1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. EROĞLU, O FOTOĞRAF VE BİZİM SİYASET
EROĞLU, O FOTOĞRAF VE BİZİM SİYASET

EROĞLU, O FOTOĞRAF VE BİZİM SİYASET

Başbakan İrsen Küçük’ün çıkışı sonrasında Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun ne söyleyeceği merak ediliyordu. Eroğlu konuştu… Önce Mutlu Atasayan’ın atamasını imzaladı, ardından da “bana sunuldu, ben imzalamadım diye bir şey yok̶

A+A-

 

Başbakan İrsen Küçük’ün çıkışı sonrasında Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun ne söyleyeceği merak ediliyordu.

Eroğlu konuştu…

Önce Mutlu Atasayan’ın atamasını imzaladı, ardından da “bana sunuldu, ben imzalamadım diye bir şey yok” dedi. Bunu söylerken de teamül gereği, Başbakanın kendisini bilgilendirdiğini ve sohbet sırasında da bir konuda araştırma istediğini, ancak bunun cevabının ne hafta sonu, ne de Pazartesi gün boyunca kendisine ulaştığını anlattı.

Cumhurbaşkanı, bu araştırma konusunun ne olduğunu söylemedi, ancak konunun Atasayan’ın öğrenim durumu ile ilgili olma ihtimali yüksek.

Çünkü Başbakan, üniversite mezunu bir Bakan’ın yerine, lise mezunu bir bakan atıyor. Ve bu bakan üniversitelerden de sorumlu olan eğitim politikalarını yürütecek.

Ama Eroğlu buna itiraz etmedi, muhtemelen diğer atamaları da onaylayacak ve kurultay öncesi Başbakan Küçük’ün önünü tertiplemesinin fırsat verecek.

Yine de kabine değişikliği konusunda Başbakan ile takışmayan Cumhurbaşkanı’nın da bu kurultay sürecinde boş durmadığı ve durmayacağı açık.

Şimdilik Küçük’ün ilçe seçimlerinde “UBP’yi aile partisi olmaktan kurtardım” demesi üzerine, Eroğlu, sadece UBP’de siyaset yaptığını anlatmakla yetindi.

Yani Küçük’e sen daha önce başka parti kurdun, UBP’den adam almaya çalıştın, başka partiye geçtin ama ben her zaman UBP’de kesintisiz olarak siyaset yaptım diyor.

Küçük’ün hiçbir resmi biyografisinde bu dönem anlatılmıyor. UBP ile ilişkilerinin koptuğu dönem yok sayılıyor.

***

UBP yarışında o kadar çok çarpıklık ve çirkinlik yaşandı ki, belki bu fazla dikkat çekmedi. Ama dün KIBRIS Gazetesi’nin dördüncü sayfasında yayımlanan bir kurban kesme fotoğrafı, gerçekten de tepki gösterilmesi gereken bir fotoğraftı.

Belli ki Ahmet Çaluda taraftarlarının seçimle ilgili bir adakları varmış. Çaluda’nın ilçe başkanlığını kazandığının açıklanmasının ardından sokak ortasında, bir kurban keserek kan akıtıyorlar.

Üstelik çocukların gözü önünde…

Çaluda dahil, partililer ise bu vahşi manzarayı büyük bir gurur ve keyifle izliyorlar.

Böyle kutlamalarda uzun zamandır uygulanmayan bir gelenek aslında bu. Sebebi ise, ortalık yerde kurban keserek, hem sağlık açısından bir tehdit yaratmamak hem de böylesi kan revan içinde bir vahşi manzara oluşturmamak adına gösterilen ve geliştirilmeye çalışılan hassasiyet.

Vatandaş da bayramlarda ve adaklarda kurbanını mezbahada kestiriyor genellikle.

Ama Güzelyurt’ta yapılan bu hareket kelimenin tam anlamıyla bir vahşet.

Bu vahşeti özellikle Çaluda’nın engellemesi gerekirken, buna ortak olması ise, kabul edilemez bir durum. Zira bakanlıkta adı geçen bir siyasetçi, yarın vatandaşa sağlık ve hijyen koşulları nedeniyle bunun yapılmaması gerektiğini söyleyecek!

***

Üç muhalefet partisi erken seçim için ortak hareket etmek konusunda uzlaştı. Erken seçimi zorlamak adına nasıl hareket edileceği ve eylem yapılacağını kararlaştıracaklar.

Erken seçim çağrıları tekrarlanırken, genel seçimlerin normal süresi de yaklaşıyor. Bir erken seçim olmazsa, 2014’de normal seçimler yapılacak.

DP Denel Başkanı Serdar Denktaş, erken seçim kararının meclisten değil, toplumun kendi talebinden çıkacağını vurguladı dün, Günün Getirdikleri’nde.

İşte kritik nokta da toplumun erken seçim konusunda bir iade sergilemesinde yatıyor. Muhalefet partilerinin de bunun için bir alternatif yaratmalarında.

Gerçek şu ki, bugüne kadar muhalefet toplumun karşısına açık ve net bir yol haritası, bir plan, program koyamadı. Bugün bu üç partinin hükümete gelse ne yapacağını bilmiyoruz.

Türkiye ile ilişkilerini nasıl geliştireceklerini bilmiyoruz, mesela. Ekonomik, sosyal ve siyasal yapı üzerinde nasıl bir program izleyeceklerini de bilmiyoruz.

Yıllardır tartıştığımız Anayasa, siyasi partiler ve seçim, halkoylaması yasalarındaki değişiklikler konusunda bugüne kadar zorlayıcı taraf olamadılar.

Aynı sistemde seçime gitmek, seçim reflekslerinin aynen devam etmesi anlamına gelmeyecek mi?

Yine en çok iş sözü verecek, en çok vaatte bulunacak ve en güçlü görünen tarafta olan seçmen belirlemeyecek mi sonucu ve siyaset şeklini?

Umarım, muhalefet uzun süredir devam eden bu rehavetten kurtulup, somut ve net politikalardan konuşmaya başlar artık. Daha nitelikli siyaset ve siyasetçi için de toplum farkındalığını yükseltir.

Yoksa bu durumda toptan ağır bir krizle, hep birlikte dibe vurmadan sanırım hiçbir şey değişmeyecek.

O zaman da muhtemelen çok geç olacak.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2274 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler