1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Ertuğrul Veli’yi kaçırıp “kayıp” eden Kıbrıslırumlar’dan birisi polisti…”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Ertuğrul Veli’yi kaçırıp “kayıp” eden Kıbrıslırumlar’dan birisi polisti…”

A+A-

BİR KIBRISLIRUM OKURUMUZUN İDDİASI

Bir Kıbrıslırum okurumuz, 11 Mayıs 1964’te Maraş’taki Barclays Bank’ta Müdür Yardımcısı olarak çalışan Ertuğrul Veli’yi işyerinden güpegündüz kaçıranlar arasında bir de Kıbrıslırum polisin bulunduğunu öne sürdü.

Sözkonusu okurumuz bizimle şu bilgileri paylaştı:

“Ertuğrul Veli’yi kaçırıp “kayıp” edenler arasında bir de Kıbrıslırum polis vardı… Onu kaçıran P. ailesinden birisi polis olarak görev yapmaktaydı.”

11 Mayıs 1964’te “kayıp” edilen Ertuğrul Veli, Prodaras (Paralimni) bölgesinde Kayıplar Komitesi’nin yürüttüğü kazılarda, başka “kayıp” Kıbrıslıtürkler’le birlikte gömülü olarak bulunmuştu…

Bu okurumuza verdiği bu bilgi için teşekkür ederiz. Bu bilginin doğruluk derecesini araştırmayı sürdüreceğiz…

Ancak şunu söyleyebiliriz: 1963 olaylarında, pek çok Kıbrıslıtürk’ün kaçırılma veya tutuklanarak “kayıp” edilme olayına bazı Kıbrıslırum polisler de karışmıştı… Bunlar arasında Deftera’da, Trikomo’da, Salamis’te, Lefkoşa Baf Kapısı’nda görev yapan bazı Kıbrıslırum polisler de bulunmaktaydı…

Geçtiğimiz günlerde bu sayfalarda yayınlamış olduğumuz halen yaşamını Avustralya’da sürdürmekte olan Tserili Spiros Konstantinu, o dönem Kıbrıslırum polisinin sağcı eski EOKA’cılar’dan yardım istediğini ve onları bu şekilde bu olaylara dahil ettiğini ayrıntılarıyla anlatmıştı…

Deftera polisinden üst düzeyde bir polis, Aretyu’ya giderek buradaki bazı Kıbrıslıtürkler’i evlerinden toplayarak “kayıp” etmişti… Aretyu’dan “kayıp” bu Kıbrıslıtürkler’den geride kalanlar, Tseri’den bir Kıbrıslırum okurumuzun gösterdiği bir kuyuda bulunmuştu… Tseri’de ayrıca aynı okurumuzun göstermiş olduğu başka bir noktada da Mağusa’dan “kayıp” bir Kıbrıslıtürk’ten geride kalanlara ulaşılmıştı… Böylece bu okurumuzun yardımlarıyla Kayıplar Komitesi’ne gösterdiğimiz Tseri’deki iki farklı noktada dört “kayıp” Kıbrıslıtürk’ten geride kalanlara ulaşılmıştı.

“Kayıp” yakını Sevilay Berk’in annesi Şefika ile babası Hüseyin Ahmet Kamber’in kaçırılarak “kayıp” edilmesinde de başka bazı Kıbrıslırumlar’ın yanısıra Trikomo’da görevli bir Kıbrıslırum polisi de karışmıştı. 1964 Mayısı’nda “kayıp” edilen Şefika ile Hüseyin Ahmet Kamber’den geride kalanlar, bir Kıbrıslıtürk okurumuz aracılığıyla bize ulaşan bir Kıbrıslırum okurumuzun yardımları ve yer göstermesi sonucunda, yıllar sonra Trikomo’da bir kuyuda bulunmuştu. Kayıplar Komitesi iki kez göstermiş olduğumuz bu alanda yürüttüğü kazılarda Sevilay Berk’in annesi ve babasından geride kalanları bularak çıkarmış ve DNA testleri sonucunda defnedilmek üzere Sevilay Berk ve kardeşlerine vermişti…

 


1980’li yıllarda Kayıplar Komitesi’nde görev yapmış Kostas Antoniadis:
“O yıllarda, kayıp yakınlarına bir şey söylememiz istenmiyordu…”

1980’li yıllarda Kayıplar Komitesi’nde araştırmacı olarak görev yapmış olan, şimdilerde emekli polis Kostas Antoniadis’in geçen yıl POLITIS gazetesinde yayımlanmış büyük ses getiren söyleşisi, internet aracılığıyla bugünlerde yeniden yaygın biçimde sosyal medyada paylaşılıyor ve Antoniadis’in sözleri okuyanlarda şok etkisi yaratıyor…

Kostas Antoniadis, söyleşisinde “O yıllarda kayıp yakınlarına bir şey söylememiz istenmiyordu” diyerek topladığı ifadelerde bazı Kıbrıslırumlar’ın birlikte savaştıkları bazı arkadaşlarının vurularak hareketsiz yattıklarını belirttiklerini, kendisinin bu ifadeleri kayıp yakınlarına aktarmak istediği zaman engellendiğini anlatmış…

17 Ekim 2016 tarihli POLITIS gazetesinde Katya Savva’yla söyleşisi yayımlanan Kostas Antoniadis, 1974’ten hemen sonra “kayıplar”la ilgili ifadeler aldığını belirterek şöyle diyor:

“İfade alırken örneğin bir şahit bana X şahsı gördüğünü, birlikte savaştıklarını, Beşparmaklar’dan geri çekildiklerini, X şahsın başından vurulduğunu, ölmediğini ama konuşmadığını, ölü mü sağ mı olduğunu bilmeden onu orada bıraktıklarını çünkü Türkler’in peşlerine düştüğünü anlatmıştı…”

 “Ne yazık ki bu ifadeler hiçbir zaman kayıp ailelerine ulaşmadı. Biz bu ifadelerin ailelere verilmesi gerektiğinde ısrarlı olduk ancak yetkililer bu bilgileri kayıp yakınlarıyla paylaşmamıza rıza göstermedi. Ana babaların ölmekte olduğunu ve gerçeği öğrenmeleri gerektiği hususunda ısrarcı olduğum halde olmadı…”

O günlerin Kıbrıslırum Başsavcısı Kriton Tornaridis, bir kişinin ölmüş olduğunu belirtebilmek için ya gömülmüş ya da bir hekim tarafından ölü olduğu hakkında bir belge hazırlanmış olması gerektiğini Kayıplar Komitesi üyelerine söylemiş olduğunu belirten Antoniadis, “Savaşın ortasında doktor nereden bulunacaktı? Kim bir çukur kazıp ölüleri gömeekti? Türkler peşlerinden gelirken bu nasıl yapılacaktı?” diyor.

Antoniadis, “1980’li yılların başlarında ailelere herhangi bir şey söylememize izin yoktu… Pek çok ifade vardı… Pek çok insan vurulmuş ve geride kalmıştı… Ve büyük olasılık da ölmüşlerdi. Çünkü ya başlarından, ya kalplerinden vurulmuşlardı – Türkler alıp onları hastaneye götürüp de tedavi mi ettirecekti?” diye soruyor.

Kendi “kayıp” kardeşinin akibetini de önceki yıl tesadüfen bir anma töreninde yapılan bir konuşma sonucu öğrenmiş… Lefkoşa’nın Ayios Pavlos bölgesinde bir nöbetçi kulübesinde Druşa’dan bir başka gençle birlikte kardeşi de unutulmuş, onlara Türkler’in bölgeyi işgal ettiği söylenmemiş, hiçbir haber uçurulmamış ve 16 Ağustos 1974’te öylece orada kalmışlar… Sonra da 17 Ağustos’ta yapılan bir saldırıda her ikisi de öldürülmüş, sonra da Lakadamya mezarlığına isimsiz olarak defnedilmişler...

Antoniadis, “kayıplar”la ilgili hazırladığı dosyayı Kıbrıslırum Temsilciler Meclisi’nin ilgili komitesine de sunmuş…

Kostas Antoniadis, tüm bu süreçlerde “kayıp” yakınlarının sömürüldüğünü belirtiyor: “Çünkü hareketin zayıflamamasını ve insanların ağlamasını istiyorlardı” diyor.

(Bu yazıyı POLİTİS’teki haberden derleyip özetle Türkçeleştirdik…S.U.)

http://politis.com.cy/article/grothia-sto-stomachi-i-martiria-k-antoniadi---i-agnostes-katathesis#.WXBnFk-gdRk.facebook


BASINDAN GÜNCEL…

Kayıplar Komitesi Kıbrıslırum Üyesi Nestoras Nestoros açıkladı:
“Kayıplar Komitesi’nin 2017-2020 stratejik planlamasını Avrupa Birliği’ne sunduk…”

Lefkoşa, 23 Temmuz 2017 (T.A.K): Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Kıbrıslırum üyesi Nestoras Nestoros, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin 2017-2020 stratejik planlamanın tamamlandığını ve Kıbrıs’taki Avrupa Komisyonu bürosuna sunulduğunu belirtti.

Fileleftheros gazetesine verdiği söyleşide, kayıpların bulunması konusundaki zaman baskısının, farklı talepler ve çözüme yönelik birçok sorunu da beraberinde getirdiğini ifade eden Nestoros, hazırlanan planın, komitenin hedeflerinin sağlanmasına yönelik son yıllarda geliştirilen dinamik süreci ve mevcut süreçlerin iyileştirilmesini garanti altına alan bir araç olduğunu söyledi.

Orta vadeli önceki planlardan farklı olarak uzun vadeli bir planlama yaptıklarını kaydeden Nestoros, Türkiye’nin yanısıra Birleşik Krallık ve diğer uluslararası örgütlerin Kayıp Şahıslar Komitesi ile işbirliğinin yoğunlaştırması gerektiğini belirtti.

Kıbrıs’ın genelinde bugüne kadar bin 154 kazı yapıldığını ve bu kazıların 257’sinin Kıbrıslırumların, 47’sinin ise Kıbrıslıtürklerin gömü alanlarıyla ilgili olduğunu kaydeden Nestoros, olası gömü alanları olarak gösterilen noktaların yüzde 70’inde ise herhangi bir kalıntının bulunamadığını söyledi.

Şu ana kadar 603 Kıbrıslırum kaybın kimlik tespitinin yapıldığını, bunlardan 11’nin 1963-64 dönemiyle alakalı olduğunu kaydeden Nestoros, kazılarda 187 Kıbrıslıtürk’ün kimlik tespitinin yapıldığını belirtti.

Antropoloji Merkezi’nde, analiz edilmeyen, 19 gömü alanından çıkartılan yaklaşık 80 kişiye ait kalıntı bulunduğunu kaydeden Nestoros, şu anda yaklaşık 200 kişiye denk gelen genetik/ antropolojik analizin devam ettiğini söyledi.

(TAK Ajansı Rumca Haber Bülteni’nden – 23.7.2017)

 

 

Bu yazı toplam 2235 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar