1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. EŞCİNSELLİK DENEN AĞIR TABU
EŞCİNSELLİK DENEN AĞIR TABU

EŞCİNSELLİK DENEN AĞIR TABU

Davranışlarımızı yönlendiren – denetleyen sayısız kurallarla birlikte yaşıyoruz. Bu kurallar, değişik kaynaklardan gelmekte: Hukuk, ahlak, görgü, dinsel kurallar ve kökenleri kesin olarak bilinmeyen tabularla çevrelenmiş bir durumdayız. Tabulardan b

A+A-

 

Davranışlarımızı yönlendiren – denetleyen sayısız kurallarla birlikte yaşıyoruz. Bu kurallar, değişik kaynaklardan gelmekte: Hukuk, ahlak, görgü, dinsel kurallar ve kökenleri kesin olarak bilinmeyen tabularla çevrelenmiş bir durumdayız. Tabulardan biri ve belki de en önemlilerinden biri, cinsiyet konusunda – üçüncü cinsiyet olarak da tanımlanan, ‘Eşcinselliktir’

Eşcinsel ilişkiler, tarih boyunca bilinen bütün uygarlıklarda var olmuştur; kuşkusuz, bu toplumları oluşturan kişiler, bir aile sahibi olmak, dünyaya çocuk getirmek için, hetereseksüel ilişkiler kurmuşlardır. Onlar için eşcinsellik, doğal bir gösteri, kişinin ‘cinsel özgürlüğünü kanıtlayan bir araç’ olarak ortaya çıkmıştır.

Eski Yunan’da, Hıristiyanlığın gelişmesinden önceki Roma’da, cinsellik, herkes tarafından uygulanabilen bir olaydı.

Bazı eski uygarlıklarda, düzenlenen ayinlerle, ergenliğe erişmemiz erkek çocukları, ‘eşcinsel yetiştirmek’, gerçek cinsel yaşama hazırlamak doğru yol kabul ediliyordu. Bazı başka toplumlarda da, genç bekârların eşcinsel olmaları hoşgörüyle karşılanıyordu, hatta yeni yetişen ergenleri, özel yerlerde olgun erkeklerle, bir ya da iki yıl süreyle, eşcinsel ilişkilere sokuyor; ancak, bundan sonra “hetereseksüel ilişkilerde bulunmalarına izin veriliyordu.

 

ESKİ MISIR’DA ÜÇÜNCÜ CİNSİYET

Cinsiyet karmaşıklığı eski Mısır Kültürü’ne kök salmıştır. Tanrıların yaratılışının Mısırlı öyküsünde, ilk Tanrı hem erkek hem de dişidir… Adı da “Atum”dur. Cinsellik olmadan üreme yoluyla Atum, iki tanrı daha yaratır: ‘Shu’ ve ‘Tefnut’. Bu ikili, ‘bir çift’ daha üretir: Geb ve Nut.’ Sonunda, Geb ve Nutla, yeryüzü ve Gökyüzü birleşip iki çit üretirler: İsis Osiris ve Seth – Nephthys. Bu arketip varlıkların öykülerinde, “İsis, üretken dişiye, Osiris ,üretken erkeğe… Seth, üretken olmayan ‘hadıma’ ve Nephthys bekar bakireye (Lezbiyen) örnek gösterilir…

Seth ve Nephthys’in, İsis ve Osiris gibi bir çift olmaları gerekir; fakat, birlikte maceraları ve çocukları yoktur. Nephthys, tüm zamanını, İsis ile birlikte, geçirir ve ona değişik şekillerde yardımcı olur. Aynı şekilde Seth de tüm zamanını Osiris ve sonra da Osiris’in oğlu Horus ile geçirir; fakat, Nepthys’in tersine, Seth, tüm zamanını, her türlü tahribata neden olacak bir şekilde harcar…

Seth ve Osiris, Tanrılar arasındaki üstünlük için yarışmaktadırlar. Seth, Osiris’i parçalara bölerek ve bu parçaları da, tüm Mısır’a saçmak suretiyle öldürür; fakat, İsis, kızkardeşi Nephtys’in yardımıyla, parçaları birlikte toplar ve onu, kendini döllenmeye yetecek bir süre kadar diriltir… Daha sonra İsis, Horus isminde bir ‘oğlan çocuk’ doğurur ve Osiris, Ahreti yönetmeye gider…

Daha sonra Seth, dikkatini, Horus’a çevirir ve onu bir erkek olarak itibarsızlaştırmak için, onunla seks yapar… Annesinin tavsiyesi üzerine, Horus, Seth’in menisini eliyle yakalar; sonra meniyi İsis’e getirir…  İsis de meniyi nehre atar! Daha sonra İsis, Horus’un bir miktar menisini Seth’in en sevdiği yemeğin (cinsellik olmadan üreyen) marulun üzerine serper, Seth de bunu yer. Menisinin, Horus’un içinde olduğunu düşünen, fakat, Horus’un menisini salata sosu olarak yiyen Seth, Horus’la birlikte, Tanrılar arasında kimin üstün olduğunu belirleyecek olan hakimlerin karşısına çıkarlar. Seth, yargıçlara menisine seslenmelerini söyler ki, menisi nerede olduğunu söylesin.. Yargıçlar, seslenirler, fakat, menisi, nehirdeki  kamışlardan yanıt verir ve bu yanıt Seth’in nehirde verimsiz bir şekilde, kendi kendini tatmin etmiş gibi görünür. Yargıçlar, daha sonra Horus’un menisine seslenirler ve meni, Seth’in çok büyük şaşkınlığı karşısında – Seth’in kendi karnından – yanıt verir. Seth, rezil olmuştur.

Böylece, Horus, en üstün Tanrı rolünü üstlenir…

***

Bu öykünün farklı bir versiyonu, ‘Ölünün Kitabında’ yer almaktadır. Buradaki versiyona göre, Seth, Horus’un gözüne “pislik” fırlatır ve bu gözden sur çıkmasına… Pislikten, ne demek istendiği soru işaretidir… buna karşılık olarak Horus, Seth’in hayalarına saldırır. Belki de Seth, Horus’un gözüne boşalmıştı. Her durumda, Horus’tan her zaman yeniden kazanılan gözünün gücü olarak, Seth’ten ise yitirdiği erkekliği (cinsel gücü, iktidarı) olarak bahsedilir.

Seth’in davranışı uygunsuz ve zararlı olarak düşünülebilir ve o, saygınlığını yitirmiş olabilir; fakat o, tartışılmaz bir şekilde salt ‘homoseksüel eğilimler’ sergilemektedir. Bu da demektir ki, bir homoseksüel, Mısır Mitolojisi’nde, en eski, merkezi arketiplerdendir. Ve, Seth’in iktidarsız hayalara sahip olduğu anlatılır ki, ‘farka’ örnek gösterilmektedir. Bu da, erkeklere ilgi duymayan bir kadının yine de bir adamla seks yaparak çocuk doğurabildiğidir; fakat, kadınlara ilgi duymayan bir erkek, bir kadınla birlikteyken, dölleyici seksin ön koşulu olan ereksiyonu kolaylıkla sağlayamaz. Cinsiyetin, geleneksel olarak üremekte rolü olduğu için – erkek, başka bir kişinin bedeninde üretendir ve kadın, kendi bedeninde doğurandır – kendi bedeninde doğurmayan veya başka bir kişinin bedeninde üretmeyen, ‘hadım’ veya, ‘salt homoseksüel’ ne erkek ne de dişidir; fakat, bir lezbiyenin, erkeklere ilgi duymamasına rağmen, dişi rolünü engellemediği için, dişiliğinden fedakarlıkta bulunması gerekmez…

Eski Thebes (şimdi Mısır’da Luxor) yakınlarında, ‘Orta Krallık’ zamanına – MÖ – 2000 – 1800 – ait, bulunan yazılı, kırık çömlekler, ‘insanlığın cinsiyet listesini’ şu sırayla ihtiva eder: Erkekler – Hadımlar ve dişiler. (Bakınız: Sethe, Kurt, “Die Aechtung Feindlicher Fürsten, Völker und Dinge auf altagyptischen Tongefa Bscherben des mittleren Reiches” İn: Abhandlungen der Preussischen Akademie der Wissenschaften, Philosophisch – Historische Klasse, 1926,p.61.) Erkek için olan kelime (tanım), bir penis resmi ile diz çöken bir adamın resmini içerir. Hadım için olan kelime de diz çöken bir adamın resmini içerir ama bir “Penis”  resmini içermez. Dişi için olan kelime, diz çöken bir kadının resmini içerir ama beden parçalarının resmini içermez. (Kalkan şeklindeki, “kadını işaret eden şekil”, bir dişi kasık kemiği bölgesi resmi değilse eğer.)

***

Kırık çömleklerdeki kelimelerin telaffuzu sırasıyla: Tai (tie), sht (sekhet) and hmt (hemet) olarak verilmiştir. Burada, ‘hadım’ için kullanılan kelime, ‘sht’, bir piramit metninde de görülür ve erkek için kullanılan kelime, ‘tai’ ile ters düşer. Eski Mısırda, insanların ‘hadım edilmesiyle’ ilgili fazla bir ‘kanıt’ yoktur. (Böyle bir kanıt bulmaya çalışan, ama bence, başarılı olamayan Frans Jonckheere’nin, 1954 yılındaki, benim tercüme ettiğim makalesine bakınız.) Aksi kanıt olmadıkça, eski Mısır’daki hadımların anatomik olarak, eski dünyanın diğer yerlerindeki ‘hadımlar gibi’ tam ve doğal hadımlar oldukları farzedilebilir.

Eski Mısır Yazıtları’nda ‘hadım’ için kullanılan bir diğer ortak kelime daha vardır ki, bu da, ‘hm’dir. Bu kelime dişi için kullanılan kelimeye benzer; fakat dişi gramatikal sonek –t, eksiktir. ‘Hm’ kelimesi farklı anlamlarda kullanılmıştır. Berlin sözcüğü, ‘hm’ kelimesini “korkak” olarak tanımlar. Edfu’daki tapınaktaki bir metinde, Sebennytus’ta, ‘hmti’ ya da bir erkekle, seks yapılmaması gerektiği söylenir; ki, bu da ‘hm’i’ erkek olmayan bir adam konumuna getirir. (Bu metin, Yunanlıların, Mısır’ı fethinden çok sonra yazılmıştı; böylece, hadımlarla seksin yasaklanması, ‘Eflatun ve Aristo Felsefesi’nin’ etkisinin bir yansıması olabilir.) Hm, aynı zamanda, mezar yazıtlarında çok ortak bir kelimedir ve Mısırologlar, bu kelimeyi “rahip” olarak tercüme etmeyi severler; çünkü ‘hmlerin’ ölüler için her kurbanı (fedakarlığı, özveriyi) yaptıkları resmedilir. Rahip için kullanılan bu kelime – hm – hadım için olan ‘hm’den farklı olarak – yukarıya çevrilmiş bir tür ‘sopa’ olarak yazılır; fakat, telaffuz tamamen aynıdır ve kullanım alanları, ‘hizmetçi’ anlamıyla örtüşür.

Memphis yakınlarındaki sakkara’da, iki adam tarafından kurulan mezarda, bu iki adamın el ele tutuştuğu ve birlikte, bir ziyarette yiyip içtikleri resmedilir ve ‘kurbanlık odalarında’, iki defa çok sevecen bir şekilde kucaklaştıkları görülür. (Bakınız, Ahmed Moussa ve Hartwig Altenmüller, Das Grab des Nianchchnum und Chnumhotep, Old Kingdom Toms at the Causeway of King Unas at Saqqara,Excavated by the Departman of Antiquities, Archaologische veröffentlic hungen vol. 21, Mainz: Philipp von Zabern, 1977). Her ikisi de, Kral Neusserre’nin manikürcüleriydiler ve ikisinden de hm(rahip) kelimesi kullanılarak söz edilmişti.

Niankhkhnum ve Khnumhotep, mezarlarının girişinde birbirlerinin isimlerini karıştırmışlardır: Nİankh – Khnum – Hotep, bunun anlamı da şudur: “Hayatta birleştiler, ölümde birleştiler…” (Veya, “huzurda birleştiler.” Mezarın içinde ‘hm rahiplerinin’ görevlerini yapmalarını yetkilendiren ve mezar sahiplerinin kendi ailelerinin onları engellemelerini yasaklayan bir de yasal bildiri vardır. (sayfa 87). Mezar kazıcılar mezarda, çok sayıda hm rahiplerinin resmedildiğinden ve bunların büyük bölümünün de isimleriyle konu edildiğinden söz etmişlerdir. (sayfa: 30). Mezar kazıcıları, bunu, mezar sahiplerinin yüksek sosyal pozisyonlarının bir işareti olarak gördüler; fakat, tabii ki bu, aynı zamanda onların, bu hm rahiplerinin pek çoğuyla, şahsen tanışmış olduklarının da bir işareti olabilir. Belki de, hm rahipliği yalnız, ‘homoseksüellerin’ bulunduğu bir kurumdu ve bu kurumun önemli üyeleri homoseksüellerdi…

Durum böyleyse, bu hm rahipleri sadece, diğer kültürlerdeki homoseksüellerin oynadığı ‘ruhsal rolü’ oynuyorlardı…

 

***

Mezarın duvarları çok ayrıntılı bir şekilde resim ve metinlerle oyulmuştu ve iki adamın çeşitli görüntülerini – sahnelerini resmediyordu! Adamların bir tanesi, Niankhkhnum, diğer adam, Khnumhotep’e göre, sürekli olarak tipik bir ‘erkek’ pozisyonuna konulmuştur. Khnumhotep ise, sürekli olarak bir ‘dişi’ pozisyonunda resmedilmiştir. (Bu analizi Greg Reeder, www.egyptology. Com’un yazarından işittim). Mezarda, dikkate değer bir şekilde az miktarda dişi figürleri vardır. Resmedilenler ya kız kardeşler, kızlar ya da adamların karılarıdır. Her adamın bir karısı vardı. Bir ziyafet sahnesinde, adamların masanın her iki ucunda oldukları resmedilmiştir… Ve, Niankhkhnum’un karısının onun arkasında oturduğu resmedilmiştir; fakat karısının sureti manzaradan kalemle oyularak, sadece silik bir ana hat olarak tanımlanabilmektedir. Masanın diğer ucunda, Khnumhotep yalnız olarak otururken, karısını resmedebilecek bir boşluk bile bulunmaz bir şekilde resmedilmiştir. Başka bir duvarın bir bölümünde, dişilerden oluşan bir alay vardır; fakat, figürlerin tümü farklı ürünlerin alegorik tasvirleridir. (Tabaklar, 66-67) Duvardaki 97 kişinin isminin, sadece 21 i erkek ve dişi (ve diğer) aile üyelerine aittir. İki mezar sahibinin dışında ismi geçen diğer 76 kişinin tümü de erkektir ve tümüne de hm (rahipler) denmiştir. Mezarı anlatanlar hm’i, ‘Totenpriester’ ya da cenaze sahibi olarak tercüme etmişlerdir.

                                                                           (Sürecek)

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1486 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler