1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Ermeni mallarına ne olduğunu araştırın...'
Ermeni mallarına ne olduğunu araştırın...

'Ermeni mallarına ne olduğunu araştırın...'

Bir okurumuz bizi arayarak şunları paylaşmak istediğini söyledi: “Kıbrıs’ta ganimet furyası 1974’te değil, daha önce, 1963’te başladı. Göçmen olarak gelip da, evini yurdunu terketmiş olan başka göçmenlerin evlerine yerleştirilmiş

A+A-

 

 

 

Bir okurumuz bizi arayarak şunları paylaşmak istediğini söyledi:

“Kıbrıs’ta ganimet furyası 1974’te değil, daha önce, 1963’te başladı. Göçmen olarak gelip da, evini yurdunu terketmiş olan başka göçmenlerin evlerine yerleştirilmiş olan Kıbrıslılar’a hiçbir sözüm yoktur. Onlar, savaş koşulları gereği, başlarını sokacak birer ev ya bulmuşlar, ya bulmamışlardır. Benim esas sözüm göçmen olmayan ama silah zoruyla ya da korkutularak kaçırılan insanların evlerine, mallarına el koyanlaradır.

1963’te yıllarca Kıbrıslı Türkler’le birlikte yaşamış olan Kıbrıslı Ermeniler, çeşitli tehditlerle evlerinden kaçırılmışlar, Rum tarafına geçmeye zorlanmışlardır. Bazı Ermeniler atalarının 1915’lerde Anadolu’da yaşadıklarını hatırladıkları için zaten kolay kolay bu savaş ortamında belki de bulundukları yerde kalmak istemezlerdi ama gene da, bu insanlara baskı uygulanarak yerlerinden edilmişlerdir.

Bu Ermeni malları daha sonra ne oldu? Lütfen bunu araştırın. Dediğim gibi benim sözünü ettiğim şey, Ermeni ya da Kıbrıslı Rum malı olsun, içine eğer Kıbrıslı Türk göçmenler yerleştirildiysa, sözüm onlara değildir. Hiç göçmen olmayıp da bu mallara el koyanlar vardır. O günkü yönetimle arası “iyi” olanlar, geride bırakılmış olan bu mallardan, arazilerden, eşyalardan, mücevherattan “ihya” olmuşlardır.

Size bir örnek vermem gerekirsa, mesela Oyuncu Peruz’un mallarını kimlerin aldığını araştırın. Oyuncu Peruz bir tiyatro sanatçısı idi, parada pulda gözü yoktu hiç, ailesi çok varlıklı olduğu halde, böyle şeylere değer vermezdi. Onun malları, şimdiki merkezi BELÇA’dan Sabri Orient’e uzanan Lefkoşa’daki “Bedreddin Demirel Caddesi” üzerinde idi. Aynı şekilde bu bölgede Nışan adlı bir Ermeni’nin öküz ve inek beslediği mandraları, geniş arazileri vardı, karısının adı Roza idi, oğlunun adı Berç idi... Bu mandıraları kimler alarak “ihya” olmuştur? Kumsal bölgesinde, Köşklüçiftlik bölgesinde, Arabahmet bölgesinde pek çok Ermeni evi terkedilmişti 1963’te... Gene Ledra Palace Hoteli’nin bulunduğu sokak üzerindeki çoğu yer, Ermeniler’e ait evler idi...  Lefkoşa Surlariçi’nde en az üç tane kuyumcu vardı ve bu kuyumcuların bütün altınlarına da el konulmuştu, Ermeni kuyumcular korkutulup kaçırılmıştı. Bu altınlara el koyanların kimler olduğunu lütfen araştırın... Hatta bir tanesi, bu altınlarla yıllar sonra kendi kuyumcu dükkanını bile açtıydı, kendisinin kuyumculukla hiçbir alakası olmasa da...

Korkutularak ya da silah zoruyla kaçırılan insanların mallarını bu şekilde yağmalamış olan bazıları, en keskin “milliyetçiler” olup çıkmışlar ve hala başımızda tepinmektedirler.

Bu arada o dönemin yönetimiyle iyi giden dönemin bir hukukçusunun da, bu Ermeni malları hakkında düzmece “satış belgeleri” hazırlayarak bu malların güya bazı Kıbrıslı Türkler’e satıldığı yönünde yağmayı yasallaştırma faaliyetleri yapmış olduğu da duyduğum söylentiler arasındadır. Bunu da araştırın lütfen...

Çok geriye gitmeye da gerek yoktur – son olarak yabancılardan alınan büyük yardımlarla tamir edilen Lefkoşa’daki Ermeni Kilisesi’nin başına gelenleri da biliyorsunuz. Kıbrıslı Ermeniler için kutsal sayılan bu yer, özel bir üniversiteye verilerek, Ermeniler’in bu yeri kendi inançlarına göre kullanmaları da engellenmiş oldu. Halbuki Kıbrıslı Rumlar’ın bazı kiliseleri tamir edilerek, kendilerine bu kiliselerde senede bir defa kendileri için önemli olan belli günlerde ibadet imkanı tanınmıştır. Ermeniler her sene Alevkayası’nda Sourp Magar Manastırı’na giderek ziyaret yaparken, Lefkoşa’da, Ermeniler için çok önemli olan Viktorya Sokağı’ndaki bu Ermeni Kilisesi’ne gitmeleri neden bu şekilde engellenmiştir acaba? Bu konuda basında çıkan çeşitli tepkilere hiçbir yetkili çıkıp da herhangi bir cevap da vermiş değildir. Bu sessizliğin nedeni nedir?

Benim söylemek istediğim şey şudur: Başka insanların acılarının üstüne mutluluk inşa etmeniz mümkün değildir. Bir şekilde bunların acıları çıkar... Benim bildiğim 1963’te Ermeni mallarına bu şekilde el koyanların her biri bir acımasız hastalıktan muzdariptir ya da hiç suçları olmayan evlatları çeşitli hastalıklara yakalanmıştır ya da engelli olarak dünyaya gelmiştir... Veya ailelerinde huzur yoktur ya da aileleri dağılmıştır. Kısacası başkalarının üzüntüleri üstüne kurdukları hayatlarında, kendileri de sonuçta mutluluğu bulamamışlardır.”

Bu okurumuza paylaştığı bu bilgiler için teşekkür ederiz. Konuyla ilgili olarak daha ayrıntılı bilgi sahibi olan okurlarımı isimli veya isimsiz olarak 0542 853 8436 numaralı telefondan beni aramaya davet ediyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 831 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler