1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Eroğlu neden masayı terketti?
Eroğlu neden masayı terketti?

Eroğlu neden masayı terketti?

23 Mayıs ve 1 Temmuz 2008’de Talat ile Hristofyas görüşmelerinde kararlaştırılan çözüm zemininde Eylül 2008’de başlayan görüşmelerin dün sonuncusu yapıldı. Bu görüşmeler çözümle, tarafların uzlaşması ile ya da BM’nin uygun görmesi sonu

A+A-

 

 

23 Mayıs ve 1 Temmuz 2008’de Talat ile Hristofyas görüşmelerinde kararlaştırılan çözüm zemininde Eylül 2008’de başlayan görüşmelerin dün sonuncusu yapıldı.

Bu görüşmeler çözümle, tarafların uzlaşması ile ya da BM’nin uygun görmesi sonucu değil, maalesef Türk tarafının masayı terketmesi sonucu bitti.

Eroğlu Nisan 2010 seçimlerine giderken Talat-Hristofyas mutabakatları ile belirlenen çözüm zeminine karşı olduğunu açıkça söylemişti. Hem seçimden önce görüşmelerin başladığı dönemde, hem Başbakan olduğu Nisan 2009 sonrasında, hem de cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde hep bu zemine karşı çıkmıştı.

Seçimi kazanarak Cumhurbaşkanı seçildikten sonra ise bütün söylediklerini yutarak “ben Talat’ın bıraktığı yerden görüşmelere aynen devam edeceğim” diyerek herkesi şaşırtmıştı.

Buna rağmen Eroğlu bu görüşmelere kerhen başlamıştı. Asıl amacı görüşmelerin çözümle sonuçlanamayacağını başta Türkiye’deki hükümet olmak üzere BM’ye, AB’ye ve dünyaya kanıtlamaktı.

İki yıllık süreçte hep buna uğraştı.

İki yıllık süreçte hep bir gün BM’nin “artık bu adada çözüm olmaz, herkes kendi yoluna gidebilir” demesinin hayalini kurdu.

Greentree 1 zirvesinde BM Genel Sekreteri’nin zirve sonrası açıklamasında “End Game”den bahsetmesini bunun işareti saydı.

Bu nedenle Greentree 2’de beklentileri karşılanmadığı için hiç ama hiç mutlu ayrılmadı. Zaten zirveden döndüğü günden itibaren olumsuz söylemlerinin dozunu artırdı.

Sanırım hiç olmaması gereken adımı da önceki gün attı. Düşünün bugün akşam geç saatlerde Downer raporunun ana hatlarını Genel Sekreter’e iletecek ve siz bir gün önce “yarınki görüşme son” diyerek dünkü görüşmeye gidersiniz ve hiçbir öneri götürmeden “bu son görüşme” diyerek ayrılırsınız.

Makamınıza geldikten sonra da Rum gazetelerinde çıkan Genel Sekreter’e yazdığınız mektupta “çapraz oyu kabul ettiniz mi sorusuna, uluslararası konferans toplanması halinde kabul edebileceğinizi” söyleyerek başka bir gaf yapıyorsunuz.

Bu konuda esneklik gösterecekseniz bunu neden masaya getir miyorsunuz?

Genel Sekreter’in hem Greentree 1, hem de Greentree 2’de iç konularda yeterli ilerlemeyi görmesi halinde ancak uluslararası toplantı çağıracağını açıkladığını unuttunuz mu?

Talat döneminde çapraz oy konusunda bir kaşık suda fırtına koparan Eroğlu bugün uluslararası konferans şartıyla bunu kabul edebileceğini söyleyerek aslında kendi kendisi ile bir kere daha çelişiyor.

19 Nisan’da Downer’in Newyork’a giderek Genel Sekreter’le onun raporu üzerinde görüşecek. Siz bu tarihe kadar görüşmelere gitmeyeceğinizi açıklayarak ve görüşme yapmayarak ne elde edeceksiniz?

Bunu anlamam gerçekten zor.

Geçmişte, 2004 öncesi dönemde kriz yaratarak, masadan kaçarak ne kazandık da bugün aynı yoldan gitmeye çalışıyorsunuz?

Gerçekten 2 yıllık görüşme sürecinde tam bir başarısızlık örneği gösterdiniz.

BM Genel Sekreteri’nin Greentree zirvesinde “vatandaşlık, yürütmenin seçimi ve toprakla bağlantılı mülkiyet başlıklarında yeterli ilerleme sağlanması halinde uluslararası, ya da çok taraflı konferans toplayabilirim” açıklamasını hatırlarsak acaba bunlardan hangisinde yeterli ilerleme sağlandı?

Bu konuların hiçbiri Greetree 2 zirvesinden sonra bir milim bile kıpırdamadı.

Taraflar durdukları yerde duruyor. Bu şartlarda hangi konferans toplanacak?

Ban Ki Moon içerde Kıbrıslı liderler hiçbir ilerleme sağlayamadan neden böyle bir konferans çağırsın?

Eroğlu Ban Ki Moon’a yazdığını itiraf ettiği son mektupta böyle bir konferans toplanması halinde çapraz oyu kabul edebileceğini belirtti. Ayrıca görüşmelere devam etmek için Genel Sekreter’in raporunda böyle bir konferans çağrısı yapması şartını da yine kendi çevresinden basına sızdırdı.

Şimdi bu ikisini birleştirdiğim zaman ve konferans şartı olarak vatandaşlık ve toprakla bağlantılı mülkiyet konuları kaldığına göre benim anladığım Eroğlu bu konularda geçmişte kopardığı fırtınaları dikkate alarak sorumluluğu konferansa çağrılacak Türkiye hükümetine yüklemek istiyor diye düşünüyorum.

Onun için hiçbir konuda ilerleme sağlamadan herşeyin konferansta ele alınması için krize oynamıştır.

Ama bunun bedelini yalnızca Eroğlu değil, başta Kıbrıslı Türkler olmak üzere Türkiye de dahil Türk tarafı ödeyecektir.

        

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 966 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler