1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Eric Hobsbawm ve Kıbrıs Türk Milliyetçiliği
 Eric Hobsbawm ve Kıbrıs Türk Milliyetçiliği

Eric Hobsbawm ve Kıbrıs Türk Milliyetçiliği

Geçtiğimiz haftalarda yitirdiğimiz Eric Hobsbawm kuşkusuz dünyanın en tanınmış tarihçilerinden biridir. 1994 yılında yayınlanan Age of Extremes (Aşırılıklar Çağı) neredeyse bütün dillere çevrildi ve dört kıtada okundu. Bu kitap sayesinde ünü dünyanın her

A+A-

 

Geçtiğimiz haftalarda yitirdiğimiz Eric Hobsbawm kuşkusuz dünyanın en tanınmış tarihçilerinden biridir. 1994 yılında yayınlanan Age of Extremes (Aşırılıklar Çağı) neredeyse bütün dillere çevrildi ve dört kıtada okundu. Bu kitap sayesinde ünü dünyanın her tarafına yayıldı. Halil Berktay’ın Türkçeleştirerek Taraf gazetesinde yayınladığı Tony Judt’ın makalesinden Eric Hobsbawm’ın engin bilgisinin daha öğrencilik yıllarına dayandığını öğreniyoruz. Tony Judt, Hobsbawm’ın tez danışmanının kendisine söylediklerini şu cümlelerle anlatıyor: “Uçsuz bucaksız bilgi kıtalarına rahat bir özgüvenle hükmediyor. Cambridge’te mensup olduğu kolejdeki danışmanı, bir gün bana, Eric Hobsbawm’ın karşısına çıkan ve ders verdiği gelmiş geçmiş en zeki lisans öğrencisi olduğunu söyledikten sonra şöyle devam etmişti: “Tabii, öğrettiğim söylenemez aslında öğretmesi mümkün olmayan biriydi. Eric zaten her şeyi biliyordu.”
Gerçekten de Eric Hobsbawm engin bir tarih bilgisine sahipti. Öyle olmasaydı onca önemli esere imza atamazdı. Bunu muhalifleri de teslim ediyor. Eserlerinin başında Primitive Rebels (İlkel İsyancılar) The Age of Capital (Sermaye Çağı), Industry and Empire (Sanayi ve İmparatorluk) The Invention of Tradition (Geleneğin İcadı), Nations and Nationalsim Since 1780 (1780’den itibaren
Milletler ve Milliyetçilik) adlı çalışmaları geliyor.

Milliyetçilik üzerine 1990 yılında yazdığı çalışmasını şu ilginç cümleyle bitiriyor: “Minerva kuşu (bilgelik taşıyan kuştur NK)  alacakaranlıkta uçar. Bugünlerde milletler ve milliyetçilik üzerinde uçması iyiye işarettir”. Hobsbaw’a göre milletler ve milliyetçiliğin “tarihsel zamanı” yavaş yavaş dolmaya yüz tutuyor. Çünkü o, ulusların “tarih kadar eski” olmadığına, modern zamanlarla akran olduğuna ve tarihin belli bir aşamasında ortaya çıkan her şey gibi ulus- devletlerin de yavaş yavaş aşılacağına inanan tarihçilerdendir.

Fransız İhtilalı’nı ulus-devletlerin başlangıç noktası sayan Hobsbawm, 1870 ile 1914 arasında milliyetçiliğin yaygınlaştığını, 1918-1950 arasında ise doruk noktaya ulaştığını anlatıyor. “Milletlerin devletlerin kurucusu değil, devletlerin milletlerin kurucusu” olduğuna inanan Hobsbawm, yirminci yüzyılın son çeyreğinde ortaya çıkan ayrılıkçı milliyetçiliklere bakarak yanılsamaya düşmemek gerektiğini, Minerva kuşunun artık milletler ve milliyetçiliğin üzerinde dolaştığını, bunun da milletlerin zayıflamaya ve yerini yavaş yavaş “uslu-ötesi” yapılara bıraktığı anlamına geldiğini belirtiyor. “70 bin kişilik Sahara’nın bağımsız devlet olmak istemesine veya 120 bin kişilik Kıbrıslı Türklerin bağımsız devlet ilan etmelerinin” milliyetçiliğin yaygınlaştığı anlamına gelmediğini ileri süren Hobsbawm, yirminci yüzyılın son çeyreğinde ortaya çıkan milliyetçilikleri “bölücü” ve “olumsuz” milliyetçilikler olarak değerlendiriyor. En tipik örnek olarak da Quebec’teki milliyetçi akımını gösteriyor. Açık olarak söylemese de Kıbrıs Türk milliyetçiliğini de bu kategoride görüyor.

Diğer önemli derleme eseri olan Geleneğin İcadı adlı çalışmasında ise çok “doğal” saydığımız geleneklerin aslında “kurgu” olduğunu ve törensel ya da sembolik bir nitelik taşıyan anlayış ve uygulamaların sürekli tekrarlanarak geçmişle günümüz arasında bir köprü kurulduğunu anlatıyor. İcat edilen geleneğin en somut örneğinin “milli bilinç” olduğunu ileri süren Hobsbawm, hızlı değişime uğrayan modern toplumların geleneğin icadına dayandığını belirtiyor. Bu son derce önemli saptamanın altını çizerken bir noktayı açıklığa kavuşturmak istiyorum: Hobsbawm’da “kurgu olan” “gerçek olmayan” anlamına gelmiyor. Uluslar gibi geleneklerde bir kez icat edildikten sonra gerçek haline geliyorlar.

Bitirirken, Eric Hobsbawm’ın ilginç yaşamını merak edenlere Hakkı Yücel’in Gaile’de çıkan “Eric Hobsbawm: Tarihin Kendisi” başlıklı yazısını okumalarını öneriyorum.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 960 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler