1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. EL-SEN'DEN AKÇA'YA YANIT
EL-SENDEN AKÇAYA YANIT

EL-SEN'DEN AKÇA'YA YANIT

El-Sen, TC Büyükelçisi Halil İbrahim Akça’nın bugün Gönyeli Belediyesi ziyareti sırasında yapmış olduğu açıklamalara tepki gösterdi El-Sen Başkanı, Tuluy Kalyoncu’nun El-Sen Yönetim Kurulu adına yaptığı açıklama şöyle: Türkiye’nin Le

A+A-

 

El-Sen, TC Büyükelçisi Halil İbrahim Akça’nın bugün Gönyeli Belediyesi ziyareti sırasında yapmış olduğu açıklamalara tepki gösterdi

El-Sen Başkanı, Tuluy Kalyoncu’nun El-Sen Yönetim Kurulu adına  yaptığı  açıklama şöyle:

 

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Sayın Halil İbrahim Akça, kendisini KKTC’nin sahibi yerine koyarak açıklamalar ve girişimler yapmayı ısrarla sürdürüyor. Bir an için düşünelim. Örneğin; Ankara’daki herhangi bir ülkenin büyükelçisi Sayın Akça ve kendisinden öncekiler gibi, Türkiye’de kendilerini Türkiye’nin mal sahibi yerine koyarak benzeri açıklamalar yapsa, kendisi ve temsil ettiği AKP
Hükümeti’nin tavrı ne olurdu? Örneğin; Türkiye’de şu sektör veya fabrika, şu aşamalardan geçerek özelleştirilmelidir dense tepkisi ne olurdu? Hele IMF (Uluslararası Para Fonu) veya Dünya Bankası sırf Türkiye’ye kredi veriyor diye arada bir kimlerin TC vatandaşı olması gerektiğini dillendirse, bu kadar
rahat olabilir miydi? ABD sırf Türkiye’ye geçmişte ve halen askeri hibe ve yardımlarda bulundu ve bulunmaya devam ediyor diye, ABD’nin Ankara Büyükelçisi veya Büyükelçilik memurları, Türkiye’nin içişlerine veya askeri konularda kendileri kadar pervasız bir şekilde müdahale etse, kendileri Kıbrıs Türk Halkı kadar olsun rahatsız olmaz mıydı?

KIB-TEK’e dönük olarak Türkiye hükümetlerinin pervasız bir şekilde sanki kendi ülkelerinin mallarını dağıtıyorlarmış gibi tavır almalarının ilk örneği Sayın Akça değildir. 1994–1996 DP-CTP Koalisyon Hükümeti döneminde, O zamanki TC Lefkoşa Büyükelçisi Sayın Aydan Karahan’ın, bir masanın arkasına geçip memurları ile birlikte KIB-TEK’in mutlaka özelleştirileceğini açıklayan beyanatı ve gazetelerdeki resmi hatıralardan silinmemiştir.

Sayın Akça, bilgi birikimi ve özelleştirme konularında TC Başbakanı’nın övgülerine mazhar olmuş birisidir. Bilgileri arasında enerji sektörü ile ilgili Avrupa Birliği’nin kararları mutlaka vardır. En azından Elçilik personeli arasında kendisine bu bilgiyi sağlayacak pek çok uzmanı vardır. Kıbrıs gibi küçük ülkelerde elektrik üretiminin özelleştirilmesine karşı AB’nin yürürlükteki yasaları ile nasıl karşı çıktığını neden bilmezden geliyor? Elektrik üretiminde “garantili alım” sözleşmesi yapmış olan Polonya’nın bu uygulamalarının AB Komisyonu tarafından 2007 yılında iptal ettirildiğini Sayın Elçi bildiği halde, niye AKSA ile 2024 yılı Mart sonuna kadar yürürlükte bulunan “garantili alım” sözleşmesindeki “garantili alım” miktarının artırılmasını istiyor. Polonya şimdi “garantili alım sözleşmesi imzaladığı şirketlere” tazminat ödemek zorunda kalıyor. Bu tazminatları da ödüyor. Sayın Akça, Kıbrıs Türk Halkı da AB
üyesi olunca AKSA’ya bu tazminatların TC tarafından ödenmesinin garantisini de veriyor mu? Bu konularda Kıbrıs Türk Halkını milyonlarca Euro tazminat yükümlülüğü altına sokmaya çalışmakla ne elde edilmek istendiğini niye açıklamıyor? Sayın Akça, TC’nin değişmemiş şekli ile KKTC’nin halen var olan
Anayasaları ışığında TC Anayasa Mahkemesi’nin özelleştirmeye ilişkin düzenlemeleri neden ve nasıl iptal edip Anayasa’ya aykırıdır dediğini bilmemiş olamaz.

Sayın Akça elektriğin 25 kuruşa mal edilip halka pahalı satıldığından şikâyet ettiğine göre, AKSA isimli şirketle yapılacak sözleşmede elektriğin fiyatının ne olması için çaba harcıyor? Elektriğin üretim yanı sıra dağıtım, iletim ve diğer zorunlu giderler ilave edilince halka kaç paradan satılmasını öneriyor?

EL-SEN, Kıbrıs Türk Halkının bağrından doğmuş bir sendikadır. Kıbrıs Türk Halkı’nın toplumsal varlıklarına sahip çıkmaya ve sahip çıkılmasını sağlamak için mücadelesine devam edecektir. Bilimsel çalışmalar, şeffaflık ve halka tam ve doğru bilgiler vermek için sınırlı imkânlarına rağmen elinden gelenin en iyisini yapmayı sürdürecektir.

KIB-TEK’in özelleştirilmesi de, garantili alım sözleşmeleri de, hem Anayasa’ya hem de AB normlarına aykırıdır. Bizim değerlendirmelerimize göre bunun aksini yapan her bir Yönetim Kurulu üyesi, Bakan, Bakanlar Kurulu ve makam bilerek ve isteyerek bir suç işlemektedir. Halkımızın toplumsal çıkarlarına
aykırı davranmaktadır. Halkımızın geleceğini ipotek altına sokmaya çalışmaktadır. Bugün farklı nedenlerle bu gayrı meşruluğa ses çıkartmayanlar, yarın geride kalan bir şey olursa onları savunabilecek zemin de bulamayabilir. Bizim uyarımız bu nedenle var oluş veya yok oluş uyarısıdır.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1286 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler