata? Her ilişki bize mutlaka bir şey öğretir. Yaşadığımız her olumsuzluğu öğrenmemiz için karşımıza çıkmıştır. Tecrübe etmemiz için. Her yaşadığımız bir tecrübedir. Böyle bakmak lazım.

Ne zaman anladınız bu toplumun gerçekten kuantuma ihtiyacı olduğunu? Bu konuda eğitim almaya nasıl  karar verdiniz?
Aldığım eğitim nedeniyle öncelikle uzun süre yurt dışında kurumsal danışman olarak çalışmalarım oldu. Çalıştığım şirketlerde şirketlerin gelirini nasıl artırabiliriz, elemanlarının çalışma performanslarını nasıl artırabiliriz diye... Fakat bu çalışmalarımız sırasında çok önemli bir şey saptadık. Evinden çıkıp işine gelen bir birey ne kadar donanımlı ve eğitimli olsa da evdeki ilişkileri iyi değilse işte verimli olamıyor. İyi performans göstermeyen birine ceza uygulaması denendi, ödül denendi ama yine de başarılı olamadık. Yani çalışanın performansı bir türlü artmadı. Çünkü herhangi bir çalışan işe gelirken evindeki problemle geliyor ve gün içinde bu, çalışmasına yansıyor. Yani enerjisinin yarısı evde, eşinde, çocuğunda, eşiyle yaptığı tartışmada, borçlarında. Ve işte o zaman anladık ki bizim bireye inmemiz gerekiyor.

Zihni kontrol etmek o kadar kolay mıdır ki? Olumsuz düşünmeye alışmış bizler için zor değil mi?

Değil. Böyle gelmiş böyle gitmemeliyiz. Bir yerden başlanmalı ve adım atılmalı. Kıbrıslıların zihinleri çok güçlü aslında. Fakat farklı yönde kullanıyoruz. Dedikodu, nazar gibi. Bunları tersine çevirip güzel şeyler dilemeliyiz herkese. Kime ne dilersen sana da o gelir.




"Bir kuşak, aslında 50 yaşında doğdu"

Peki Kıbrıs’ta ebeveynlerin çocuklarıyla olan ilişkileri nasıl sizce?
Şöyle başlamak isterim. Kıbrıs’ta bizler, bizim jenerasyona kadar olanlar, aslında 50 yaşında doğdu. Yani çocuk olamadılar. Savaşlar, göçler, fakirlik bir sürü nedeni var. Tabii kendileri çocukluklarını yaşayamadığında da "Biz yaşadık çocuklarımız yaşamasın" demeye başladık. Ki bu da büyük tehlike.  Ve çocuklar üzerinde çok da iyi izler bırakmamaktadır. Çocuklara sürekli bir şey vermek değil ihtiyaçları olan sadece sevgidir. “Ne istediyse verdim, saçımı süpürge ettim ama kimse bunun kıymetini bilmedi” diye de söylenip dururuz. Bizler eski nesil ailelerimizin yanında konuşamazdık. Şimdiki nesilse çok rahat kendini ifade edebiliyor hatta abartı şekilde. Burada istenen konuşma hakkını kullanırken yaratıcılığı konuşmalı. Başkaldırı değil istenen. İlgi ile sevgi ayırt edilmelidir. Çocukların istediği sevgidir.





Evlilik ve "sınırlar"…


Evlilikte, ilişkilerde nedir temel sorunumuz?
İlişkilerde eşinize çizdiğiniz sınırlar kendinize çizdiğiniz sınırlardır. Hayatınızda biri varsa ona güvenmelisin. Karşındakini özgürce sev. Özgür bırak.

Özgürlükten kastınız nedir?  Gizli saklı başkalarıyla birlikte olmak eşinin ya da yakın partnerinin haberi olmadan yalanlar, kandırmalarla yapılan gizli ilişkiler özgürlük müdür?
Tabii ki bu özgürlük değil. İçinde dürüstlük yoksa. Bu sadece kendini aldatmadır. Ayrıca daldan dala konan erkek ya da kadınlar ilişkiye girdikleri kişilerle 7 yıl karmik bağ yaşarlar. Mesela biriyle bir gecelik macera mı yaşadın. O kadının ya da adamın sıkıntısını, öfkesini, üzüntüsünü 7 yıl boyunca taşırsınız. Bu yüzden ilişkiye gireceğiniz kişileri çok iyi seçmek gerekir. Ve bu yüzden son dönemlerde ilişkiler karman çorman olmuş.





Uyanış başladı mı?

Sizce bir uyanış başladı mı? Çünkü gerçekten özellikle ilişkilerin bozulduğunu düşünüyorum ben sadece kadın/erkek ilişkilerinden bahsetmiyorum, aile arkadaşlar, dost ilişkileri de.
Evet. Ekonomik olduğu gibi ilişkilerde de kötüye gidiyoruz. Fakat şunu söyleyebilirim. İlişkiler konusunda dibe vurmuş kişiler için bir yükseliş zamanı başlar. Kişi henüz dibe vurmamışsa uyanışı biraz gecikir.





Hayatın sırrı!

Hayatın sırrı nedir sizce?
Düşündüğünü yaşarsın.

Sizi şaklaban olarak değerlendiren var mı?

Evet mutlaka… Hatta yaşadık biz bunu 11-11-2011 seminerimizde adamın biri seminerimize ücret vermeyi reddederek öfkeyle girdi. Ve “sen bir şaklabansın” dedi. Sonra oturup 3 saat seminerimi izledi, sonunda gelip elimi sıkıp benden özür diledi. Şu anda en büyük takipçim.

Geçenlerde bazı kuantum olumlamalarınla ilgili CD’lerin satışa çıkarıldı. Sanırım bir de kitap geliyor değil mi?
Ben şu an Kıbrıs’ta yaşam koçu olan kişilere birlik halinde olmayı söylüyorum, çünkü Kıbrıs’ta 300 bin kişi var ve benim bu 300 bin kişiye yetişmem münkün değil. O yüzden yaşam koçluğu kursları açıp yeni yaşam koçları yetiştiriyorum. Ayrıca internet sitemiz var, iki milyon kişi ziyaret ediyor.
www.bülentgardiyanoglu.com .

Son olarak söylemek istedikleriniz nelerdir?
Artık değişimi başlatma zamanı geldi. Biz değerliyiz bunu unutmayınız. Sizin gibi herkes de değerli ve önemlidir. Yargılamayı bırakıp birlik ve paylaşım içinde olun. Herkesi sevgiyle kucaklayınız. Zaman birlik ve beraberlik zamanıdır.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2855 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler