1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Ekonomik Krizdeki AB ve Kıbrıs'ın Türkleri!
Ekonomik Krizdeki AB ve Kıbrısın Türkleri!

Ekonomik Krizdeki AB ve Kıbrıs'ın Türkleri!

Brüksel... Brüksel Ekonomik Formu, bu yıl 13. Toplantıya ev sahipliği yapıyor. Avrupa Birliği’nin en kapsamlı ekonomik tartışma platformu olarak tanınan form, geçen yıl binden fazla katılımcıyı ağırlamış. Bunlar arasında farklı ülkelerden 100den f

A+A-

 

 

 

Brüksel... Brüksel Ekonomik Formu, bu yıl 13. Toplantıya ev sahipliği yapıyor.

Avrupa Birliği’nin en kapsamlı ekonomik tartışma platformu olarak tanınan form, geçen yıl binden fazla katılımcıyı ağırlamış.

Bunlar arasında farklı ülkelerden 100den fazla gazeteci de var.

Bu yıl 1500 kişiyi ağırlayan platform, bizimle birlikte, kayıtlı çok sayıda gazeteciye de gözlem mekanı yaratıyor.

Üst düzey politikacılar, akademisyenler ve iş dünyası temsilcilerini buluşturan formda, bu yıl 11 ülkeden 16 konuşmacı vardı.

Brüksel Ekonomik Formu’nun da altını çizdiği sihirli kelime "büyüme".

Bu dönemde AB kurumlarında da itinayla işlenen bu sihirli reçete, Avrupa’yı derin kriz korkularından arındıracak bir reçete gibi duruyor.

Büyüme reçetesinin ana fikri ise, ortaklıklarla birlikte gelişmek, özellikle KOBİ'lere destek sağlamak, finansa ulaşabilmeyi kolaylaştırıp, yatırım, ihracaat ve harcamayı teşvik etmek.

Bu reçetenin sahipleri arasında sayılan Polonyalı Parlamenter Danuta Hübner'e göre, "üniversiteler yakınlarında partner arayabilir, KOBİ'lerle ortaklıklar kurabilirken, bankalar da kooperatifler ya da KOBİ'lerle aynı şekilde böyle işbirliklerini geliştirebilirler."

Avrupa Komisyonu’nun özellikle altını çizdiği konu, uzun vadede Avrupa’nın istikrar olmadan büyümeyi, büyüme olmadan da istikrarı yakalayamayacağı.

Bu yüzden de örneğin, Yunanistan’ın hala direndiği acı reçetelerle yapısal değişikliklerin hayat kurtarıcı olduğu düşünülüyor.

Avrupa için 2012-2013 tahminlerinde özellikle yılın ikinci yarısından itibaren hafif bir yükseliş yaşayacağı öngörülüyor. Ama buna rağmen yine tahminle göre, işsizlik hala yüksek.

Avrupa için işsizlik oranları %10, Euro bölgesi için ise %11 olarak tahmin ediliyor.

Avrupa Komisyonu'nun Ekonomi, Mali İşler ve Euro'dan Sorumlu Başkan Yardımcısı Olli Rehn, "üye ülkeler arasında büyük farklılıklar var. Bir toparlanma öngörülürken, ekonominin hala kırılgan olduğunu söylemek gerekiyor" diyor.

Avrupa Birliği ülkelerinin birbirine ne kadar bağımlı olduklarını, belki de ilk kez bu kadar açık şekilde ortaya koyan ekonomik kriz, bütün dünya ülkelerinin çalışmalarında baş köşede.

Gelecek vizyonları ve planlamaları bu verilerle şekilleniyor.

Sanırım Kıbrıs'ın Kuzey'i hariç!

Zira dünyaya uyumlu bir yapısal reform ya da büyüme hedefi gütmeden, sebep-sonuç ilişkisi bile kurulamayacak uygulamaların taşıyıcılığını yürüten siyaset hala başrolde.

Hala bunun üzerinden sığ kavgalarla gün geçiriliyor.

Ve bu rolü hem toplum hem de siyaset sahnesindekiler paylaşıyor.

Çünkü adada devam eden çözümsüzlük koşulları normelleştirildikçe, daha da kendi içimize kapanıyoruz. İzolasyon bahanelerinin ardında kendi kendimizi de izole ediyor, hem görmüyor, hem de görünmez kılıyoruz.

Avrupa Gazetecilik Merkezi ile Avrupa Komisyonu Kıbrıs Temsilciliği'nin ortak organizasyonu çerçevesinde görüştüğümüz siyasetçiler arasında, Avrupa Parlementosu milletvekillerinden Takis Hadjigeorgiou da var.

Hadjigergiou'yu Kıbrıslı Türkler de AKEL milletvekilliği dönemlerinden tanıyorlar.

Belli ki, Kıbrıs sorunu uzun zamandır ajandasında değil.

Özellikle Türkiye'nin çözümü umursamadığını söylüyor ama her şekilde belli ki, Türkiye artık Avrupa'daki Rum siyasetçiler için de Kıbrıs sorunundaki rolünden ötede bir yerde.

Hadjigergiou'ya Kıbrıs dönem başkanlığını tanımayacağını söyleyen Türkiye'nin aslında AB tarafından çok tepkiyle karşılanmdığını, bunu nasıl değerlendirdiğini soruyorum;

"AB gereken tepkiyi verdi, açıkça bu siyasete karşı olduğunu ortaya koydu. Ama aday bir ülkeye ne yapabilir, onu cezalandırıp sırtını mı dönsün? Bunu zaten biz de istemiyoruz. AB içinde demokratik bir Türkiye'yi biz de destekliyoruz, bu bizim de çıkarımıza" diyor.

Yani tanıyan da tanımayan da aslında konjenktürel gerçeklikler üzerinden pragmatik bir ilişki içinde.

Bunu her alanda görüyoruz.

Üstelik, bu ilişki orta vadede çok daha ileriye de taşınacak olan bir ilişki.

Bu denklemde yer almayan tek unsur ise, yine Kıbrıslı Türkler.

"Türkiye çözümü umursamıyor" diyen Rum milletevekili, aslında Kıbrıs Rum tarafının da çözümü çok umursadığını söyleyemiyor.

Nitekim çözümsüzlükten de en fazla Kıbrıslı Türkler çekiyor.

Brüksel'de meydanda dolaşırken, hediyelik eşya dükkanlarında bir mutfak önlüğü dikkatimizi çekiyor.

AB üyesi ülkelerini resmeden karikatürel bir çalışma var üzerinde.

Artık bu listeye Kıbrıs da dahil.

Ve Kıbrıs bayrağının altında, Türkçe "Kıbrıs" yazıyor.

Tam da Kıbrıs’ın Türkleri durumuna bir gönderme gibi...

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 703 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler