1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. En iyi kural: Kuralsızlıktır!..
En iyi kural: Kuralsızlıktır!..

En iyi kural: Kuralsızlıktır!..

Söze başlarken etrafı cadılarla çevrilmiş, elinde meşalesiyle öylece bir sokak ortasında duran Lady Macbeth’e ihtiyacım olacak mı? diye düşünüyorum. İçinde ürkütücü canavarların ve iskeletlerin yer aldığı karabasan sahnelerin çevrelediği betimleme

A+A-

                                    

 

 

Söze başlarken etrafı cadılarla çevrilmiş, elinde meşalesiyle öylece bir sokak ortasında duran Lady Macbeth’e ihtiyacım olacak mı? diye düşünüyorum.

İçinde ürkütücü canavarların ve iskeletlerin yer aldığı karabasan sahnelerin çevrelediği betimlemelere ulaşmaya çalışıyorum. Alabildiğine şaşırtıcı, iç karartıcı, yabanıl bir doğa, biraz tiksinti çığlıkları, alegorik düş sahneleri, sanrılara gömülen bedenler, hırsların haddini aştığı uslar ve ille de erotik bir dünya!

 

Sanatta sansür olmadığı gibi (?) tabular da yıkılmışsa, yazıcının konuya başlarken kullandığı her düşünce cümlesi de bu durumda mubah olmalıdır.

 

Tabu/lar üzerine bugüne kadar okuduğum en etkili makale Leo Steinberg’in Michelangelo’nun Pieata’sı adlı yazısıdır. Olağanüstü bir çözümlemedir. Bir sanat eleştirmeninin veya yazarının yeteneğinin boyutları yapıt çözümlemesindeki yetisiyle ölçüt olabilir ancak. Bu makale okuyanı tam on ikiden vurur. Heykelin fiziksel yapısıyla başlayan yazının serüveni, psikolojik çözümlemeye kadar uzanır ve bizlere aslında gerçeklerin ne olduğunu ve gerekliliğini anlatır.

 

Sahne hepimizin bildiği gibi sadece anne ve oğuldan mı ibarettir?

Çarmıhtan indirilen oğlunu kucağına almış bir annenin dışında Meryem-İsa ikilisi Steinberg’in çözümlemesiyle “gelin-güvey” kompozisyonu olarak okuyucunun gözlerine, oradan usuna bir tokat gibi iner.

Bu düşünce inançlara aykırıdır.

Tabudur.

Leo Steinberg tabuların tam kalbine bir hançerle dalmıştır.

Bilinen gerçek hızla kan kaybeder.

Tabuların özellikle kökü en derine gidenine, yani anne ile cinsel ilişkiye girme tabusuna, apaçık ensest ilişkiye saplamıştır çözümleme oklarını.

Bıçak sırtında yürümeyi göze almıştır. İşte bu nedenle bir yazının içinde saklanan yapıt ve oradan sanatçıya uzanan yola sapabilecek her türlü düşünceye açılan cümleler inanca, alışılana, sabit durana aykırı bir seyr-ü sefere çıkıp bilinen gerçeğin dışında esas olana ulaşabilir. Bu nedenle yazacağım yazının nereye gideceğini tam olarak kestiremediğim şu an içinde düşünebildiğim tek şey “sahne karanlık olmalı”…

Romantizmin sularına akarken gizliden gizliye her türlü esrikliğin fink attığı karakterlerin içinde bir bakıma kaybolmak ve sonradan insan olmanın sınırı ve sınırsızlığında buluşmak adına adım atmalı…

Ve fakat haddimi aşmamalıyım!

 

“Resimde bir öncüye/ressama/şaire sözü ulaştırmaya çalışırken yazıcının daldığı her kelime yolu ve de oyunu kuralsızdır” diyerek devam etmek istiyorum.

Bir çeşit akıl oyunu mu?

Akıl çatışmalarına çakılı kalıp kalmadığımız ne malum?

Aklın oyunu diyelim daha doğrusu…

 

Kuşkusuz William Shakespeare’i ve oyunlarını inceleyen gerek tiyatro, gerekse edebiyat tarihinde güruhla makale ve kitap vardır. 1968 yılında L. Veszy-Wagner’in yazmış olduğu yazıda Freud’un Macbeth oyunundaki karakterlere ilişkin yapmış olduğu analizlerden yararlanır. Amaç, Macbeth’in trajedisini belirleyen esas kaynağa gidip, çözümlemedir.

Sonuç olarak ortada bir suç vardır. Ve yaşamın tiksinti çığlıklarını harekete geçirecek kadar sanrılarıyla şehvetlenen iki insan figürü: Macbeth ve Lady Macbeth.

Cinayet, kan içindeki eller, gözde çocuk olmak konusundaki bilinçsiz arzuların tatminiyle kesişen yaşam…

Cadıların şarkısına kulak verelim: “İyi demek kötü demek, kötü demek iyi demek.”

Bu söz makalede üç anlamın varlığına açılım yapar ve aynen şöyledir:

 

·        Kötülük hiçbir ahlaki kodun istikrarını tanımaz ve tereddütlü bir etik göreliğe yol açar.

·        Ahlaki kimlik kaybı ve zihinsel karmaşıklık

·        Kadın cinsi kesinlikle kötüdür.

 

***

 

Şimdi ben sözüme dönmek ve yazının girişini kurgularken aklıma düşen Lady Macbeth sanrısından uyanmak istiyorum.

Cadılar çoktan başlamışken büyülerine, uzanmak gerek XVIII. yüzyılın sahnelerine…

 

Nitekim;

 

(…) Perdelere bürülü uykuyu kötü rüyalar sarmış.

 

***

 

Francis Claudon söze şöyle başlar: “ Klasik uygarlığın eski temellerini sarsmak pahasına, XVIII. yüzyıldan başlayarak, hümanizma ve gücü sınırsız usu tartışma konusu yapan büyük akıma Romantizm adı verilir. “Romantik” sözünün sıfat olarak kullanılması ad olarak kullanımından çok önce başlamıştır. Bu nedenle çoğunlukla Almanya’da başlangıçta gotik üslubunu ve Ortaçağ’a özgü olanı belirtmek amacıyla kullanılan “Romanesk” sözcüğüyle kavram kargaşası yaşanır. Neyse ki sonuç olarak kısa zamanda edebiyat ve eleştiri alanına geçmiştir. Tanımlama yapmak gerekliliğiyle klasik bir cümle kurabiliriz: “1790'dan yaklaşık 1850'ye kadar Avrupa'da gelişim göstermiş büyük bir akım olan, edebiyatın, müziğin felsefenin görünümünü köklü bir şekilde değiştiren ve resimde bir yenilenmeye yol açan romantizm, belli bir tanıma girmeyen niteliğini korumakla beraber, var olmanın özgür bir ruh hâlini işaret etmektedir.”

Romantizm bir edebiyat akımı olmanın ötesinde, 18.yy.sonu ile 19. yüzyıl başlarında Avrupa'da yer etmiş belli bir duyarlılığı belirtir. İngiltere ve Almanya'da doğan bu hareket Fransa ve Güney Avrupa ülkelerine (İtalya ve İspanya) biraz daha geç girmiştir. Klasik edebiyat akımına tepki olarak 18. yüzyılın sonlarında doğan ve Victor Hugo'yla birlikte büyük ün kazanan Romantizm, insanın yaratma özgürlüğü önündeki her şeye karşı durur.

 

"En iyi kural, kuralsızlıktır" diyen romantikler, insanın duygularını, düş gücünü hayata geçirmesini ve insanı düzeltmenin toplumu düzeltmekle olabileceğini savunurlar.

 

Ve geldik yazının sonuna.

Arkama dönüp baktığımda perdelerin arasından görünen suretlerin hepsinin omuzlarında pas lekelerini görerek, küf kokusunun keskin kokusuna uyandım sabahın ilk ışıklarında…

En iyi kural kuralsızlıksa; KURALSIZIM şu yaşamda!..

 

 


1-   http://tr.wikipedia.org/wiki/Romantizm_ak%C4%B1m%C4%B1

2-   http://atlas.cc.itu.edu.tr/~kurtunm/macbeth/mpd.pdf

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1109 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler