1. YAZARLAR

  2. Berkan M. Tokar

  3. Ekonomik Gelir Kayıplarının Boyutu
Berkan M. Tokar

Berkan M. Tokar

EKONOMİ YAZILARI
Yazarın Tüm Yazıları >

Ekonomik Gelir Kayıplarının Boyutu

A+A-

 

Covid-19 salgını nedeniyle alınan önlemler çerçevesinde evlere kapanmamızın üzerinden iki ayı aşkın bir süre geçti. Bu iki aylık kapalı kalma sürecinin ardından sağlık risklerinin yönetilebilir olduğu inancıyla insanlarımızın sokağa çıkmasına ve işletmelerimizin açılmasına izin verilmeye başlanmıştır.  Normalleşme adına atılan adımlar her zaman için olumlu ve gelecek adına umut vericidir. Ülkemiz insanının normal hayatına, yani Mart ayındaki krizin başlangıç noktasına geri dönebilmesinin, hemen değil, bir süreç dâhilinde olacağı her kesimce bilinmektedir. Ancak bilinmeyen ve yönetilmesi gereken hususlar, bu normalleşme sürecinin ne kadar sürede tamamlanacağı ve bu sürecin beraberinde getireceği ekonomideki gelir kayıplarıdır. Tabii ki süreci iyi yönetme, hem geri dönüş süresini hızlandırmanın, hem de ortaya çıkacak riskleri ve gelir kayıplarını minimize etmenin anahtarıdır. İyi yönetebilme ise, ancak mevcut durumun ne olduğunu iyi anlamakla ve olası risklerini doğru bir şekilde tanımlamakla mümkündür.

Bu kriz sürecinin ekonomik boyutlarını daha iyi anlamak adına, gelin birlikte düşünerek bir analiz eksersizi yapalım. Bilmekte fayda var, bir ülkenin toplam gelir kaybı, ekonomik küçülme olarak ifade edilir. Bir ülkenin toplam geliri ise Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) olarak tanımlanır. Fazla teferruata girmeden GSYİH, yani bir ülkenin geliri, çeşitli yöntemlerle hesaplanabilir. Bu yöntemlerin bir tanesi ‘harcamalar’ yaklaşımıdır.

Harcamalar yaklaşımında ülke geliri, tüketim harcamaları (C), yatırım harcamaları (I), devlet harcamaları (G) ve net mal ve hizmet ihracatından (X-M) oluşur.

Yani gelirimiz GSYİH = C + I + G + (X-M) olarak gösterilebilir.

Şimdi bu denklemdeki unsurlara birlikte bakalım ve ülke gelirinin ne kadar kayba uğrayacağını birlikte tahmin etmeye çalışalım.

Tüketim harcamaları (C) hane halkının harcamalarından oluşur. Hane halkının harcamaları elde ettikleri maaş ve ücretler dâhilinde oluşur. Bu dönemde, hane halkı gelirlerinin, kamu sektörü çalışanları bağlamında %25 oranında, özel sektör çalışanlarında ise belki de daha yüksek bir oranda azaldığını biliyoruz. Dolayısıyla iç talep olarak tanımladığımız maaş ve ücretlilerin gelirlerinde ciddi bir düşüş olduğunu gözlemlemekteyiz.

Özel sektör yatırımları (I) bağlamında bu yıl için hâlihazırda iki aylık bir duraksama yaşamıştır. Bundan sonraki süreçte tamamlanmamış yatırımların ne kadarının tamamlanacağı ve proje aşamasında olanların ne kadarının 2020 sonrasına bırakılacağı bilinmemektedir. Ancak bu dönemde özel sektör yatırımlarının da azalacağı öngörüsünü yapmak yanlış olmayacaktır.

Devlet harcamaları (G) ise bu dönemde çok azalmıştır. Cari harcamaları çok daha az yapılıyorken, devletin yatırım harcamaları hemen hemen durmuştur.

Dış dünyanın ülkemizden veya ülkemizdeki mal ve hizmet alımlarına (X-M)   bakacak olursak eğer, bir taraftan turizm sektörünün, diğer yandan yükseköğretimin halen kapalı oluşu, ayrıca güney kaynaklı talebin de ortadan kalktığı gerçekleri düşünüldüğünde, ciddi gelir kayıpları olduğu açıkça görülebilir.

Tüm bu olumsuz unsurların yanı sıra döviz kurlarının yılbaşından itibaren %20’nin üzerinde artış göstermesi alım gücünün düşeceği anlamın gelir. Alım gücünün azalması ise harcama potansiyellerimizin gerilemesi demek olacak ki bu durum gelirleri reel anlamda daha da azalması anlamına gelecektir.

Dolayısıyla, denklemdeki dört değişkenin (C,I,G, X-M) azalacağı ve düşüş göstereceği aşikârdır. Öte yandan, bizler de, idarenin ilgili kurumlarında var olan net rakamlar önümüzde olmadan da, bu yöntemi kullanarak, bahse konu değişkenlerin yıl içerisinde ne kadar düşüş göstereceğine dair kabaca bir tahminde bulunabiliriz. Bu dört değişkenin değişimlerinin ağırlıklı ortalamaları ise bize, ülkede ne kadar ekonomik daralma olacağına, diğer bir deyişle, ne kadar gelir kaybı olacağına dair, net olmasa da, yaklaşık olarak bir fikir verecektir.

Eminim siz de takip ediyorsunuzdur, ülkemizin resmi makamları olsun, farklı kesimler olsun Kuzey Kıbrıs’ta ekonomik daralmanın ne kadar olacağıyla ilgili bir takım öngörülerde bulunmaktadır. Bu öngörüler arasında, Almanya’nın finansal olanaklarına sahipmiş gibi  %6 diyen de var, çok karamsar olup %40 daralma olacak diyen de. Ancak unutmamız gerekir ki, ister iyimser olsun, ister kötümser, bütün bu öngörüler bir sonucu ifade etmektedir. Neyin sonucunu ifade etmektedir? sorusunun yanıtı ise ‘ iyi yönetilip, yönetilmemenin ’ sonucunu ifade etmektedir. İyi yönetişimin üzerine yaslandığı temel faktör ise yönetenlerin süreci iyi anlamaları ve gerekli müdahale ve tedbirleri zamanında uygulayabilme becerisine sahip olmalarıdır.

Sonuç olarak, biz bu tahminleri yapa duralım, ekonomik kaybımızın gerçekten ne kadar büyük veya ne kadar küçük olacağı, bu sürecin ne kadar iyi veya ne kadar kötü yönetilmesiyle ortaya çıkacaktır.

 

Bu yazı toplam 1144 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar