1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ESKİYE DÖNÜŞ
ESKİYE DÖNÜŞ

ESKİYE DÖNÜŞ

2. Cumhurbaşkanı Talat Facebook’ta yazdı: “2004 öncesine dönüyoruz” • “Şu husus çok net olarak algılanmalı: AİHM, örneğin halk arasındaki adı Taşınmaz Mal Yasası olan yasayı KKTC Meclisinin yaptığını ve bu yasanın yapımında

A+A-

 

 

 

 

2. Cumhurbaşkanı Talat Facebook’ta yazdı:

“2004 öncesine dönüyoruz”

 

·        “Şu husus çok net olarak algılanmalı: AİHM, örneğin halk arasındaki adı Taşınmaz Mal Yasası olan yasayı KKTC Meclisinin yaptığını ve bu yasanın yapımında KKTC Cumhurbaşkanı ile Hükümetinin işbirliği içerisinde hareket ettiğini biliyor. Yasanın yapım aşamasında Avrupa Konseyinin ilgili kuruluşlarıyla istişare etmemizi işaret eden de onlar olmuştu. Ve bu istişareler aylarca sürmüştü...”

 

·        “KKTC'nin en üst kurumundan ve aynı dünya görüşünü paylaşanlardan, çözüm için Kıbrıs Türk tarafının üzerine düşenleri yapmadığı yönünde açıklama yapanlara yeniden "Rumcu" saldırıları başladı. En üst kurum, Downer'in kuzeyde yaptığı görüşmelerden rahatsızlık belirtmeye ve paralelindeki örgütleri kışkırtmaya başladı.” 

 

·        “Şurası bilinmelidir ki Kıbrıs sorunu çözülünceye kadar iç hukukumuz uluslararası bağlamda Türkiye'nin alt yönetimi olarak görülmeye devam edilecek. Çünkü, beğeniriz veya beğenmeyiz, uluslararası hukuk, hukuk boşluğu yaratmamak için tanımadığı KKTC'yi muhatap kabul etmeyeceğinden Türkiye'yi KKTC'de olanlardan sorumlu kabul ediyor”

 

·        “Downer'in sivil toplumu bilgilendirmesinin nasıl bir sakıncası var? İnsanlar BM'nin bakış açısını öğrenirse ne olur? Demokratik ülkelerde böyle bir bilgilendirmenin zararının olmaması bir yana çok da büyük yararları olduğu tartışma bile kaldırmaz. Barış isteyenler için barış ortamının hazırlanmasına bir katkı da BM'den yapılırsa bundan büyük ne iyilik olabilir?”

 

 

2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat Facebook’taki profilinde bir yorum yazısı paylaşarak 2004 öncesinde dönülmekte olduğunu söyledi.

Talat’ın yazısı aynen şöyle:

2004 öncesine döndüğümüzün belirtileri hızla ortaya çıkıyor. 2004'ten beri Kıbrıs Rum tarafında dolaşan hayalet kuzeye de geçti. BM, uluslararası kuruluşlar, yabancılar bizi kandırmaya çalışıyorlar... Birileri düğmeye bastı, malum örgütler harekete geçti: BM Genel Sekreterinin Özel Danışmanının kuzeye geçmesi yasaklansınmış!.. Yakında para dağıtıldığı hezeyanı da hortlayacak. Malum, bizim örgütler sağını solunu bilmiyor, hele parayı görünce anında teslim oluyorlar!

Kıbrıs Türkü nereden nereye geldi... 2004'ten itibaren korku toplumu olmaktan çıktı, çözüm olmadığı için belki uluslararası hukukun içine giremedi, ama saygınlık kazandı. Dünyalı olduğu uluslararası toplum tarafından kabul edildi. Dünyanın yükselen değerlerine bağlılığı defalarca doğrulandı...

 

 

“AİHM KKTC İÇ HUKUKUNU TÜRKİYE'NİN YEREL YÖNETİMİNİN İÇ HUKUKU OLARAK GÖRÜR”

“Uluslararası hukukun dışında olan bir ülkenin uluslararası hukukla uyumlu düzenlemeler yapabileceği, uluslararası hukuka uygun yasalar yapabileceği kabul edildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi daha önce Loizidou kararıyla aşağıladığı Kıbrıs Türkünü bu kez Demopulos ve diğerleri kararıyla onore etti. İnsanın rüyada görse inanmayacağı bu kararla KKTC iç hukuku bu tip davalarda tüketilmesi gereken hukuk haline getirildi.

Denebilir ki, evet ama, AİHM KKTC iç hukukunu Türkiye'nin yerel yönetiminin iç hukuku olarak görür, bu yüzden de KKTC'yi tanıması sözkonusu değildir... Doğru, ancak KKTC'yi tanımasını isteyen yok ki. Geçmişte de isteyen olmamıştı ama aynı mahkeme Loizidou kararını vermişti... Şurası bilinmelidir ki Kıbrıs sorunu çözülünceye kadar iç hukukumuz uluslararası bağlamda Türkiye'nin alt yönetimi olarak görülmeye devam edilecek. Çünkü, beğeniriz veya beğenmeyiz, uluslararası hukuk, hukuk boşluğu yaratmamak için tanımadığı KKTC'yi muhatap kabul etmeyeceğinden Türkiye'yi KKTC'de olanlardan sorumlu kabul ediyor. Bu bir zorunluluk aslında. Zaten bunun için çözümden başka seçenek yoktur demiyor muyuz?..”

 

“AVRUPA KONSEYİNİN İLGİLİ KURULUŞLARIYLA İSTİŞARE ETMEMİZİ İŞARET EDEN DE ONLAR OLMUŞTU.”

“Ancak şu husus çok net olarak algılanmalı: AİHM, örneğin halk arasındaki adı Taşınmaz Mal Yasası olan yasayı KKTC Meclisinin yaptığını ve bu yasanın yapımında KKTC Cumhurbaşkanı ile Hükümetinin işbirliği içerisinde hareket ettiğini biliyor. Yasanın yapım aşamasında Avrupa Konseyinin ilgili kuruluşlarıyla istişare etmemizi işaret eden de onlar olmuştu. Ve bu istişareler aylarca sürmüştü...

İşte o günlerden, 2010 yılı itibarıyla yeniden karanlık günlere doğru dümen kırdık. KKTC'nin en üst kurumundan ve aynı dünya görüşünü paylaşanlardan, çözüm için Kıbrıs Türk tarafının üzerine düşenleri yapmadığı yönünde açıklama yapanlara yeniden "Rumcu" saldırıları başladı. En üst kurum, Downer'in kuzeyde yaptığı görüşmelerden rahatsızlık belirtmeye ve paralelindeki örgütleri kışkırtmaya başladı.” 

Peki, Downer'in sivil toplumu bilgilendirmesinin nasıl bir sakıncası var? İnsanlar BM'nin bakış açısını öğrenirse ne olur?

Demokratik ülkelerde böyle bir bilgilendirmenin zararının olmaması bir yana çok da büyük yararları olduğu tartışma bile kaldırmaz. Barış isteyenler için barış ortamının hazırlanmasına bir katkı da BM'den yapılırsa bundan büyük ne iyilik olabilir?

 

“MEYDAN BARIŞ DÜŞMANLARINA BIRAKILMAMALI”

“Downer, doğru yapıyor. Barışa katkı yapmak için görevli bulunan BM ve BM ekibi desteklenmelidir. Daha fazla bilgilendirme yapmaları teşvik edilmelidir. Halkımız her bakış açısını değerlendirme olanağına mutlaka sahip kılınmalıdır.

Meydan barış düşmanlarına bırakılmamalıdır.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 985 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler