1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Eroğlu nereye koşuyor?
Eroğlu nereye koşuyor?

Eroğlu nereye koşuyor?

Eroğlu son günlerde iyice aslına rücu etti. Giderek söylemlerini sertleştirdi. Daha doğrusu ayrılıkçı söylemleri öne çıkarmaya başladı. Eroğlu neden böyle davranıyor? Geçen hafta da bu konu üzerinde durmuş ve Eroğlu’nun görüşmelerin gidişatından m

A+A-

     

 

Eroğlu son günlerde iyice aslına rücu etti. Giderek söylemlerini sertleştirdi. Daha doğrusu ayrılıkçı söylemleri öne çıkarmaya başladı.

Eroğlu neden böyle davranıyor?

Geçen hafta da bu konu üzerinde durmuş ve Eroğlu’nun görüşmelerin gidişatından memnun olduğunu ve artık BM’nin iki tarafın anlaşamayacağını ilan ederek herkes kendi yoluna demesini beklediğini yazmıştım.

Eroğlu bu beklentisinin hayal olduğunu ve BM’nin görüşmelere son noktayı koymayı düşünmediğini, aksine olası bir başarısızlıkta kendisinin suçlanacağını anladığı gün söylemlerini ayrılıkçılık çizgisine taşıdı.

Geçen hafta eskiden sıkça kullandığı ama artık tepki çeken “çözümsüzlük çözümdür” nitelemesi yerine aynı anlama gelen “anlaşmama hakkı” da olduğunu söyleyen Eroğlu, dün de “Ben müzakere masasında neyin temsilcisi olduğumu, neyi temsil ettiğimi ve nasıl bir çözümün benden beklendiğini bilen bir kişi olarak oturuyorum” ifadesini kullandı.

Üstelik bu ifadeyi “artık tanınma sürecinin başlatılması gerektiğine inandıklarını” ifade eden TMT Mücahitler Derneği heyetini kabulünde kullandı.

Özetle Eroğlu özüne döndü. Zaten çözümsüzlük yanlısı olduğunu hiç inkar etmemişti.

Eroğlu görüşmeleri Talat’ın bıraktığı yerden sürdüreceğini söylediği zaman da asıl amacı bu görüşmelerden birşey çıkmayacağını BM’ye göstermekti. Bunu da her fırsatta seslendiriyordu.

Eroğlu’nun yaklaşık 2 yıllık görüşme sürecinde tek hayali bir gün BM’nin de artık iki tarafın anlaşamayacağını ilan ederek herkesin kendi yoluna gitmesinin önünü açmaktı.

Bunun olmayacağını, olamayacağını, BM Güvenlik Konseyi’nin kararları orda dururken ve veto hakkına sahip Güvenlik Konseyi daimi üyeleri bugünkü üyeler olduğu sürece bunun imkansız olduğunu Eroğlu bilmiyor mu?

Eroğlu’nun bu söylemleri elbette içte birtakım çevreleri mutlu ediyor. Ama böylece Kıbrıs Türkü Annan planı sürecinde dünyada kazandığı itibarı giderek yitiriyor.

2004 öncesi süreçte çözüm istememekle suçlanan taraf hep Kıbrıs Türk tarafı ve elbette Türkiye oldu. Bunun böyle olması da doğaldı. Çünkü o dönemde gerek KKTC’de, gerekse de Türkiye’de hep çözümsüzlük yanlısı iktidarlar vardı.

Bu durum 2004’teki Annan planı sürecinde değişti. Türkiye’de yeni İktidara gelen AKP “Kıbrıs’ta bir adım önde olma” politikasını benimsediğini ilan etti. Hakkını vermek gerek o dönemde söylediğinin arkasında da durdu. Aynı günlerde KKTC’deki köklü iktidar değişikliği ile çözüm yanlısı CTP-BG iktidar oldu.

Birbirini tamamlayan bu süreç Kıbrıs sorununda çok şeyi değiştirdi.  

Bu dönem bir bütün olarak Türk tarafının BM ve AB’de itibar kazandığı dönem oldu.

Hele Nisan 2004 referandumunda Türk tarafından ağırlıklı bir “Evet”, Rum tarafından da ağırlıklı “Hayır” çıkması dengeleri Türk tarafı leyhine alt üst etti.

Aynı yıl Türkiye AB üyelik müzakerelerine başlamak için Rumların tam üye olduğu AB’den tarih aldı.

Referandumun arkasından aynı çözüm istencini canlı tutan Türk tarafı dünyada önemli itibar kazanmayı sürdürdü.

Türkiye bu dönemde Kıbrıs’ta askeri güç bulundurmasına bakılmaksızın BM Güvenlik Konseyi üyesi seçildi.

Yine aynı dönemde gerek BM, gerekse de AB Kıbrıslı Türkler üzerinde sürdürülen ambargo ve izolasyonların kalkması için ciddi bir çaba ortaya koydu. Bu konuda belki istediğimiz başarıyı yakalayamadık ama epey yol da aldık.

***

Şimdi yavaş yavaş yeniden eski günlere dönüyoruz. 2004 öncesi dönemde sürdürülen çözümsüzlük politikası bize hiçbirşey kazandırmadı. Aksine uzun yıllar ambargo ve izolasyonlar altında dünyadan kopuk bir yaşam sürdük.

Evet KKTC diye bir devlet kurduk. Ama bu devleti dünyada tek bir devlete tanıtamadığımız gibi, tanıdığını söyleyen Türkiye,ye de maalesef tanıtamadık.

Çözümsüzlük yanlıları şimdi yeniden eski günlerin özlemi içinde tanınma sürecinin başlatılmasını istiyorlar. Eroğlu da onlara cevaben “ben masada neyin temsilcisi olduğumu biliyorum” diyor.

Eroğlu kendisini kurnaz politikacı sanarak seçimlerde kendisine destek veren çözümsüzlük yanlılarına “merak etmeyin ben de sizin gibi düşünüyorum, ben o masada KKTC devletini temsil ediyorum, devletten asla taviz vermem, dava emin ellerdedir” mesajını veriyor.

40 yıl sürdürülen bu politika yeniden ısıtılarak önümüze konuyor. Ama bu kez 40 yıl daha sürdürülme imkanı yoktur. Dahası Kıbrıs Türk halkının buna tahammülü de yoktur.

40 yıllık çözümsüzlük Kıbrıs Türkünü yok olma sürecine soktu. Bir 40 yıl daha yok olmamıza yeter de artar bile. O nedenle buna asla izin vermeyeceğiz. Erken bir zamanda bu süreci tersine çevirecek adımları atmalıyız.

Bunun için de halkımıza liderlik yapacak birilerinin öne çıkma zamanıdır. Hem de hemen şimdi...  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 851 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler