1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Elveda Naftalin Kokulu Aşk, Hoş Geldin Toprak Kokulu Aşk
Elveda Naftalin Kokulu Aşk, Hoş Geldin Toprak Kokulu Aşk

Elveda Naftalin Kokulu Aşk, Hoş Geldin Toprak Kokulu Aşk

Vakitten önce, Vakitten sonra, Senden sonra, Senden önce… İkilemler…

A+A-

Elveda Naftalin Kokulu Aşk, Hoş Geldin Toprak Kokulu Aşk…

Vakitten önce,

Vakitten sonra,

Senden sonra,

Senden önce…

İkilemler…

Hayatımızın vazgeçilmezleri…

Her defasında aldırmıyorum desen bile, aldırıyorsun, hem de çok…

Hiç umurumda değil desen bile, için içini yer…

Dile getiremediğin, adlandıramadığın duyguları yaşamaktan,

Hissettiklerini yüreğinle anlatmaktan da öte,

Hayat her şeyiyle gerçek…

Tıpkı yukarda yazdığım duygular ve hissedilenler de öyle…

Hani bazen diyoruz ya ölümden başkası yalan,

İnanmayın derim size.

Bence her şey gerçek, yaşamak, doğmak, sevişmek, ağlamak, gülmek…

Hepsi de geriye birer fotoğraf karesi olarak kalıyor.

Gerçek olmasalar birer anı olarak yüreğimizde yer etmezlerdi,

Değil mi?

Milattan önce,

Milattan sonra,

Tarihler…

Mihenk taşı hayatımızda…

Damgalamak istercesine yaşanan her ne varsa,

Mühürlüyoruz hayatımızın sayfalarını…

Unutmak istercesine olan her ne varsa,

Mühürlüyoruz hayatımızın yasaklarını,

Öylesine gider geliriz bu ikilemler arasında…

Öylesine gider geliriz naftalin kokular arasında…

Kışlıkların naftalinler arasında kaldırılması gibi,

Yazlıkların naftalinler arasında kaldırılması gibi,

Seni de öylesine kaldırmak istemiyorum...

Örümceklerin gezdiği,

Nerdeyse güneşin girmediği kuytu bir köşede,

Naftalin kokulu veda öpücüğü kondurup,

Atmak istemiyorum seni Sevgili…

Yasemin kokulu hoş geldin öpücüğü kondurup,

Hayatıma almak istiyorum…

İyi ve kötü,

Güzel ve çirkin,

Eğri ve düz bir tepsi gibi olan,

İçerisinde her şey olan,

Hayatıma hoş buldum diyebilecek misin?

Yazlık değil,

Kışlık değil,

Bir anlık arzu için değil,

Sadece yalnızlık için değil,

Seni,

Gerçek olan hayat gibi istiyorum.

Hiç kimsenin girmediği loş bir odada,

Kapağının çok nadir açıldığı bir dolapta,

Ara sıra,

Bazen,

Aklıma geldikçe,

Seni öylece bir yerde ne bırakmak,

Seni öylece bir yerde ne aramak istiyorum…

Vakitten önce,

Vakitten sonra,

Senden sonra,

Senden önce…

Her defasında seni bir gün kapağının çok nadir açıldığı bir dolapta bırakmak korkusu,

Her defasında aldırmıyorum desem bile, seni kaybetmek korkusu,

Hiç umurumda değil desem bile, umurumda oluşu,

Dile getiremesem bile,

Adlandıramadığım duyguları yaşamak tedirginliği…

Beni ikilemlere sokuyor.

Hayat her şeyiyle gerçek,

Ara sıra,

Bazen,

Güldüğümde,

Ağladığımda,

Kızdığımda,

Beni uzakta ta olsa bir sevgilinin beklediğini düşünmek,

Bunu bilmek,

Bile insana yetebiliyor.

Yaşam gibi gerçek olan,

Öpüşmek gibi sahici olan,

Yalan gibi aslı olan,

Yeni doğmuş bir çocuğun annesinden süt emişi gibi,

Deniz kıyısında, uzaklardan yüzüme vuran Mezopotamya’nın kokusu gibi,

Dudaklarımda hissettiğim Akdeniz’in tuzlu tadı gibi,

Beni çevreleyen Afrodit’in toprağı gibi,

Senin de öylesine gerçek olmanı diliyorum…

Biliyorum…

Aslında sen de biliyorsun…

Bizim aramıza naftalin kokusu hiç girmedi,

Giremez de,

Girmeyecekte…

Ben sadece ne zaman seni özlesem,

Ben sadece ne zaman seni göreceğim gelse,

Sarılırım kaleme,

Katre katre dökülür yüreğimdekiler,

Beni unutmayasın diye Sevgili…

Niye de dersen?

Seni bugünlerde daha bir farklı özledim.

Mor renk gibi,

Akşamları esen rüzgâr gibi,

Ne senden önce,

Ne senden sonra,

Ne vakitten önce,

Ne vakitten sonralar oldu bizim hayatımızda…

Bunları düşünecek kadar geniş zamanlarımız olmadı…

Seni mühürledim yasemin kokulu öpüşle,

Seni prangaladım yüreğinden yüreğime…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1271 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler