1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Ertuğrul Veli’nin öyküsü tuvalde...
Ertuğrul Veli’nin öyküsü tuvalde...

Ertuğrul Veli’nin öyküsü tuvalde...

İki Toplumlu Kayıp Yakınları ve Katliam Kurbanları İnsiyatifi “Birlikte Başarabiliriz” Örgütü’yle Nilgün Güney Atölyesi’nin birlikte yürüttüğü iki toplumdan genç ressamlara yönelik “kayıplar”a ilişkin atölye çalışması g

A+A-

 

 

İki Toplumlu Kayıp Yakınları ve Katliam Kurbanları İnsiyatifi “Birlikte Başarabiliriz” Örgütü’yle Nilgün Güney Atölyesi’nin birlikte yürüttüğü iki toplumdan genç ressamlara yönelik “kayıplar”a ilişkin atölye çalışması geçtiğimiz Haziran ayından bu yana devam ediyor. Dün, Nilgün Güney Atölyesi’ni ziyaret eden Veli Beidoğlu, 1964 yılında Mağusa’da çalışmakta olduğu Barclays Bankası’ndan alınarak “kayıp” edilen ve beş başka “kayıp” Kıbrıslıtürk’le birlikte Protaras’ta aynı kuyuda infaz edilmiş biçimde kalıntıları bulunan Ertuğrul Veli’yle ilgili genç ressamlara bilgi verdi. Veli Beidoğlu, babası “kayıp” edildiği zaman henüz dört yaşında bir çocuktu – 1964’te “kayıp” edilen Ertuğrul Veli, Hasan Ziya, Ahmet Mustafa Meddi, Hüseyin Ahmet Şükrü, Mustafa Hasan ve Hüdaverdi Yusuf Osman’la birlikte Protaras’ta infaz edilerek burada bir kuyuya gömülmüş, Kayıplar Komitesi’nin yürüttüğü kazılar neticesinde ancak 2007 yılında onlardan geride kalanlar defnedilmek üzere ailelerine iade edilebilmişti. Ertuğrul Veli, 16 Ağustos 2007’de Lefkoşa’da düzenlenen törenle defnedilmişti.

Nilgün Güney Atölyesi’ni ziyaret eden Ertuğrul Veli’nin oğlu Veli Beidoğlu, burada genç ressamların “kayıplar”la ilgili çizmekte olduğu ve tamamlamış oldukları resimleri gördü, genç ressamlarla sohbet etti, atölye çalışmasını fasilite eden ressam Nilgün Güney’den bilgi aldı.

Veli Beidoğlu, soğukkanlı bir infazla öldürülerek bir kuyuya atılan babasının üzerinden çıkan özel  eşyalarını da ressamlar için atölyeye getirdi. Ertuğrul Veli Beidoğlu’nun kravatı, cebindeki anahtarlar ve kol düğmeleri ile evlilik yüzüğü...  Ferah Kaya, Ertuğrul Veli’nin öyküsünü tuvale aktarmaya çalışıyor...

Atölye çalışmasına katılmakta olan ressamlar Aydan Lisaniler, Mehtap Önem, Eda Gökçe, Gaia Zakkani, Ferah Kaya, Adi Atassi, Sofia Hacıbaba ve Nilgün Güney,  sergilenecek resimlerle ilgili görüş alış-verişinde bulundular. Atölye çalışmasına katılan diğer isimler, Zeynep Uzun, Deniz Tevfik, Zalihe Şakir...

Atölye çalışmasına katılan ressamlar, zaman zaman “kayıp” yakınlarıyla biraraya geliyor, gömü yerlerini ziyaret ediyor, “kayıplar”la ilgili yayınları izleyerek, “kayıplar” konusunu yaratıcı biçimde tuvale yansıtmaya çalışıyor. Genç ressam Eda Gökçe, Komikebirli Panayota Pavlu Solomi’nin yaşadıklarını tuvale yansıtmaya çalışırken, Aydan Lisaniler Muratağa katliamından geride kalanları resmediyor, Mehtap Önem, Suppuris ailesinin katliamından geride kalanları çiziyor...

Genç ressamların çeşitli gömü yerlerine ziyaretleri ve “kayıp” yakınlarıyla buluşmaları önümüzdeki haftalarda da devam edecek.

Kıbrıs’ta ilk kez iki taraftan genç ressamlar “kayıplar” konusunda böylesi bir atölye çalışmasında bir araya gelerek düşüncelerini paylaşıyor ve “kayıp” yakınlarının yaşadığı acıları anlamaya, onların hissettiklerini tuvale yansıtmaya çalışıyor.

Atölye çalışmasının Mart 2013’e kadar devam etmesi bekleniyor. Biz de genç ressamlara, “kayıplar” konusunda bildiklerimizi paylaşarak ve fotoğraf, gömü yeri ziyareti gibi konularda yardımcı olarak, onları “kayıp” yakınlarıyla buluşturarak atölye çalışmasını ressam Nilgün Güney’le birlikte yürütüyoruz.

 

 


 

22 yıl önce bir çocuğun keşfettiği olası toplu mezarda kazılara başlandı...

 

Kermiya’da kazı yapılıyor...

 

22 yıl önce bir çocuğun keşfettiği olası toplu mezarda Kayıplar Komitesi kazı başlattı. Kermiya bölgesinde bulunan bu yeri bir Kıbrıslıtürk çocuk ilk kez bundan 22 yıl önce keşfetmiş, burada bulunan insan kemikleriyle hatıra fotoğrafları çektirmiş, bazı kemikleri de “hatıra” olarak almıştı.

Bundan beş yıl önce yani 14 Ağustos 2007’de bu olası toplu mezardan “hatıra” olarak almış olduğu kemikleri bize teslim eden sözkonusu Kıbrıslıtürk şahidin verdiği bu insan kemiklerini biz de aynı gün Kayıplar Komitesi’nin o dönemki Kıbrıslıtürk Üye Yardımcısı Ahmet Erdengiz’in ofisine teslim etmiştik.

Sözkonusu insan kemiklerin üç farklı şahsa ait olduğu belirlenmişti. Bacak kemiklerinde gömülü kurşunlar da bulunmaktaydı. 1974’te bu bölgede şiddetli çarpışmalar yaşanmıştı. Ancak bu insan kemikleri çok uzun süre hava koşullarına maruz kaldığı için, yeterli DNA vermemişti. Belki gelecekte DNA teknolojisinin gelişmesiyle birlikte veya Bosna-Hersek’teki Uluslararası Kayıp Şahıslar Komitesi’nin laboratuvarında, sözkonusu insan  kemiklerinin kimlere ait olduğu DNA testleriyle ortaya çıkarılabilir.

Sözkonusu olası toplu mezar yerini beş yıl önce Kayıplar Komitesi araştırma görevlilerine göstermiştik. Bundan sonra birkaç kez daha bizden bu yeri göstermemiz istenmiş ve bu bölgede çok sayıda insan kemiği bulunduğunu gören ve bunların fotoğraflarını çekmiş olan Kıbrıslıtürk şahitle birlikte, birkaç kez daha sözkonusu alanı Kayıplar Komitesi’nin Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum yetkililerine göstermiştik.

26 Mayıs 2010 tarihinde Kayıplar Komitesi’nde o dönem Kıbrıslıtürk Üye Yardımcısı olarak görev yapan Uğur Umar, Kıbrıslırum Üye Yardımcısı Ksenofon Kallis ve Kayıplar Komitesi Kazılar Koordinatörü Okan Oktay’a birlikte bir kez daha bu yeri göstermiştik. 26 Mayıs 2010 tarihinde bu bölgeye Kayıplar Komitesi yetkilileriyle birlikte yaptığımız ziyarette, burada başka bazı kemikler daha yetkililer tarafından bulunduğumuz alanda bulunmuş ve bunlardan birisinin insan kemiği olduğu, Kazılar Koordinatörü Okan Oktay tarafından belirlenmişti.

Geçtiğimiz haftalarda bir kez daha Kıbrıslıtürk şahitle birlikte aynı yeri Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üye Yardımcısı Murat Soysal ile Kazılar Koordinatörü Okan Oktay’a gösterdik.

Şimdi Kayıplar Komitesi yetkilileri, bu alana işaret edişimizden tam beş yıl sonra, burada kazı başlatmış bulunuyorlar. Kayıplar Komitesi’ne bu alanda kazı başlatmış olduğu için, bize bu yeri gösteren ve alandan çektiği fotoğrafları ve buradan “hatıra” olarak almış olduğu insan kemiklerini beş yıl önce iade eden Kıbrıslıtürk şahidin yapmış olduğu bu insani hareket için sonsuz teşekkürler.

Kayıplar Komitesi’nin bu hafta başında bu alanda başlattığı kazıda, birkaç insan kemiğine de rastladığını öğrendik.

Kayıplar Komitesi’nin kazı ekibine “Kolay gelsin, kazasız belasız kazılar diliyoruz” diyoruz.

 

BAŞKA İHBARLAR

2007 yılında genel olarak bu bölgeyle ilgili olarak bir başka okurumuz ise şu ihbarı yapmıştı:

 “Ben Gönyelili’yim. 1974 savaşının hemen sonrasında ovalarda dolaşırken bazı ölüler görmüştüm. Bunlar parçalanmışlardı. Mesela eller, ayaklar vardı. Belli ki askerlerdi çünkü üniforma giymişlerdi. Söylediğim yer, Omorfo yolunda, Vedat Benzinci’nin arkasında kalır. 500 metre kadar ileride bir koruluk var – Gönyeli’ye daha yakın olan bölgede bir dere vardı ve bu gördüklerim derenin içindeydi.”

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 666 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler