1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. ‘Emek’li yıllarda Mehmet Hoca
‘Emek’li yıllarda Mehmet Hoca

‘Emek’li yıllarda Mehmet Hoca

Mehmet Hoca ‘emek’li yılların konuğu oldu. 15 yaşında asker olmasından, “TMT’nin okuluydu” dediği okulda okuduktan yıllar sonra TMT’yi yıkmak gerekçesiyle tutuklanmasından ve emeklilikten, çocuk ve torunlardan oluşan bir sohbet…

A+A-

“Beşparmak dağındayken piyade benden büyüktü. Lise bittikten sonra Öğretmen Koleji’ne girdim hemen, hiç beklemeden. Öğretmen Koleji’ni de 20 yaşında bitirdim.”

 

“Ben Ortaokulu Atatürk Enstitüsü olarak okudum. Şimdi yeni nesil bilmez, Sarayönü’nde Uluçam Kliniği varıdı, o bina okuldu, biz o binada okurduk. Ve birçok Kıbrıslı Türk o binada okudu. Çünkü Türkiye’nin açtığı bir okuldu, orda Türkiyeli hocalar vardı. TMT’nin bir okuluydu.”

 

“Ben çalıştığım her yerde çok rahat yaşadım. Çok iyi ilişkilerim oldu herkesle; unutamadığım anılardan bir tanesi kısaca Erenköy’de tutuklanmamız oldu. TMT’yi yıkmaya teşebbüs, milli duyguları zayıflatma gibi…”

 

“Öğretmen da bu toplumun bir ferdi, KTÖS da bu fertlerden çıkmış, oluşmuş bir örgüttür ve bu örgütün felsefesi de halkla beraber yürümektir, toplumun sorunları bizim birincil sorunumuzdur. Eğitim sorunları da ayrı, onları çözmeye çalışırız ama halkı da bırakmayız. Bırakmamak gerekir.”

 

“Mehmet Hoca’dan ‘yeni nesil öğretmenlere’ bir öğüt; İşlerini tamam yapsınlar; örgütlerine sahip çıksınlar, toplumsal olarak, toplum adına çalışsınlar ve toplumumuzun geleceğini karartmasınlar.”

 

Tayfun Çağra

Mehmet Hoca ‘emek’li yılların konuğu oldu. 15 yaşında asker olmasından, “TMT’nin okuluydu” dediği okulda okuduktan yıllar sonra TMT’yi yıkmak gerekçesiyle tutuklanmasından ve emeklilikten, çocuk ve torunlardan oluşan bir sohbet… Doğa’nın cömertliği de var sohbette… İçinde biraz da KTÖS var. Hatta öğretmenlere yapılan tavsiyeler de… ‘Yeni nesil’ öğretmenlerin örgütlerine sahip çıkmaları gerektiğini söyleyen cümleler de… 

 

Sizi tanımakla başlayalım Mehmet Hoca...  Nerede doğdunuz, nerede büyüdünüz?

Ben Lefkoşa’nın Gürpınar, eski ismiyle Ay Marina, daha doğrusu şimdiki ismiyle Aymarina, köyünde doğdum; siz istediğiniz gibi kullanın.

Tamam, aynen kullanırız…

Gürpınar, Ay Marina… 1947 senesinde fakir bir ailenin çocuğu olarak doğdum.  Çobandık, ilk gençlik yıllarıma kadar, 10-15 yaşlarıma kadar ordaydık. Ondan sonra Lefkoşa’ya göç ettik.

Çobanlık yaptınız yani. Orada olduğunuza göre, gençlik yıllarınıza kadar da orada olduğunuza göre o kültürü yaşadınız...

Yaptık tabii… Okuldan sonra, ilkokuldayken devamlı, ortaokula başladıktan sonra da okuldan sonra köye döndüğümüzde muhakkak davara bir bakardık, ihtiyara yardım ederdik; ihtiyar derken, dedeme yani, babama değil, dedeme.

 

Babanız?

Babam, çoban değildi, bir ara çobanlık da yaptı ama çobanlık yapmazdı, iş buldukça çalışırdı.

Çocuk asker

Peki oradan ayrıldıktan sonra; çocukluk yıllarından sonra,

1963’te ayrıldık köyden. Malum 63 olayları; 64 yılı Ocak’ta ayrıldık, askerlik başladı.

mehmet-hoca.jpg

Kaç yaşındaydınız?

15 yaşında.

 

15 yaşına askerdiniz!..

Evet, Beşparmak dağındayken piyade benden büyüktü. Lise bittikten sonra Öğretmen Koleji’ne girdim hemen, hiç beklemeden. Öğretmen Koleji’ni de 20 yaşında bitirdim.

 

Liseyi nerde bitirdiniz?

Lefkoşa Türk Lisesi’nde.

 

O zamanlar zaten bir Lefkoşa Türk Lisesi vardı Lefkoşa’da.

Ben Ortaokulu Atatürk Enstitüsü olarak okudum. Şimdi yeni nesil bilmez, Sarayönü’nde Uluçam Kliniği varıdı, o bina okuldu, biz o binada okurduk. Ve birçok Kıbrıslı Türk o binada okudu. Çünkü Türkiye’nin açtığı bir okuldu, orda Türkiyeli hocalar vardı. TMT’nin bir okuluydu. Orda sıkı disiplin içerisinde okuduk. Sonra Türk Lisesi’ne geçtik, 1963’te ara verdik; malum bütün okullar kapalıydı. 64’de İntikal sınıfları yapıldı, lise 2, lise 3’ü beraber okuyup mezun olduk 65’de.

İlk tayin ve sonrası…

 

Ondan sonra Öğretmen Koleji…

Ondan sonra hemen Öğretmen Koleji; hiç ara vermeden Öğretmen Koleji, 1968’de Öğretmen Koleji bitti, ilk tayınımı Lefke’ye aldım, Lefke İstiklal İlkokulu’nda 2 sene çalıştım, daha sonra Erenköy İlkokulu’na geçtim, 1974’e kadar ordaydım, 1974’de malum o olaylardan sonra, herkes çalkalandı, bana da Kuzucuk köyü düştü. Kuzucuk köyü, küçük bir köydü, karma bir okuldu, 6 sınıf bir aradaydı, orda çalıştım 7 sene.

 

İlk tayin(atanma) Lefke nasıldı?

Lefke’de iki okul vardı, büyükler ve küçükler diye. Lefke İstiklal büyüklerde okuttum. Kuzucuktan sonra Mağusa Sakarya’ya geçtim. Sakarya İlkokulu’ndan Dipkarpaz’a Müdür olarak atandım.

 

Bu tayinler sizin isteklerinizle mi oldu, yoksa öyle mi uydu?

Hayır benim isteklerimle oldu, çünkü benim bütün tayinlerim kendi isteğimle oldu.

Eğitim+askerlik

 

Dipkarpaz’ı neden istediniz?

Dipkarpaz’a Müdür olarak gittim; yani şöyle diyeyim, orda yıllarca Müdür yokmuş, benden rica edildi gitmem, gittim resmi yollardan geçerek, bir buçuk seneden sonra Cambulat’a geldim, Mağusa’ya; Mağusa’da birkaç okul, Cambulat, Mustafa Kurtuluş, Hüseyin Akif. Bunlardan bir tanesi mecburidir. Ondan sonra da Lefkoşa Atatürk İlkokulu’na geldim kendi isteğimle ve buradan emekli oldum.

 

Toplam kaç yıl?

Toplam yıl olarak 24 yıl, askerlik de sayarsanız 32 – 34 işte…

 

Evet, askerlik de sayılır...

Biliyorsunuz bizim devrede, bire 2 sayarlardı ya askerliği, onun için… Biraz erken oldu ama öyle gerek gördüm.

 

Öğretmenlik yıllarınızda unutamadığınız bir dönem, bir okul, bir anı var mıdır?

Unutamadığım anı derken, ben çalıştığım her yerde çok rahat yaşadım. Çok iyi ilişkilerim oldu herkesle; unutamadığım anılardan bir tanesi kısaca, size söylemek istediğim, Erenköy’de tutuklanmamız oldu.

 

Neden tutuklandınız?

TMT’yi yıkmaya teşebbüs, milli duyguları zayıflatma gibi…

 

TMT’nin okulunda okuduydunuz hocam!…

Evet, TMT’nin okulunda okudum da biz çocuktuk o zaman ve şöyle bir olay olduydu. Erenköy’de bir ara Köyü Güzelleştirme Derneği kuruldu. Ben da onun sekreteriydim.  Doktor Küçük köyü ziyarete gelmişti, biz de problemlerimizi ortaya koyduk, biraz ağır sözler de oldu yönetime karşı orda çünkü köy bakımsızdı, elektrik yoktu, su yoktu; yani birçok sorun vardı. Gerçi herkes diyordu ki Erenköylüler iyi yaşardı ama sosyal yönden de çok sorunları vardı. Mesela her hafta gendilerine yiyecek gelirdi Erenköy’e. Bütün iaşeleri… Hayvanlar gelirdi, kesilirdi, köylülere verilirdi. Parasız, yani karşılıksız.

Muhaliflik ve KTÖS

 

Nerden gelirdi?

Bunlar Lefkoşa’daki yönetimden gelirdi; kapalı bölge olduğu için halka yardım olarak gelirdi ama bu arada su yoktu, elektrik yoktu. Okul çok kalabalıktı, ortaokul, ilkokul beraberdi. Çocuklar bir aradaydı, sıkışıktı, her gün kazalar falan olurdu.  Bunları gündeme getirdik, mesela dedik ki direklerimizi sökün götürün dedik, elektrik getirecekler diye dikip bırakmışlardı çünkü... Bir jeneratörle verdiler,  sokakta lamba yanar evlerde yok mesela; gösteriş olsun diye. Biz de dedik ki sökün götürün onları da. Dolayısıyla biz böyle bir suçlamayla karşı karşıya kaldık.

 

Hep böyle muhalif mi oldunuz hayatınız boyunca?

Hayatım boyunca; 1968’de öğretmen oldum, KTÖS’e üye oldum ve KTÖS’ün çizgisinden hiçbir zaman çıkmadım.

 

KTÖS’ün çizgisi hep muhaliftir yani...

Hep muhalifiz biz; biz iktidar olamayız. Çünkü biz güzeli ararız.

Belki biraz da siyasete gireceğiz ama örneğin KTÖS siyasi anlamda bir demeç verir, ‘sizin işiniz bu değil’ denir, ‘bir öğretmen sendikası üyelerinin haklarını korur, sizin nerden çıktı bu siyasetle ilgili demeciniz…’ gibi eleştiriler olur…

Hiç olur mu; Dillirga’da oturup da veyahut da Baf’ın İstilloz köyünde oturan bir öğretmen köyün durumunu gördüğünde, perişan hallerini gördüğünde, 74’den öncesini bilhassa, onu dile getirmesin mi! Onu dile getirmesi lazım çünkü o öğretmen da bu toplumun bir ferdi, KTÖS da bu fertlerden çıkmış, oluşmuş bir örgüttür ve bu örgütün felsefesi de halkla beraber yürümektir, toplumun sorunları bizim birincil sorunumuzdur. Eğitim sorunları da ayrı, onları çözmeye çalışırız ama halkı da bırakmayız. Bırakmamak gerekir.

Doğayı sevmek

Bu güzel bir ayrıntı oldu burada; emeklilik yıllarınıza gelelim şimdi de hocam. Emekli oldunuz, emeklilik nasıl gidiyor diye soralım…

Şimdi ben tabiyatı seven bir insanım. Doğada dolaşmayı, gezmeyi seven bir insanım. Çoluk çocuğa bakmak, ayrıca çocukların işlerini yapmak; elektrik paralarını, su paralarını…

 

Genellikle bizim memlekette böyle olur hocam galiba.

Çocukları okula götürüp getirmek; bu şekilde geçinip gidiyoruz.

 

Çocuklar evlenir, onlar çocuk eder ama yine çocuklar çekilmeye devam eder yani.

Bir verirsiniz 4 gelir, kurtuluş yok.

 

4 nasıl gelir?

E çocuk yapar onlar da, bir kız verirsiniz, damat gelir 2 çocuk gelir 4 olurlar.

 

Haaa, e güzel hesap… Çocuklar?

2 kız bir oğlan.

 

Evliler mi?

Evet; hepsi evli, çocuklu, büyükler. Biz yaşlandık artık. Büyük kızım 50 yaşında, oğlum 35 yaşında; işleri yerinde. Kız öğretmen, özel ders verir, bir kız BRT’de muhabirdir, editördür. Bir oğlum da avukattır. Ekmek paralarını kazanıyorlar. Zaten ben çocukları yetiştirirken, gidip da devlet kapılarında iş isteyecek bir konumda olsunlar istemedim bilhassa. Çünkü biliyorum bana ne yapılacağını.

Emeklilik, çocuklar, torunlar…

 

Torun kaç tane var?

Torun 7 tane var.

 

Maşallah…

22 yaşından, 2 yaşına kadar torunum var.

Yani o kadar da yaşlı durmuyorsunuz hocam. Yani 50 yaşında kızınız var dediniz, torun 22 yaşında, o kadar da yaşlı görünmüyorsunuz.

Teşekkür ederim çok…

 

Evet, yani emeklilik yılları böyle…

Bir de tabiatı severim dedim size; mantar, hostes…

 

Doğaya toplamaya çıkarsınız yani.

Evet toplama aşamasındayım, biliyorsunuz insanoğlu ilk toplamadan başladı, sonra tarıma geçti, biz o devredeyiz daha!..

 

Tarıma geçmeyi düşünmüyorsunuz ama!…

Tarıma geçmeyi düşünmüyorum.

 

O aşamada kalacaksınız.

Evet… Ama biliyorsunuz, ilacı yok, hormonu yok, onun için biraz da böyle iyi dururuk çünkü zehirlenmeyi kış aylarında olsun biraz azaltırık.

 

Evet doğrudur… Peki hocam, benim daha fazla soracağım bir şey yok ama  sizin eklemek istediğiniz bir şey varsa, ‘bunu da yaz’ dediğiniz bir şey varsa  ekleyelim.

Aktaracağım kısaca bunlar; yalnız yeni nesil öğretmen arkadaşlarıma bir şey söylemek isterim.

 

Lütfen, alalım…

İşlerini tamam yapsınlar; örgütlerine sahip çıksınlar, toplumsal olarak, toplum adına çalışsınlar ve toplumumuzun geleceğini karartmasınlar. Çok da paragöz olan arkadaşlarımız vardır, onlara da bir ikazım olur belki. Bir ev, bir villa, bir daha bir daha diye toplumla ilgilenmeyi bırakan çok arkadaşımız, yeni meslektaşımız vardır, bu da topluma günahtır.

 

Bunlar da aslında toplum tarafından görüldüğünde, işte bak öğretmenlerin yaşamları çok iyi ama bağırıyorlar, çağırıyorlar gibi söylemler de oluyor…

Evet, bu kadar kazanıyorlar, evleri, şunları bunları ama bağırırlar diyorlar. Ama hepsi öyle değildir öğretmenlerin…

 

Peki hocam, çok teşekkürler…

Rica ederim…


1-060.jpg
Lise yıllarından bir anı

2-052.jpg
Öğretmen Koleji yılarında bir etkinlik…

3-041.jpg
Öğretmen Koleji’nden mezuniyet töreni

4-033.jpg
Kuzucuk İlkokulu’nda ‘kuzucuklarım’ dediği öğrencileriyle…

5-020.jpg
Cambulat İlkokulu Mağusa yıllarında öğretmen kadrosuyla…

Bu haber toplam 1423 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 437 Sayısı ISSN 2672-7560

Adres Kıbrıs 437 Sayısı ISSN 2672-7560

Önceki ve Sonraki Haberler