1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Ena şelinya bağado!'
Ena şelinya bağado!

'Ena şelinya bağado!'

Konuşmaya başladığımız andan itibaren insanoğlunun ilk öğrendiği kelimeler; ihtiyaçlardan doğanlardır. Meselâ; “su”, “mamma”, “d(g)it”, “gel” vb. Sonra büyüdükçe iki-üç kelimeyi birleştirmeyi, cümle kurmay

A+A-

 

 

Konuşmaya başladığımız andan itibaren insanoğlunun ilk öğrendiği kelimeler; ihtiyaçlardan doğanlardır. Meselâ; “su”, “mamma”, “d(g)it”, “gel” vb.

Sonra büyüdükçe iki-üç kelimeyi birleştirmeyi, cümle kurmayı öğreniyoruz. “Anne su ver!” gibi.

Yabancı lisan öğrenme de aynıdır. İster çocuk isterse yetişkin olunuz; ilk öğrendiğiniz yabancı kelimeler; ihtiyacın getirdikleridir. “Ela, Kam, Go, Yes, No, Ohi, Nero, water vb”.

Biz savaş çocuklarının kelime haznelerinde mutlaka savaşla ilgili kelimeler de yer almaktadır: “gatse gado, şillo, ohi, stamada, ekso vb.”

Çocukluğumun 10 yılını geçirdiğim Limasol’da, biraz daha uzun kalsaydık eminim hem Rumcayı hem de İngilizceyi çok kısa bir zaman içerisinde öğrenmiş olacaktık. Bunun nedeni; farklı dil kullananlarla birlikte yaşamaktı.

Başlığımızla ilgili konuya gelelim...

Sadece kelime öğrenimleri yanında, “ihtiyaç” durumunda, “cümleyi” tam olarak ezberlemek durumunda da kalıyorsunuz.

Eski Leymosun dedikleri yerden Limasol’a, deniz kenarını takiben giriş yapmaya başladığnızda, bugün bile varolan, kocaman çam ağaçları arasında saksı satan yerler vardı. Ailemle birgün buraya gitmiştik. Aslında fırsat buldukça daima gidiyorduk çünkü hem güzel bir ortamı hem de hatırladığım kadarıyla kafes içerisinde bir de maymun vardı. Ona fıstık atıyor, yiyişini izliyorduk. İşte böylesi bir ortamda, yazın baskın sıcağının kuruttuğu gırtlağımızın istediği şeyleren biri de “dondurma” oluyordu. Baktım denize yakın bir dondurmacı arabası var. Babamdan bana dondurma almasını istediğimde,bunu kendimin yapmasını belirtti. Elime bir şilin verdi ve dondurmacıya şunu söylememi istedi: “ena şelinya bağado”. Ezber  yeteneğim bugün bile pek yoktur ama çocuğuz ya, bu cümleyi dondurmacının arabasına gidene kadar kendi kendime tekrarlayıp ezberlemiş oldum. “ena şelinya bağado” dedim ve bir şilinlik dondurmayı aldım. Çok ilginç bir dondurmaydı ve böylesini ilk kez yiyordum. Bugün “sandüviç dondurma” olarak bildiğimiz şekildeki dondurmaydı ve bir Amerikan markası olup 1910 yılından bu yana üretim yapan “Rich’s Ice Cream”di. Hatta kapılar açıldığında bu dondurmanın, o yıllardaki aynı markasıyla satıldığını görmüş, nostalji yaşamıştım. İki bisküvi arasına yatırılmış dondurma...

Dondurma dedik ya, aklıma Limasol’daki dondurmalar geldi. Mutlaka eskiler daha iyi hatırlar ama benim şu an aklıma gelen; rahmetli Ömer dayının dondurması meşhurdu. Bunun yanında bugün bile arada bir yapmak istediğim, teknolojinin sektörün gelişmesiyle artık envayi çeşit ve modelleri bulunan “buz dondurmalar” vardı. Ama bahsettiğim yıllar; ‘60’ların sonu, ‘70’lerin başı. Ekonomik sıkıntılar, bazı tüketim ürünlerinin toplumun her kesmine ulaşmasında alternatifler yaratır. İşin doğası gereği böyle oluyor sanırım. Bu durunda, Taksim Sineması yanındaki ilk evimizin karşısında bulunan Talat dayının kahvehanesinde hatırladığım kadarıyla, kahve fincanlarında hazırladığı buz dondurmalar vardı. Mesela; kolalı, sütlü, güllü (gül şurubu) gibi bildik tatların fincan içerisine doldurulduktan sonra, bir de tahta çubuk eklenerek buzdolabında dondurulan dondurmalardı. Çok enteresandı ve içimizi gayet soğutmaktaydı.

Dondurmayla ilgili birbaşka ilginç hatıram da, sanırım sektörün gelişmesinin bir getirisi olan ve bu yenilik karşısında heycanlandığımız bir model vardı. Futbol sahasının yanında –ki sanırım Lise’nin büfesi de olabilirdi- söz konusu dondrumayla tanışma fırsatım oldu. Nasıldı? Bugünkü küçük pet şişeleri biraz daha dar ve yarım olarak düşünün. Altında da tam ortasına giren bir çubuk. Çubuk ayrı mı veriliyordu hatırlamıyorum. Kakaolu dondurma boru şeklindeki plastik içerisine doldurulmuş biçimdeydi. Çubuğu alttan yukarıya doğru ittikçe, mekanizma, dondurmayı üstten dışarı çıkarmaya başlar ve afiyetle yerdiniz. Bu “teknoloji” o yıllarda bizim için çok ilginçti.

Bugüne bakıyorum da; sadece bir dondurma kültüründen yola çıkarak, hem yaşadığımız dönemin şartlarını ve gelişmelerini, hem de bugünle kıyaslandığında, gelişme adına alınan yolu insan bir çırpıda anlayabiliyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 755 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler