1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ERDOĞAN, GÜL, AB VE LTB’DE DARBE…
ERDOĞAN, GÜL, AB VE LTB’DE DARBE…

ERDOĞAN, GÜL, AB VE LTB’DE DARBE…

Güney Kıbrıs’ta 1 Temmuzla ilgili törenler yapıldı. AB dönem başkanlığı devreye girdi. Bunu, “ Türk” siyaseti,” 23 Nisan töreni diye karşılamıştı.. Öyle mi? Onları “kumda oyun oynayanlar” gibi mağrur edalarla aşağılama

A+A-

 

 

Güney Kıbrıs’ta 1 Temmuzla ilgili törenler yapıldı. AB dönem başkanlığı devreye girdi. Bunu, “ Türk” siyaseti,” 23 Nisan töreni diye karşılamıştı.. Öyle mi? Onları  “kumda oyun oynayanlar” gibi mağrur edalarla aşağılamaya çalıştılar. Kuzeyde ise ne oldu? Lefkoşa Türk Belediyesinde DARBE yapıldı.

Evet, güney AB dönem Başkanlığını, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü nedeni ile içimize sinmeyen şekilde tek taraflı olarak aldı. Aldı, ama bu başkanlık ile de demokrasi ve özgürlük alanında yönetim olarak, Avrupa kriterlerine laik bir yönetim olduğunu da göstermiş oldu. Bizde ise darbe yapıldı. Farka bak. Onlarda da ekonomik kriz var. Ama demokrasiden uzaklaşma değil, aksine demokratik kriterlerin sentezi olan AB’ ye dönem başkanı oldular. Bizde ise krizi aşmak için demokrasi içinde değil, darbe ile ve hoyrat açıklamalar eşliğinde siyaset yapılıyor. Bu yüzden kriz aşılamıyor, üstelik buna demokrasi ve siyasi kriz ekleniyor.

Dolayısı ile yalnız bu olay bile, Kıbrıs sorununun çözümünden uzaklaşıp, iç konulara dönmemizi  telkin eden bazı çevrelerin, ne kadar yanlış olduğunu bize göstermektedir. Çünkü Güney ve Yunanistan, ciddi ekonomik zorluklarına karşın, darbelerle değil, demokrasi ile sorunlarına çare aramaktadır. Bunu sağlayan da AB üyeliğidir. Dolayısı ile iç sorunları, “dış” sorundan ayırmaya kalkan her anlayış, bizi darbeci, dayatmacı ve Sarayönü kriterlerinin girdabında boğmaya çalışanların değirmenine su akıtmaktan başka işe yaramaz. İşte bunun en somutu da 1 Temmuz da güney ve kuzeyde yaşadığımız bu açık çelişkidir.

 

DARBE VE MEHMET ÇAKICI

 

Ancak Kıbrıs Türk demokrasi güçleri, Cemal Bulutoğlulları karşıtlığı sendromu ile LTB’ de yapılan bu darbe tuzağına düşmedi. Bu en büyük olumluluktur. Gerçi dalgalanma oldu. İlk anda, aylardır maaşlarını alamayan Belediye emekçileri bunu sevinçle karşıladı. Hatta helva yapıp Cemal’in gidişine dönük onu dağıttılar. Bu arada 5 Temmuz tarihli Havadis Gazetesinde  T.D.P Genel Başkan Sayın Çakıcı’nın beni hayrete düşüren bir demecini gördüm.

Sayın Çakıcı bu demecinde,  “ Bulutoğlularının izne gönderilmesi doğrudur” diyordu. Ancak Belediye Meclis üyelerinin izne çıkartılmasının doğru olmadığını söylüyordu. Ayrıca, Başbakanın kendisine bilgi verdiğini söylüyor ve  “ Bizim fikrimizi sormadı” dedikten sonra, “ Ben sadece siz bilirsiniz dedim” diyordu. Ayrıca demecinde, “Karar alındı, bize sadece bilgi verildi. Kararname ile ortaya sunulan gerekçeler doğru” dedi. Hangi gerekçeler? Belediye Meclis üyelerinin toplantılara katılmadığı gerekçeleri mi? Bu ifadeler beni şaşkınlığa uğratmıştı. Çünkü bunlar yanlıştı. Ancak daha sonra Sayın Çakıcı tavrını değiştirdi. Darbe dedi. Buna sevindim. Çünkü darbenin her türüne karşı ilkesel tavır önemlidir. Bu yüzden şimdi Kıbrıs Türk halkının çok önemli bir kısmı bu darbeci anlayışa karşıdır.

 

PEKİ NEDEN? RECEP TAYYIP ERDOĞAN, ABDULLAH GÜL

 

Ancak burada bir başka olguya da değinmek isterim. Neden diye soruyorum. Geçen yıl, 2o Temmuz törenleri ile ilgili olarak T.C Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan Kıbrıs’a geldi. Bu biline biline daha sonra çözülen K.T.H .Y personelinin devlette istihdamı olayı, o günlerde çözülmedi. Neden? Hali ile gergin bir ortam oluşmuştu.. Sayın Erdoğan geldi, bir hayli olumsuz olay yaşandı. K.T.H.Y önünde Polisin, KTHY çalışanları ve onları destekleyen demokrat insanlara dönük kabul edilmez ölçüsüz şiddeti yaşandı.. Ayrıca KTAMS önünde sendikacılara, Sendika Başkanı Ahmet Kaptana yapılan kabul edilmez şiddet ve davranış da buna eklendi.. T.C Başbakanın ziyareti öncesinde çözülmesi gereken sorun askıda tutulmuş ve ziyarette, Türkiye ve Türkiye Başbakanın, Kıbrıs Türk halkı ile ilişkilerinin darbelenmesine yol açan bu olaylar  yaşatılmıştı. Sonra bu sorun aşıldı. K.T.H.Y mensupları devlete alındı. Şimdi yine 20 Temmuz.

Üstelik T.C Hükümet Başkanı ve Cumhurbaşkanın adamızı ziyaret edeceği söylenmektedir. Tam bunun arifesinde LTB’ ye dönük darbe. Üstelik çalışanların ve Belediyenin ne olacağına dair hiçbir belirgin durum yok. Maaşlarını Belediye emekçileri alamıyor, alacağı da belli değil.

Yani, bile bile 20 Temmuz öncesi, Kuzey Kıbrıs’ta şimdi tansiyonu daha da yükseltecek adımlar atılıyor. Tıpkı geçen seneki gibi. Bu nasıl akıldır? T.C Lefkoşa Büyükelçiliğinin Hükümete, LTB’ye kaynak aktarması yapılmasını engellediği söylenmektedir. Şimdi amaç nedir? 20 Temmuz törenlerine giderken yine, Kıbrıs’ta bazı odaklar kavga ve tepkinin büyümesini ve Türkiye ile çatışmanın derinleşmesini mi istiyorlar? AK Parti ile aranın daha da açılmasını mı arzuluyorlar?

 

Yoksa Türkiye kamuoyuna, bu Kuzeyde artık bu işler böyle gitmez, dedirtip baskıcı veya Başkanlık sistemine veya darbenin daha büyüğüne geçmek için ortam oluşmasını daha da büyütmek mi istemektedirler? Çünkü 1 Temmuzda güney, AB dönem başkanı olarak törenler yaparken ve sisteminin demokratikliğini tüm Avrupa ve dünyaya fiilen kabul ettirirken; kuzeyde darbecilik ve kaosun bu aşamada yaşanması, aklı başında olan kimsenin tasvip edebileceği bir olay olamaz. Peki bu olanlar ne? Üstümüzden hangi odaklar nereye varmak istiyor?. Çok açıktır, bence LTB’ deki bu darbe daha büyük darbeci adımların ilkidir.

İşin en acısı da maalesef, Kıbrıs Türk demokrat güçleri, ne siyasi partiler düzleminde, ne sivil toplum düzleminde bu oyunu bozmak adımına dair bir şey üretmiyor. Evet, Cemal yanlış, bu görevi artık sürdüremez. Olay usulsüzlük ve diğer yönler bakımından da incelenmeli, ama en önemli kurumlardan biri olan LTB, nasıl düze çıkacak? Bu konuda ne düşünce üretimi, ne program, nede işbirliği ruhu üremiyor. Lefkoşalı bu işin neresinde? Böylece şimdi olayları kaotik ortama sürüklemek isteyenlerin işi daha kolay.

T.C Başbakanı ve Cumhurbaşkanın 1 Temmuz sonrası Kuzeyi ziyareti öncesinde yaratılan bu atmosfer, çok önemli bir işarettir. Eğer bunun içinde Türkiye’deki hükümet yoksa, buradaki temsilcileri olayın kaynak meselesinin engelleyicisi olmamaları gerekir.. Darbeciliğin akıl hocası olamazlar. Yok eğer, sivil yönetim ve onların buradaki görevlileri de bu işin içindeyse, onlarda başka amaç için  yaratıyorlar demektir. O zamanda bu Türkiye’deki sivil yönetim, Kıbrıs içinde ve etrafında olan bitene körlemesine bakıyor. Dar ideolojik ve siyasi çıkarlarla hareket edip, sonuçta kendi ayağına da kurşun sıkacak olan derinlerin ekmeğine yağ sürüyor demektir.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1569 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler