1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. EROĞLU VE EKİBİNE GÜVEN YOK
 EROĞLU VE EKİBİNE GÜVEN YOK

EROĞLU VE EKİBİNE GÜVEN YOK

Meclis Kıbrıs konusunda ‘son aşamayı’ değerlendirdi

A+A-


 

 

 

 

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, denetim görevini yerine getirmek üzere dün saat 11.00’de toplandı.
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Hasan Bozer başkanlığında toplanan genel kurulda CTP’ye bağlı milletvekillerin sunduğu öneri doğrultusunda Kıbrıs konusunda gelinen son durumla ilgili genel görüşme yapıldı.


YORGANCIOĞLU: “MECLİS, SÜRECİ DEVRALMALI”


Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu dünkü oturumunda, CTP’ye bağlı milletvekillerin sunduğu öneri doğrultusunda, Kıbrıs konusuyla ilgili genel görüşme gerçekleştirildi.
Onaya ve bilgiye sunuşların ardından başlayan genel görüşmede ilk sözü, CTP Milletvekili Özkan Yorgancıoğlu aldı. Yorgancıoğlu, Başbakan İrsen Küçük’ün Kıbrıs ile ilgili oturumda hazır bulunmamasını eleştirerek başladığı konuşmasında, Türk tarafının müzakerelerle ilgili duruşunu eleştirdi.
Yorgancıoğlu, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun göreve gelmesi sonrasında gerçekleşen tüm zirvelerde genel sekreterin taleplerinin yanıtsız bırakıldığını dile getirdi. “Kıbrıslı Türkler’in çözüm isteyen taraf algısından, çözüm istemeyen taraf algısına” kaydırıldığını kaydeden Yorgancıoğlu, Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun, talep gelmeden, meclisi bilgilendirmediğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun temsilcisini de eleştiren Yorgancıoğlu, temsilciyi, Kıbrıs sorunuyla ilgilenmek yerine, başka bir siyasi hareket oluşturmaya çalışmak ve meclise ağır ithamlarda bulunmakla suçladı.

“BEDEL ÖDENECEK”

Özkan Yorgancıoğlu, yürütülen müzakere başlıklarına da değinerek, Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun “çapraz oy”la ilgili duruşunu eleştirdi. Cumhurbaşkanını süreci oyalamakla suçlayan Yorgancıoğlu, gelinen aşamada, olumsuz sonucun hükümetin ve meclisin devre dışı bırakılmasından kaynaklandığını ileri sürdü. Dışişleri Bakanı ile hükümetin, Kıbrıs müzakerelerinin hiçbir yerinde olmadığını savunan Yorgancıoğlu, görüşmelerin devam etmemesi halinde toplumun, 1 Temmuz sonrasında bedel ödemek durumunda kalacağını iddia etti.
Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğüne rağmen ekonominin geliştirilmesi gerektiğini ancak Kıbrıs Türkü’nün gelecek umudunun ancak çözüm vizyonunun güçlenmesiyle mümkün olacağını kaydeden Yorgancıoğlu, 1 Temmuz’un ne Kıbrıs Türkü için, ne de Türkiye için milat olduğunu söyledi.
Yorgancıoğlu, bütünlüklü çözüm amaçlı müzakereler yerine güven artırıcı önlemler gibi tedbirleri görüşme girişimlerini de eleştirerek, müzakerelerde elde edilenlerden geri gitmeyecek bir pozisyonun şart olduğunu ifade etti.
Müzakere sürecinin bundan sonra meclis tarafından devralınması gerektiğini ileri süren Yorgancıoğlu, Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportuyla ilgili duruş konusunda da derhal geri adım atılması gerektiğini iddia etti. Yorgancıoğlu, “Hükümet, kendi insanının önünü kesen, bloke eden uygulamalardan vazgeçmeli” dedi.


MİLLETVEKİLLERİNE RESMİ YAZI TALEBİ

CTP/BG Gazimağusa milletvekili Ferdi Sabit Soyer ise, Kıbrıs konulu genel görüşmede yaptığı konuşmada, pek çok konuyu konuşur gibi yapıp aslında konuşulmadığını söyledi.
Soyer, genellikle tartışmaların mutlak doğru ve mutlak yanlış çerçevesinde tartışıldığı için tartışılır gibi yapılıp yine hiçbir şeyin tartışılmadığı görüşünü yineleyerek, görüşmede de benzer bir sonuç ortaya çıktığını anlattı.
Soyer, Meclis’in Kıbrıs konusunda genel görüşme kararı aldığı bu günlerde bile bu konuyla ilgili olarak herhangi bir hazırlık olmadığını, bu nedenle konunun yine tartışılma yerine tartışır gibi yapılmaya devam ettiğini söyledi.
Soyer, görüşme sürecinde, yürütmeyle ilgili her konuda anlaşıldığını ancak Meclis’te  yapılan konuşmalarda ilerleme olmadığını söylediğine işaret ederek, yürütmenin görüşmelerde anlaşılıp anlaşılmadığı konularında resmi bir yazının milletvekillerine verilmesi gerektiğini anlattı.
Kıbrıs sorununun çözülmememsinden kaynaklanan zorlukların ortada olduğunu, Rum egemenlerin çözüm istememesi duruşunu gerekçe göstererek, “ne yapalım çözüm olmaz” denilemeyeceğini anlatan Soyer, bu nedenle çözüm bulunması gerektiğini söyledi.
Soyer, Kıbrıs’ın stratejik konumu nedeniyle uluslararası da bir sorun olduğunu ve tarihte ilk kez BM’nin beş daimi üyesinin Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ortaklaştığını, buna Türkiye ve Yunanistan’ın da eklendiğini ancak, beş daimi üye arasında Irak müdahalesi nedeniyle sağlanan konsensüsün bozulduğunu, bu nedenle referandum sonrası Annan tarafından hazırlanan raporun, BM Genel Kurulu’nda görüşülüp karara bağlanmadığını anlattı.
Ferdi Sabit Soyer, AB’de Lizbon Anlaşmasından sonra ilk kez Birliğin ortak dış politika ve savunma politikasıyla ilgili toplantısının 1 Temmuz’dan sonra Güney Kıbrıs’ta yapılacağını anlatarak, bunun anlamının iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

ÖZGÜRGÜN’ÜN B PLANI NE?

Soyer, AB’nin ortak dış politika ve savunma toplantısının Güney’de yapılmasının önemli olduğunu vurgulayarak, önemli değişiklikler geçirecek böyle bir sürecin dışında kalınmasının kabul edilemez olduğunu anlattı. Kıbrıs Türk halkının bu süreçte olmamasını doğru bulmadığını ifade ederek toptan retçi bir yaklaşım içinde olunmasını eleştiren Soyer, Dışişleri Bakanlığına “bu konuda ne yaptığı” sorusunu yöneltti.
Soyer, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bir realite olduğu; 1963’de işgal edildiğinin de bir realite olduğunu, bu nedenle yapılması gerekenin, bu realiteden hareketle politika üretmek olduğunu söyledi.
Ferdi Sabit Soyer, etnik kimlik ve dini ayrılıklardan kaynaklanan sorunların dünyada önemli trajedilere neden olduğunu anlatarak, Kıbrıs’ta etnik kimliğe dayalı ayrılık istenip istenmeyeceği sorusunu sordu.
Soyer, bir süre önce bir patlama nedeniyle dönemin Rum Milli Muhafız Ordusu’nun başındaki Yunanlı generalin yargılanmak üzere Kıbrıs Mahkemeleri tarafından istenmesine, Yunan Mahkemesi’nin verdiği yanıtı, herkesin dikkatle incelemesini istedi.
Soyer, Yunan Mahkemesi’nin Kıbrıs Mahkemesi’nin Yunanlı generali yargılanmak üzere iadesi talebine “Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş anlaşmasıyla Garanti ve İttifak Anlaşması mucibince Kıbrıs’ta görev yapan hiçbir Türk ve Yunun subayının Kıbrıs Mahkemelerinde yargılanamayacağı” kuralına dayanarak istemi ret ettiğini anlattı.
Garanti ve ittifak anlaşmasının değiştirilmesini en fazla isteyenlerin Yunanistan ve Rum Yönetimi olduğunu hatırlatarak, yine de bu değişene kadar yasal realiteye uyarak böyle bir karar alabildiğini anlatan Soyer, çözümün 1964 realitesini değiştirmek olduğunu söyledi.
Soyer, 1964 statükosunun değiştirilmesinin ise 1974’ün yarattığı statükoyu savunmakla mümkün olmadığını ifade ederek, yapılması gerekenin Kıbrıs Cumhuriyeti realitesinden hareket edilmesi olduğunu kaydetti.
Soyer, Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün’ün Kıbrıs sorununda B planı olduğunu söylediğini ancak bunun ne olduğunu bir türlü açıklamamasını eleştirdi.
Soyer, Hristofyas’ın, Kıbrıs sorununa çözüm bulmaya yönelik görüşmeleri 2013’e bırakmayı istediğini ve başarılı olduğunu belirterek, Türk tarafının New York’ta “iç konular tamamen bitmeden dörtlü uluslararası konferans çözülemez” kararına karşı çıkılmaması nedeniyle, bugün, dörtlü uluslararası konferansın çağırılamayacağını ifade etti.
Soyer, Kıbrıs Türk tarafının özlü görüşmelerden çekilmemesi gerektiğini anlatarak, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’na 1 Temmuz’dan sonra da görüşmelere devam etme çağırısı yaptı.
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun her koşulda Cumhuriyet Meclisi’ne gelerek, buradaki tartışmaları izlemesi gerektiğine işaret ederek, en yüce yerin Meclis olduğunu yineledi.



ÇAKICI: “GÖRÜŞME HEYETİ, KIBRIS SORUNU’NUN BİTTİĞİ KANISINA KAPILDI”

TDP Milletvekili Mehmet Çakıcı da konuşmasında, hükümete, Kıbrıs konusunda bir vizyonu olup olmadığını sordu. Çakıcı, muhalefeti de, Kıbrıs sorunu gibi bu önemli birleşime ilgi göstermemekle suçladı.
Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun yaptığı görüşmelerle ilgili aylardır partilere bilgi vermediğini söyleyen Çakıcı, “Eskiden bir önceki cumhurbaşkanını az bilgi vermekle suçlardı. Şimdi kendisi cumhurbaşkanı oldu, festivalden festivale koşar, Kıbrıs konusunda bilgi vermez” dedi.
Özel temsilcilik görevinde olan kişinin, “toparlanıyoruz” diyerek başka bir siyasal oluşumla uğraştığını ve görüşme heyetinin dağıldığını savunan Çakıcı, “Yeni bir görüşmeciye, yeni bir motivasyona ihtiyaç var. Görüşme heyeti Kıbrıs sorununun bittiği kanısına kapıldı” şeklinde konuştu.


ANGOLEMLİ: “GENEL KURUL’DA KİMSENİN OLMAMASI ÜZÜNTÜ VERİCİ”

TDP Gazimağusa Milletvekili Hüseyin Angolemli, “Maraş’ın çözümden önce sahiplerine verileceğine yönelik anlaşma olduğunu, bu nedenle orada Türk Silahlı Kuvvetleri ile mücahitlerin söz sahibi olamadığını, olamayacağını” söyledi.
Angolemli, “Maraş konusunda yeni açılımlar olduğunu ve çözümün bir parçası değil de öncesinde halledileceğine” işaret ederken, “Cumhurbaşkanı Eroğlu Maraş konusunu değerlendirmeye hazır olduğunu söyledi ancak, Meclis’ten bir karar alınmadı” dedi.
Hüseyin Angolemli, Genel Kurul salonunda kimsenin olmamasının üzüntü verici olduğunu anlatarak, eskiden Kıbrıs konusu görüşülürken tüm bakan ve milletvekillerinin genel kurulda olduğunu bugün ise böyle bir şeyin söz konusu olmamasını eleştirdi.
Angolemli, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun kendisine görüşme yetkisi verenin Cumhuriyet Meclisi olduğunu bilmesinin gerekliliği üzerinde durarak, Hükümet’in de 1960 haklarından feragat edip etmediği konusunda karar vermesi gerektiğini söyledi.

 

DENKTAŞ

DP Milletvekili Serdar Denktaş, bir sürecin daha sonuna gelindiği, ancak sonuç alınamadığına işaret ederek, halka, ne istediğinin referandumla sorulması gerektiğini söyledi.
Denktaş, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nun Kıbrıs konusuyla ilgili genel görüşmesi sırasında yaptığı konuşmada, müzakere sürecinin tarihsel geçmişine işaret ederek, Rum tarafının, BM’nin Kıbrıs Türklerinin öldürülmemesi için 1964’de verdiği Kıbrıs Cumhuriyeti haklarını, tek taraflı kullandığını savundu.


REAKTİF POLİTİKA YÜRÜTÜLÜYOR

Avcı, 44 yıldır devam eden müzakere tarihinin en kapsamlı anlaşması kabul edilen Annan Planı’nın, 2004 yılında iki halkın referandumuna sunulmasında, Kıbrıs Türk halkının dünyaya en net mesajı verdiğini söyledi.
Avcı, Kıbrıs konusunda, pro-aktif değil, reaktif politika yürütüldüğünü ileri sürdü. 1 Temmuz’da ortaya çıkacak sonuçlar konusundan nasıl bir davranış sergileneceği konusunda henüz bir tavır geliştirilmediğini kaydeden Avcı, Türkiye’de ve Avrupa’da temaslarda bulunan özel temsilcinin kimlerle ne görüştüğü konusunda bilgi sahibi olmamaktan rahatsızlık duyduğunu söyledi.

Başbakan İrsen Küçük, Meclis Genel Kurulu’nun Kıbrıs konusuyla ilgili genel görüşmede yaptığı konuşmada, eleştirileri yanıtladı.

KÜÇÜK ELEŞTİRİLERİ YANITLADI

Başbakan Küçük, güçlü ekonominin herkesin arzusu olduğunu ancak mevcut durumun da çok fazla kötü görülmemesi gerektiğini söyledi. Küçük, çözüm olması halinde ekonominin dünyaya ayak uyduramayacağı görüşüne katılmadığını belirtti.
Rum Başpiskopos’un Rum Yönetimi Lideri Dimtris Hristofyas’ı suçladığı açıklamaları hatırlatan Küçük, uzun yıllardır süren görüşmelerdeki başarısızlığın faturasının her zaman görüşmecilere çıkarıldığını ifade ederek, bir süre önce bir toplantıda görüştüğü iki Rum’dan da benzer bir tutum gözlemlediğini söyledi.
Küçük, Kıbrıs sorununda bazı yeni politikaların geliştirilmesi gerektiğini düşündüğünü ifade ederek, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun da katılımıyla Meclis’te “belki kapalı bir oturumda” sorunun tüm yönleriyle görüşülmesinde yarar olduğunu belirtti.
İrsen Küçük, görüşmelerin devam edip etmemesi konusu üzerinde de durarak, gelinen aşamada Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas’ın aday olmadığı bir ortamda görüşmelerin devam etmesiyle bir yere gidilemeyeceğini belirtti.
Küçük, parti olarak görüşmelerin durmasını benimsemediklerini, liderler arasında olmasa da bir şekilde görüşmelerin devam etmesi gerektiğini anlatarak, liderler düzeyinde olmaması nedeniyle devam edecek görüşmelerin BM kararları doğrultusunda olacağını ancak farklı bir zeminden bahsetmek gerektiğini kaydetti.
 Başbakan İrsen Küçük, Cumhurbaşkanlığı’ndaki görüşmeci heyetinden birinin ayrılmasının heyetin tümümün ortadan kalktığı anlamına gelemediğini, gelemeyeceğini anlatarak, çapraz oyun neredeyse Kıbrıs sorununun kalbi olarak getirilmek istenmesini eleştirdi. Küçük, Kıbrıs sorununun çapraz oy etrafına toparlanması, çapraz oy olmayacaksa sorunun çözümünde ilerleme olmayacak görüşüne katılmadığını vurgulayarak, kendisinin ta başından çapraz oya karşı çıktığını söyledi. Başbakan Küçük, pasaport konusuna değinerek, Kıbrıs (Rum) Pasaportunun seyahat rahatlığı ve özellikle üniversite eğitiminde sağladığı rahatlık nedeniyle bir çok insanın bu pasaporta sahip olduğunu anlattı. Küçük, Avrupa Birliği (AB)’den pasaport konusunda beklentisinin, Kuzey Kıbrıs’ı, Güney’e muhtaç etmeyecek bir çözüm bulunması olduğunu anlattı.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 556 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler