1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Eroğlu'na Azeri tepkisi' haberine yalanlama: Bir haberin anatomisi
Eroğluna Azeri tepkisi haberine yalanlama: Bir haberin anatomisi

'Eroğlu'na Azeri tepkisi' haberine yalanlama: Bir haberin anatomisi

26 Mayıs Cumartesi günü Yenidüzen gazetesinin birinci sayfadan fotoğraflı girdiği “Eroğlu’na Azeri tepkisi” haberi yayımlanmadan yalanlandı. Birinci sayfada verilen spotta, “DAÜ’de düzenlenen panelde Azeri iki kadın milletvek

A+A-

 

 

26 Mayıs Cumartesi günü Yenidüzen gazetesinin birinci sayfadan fotoğraflı girdiği “Eroğlu’na Azeri tepkisi” haberi yayımlanmadan yalanlandı. Birinci sayfada verilen spotta, “DAÜ’de düzenlenen panelde Azeri iki kadın milletvekili ile Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu arasında gerginlik yaşandı. Derviş Eroğlu panelde konuşarak Azerbaycan’ın KKTC’yi tanımadığından yakındı ve salondan ayrıldı. Eroğlu’nun peşine düşen vekiller ile Cumhurbaşkanı arasında rektörün odasında tartışma yaşandı” deniyordu. Gazete aynı gün ikinci ve üçüncü sayfada başka bir haberi iki kez yayımladı ve Azeri tepkisi haberi unutuldu. Asıl haber, ertesi gün (27 Mayıs) ikinci sayfadan Mert Özdağ ismiyle verildi. Üçüncü sayfada, gazeteci Oshan Sabırlı’nın geçtiği twitter mesajları ve hem Doğu Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Abdullah Öztoprak’ın hem de Cumhurbaşkanlığı’nın yalanlama açıklaması yer aldı. Yani haberin yayımlandığı gün yalanlamalar da yayımlanmış oldu.

YALANLAMALAR

Habere konu olan tüm taraflar, yaptıkları açıklamalarla haberde ileri sürülen tartışmanın yaşanmadığını belirttiler. Pazar günü birçok gazetede yer verilen açıklamaları kısaca özetleyeceğim.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “Eroğlu’na Azeri tepkisi’ başlıklı haber tümüyle gerçek dışıdır, hayal ürünüdür. Cumhurbaşkanımızın yaptıkları konuşma takdirle karşılanmış, orada bulunan Azerbaycan’lı konuklar ve öğrenci birliği üyeleri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması gerektiğine ve gün gele bunun mutlaka olacağına ilişkin görüşlerini sayın Cumhurbaşkanımıza açıkça ifade etmişlerdir. Gelişmeler böyleyken, tam aksi, uydurma bir haber yazmak üstelik bunu ön sayfada kullanmak ülkemiz gazeteciliği ve doğru haberler almak isteyen halkımız açısından üzüntü vericidir” deniyordu. 

DAÜ Rektörü Prof.Dr. Abdullah Öztoprak da yaptığı yazılı açıklamada, haberde söz edilen şekilde bir olayın yaşanmadığını, böylesine asılsız bir iddiayı hayretle karşıladığını ifade etti. Öztoprak şunları söyledi: “Konuk milletvekilleri sayın Cumhurbaşkanı ile görüşmek istemişler, kendisi bu talebe hemen olumlu cevap vermiş ve bu görüşme benim de bulunduğum bir ortamda Rektörlük makam odasında gerçekleşmiştir. Görüşme çok sıcak ve esprili bir şekilde gerçekleşmiştir. Kaldı ki görüşme ortamında hiçbir medya mensubu yokken böylesine bir iddianın ortaya atılması şaşırtıcı ve düşündürücüdür.”

Salı günü (29 Mayıs), tepki gösterdiği ileri sürülen Azerbaycan’lı milletvekili Güler Ahemdova’nın danışmanı Ahmead Shahidov’un TAK’a yaptığı açıklamalar da gazetelerde yer aldı. Shahidov, rektörlükte gerçekleşen görüşme için, “O gün çok güzel bir diyalog gerçekleşti. Eroğlu’na çeşitli hediyeler takdim edildi ve iki ülkenin ilişkilerinin güçlendirilmesi için görüş alışverişinde bulunuldu” dedi.

MERT ÖZDAĞ’IN YANITI

Haberde imzası bulunduğu için, Mert Özdağ’dan açıklama talep ettim ve rektörlükte yaşandığını söylediği tartışmayı neye dayandırdığını sordum. Özdağ cevabında şunları söyledi:

“Söz konusu haberi ‘çok güvendiğim’ bir kaynak aracılığı ile yazdım. Haberdeki bilgileri ve fotoğrafları da aynı kaynaktan edindim. DAÜ'de yaşanan olaylar bizzat öğrencilerin ve oradaki gazetecilerin önünde yaşandı. Orada Azeri vekiller ile öğrenciler arasındaki organizasyonla ilgili tartışma bizzat gazeteciler tarafından da dinlendi. Böyle bir tartışma kamuya açık bir alanda herkesin gözleri önünde yaşanmışken neden yeniden doğrulatma gereği duyulsun ki? Eroğlu ile Azeri vekillerin rektörün odasında tartıştığı bilgisi de bizzat Azeri vekiller tarafından öğrencilere söylenmiş ve bu sözler de oradaki gazeteciler tarafından işitilmiştir. Yani tartışmaya dair bilgiler bizzat vekillerin ağzından çıkmıştır.”

OKUR TEMSİLCİSİNİN DEĞERLENDİRMESİ

24 Mayıs Perşembe günü düzenlenen “Azerbaycan-Kuzey Kıbrıs Gençler Paneli”ne ilişkin ayrıntılı bir haber TAK tarafından geçilmiş ama bu haber Yenidüzen’de yer almamıştı. O haberde, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun yaptığı konuşma ayrıntılı olarak verilmişti. Bu haberle yetinmeyip, DAÜ TV’deki kayıtlardan konuşmanın tamamını dinledim. Konuşmada, Azerbaycan’lı milletvekillerinin tepki göstermelerini gerektirecek bir açıklama var mıydı diye. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu konuşmasında özetle, 1992 yılında Karabağ sorunu nedeniyle Azerbaycan’ın KKTC’yi tanıma kararı alamadığını; Kıbrıs’ta devam eden görüşmelerin iki ülkenin birbirini tanımasına engel oluşturduğunu; resmi tanıma olmasa da Bakü’de bir temsilciliklerinin olduğunu; bu yıl yapılması beklenen charter uçak seferlerinin iptal edilmesinden üzüntü duyduğunu; bu konuda Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e mektup yazdığını; her geçen gün gelişip büyüyen, güçlenen Azerbaycan’ın Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız ambargonun ortadan kaldırılması yönünde ciddi bir rol üstlenebileceğini; Azerbaycan’ın dünya devletleri arasında önemli bir yere, saygın bir konuma geldiğini; bu gelişmelerden gurur duyduklarını söylüyor. Ben konuşmada, Azerbaycan’lı milletvekillerinin tepki göstermelerini gerektirecek bir ifade göremedim doğrusu. Tam aksine Azerbaycan’a ilişkin çok olumlu ifadeler yer alıyor.

Peki, bu tartışma neyin tartışmasıydı? O gün paneli yöneten Azerbaycan’lı DAÜ öğrencisi Orhan Hasanoğlu ile konuştum. Hasanoğlu, panelin iki bölümden oluştuğunu, ilk bölümde açılış konuşmaları yapıldığını, ikinci bölümde de Azerbaycan’lı öğrencilerin sorunlarını ele aldıklarını söyledi. Azerbaycan’lı milletvekillerinin panelin biçimine itiraz ettiklerini; Azerbaycan Milli Meclisi’ni temsilen KKTC’ye geldiklerini; panelde ara verilmesinden sonra hem Cumhurbaşkanı’nın hem de basının ayrıldığını; oysa söylemek istediklerini Cumhurbaşkanının ve basının huzurunda söylemeyi tercih edeceklerini ifade ettiklerini belirtti. Yani milletvekilleri öncelikle kendilerinin niye ilk bölümde konuşturulmadıklarını sorun etmişler. Bence de haklı bir itiraz. Ancak öğrenciler, panelin asıl konusunun Azerbaycan’lı öğrencilerin sorunları olduğunu, milletvekilleri olarak kendilerine asıl panelde yer vermenin daha doğru olduğunu ifade etmişler. Onlar da haklı. Tartışmayı izleyen gazeteci Oshan Sabırlı’yla da telefonda konuştum. Hangi tartışmaya tanık oldun diye? Oshan Sabırlı, milletvekillerinin paneli yöneten Azerbaycan’lı öğrenciye karşı tepkili konuştuğuna tanıklık ettiğini belirtti. Maalesef, panel bölümü kayıt altına alınmadığı için, konuşmaların ayrıntısına ulaşamadım.

Haberde ileri sürüldüğü şekilde Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile Azerbaycanlı milletvekilleri arasında rektörlükte bir tartışma yaşandığına ilişkin bir kanaate ulaşmadım doğrusu. Rektörlükte basının fotoğraf almak için içeri davet edildiği bölümü DAÜ TV’de izledim. Milletvekilleri Cumhurbaşkanı’na hediye sundular, birlikte fotoğraf çektirdiler.

Ayrıca, eğer Azerbaycan’lı milletvekilleri Cumhurbaşkanı’na tepkili olsalardı, hangi tepkiyi koyduklarını ve ne söylediklerini, neye itiraz ettiklerini de haberde vermek gerekirdi. Kısacası, haber bu haliyle doğru olmamıştır. Yaşanan tartışmayı doğru biçimde vermemiştir. Haber kaynağımız ne kadar “güvenilir” olursa olsun, haberin muhataplarına söz hakkı verilmesi, haberin içinde cevap hakkı tanınması daha doğru olacaktır. Bu kadar çok yalanlanan bir haberin doğru verildiğini savunmaya devam etmek için “güvenilir kaynak” dışında kanıtlara ihtiyaç vardır.            


 

Adres Kıbrıs’ta intihal 

Gökhan Altıner adlı okur, Yenidüzen’in eki olarak Pazar günleri yayımlanan ve aynı zamanda www.yeniduzen.com internet sitesi üzerinden aktarılan Adres Kıbrıs dergisinde yazılar yazan Ayşe Başel’in bazı yazılarında intihal (aşırma; bir başkasının eserini, düşüncesini, yazısını kaynak göstermeden kendisinmiş gibi aktarma) olduğunu ileri süren bir e-posta gönderdi ve şunları yazdı: “Size beş tane örnek gönderiyorum. Kimisi tamamen çalıntı, kimisi üzerinde biraz oynanmış.”

 

Yazılarda imzası bulunan Ayşe Başel’e bir e-posta göndererek suçlamalara yanıt vermesini istedim, ancak yazardan bugüne kadar bir geri dönüş olmadı. Eğer bir açıklama gönderirse onu da değerlendiririm. Söz konusu beş yazıyı da aşırma yapıldığı söylenen kaynaklarla karşılaştırdım. Değerlendirmelerim şöyledir:

1.    www.yeniduzen.com adresinde 08.03.2012 tarihli olarak yayımlanan ve "Seks Ticareti" başlığını taşıyan yazı, www.duyguguncesi.net isimli web sitesinde Gürcan Manger tarafından yayımlanan, 7 Mayıs 2010 tarihli "Yoksulluk ve Seks Ticareti" başlıklı yazının birebir kopyasıdır. Yazıda sadece ara başlıklar yazar tarafından atılmış ve “Kadın Ticaretinde İzni Yine Bir Kadın Bakan Veriyor” ara başlığı altındaki metnin son cümlesi yazar tarafından eklenmiştir.

2.    9.2.2012 tarihli "Kuzuların Sessizliği" başlıklı yazı, yine, www.duyguguncesi.net isimli web sitesinde Gürcan Manger tarafından yayımlanan, 13 Eylül 2011 tarihli "Kuzuların Sessizliği" başlıklı yazının birebir kopyasıdır. Sadece ara başlıklar değiştirilmiştir.

3.    10.05.2012 tarihli, "Bizim Büyük Çaresizliğimiz. Hem de Öğrenilmiş" başlıklı yazıda, www.ruhunyolculugu.com adresindeki "Öğrenilmiş çaresizlik..." başlıklı yazıdan kaynak göstermeden uzun alıntılar yapıldığı ileri sürülmektedir. İki yazıyı karşılaştırdığımda, sadece dört cümlede benzerlik olduğunu, bunlardan birinin birebir aynı olduğunu tespit edebildim.

4.    27 Nisan 2012 tarihli "Düşünüyoruz, Öyleyse Yokuz.." başlıklı yazının ilk paragrafının vikipedi'deki "Düşünüyorum öyleyse varım" başlıklı yazıdan intihal olduğu; yazının üçüncü paragrafı ve devamının ise www.edebiyatdefteri.com adresinde yer alan "Evrimleşen Düşünceler" başlıklı yazıdan alındığı belirtiliyor. Gerçekten de yazının giriş paragrafı bazı çıkarmalar yapılarak olduğu gibi vikipedi’den alınmış. Dahası, vikipedi’de standart bir uygulama olan altı çizili sözcükler de altı çizili olarak kalmış. Örneğin, Descartes Cogito ergo sum, fenomenler altı çizili sözcükler. Yazının üçüncü paragrafında “Evrimleşen Düşünceler” başlıklı yazıdan doğrudan aktarmalar var.

5.    17 Mayıs 2012 tarihli "İnsanlar Çevreyi Korumuyorsa, Çevreyi İnsanlardan Koruyalım" başlıklı yazıda, Yrd.Doç.Dr. Yusuf Sülün tarafından yazılan "Çevre Kirliliğini Önlemede Eğitimin Rolü" başlıklı bilimsel dergi makalesinden, kaynak göstermeden alıntılar yapıldığı ifade ediliyor. Ancak ben, bu yazıda intihal yapıldığı kanısına ulaşacak bir kanıt bulamadım.  Benzerlik gösteren üç cümle tespit edebildim.

 

Konuyla ilgili olarak, Yenidüzen Yazıişleri Müdürü Cenk Mutluyakalı, intihal iddialarının gazeteye ulaşması üzerine, “gerekli incelemelerin yapılmasına, ayrıca OKUR TEMSİLCİSİ olarak sizlerin de görüşlerinin değerlendirilmesine, bu süreçle birlikte ilgili uzmanın yazılarının yayınlanmamasına tarafımızdan karar verilmiştir” şeklinde bir açıklama gönderdi.

 

Bana ulaşan e-postada belirtilen 5 yazıdan 3 tanesinde intihal olduğunu kesin olarak söyleyebilirim. Diğer iki yazı, akademik değerlendirmeye muhtaçtır. Böylesi bir durum karşısında, yazarın yazılarına son verilmiş olması iyi bir başlangıçtır. Yazarlar, yazdıkları yazıların sorumluluğunu almak, düşünsel emeğe saygı göstermek ve fikir, yazı aşırmacılığından kaçınmak zorundadırlar. 


 

Çift isimli cadde!

30 Mayıs 2012 tarihli Yenidüzen’in 2. sayfasında yayımlanan “çift isimli cadde” başlıklı haber, Lefkoşa Belediyesi’nin bir caddeye iki isim verdiğini belgeliyordu. Ancak, 31 Mayıs tarihinde www.gundemkibris.com’da yayımlanan “KKTC ve Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağlarını bozmak yerine pekiştirmeliyiz” başlıklı haberde açıklama yapan Dünya Azerbaycanlıları Temas Grubu KKTC Temsilcisi Prof.Dr. Fahreddin Sadıkoğlu, Yenidüzen gazetesinin “Lefkoşa’da bulunan Haydar Aliyev Caddesi ile ilgili olarak, aynı caddeye iki isim verilmiş gibi yayın yapmasını da üzüntüyle izlediklerini” söylemiş ve “Konu ile ilgili olarak görüştüğümüz Lefkoşa Türk Belediyesi yetkilileri böyle bir durumun söz konusu olmadığını, Prof. Dr. Necmettin Erbakan (eski Meltem sok)  ve Haydar Aliyev Caddesi’nin farklı caddeler olduğunu ve bu konu ile ilgili olarak yazılı bir açıklama da hazırladıklarını tarafımıza bildirmişlerdir” demiştir.

Konuyu, Yenidüzen yayın koordinatörü Tayfun Çağra’ya aktardım. Tayfun Çağra, haberde Lefkoşa Belediyesi’nin dikkatsiz uygulamalarına dikkat çektiklerini, Haydar Aliyev ismiyle bir sorunları olmadığını belirtti.

 

CADDEDEN ÇEKİLEN ORİJİNAL FOTOĞRAFLARA BAKTIM.

Gerçekten de yolun aynı tarafında neredeyse 10 metre ara ile iki cadde ismi vardı. Büyük bir olasılıkla, önce Haydar Aliyev Caddesi olarak değiştirilen caddenin ismi (http://www.haritamap.com/yer/85480/haydar-aliyev-cd.html) Prof.Dr. Necmettin Erbakan Caddesi olarak bir kez daha değiştirilmiş, ancak, Haydar Aliyev Caddesi tabelası unutulmuştu. Lefkoşa Belediyesi, Yenidüzen’in haberinin doğru olmadığını, Haydar Aliyev Caddesi’nin (ki bu cadde üzerinde Azerbaycanlı öğrenciler, daha önce yürüyüş de yapmışlar) yerinde durduğunu, Prof.Dr. Necmettin Erbakan Caddesi’nin başka bir cadde olduğunu belgelerse ona da yer verir, gazeteyi de uyarırım. 

NOT: Yayın koordinatörü Tayfun Çağra, söz konusu caddeye giderek, durumu daha net belgelemek istediğinde, Prof.Dr. Necmettin Erbakan Caddesi tabelasının kaldırıldığını görmüş ve fotoğraflamış. Haberi Cumartesi günü (2 Haziran) 16. sayfada yayımlandı. Caddede Haydar Aliyev isminin kalması iyi olmuş. Belediye bir yanlıştan dönmüş.   

 

 


GÖZE BATANLAR

 

“KANDA YÜZDE 91 ORANINDA ALKOL OLABILIR MI?”

Yenidüzen gazetesinin 29 Mayıs tarihli, “Sürücü alkollü çıktı” başlıklı manşet haberinde, “Korkunç kazaya sebebiyet veren sürücü Çağda Haşimoğluları’nın kazadan 2 saat sonra yapılan testte yüzde 91 oranında alkollü olduğu tespit edildi” deniyor.

Alkol değeri promil olarak verilir. Promil de binde bir anlamına gelen bir sözcüktür. Örneğin, kabul edilebilir sınır olarak görülen 50 promil (ya da daha doğru deyişle 0.50 promil), bin mililitre kanda 0.5 gram alkol bulunduğu anlamına gelir. Haberdeki ifade “0.91 promil” olmalıydı. Ancak, 0.91, çok küçük bir miktar olarak algılanabileceği için, promil değerleri sıfırsız olarak da kullanılmaktadır. “Sürücünün kanında 91 promil alkol olduğu tespit edildi” ifadesi kullanılmalıydı.  


 

“MAL BULMUŞ MAĞRUBİ GİBİ”

29 Mayıs tarihli Yenidüzen’in 20. ve 21. sayfalarında yayımlanan “Yasalara ve Anayasa’ya uygun mu?” başlıklı haberde, İçişleri Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun e-pasaportlarda üç harfli CTR (Cyprus Turkish Republic) kullanılması konusunda söylediği, “bir gazete ve CTP’nin ülkede mal bulmuş mağrubi gibi destan yaratmaya çalıştığı” ifadesinde geçen deyimin doğrusu, “Mal bulmuş mağribi gibi”dir. Deyim, sözlüklerde, yoksul birinin eline bir şey geçtiğinde büyük bir zenginliğe kavuşmuşçasına aşırı sevinç ve coşku duymasını anlatır. Mağrip, Kuzey Batı Afrika’yı niteleyen bir coğrafi terimdir. “Mal bulmuş mağribi gibi” deyimi aynı zamanda Mağrip ülkelerindeki insanları aşağılayan ayrımcı bir deyimdir ve kesinlikle kullanılmaması gerekir.

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 865 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler