1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ELEKTİRİK VE TELEFON
 ELEKTİRİK VE TELEFON

ELEKTİRİK VE TELEFON

Elektrik Kurumu'nda ve Telekomünikasyon'da başlayan ve sonuçlanan grevle ilgili gelişmeler çok önemlidir. Bir kere bunu siyasi toplumsal ve sendikal alanda, sonuçları bakımından da, çok ciddi değerlendirmek gerekmektedir. Önce şunun üzerinde durmakta fa

A+A-

 

 

Elektrik Kurumu'nda ve Telekomünikasyon'da başlayan ve sonuçlanan grevle ilgili gelişmeler çok önemlidir. Bir kere bunu siyasi toplumsal ve sendikal alanda, sonuçları bakımından da,  çok ciddi değerlendirmek gerekmektedir.

Önce şunun üzerinde durmakta fayda vardır. Grevle başlayan elektrik kesintileri, toplumsal yaşamda önemli sıkıntılara yol açtı. Elektriksizlik pek çok kesime zor anlar yaşattı. Bu doğru. Ancak” 6 gün toplumun hayatından çalındı” ifadesi, maksadını çok aşan ve özünde de sendikal hakları ortadan kaldırmayı amaçlayan, çok art niyetli bir ifadedir.

BU YANLIŞIN YOL ALMASINA DA, MAALESEF YANLIŞ SENDİKAL ANLAYIŞLAR….

 Ancak bunun yaygın bir kanata dönüşmesini sağlayan faktörlerden bir tanesi de maalesef sendikal alanda, grev silahının çok gelişi güzel kullanılmasının yol açtığı, toplumsal bıkkınlık olduğunun da altını çizmek gerekir. Bir kısım sendikal hareketler, gerçekten çok büyük özverili davranışlarla greve çıksalar da, bu silahı, gelişi güzel kullanmak ve ayni zamanda da çok abartmak nedeni ile hem sendikal hareketi bağlaşıklarından uzun süredir koparttılar, hem de tabanlarında çok önemli bir yorgunluğa, hatta bıkkınlığa yol açtılar. Bu ise sonuç itibarı ile sendikal hak ve özgürlükleri budamak isteyenlere de ciddi bir toplumsal zemin yaratmıştır.

İşte El- Sen ile Tel –Sen’in grevleri, böylesi bir toplumsal psikolojinin oluştuğu döneme denk geldi. Ancak buna rağmen toplumdan,  mağduriyete karşın, çok önemli bir destek buldu.

Çünkü toplumun önemli bir kesimi, bu iki kurumun özelleştirilmesinin son derece ciddi toplumsal riskler taşıyacağını gördü.  Bence bu grevin, bu temelde algılanmasının en önemli göstergelerinden biri de, elektrik kesintilerinden çok önemli mağduriyet yaşayan Üreticiler Platformunun bu greve destek beyan etmesidir.

Bu kesim, gerek Esnaf, gerek Sanayici, gerekse hayvan üreticisi ve bitkisel üretim yapan kesimleri kapsadığı için çok önemli idi. Eğer farklı bir durum olmuş olsaydı, emin olun ki çok geniş çatışmalı, bir toplumsal ortama sürüklenirdik ve grevciler çok zorda kalırdı.

SOL  OKUMALI VE YAZMALIDIR..

Bunun bu şekli ile oluşması, Toplumsal Varoluş endişesinin ne denli önemli olduğunu gösteren ciddi bir durumdur. Bunu herkesin iyice okuması gerekmektedir. Bir kere, sol tabanda var olan, Sanayi Devrimi dönemi anlayışı ile şekillenmiş ve toplumsal olaylardaki bakışta dar bir açıdan  “iş adamları” diye okuyup, buna da dudak bükmesi ile bakan ve yorumlayan kesimler, bu sonuca iyice bakmalıdır. Bu yaklaşımın günümüz koşullarına ve Toplumsal Varoluş endişesi yaşayan bir topluma,  uygun olmadığını artık görmeleri gerekir.

 Toplumsal Var Oluş endişesi taşıyan bir toplumda, işbirliklerinin, ortak çıkarların; dar ideolojik, siyasi beklentiler ve tespitlerle ele alınamayacağının en büyük göstergesi işte bu, EL SEN ve TEL- SEN grevleri ve bunlara verilen destek oldu. Bu ülkede sol siyaset yaptığını söyleyen herkesin değerlendirmesi gereken bir olgudur bu.

İkinci nokta, gerek EL- SEN, gerekse de TEL-SEN yöneticilerinin kendi tabanlarının ve toplumsal bağlarının yapısını iyice değerlendiren yaklaşımlarıdır. Grev ertelemesi kararı çıkıp da, çalışmama hakkını kullanma kararı çıkınca, EL –SEN yönetimi öncelikle kendi alanlarının teknik özelliğini çok iyi bildiklerini gösterdiler. Çünkü sanılanın aksine kimsenin şalter indirdiği yoktu. Olayın teknik yapısı nedeni  ile iki tane 60’ lik Termik santrali dışarıdan çalıştırmak olanaklı değildi. Gaz tribünlerini de çalıştırmak, AKSA personeli ile verimli olamazdı. Çünkü frekans ayarı ne üzerinden yapılacaktı?

GÜNEY-  KUZEY İŞBİRLİĞİ

Burada açık olan bir şey vardır. Bu grevi etkisiz kılmak için her şeyi yapan hükümet ve idare açıktır ki AKSA Personeli ile gaz tribünlerini çalıştırsalar bile, frekans ayarını Güney Kıbrıs Üzerinden yapmışlardır. Bu konuşulmayan ve tartışılmayan bir yandır. Evet, böylece güneydeki elektrik eksikliği ile başlayan işbirliği, ortak olarak bir grevin etkisiz kılınması için de sürdürülmüş oldu. Zaten yapılan açıklamada, o günlerde güneyden 30 MW’lık enerji alındığı da açıklandı. Bu açıktır ki frekans ayarı için değerlendirilmiştir. Bu grevin ortaya çıkarttığı bir başka sonuçtur bu. İki tarafın, sonuçta bu küçük adada birbirine ne kadar bağımlı olduğunu gösteren bir başka göstergedir bu.

EL-SEN bu kararlarına bağlı olarak, içeri sokulmak istenen grev kırıcılara karşı pasif ama kararlı bir direniş sergilemekle de çok doğru bir karar verdi. Orada çatışma çıkması için dua eden egemen güçlerin, bu adımını boşa çıkarttı. Demokratik, kararlı, sivil direnişin sonuç almakta çok önemli olduğunu bu yeniden gösterdi.

 Çünkü 2002-2004 dönemindeki sivil ve demokratik mücadelenin, üzerine üzerine gelen ve çatışmayı davet eden egemen güçlerin oyun ve  provokasyonlarla,   bizi şiddete itmek isteyenlere karşı, son derece kararlı, çatışmadan uzak ama kitlesel ve  sivil direnişle oyunlarını bozmuştuk. Başarının gerisindeki faktörlerden biri de bu idi.

 Şimdi, o demokratik direniş ve mücadelenin değerini unutanlar ve yaşadığımız son iki üç yılda, ilerici halk hareketini;  “polisle çatışma” mantığına indirgemek isteyenlerin, yanlış yaklaşımlarının yol açtığı ortamın, demokratik ilerici harekete verdiği zarar ortada idi.

 Bunu iyice gören EL- SEN yönetiminin, bu oyuna düşmemesi çok önemli idi.Bir kere, o grevi kırmak için devreye sokulan AKSA personelinin, içeri girme yeri, birden çok olmasına karşın, ısrarla, grevcilerin durduğu grev alanına, bile bile Polis Çevik birlikleri ile Polis Gücünü sevk edilmesi ve girişin oradan yapılacağı mesajının  verilmesi ,çok ama çok anlamlı idi. Bu adım tahrik de yaratmak için atılmıştı.  Niyetinde bu olduğu açıktı.

İşte EL SEN yöneticileri bu oyunu gördü, karar verdi ve grevcileri yoldan çekerek boş alan yığdı. Gelen Polis mensupları da o kararlı, ama soğukkanlı ve akılla hareket eden kitleyi görünce, ne yapacaklarını şaşırdılar. Sonra dönüp gittiler.

 Bu konuda yalnız yöneticiler değil, ama KIB- TEK personelinin o soğukkanlı ve kararlı akılcıl tutumu da bu oyunu bozdu. Gerçekte bu olay, dün, Kıbrıs Türk halk hareketinin akılcıl ve  kitlesel, çatışmaya kapılmayan, kararlı sivil ve demokratik tavrının, nedenli sonuç alıcı olduğunu, yeniden gösterme fırsatını da yaratmış oldu.. Hatırlatan, sonuç oldu bu.”Vur, vuralım” yenilgiye davettir. Çünkü egemen olanın, her açıdan güçlü olduğu alana, seni sokması ve orada sıkışmaktır bu…

UNUTULMASIN,  EL-SEN ‘ciler KADAR, TEL-SEN’ciler de PAY SAHİBİDİR.

Bu arada kimse, TEL-SEN’e de haksızlık yapmasın. Onlar da çok onurlu bir direniş yaptılar. Yer darlığı nedeni ile yazamayacağım. EL-SEN’nin çalışmama uygulaması ne denli kendileri açısından doğru ise, TEL-SEN’in de grev ertelemesi sonucunda  grevi kaldırıp içeri girmesi de saygı değerdir. Çünkü işlerin tekniği açısından ve personel yapılanması bakımından fark vardır. Üstelik de kimse göz ardı etmesin, EL-SEN ile Hükümetin özerklik temelinde antlaşmasında, TEL SEN’cilerin de, EL _SEN’ciler kadar emeği ve katkısı vardır.

Bu grevden sonra TÜRK-SEN’ de oluşan gelişmeleri temenni ederim ki herkes soğukkanlı değerlendirir ve iş kopuşa değil, yeniden demokratik birliktenliğe döner. Alınganlıklarla, öfkelerle kaybedecek zamanımız yoktur.

ELEKTRİKSİZLİĞİN,  6 GÜN DEĞİL, 26 YILLIK VERİLECEK HESABI VARDIR

Bu arada şunu da yazayım. 6 günlük elektrik kesintisi zorluğu nedeni ile yazı yazanlaradır bu sözüm. 1974- 1995 yılına kadar güneyden beleş alınan elektriği dağıtıp, halktan da parasını alıp da, tek bir adım atmayan, bugünkü iktidarın temeli ve destekçilerinin,  bu ağır ihmalleri, bu ülkeye, 21 sene kaybettirdi.

 Bu nedenle güneyin elektrik kesintisiyle, dün  değil 6 gün;  aylarca elektriksiz kaldığımızı da unutmadık. Bu gün,  bu 6 gün ifadesini yazanlar, söyleyenler bunun, sorumlusu olduklarını unutmasınlar. Ayrıca 1996’dan, 2007 yılının sonuna kadar, Teknecikte yine CTP’nin döneminde devreye giren Termik santralden sonra, çivi de çakmadıklarını ve yalnız üretim alanında değil, dağıtım alanında da bir şey yapmadıklarını da unutmasınlar…  1996’dan 2007’ye kadar tam 12 sene;  CTP’nin yeniden iş başına gelmesi ile üretim ve dağıtım alanda gerçekleşen yatırımlarla, günlerce, saatlerce süren elektrik kesintilerinden de kurtulduğumuzu da kimse unutmasın.

 6 günlük elektrik kesintisinin sorumlusu, maalesef bu süreci iyi yönetemeyen hükümet ile bize 1974’ten sonra yatırım konunda sağlıklı işler yapmayan UBP anlayışıdır. Bunu CTP’ nin her iki dönemde konu ile ilgili tüm sıkıntılı ve olumlu gelişmelerden sorumluluğu bire bir yaşayan biri olarak yazarım . Bu da ne benim kişisel başarımdır, nede şahsi davamdır. Bu, Toplumun , KIB TEK çalışanlarının, tüm yurtseverim diyen insanların ortak başarısıdır. 6 güne ağlayanlar, 26 senelik çilenin de hesabını sormalı ve vermelidir..

Bakın grev kırcılığında güneyle de ne güzel işbirliği yapmışlar. Bunu yapanlara şunu da sormak lazımdır. Niye çözüm konusunda da işbirliği yapmazsınız ki?

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1194 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler