1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Eptagomi’den acı hatıralar…2
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Eptagomi’den acı hatıralar…2

A+A-

Dipkarpaz’da nenesi bıçaklanarak ve yakılarak öldürülen Eptagomili Markos Yanni Marku, 1974’te henüz 13.5 yaşındaydı…


Dipkarpaz’da nenesi bıçaklanarak ve yakılarak öldürülen Eptagomili Markos Yanni Marku, 1974’te henüz 13.5 yaşındaydı…

Markos Yanni Marku, Londra’da röportaj yapmış olduğumuz bir diğer Eptagomili… Eptagomi’de neler yaşandığını devamla şöyle anlatıyor:

 

SORU: Çocukluğunuzda insanların 1963’te olanlarla ilgili konuştuğunu hiç hatırlıyor musun?
MARKOS YANNİ MARKU:
Pek değil… 63 mü dediniz? Pek bir şey hatırlamıyorum o konuda…

SORU: 1974’te darbe olduğunda neredeydiniz?
MARKOS YANNİ MARKU:
Eptagomi’deydik…

SORU: Darbe sırasında bir şey olmuş muydu Eptagomi’de?
MARKOS YANNİ MARKU:
Bir şey olmamıştı… Herkes gibi biz de radyodan Makarios’un öldüğünü duymuştuk… Çocuktuk, ben henüz 13.5 yaşındaydım, o günlerde hayatı ciddiye almıyorduk…

SORU: Köyde sokağa çıkma yasağı gibi bir şey var mıydı, böyle bir şey hatırlıyor musun? Herhangi biri tutuklanmış mıydı?
MARKOS YANNİ MARKU:
Köyde hiçbir şey olmamıştı…

SORU: 20 Temmuz 1974’te savaş başladığında neler yaşamıştın?
MARKOS YANNİ MARKU:
Herkesin bildiği gibi Türkiye’nin işgali sabahleyin başlamıştı… Annem sabahları her zaman radyoyu açardı haberleri dinlemek için, yetişkin, deneyimli bir kadındı annem. Sabah kalktığında savaş uçaklarının sesini duymuştu. Bir terslik olduğunu düşünmüş ve radyoyu açmıştı. Sabah altı gibiydi belki de, bilmiyorum ve haberlerde duydu ne olduğunu. Tabii ondan sonra neler olup bittiğini herkes öğrenmişti. Çok üzücü bir durumdu ama gene bizim yaşımız çok küçük olduğu için neler olup bittiğini anlamıyorduk… Siyaseti biliyorsan, okuyorsan anlardın durumun ne kadar ciddi olduğunu ama ben çocuktum o zaman – birkaç gün savaş olacak sonra herşey yeniden normale dönecek sanıyorduk. Tabii birkaç gün geçtikten sonra durumun ciddiyetini anlamaya başlamıştık… Ve sonra yeniden başlamıştı savaş…

SORU: Babanız Salamis’teydi o zaman…
MARKOS YANNİ MARKU:
Savaş ilk başladığında Salamis Bay Otel’deydi babam, çalışıyordu… Babam orada şef olarak çalışıyordu, büyük bir oteldi Salamis Bay Otel. Çoğu personeli de otel açılmadan bir yıl önce istihdam etmişlerdi ki bir yıl boyunca personeli eğitebilsinler… Ve sonra otel açılmış ve sanırım bir yıl kadar açık kalmıştı, savaş çıkıncaya kadar…

SORU: İngilizler’e ait bir otel miydi bu?
MARKOS YANNİ MARKU:
Sanırım o dönem yabancıların iş yapabilmesi için Kıbrıslı ortakları olmak zorundaydı. Bir ortaklıktı bu – sanırım Amerikalılar, Almanlar ve Kıbrıslılar’ın ortaklığında bir şirketti. Ben o zamanlar otele gittiğimde dev gibi bir Alman görürdüm, şeflere eğitim verirdi bu iri-yarı Alman. Ama tam bilmiyorum, Amerikalılar mıydı, İngilizler miydi ortaklar…

SORU: O günlerde Salamis açıldığı zaman bir çocuk olarak herhalde sana çok modern bir yer gibi görünüyordu…
MARKOS YANNİ MARKU: Evet, çok modern bir oteldi. Çok etkileyiciydi. Oraya gittiğimde sanki de bir şehre gitmiş gibi olurdum. Orayı bilirsiniz herhalde… Kıbrıs’ın en iyi oteliydi o dönem, ayrıca bungalovları da vardı. O bungalovlar, personel içindi. Benim babam da bu bungalovlarda kalırdı.
Neredeyse tüm personel yerliydi çünkü… Köylerinden her gün otele gidip gelemezlerdi. Otel için böylesi daha kolaydı. Personel hep orada kalırdı, bu bungalovlarda. Bungalovlar personel içindi yani, meğer ki iki-üç mil kadar yakınlarda oturuyor olasınızdı… Babam orada kalır ve sanırım haftada bir gelirdi köye bizi görmeye, tam hatırlamıyorum.

SORU: Babanız nasıl birisiydi?
MARKOS YANNİ MARKU:
Çok sessiz bir insandı.

SORU: Nasıl aşçı oldu, onu biliyor musun?
MARKOS YANNİ MARKU:
Avustralya’ya gittiğinde önce tarlalarda çalışmıştı, sonra bir lokanta açmıştı. Ve aşçılığını orada geliştirmişti herhalde. Sonra buraya, Londra’ya geldiği zaman University College Hospital’da (“Üniversite Kolej Hastanesi”’nde) şef olarak çalışmıştı… Ben de o hastanede dünyaya gelmiştim.

SORU: İlk işgalden sonra Eptagomi’de kalmaya devam ettiydiniz… Köydeki atmosfer nasıldı? O günlerde bir çocuk olarak neler hatırlıyorsun?
MARKOS YANNİ MARKU:
Köyde Kıbrıslıtürkler vardı ancak ne yazık ki onlarla karışamıyorduk çünkü açıkçası savaş durumuydu… Eptagomi’de Kıbrıslıtürkler’le Kıbrıslırumlar’ın mahalleleri ayrıydı zaten. Ama çok iyi ilişkilerimiz vardı Kıbrıslıtürkler’le. Ama bildiğin gibi her zaman diğerlerinden çok daha iyi insan olanlar vardır… Örneğin babamın tarlaları vardı, buğday ekerdi… Bir kez buğdayı biçtiğinde, kimselere izin yoktu koyunlarını o tarlaya götürsün diye. Meğer ki tarla sahibi izin vermiş olsun. Babam Eptagomili Kıbrıslıtürkler’le çok yakındı, bir Kıbrıslıtürk vardı, adını unuttum şimdi, çok iyi bir insandı. Babam bir tek ona izin verirdi, koyunlarını babamın tarlalarına götürsün diye… Bunun karşılığında da o Kıbrıslıtürk bize süt verirdi, bir haftalık mıydı, birkaç günlük müydü hatırlamam, koyunlarının südünü verirdi bize. Biz de bu sütten hellim yapardık. Bazan da kuzu verirdi bize… Bizim tarlalarımızda koyunlarını otlatma izni olan bir tek o olduğu için babama para vermek yerine süt veya kuzu verirdi…

SORU: İkinci işgale kadar köydeydiniz. Sonra ne oldu?
MARKOS YANNİ MARKU:
İkinci işgalde hepimizin de bildiği gibi durum daha da ciddileşmişti. Türk askerlerinin Karpaz’a doğru geldiği haberi duyulduğu zaman, Türk askerleri Eptagomi’ye varmadan bir gün önce, arabası olanlar köyden ayrılmışlardı.  15 Ağustos 1974’te sanırım Türk askerleri Eptagomi’ye varmıştı. İnsanlar bundan birkaç gün önce de köyden ayrılıyordu ancak askerler köye varmadan bir gün öncesi de arabası olanlar ayrılmıştı köyden.

SORU: Sizin aileniz de ayrılmış mıydı köyden?
MARKOS YANNİ MARKU:
Hayır, biz köyde kalmıştık. Hepimiz kalmıştık. Ailemiz kalmıştı köyde derken ben, kızkardeşim, erkek kardeşim, annem, babam ve nenem… O günlerde sanırım 80 yaşlarında falandı… 1991’de vefat ettiği zaman 104 yaşındaydı. 85 yaşlarında falandı…

SORU: Kaldınız yani köyde…
MARKOS YANNİ MARKU:
Evet, Eptagomi’de kaldık.

SORU: Köye geldikleri zaman ne olmuştu?
MARKOS YANNİ MARKU:
Askerler köye gelirken, köyde kalanlar köyün dışındaki dağa gitmeye karar vermişlerdi. İzleyip neler olacağına bakmak için… İşte böyle yapmıştık. Hepimiz köyün dışına çıktık ve orada bekledik. Çünkü neler olacağını bilmiyorduk, herkes korkuyordu…

SORU: Kaç kişi vardı orada kabaca?
MARKOS YANNİ MARKU:
Tam sayıyı bilmiyorum ama bir fikir versin size diye birkaç yüz kişi diyebilirim… Sanırım birkaç yüz kişi vardık… Birkaç saat sonra Koni gelmişti – Koni’yi biliyor musun? Koni’nin bir bakkal dükkanı vardı… Koni’yle birlikte Kıbrıslırum muhtar da gelmişti ardından… Muhtarın adı Lukas idi… Koni’yle birlikte muhtar Lukas, köyde kalmıştı. Koni’nin bir landroveri vardı, landroveriyle gelmiş ve “Türk askerleri geldi köye, dediler ki herkes evine dönsün, herkes kendi ailesiyle birlikte kendi evine dönsün dediler” diye konuşmuştu. Herkes de böyle yapmıştı. Herkes evine döndükten bir saat kadar sonra, Eptagomili bazı Kıbrıslıtürkler, silahlı olarak evlere gelerek yaşı 16 ile 55 arasında olan herkesin kiliseye gitmesini söylüyorlardı.

 

DEVAM EDECEK

Bu yazı toplam 958 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar