1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Ekonomide program ve vizyon şart
Ekonomide program ve vizyon şart

Ekonomide program ve vizyon şart

EKONOMİ SOHBETLERİ

A+A-

 

         Sercan Görgüner Bahçeci ile Kuzey Kıbrıs’ın ilk temizlik ürünlerini üreten Harson Deterjandan bugüne kadar olan yolculuğu konuşuyoruz bu hafta. 1999 yılının son ayları sancılı geçiyor Bahçeci için; ya yola devam edip işleri büyütecek ya da buraya kadar diyecek... Sercan Hanım devam kararı veriyor ve 2-3 çeşit ürünü azimli bir çalışma ile 250 çeşite çıkartıyor...

Ekonomide program ve vizyon şart

 

 

Dilek ÖNCÜL

·        Yenidüzen: Bir aile şirketisiniz...Temizlik ürünleri üretmeye ne zaman başladınız?

·        Sercan Görgüner Bahçeci: Temizlik ürünleri sanayinde Kuzey Kıbrıs’taki ilk şirketiz. 1958’den beri temizlik ürünleri üretiyoruz. Ben üçüncü jenerasyon olarak görevdeyim. Can-Ser Ltd. olarak yola devam ediyoruz. İlk olarak dedem tarafından Harson Derterjan Endüstrileri Ltd. kuruldu. 1969 yılında Göçmenköy’deki fabrikamız yapıldı. Babam, Alpay Ali Rıza Görgüner, 1997 yılında şirketin başındaydı. Onun vefatı ile abim Sertaç Görgüner şirketin başına geçti. 1999 yılında da onun vefatı ile 2000 yılı başlarında ben şirkete geldim. Orda ya devam edecek büyültecektik şirketimizi ya da kapatacaktık. Devam etme kararı aldık ve dolayısıyla 2-3 çeşit olan ürün sayımızı, variasyonları ve boyutları ile bugün yaklaşık 250 çeşite çıkardık. 2005 yılının sonunda da şimdi olduğumuz yeri yaptık. Avrupa Birliği normlarına tam olarak uygun, yeni teknoloji, el değmeden üretim yapıyoruz. Hemen hemen tüm temizlik ürünlerini üretme kapasitesine sahibiz. İç piyasada, yerel pazarda iyi bir yerimiz var.

“PAZAR HACMİMİZ ARTTIKÇA, BAĞLI OLDUĞUMUZ SEKTÖRLERDEKİ DE ARTAR” 

 

·        YD: Oldukça büyük bir yatırım...

·        Görgüner: Yaklaşık 12 bin metre kare açık alana sahip 3500 metre kare de kapalı alanı bulunan bir tesisimiz var. Ham madde, ambalaj depolarımız ayrı, bitmiş ürün depolarımız ayrıdır. Kimyasal olarak ham maddelerimiz yurt dışından gelir çünkü bizim KKTC’de öyle bir üretim yok. Kalite kontrol laboratuvarlarımız vardır. Dediğim gibi her şeyiyle AB normlarına uygun bir üretim tesisidir. Ambalajlarımızın hemen hemen hepsi KKTC’de üretilen plastik ambalajlardır. Tabii bizim temizlik sektöründe pazar hacmimiz arttıkça diğer bağlı olduğumuz sektörlerdeki de artar. Şu anda kolimiz Türkiye’den gelmektedir ama orda da bizim pazarımız arttıkça buraya yatırım yapacak koli fabrikaları da olacaktır diye düşünüyorum. Bu da dolayısıyla katma değeri arttırır. Etiketlerimiz de yurt dışından geliyor. KKTC’de şu anda otomatik etiket makinesinde kullanılacak etiket üretimi yok. Bu yönde bir yatırım yeni bir sanayi doğurabilir.

“DEVLETİN POLİTİKALARININ, AMAÇLARININ, VİZYONUNUN İÇİNDE SANAYİ, ÜRETİM OLMALIDIR”

 

·        YD: Halkımız yerli üretime nasıl bakıyor?

·        Görgüner: Geçen haftaların içinde Sanayi Odası olarak yerli üretimle ilgili bir anket yaptık ve bunu kamuoyu ile de paylaştık. Orda çıkan sonuç, halkımızın yerli üretime hakikaten çok sıcak baktığıydı. Tabii ki eksiklikler de var. Denetimler yapılıyor, fakat bu yapılan denetimler kamuoyu ile yeterince paylaşılmıyor. İyisi de kötüsü de paylaşılmalı. İthal olan ürün zaten denetimlidir gibi algılanır. Halbuki bizim ülkemizde ithalatta da denetim eksikliğimiz vardır. Yerli üretimin sonuçta ülkeye ve tüm insanımıza dönüp dolaşıp fayda getireceği en büyük sıkıntımız istihdam sorununa çözüm getireceği halkımız tarafından biliniyor. Üretim olmadan istihdam olmaz. Devlet de tıkandı artık; istihdam yapamaz hale geldi. İstihdam alanları üretime, sanayiye, özel sektöre kaymalıdır. Ankette yerli üretim desteklenmelidir sonucu ortaya çıktı, pratikte ise reklam eksikliği. Bizde hep Türkiye kanalları izlenir. Orda sıkı bir reklam bombardımanı var.  Yüksek teknoloji ile üretim yapan, bir çok ithal üründen daha da kaliteli üretim yapan firmalarımız var ama bunu pazarlama, reklamla ortaya koyamıyoruz. Bütçelerimiz kısıtlı, nüfusumuz belli, hitap ettiğimiz pazar belli. Sanayi Odası, bu eksikliğin farkında olarak şimdi yeni bir program ve proje hazırlıyor; yerli ürünlerin halkla buluşturulmasına katkı koyacak. Hem Sanayi Odası’nın hem de devletin desteğiyle bu buluşturma yapıldığında ben inanıyorum ki çok daha iyi yerlere gelecektir yerli ürünlerimiz ve sanayimiz. Ama Devletin de mutlaka politikalarının, amaçlarının, vizyonunun içinde sanayi, üretim olmalıdır.

 

·        YD: Hedefleriniz neler?

·        Görgüner: Biz Can-ser Ltd. olarak, sürekli büyümeyi, kendimizi yenilemeyi hedefliyoruz. İhracat kapılarını zorluyoruz. Çok eskiden ihracat yapıyorduk ama şu anda istikrarlı, sürekli yaptığımız ihracat yok. İhracat ülkeye döviz, sıcak para taşıyan kapıdır ama çok düşük marjlarla ihracat yapılması gerekir. Mutlaka kendi iç piyasamızda da yerli ürünlerin pazar payı yüksek olmalıdır. Biz de piyasamızda pazar payımızı yükseltmeyi amaçlıyoruz. Dünyayı takip ederek sürekli yenilediğimiz ürünleri tüketicimize sunmaya çalışıyoruz. İhracatımızı da kapasitemizi doldurcak şekilde sürekli hale getirip büyütmek istiyoruz.

 


 

“Araziyi görmek için geldim, dönüşte arabam çamura battı”

 

·        YD: Daha sonra Kirli Sanayi Bölgesi olarak adlandırılan bu yere ilk siz geldiniz. Ne gibi sıkıntılarla karşılaştınız?

·        Görgüner: 2000 yılının başında, devam etme kararı aldığımızda, ürün çeşitlerimizi çoğaltmaya başladık. Dolayısıyla eski fabrikamız hem teknoloji hem de kapasite bakımından artık yeterli olmamaya başladı. Yeni bir yatırım yapma kararı aldık ve arazi aramaya başladık. Öncelikle Sanayi Dairesi’ne başvurduk mevcut sanayi bölgelerinden yer alabilir miyiz diye, yer olmadığı söylendi bize. Biz de acil yatırım yapmak istediğimiz için burayı bulduk. Tamamen Türk koçanlı bir arazidir. Kendi öz kaynaklarımızla arazimizi satın aldık. İlk başta bu bölgeye geldiğimizde ilk tesistik biz ve gelip de araziyi görüp işte satın alma aşamasında anlaşma yaptığımızda çamura battı araba dönerken. Çamura battık ama arazinin Türk koçanlı olması bizi cezbetti. 2003 sonu, 2004 yılının başlarındaydı. Alt yapısını, elektriğini yaptık ve bu arada da teşvik belgesi için başvurduk. Bürokratik sistemin içinde çok uzun zaman geçirererek izinlerimizi aldık. Hem izinler hem de yatırım aşamasında bir sürü zorluklarla karşılaştık. Yatırım sırasında tamamen öz kaynaklarımız kullanıldı ve özel banka kredileriyle yatırımımızı yaptık. Kalkınma Bankası’ndan kredi kullanmadık.

 


“Ekonominin bir plan, program ve vizyon çerçevesinde olması gerekir”

 

·        YD: Alınan ekonomik tedbirler, uygulanan protokoller hakkında ne düşünüyor sunuz?

·        Görgüner: Kesinlikle ekonominin bir plan, program ve vizyon çerçevesinde olması gerektiğine inanırım ben. Bizim ülkemizde en büyük eksiklik budur diye düşünürüm. Vizyonumuzu tam olarak belirlemiş olmadığımızdan dolayı günlük politikalarla ekonomiyi sürdürmeye çalışırız. Bu da bence yatırımcıyı etkiler. Çünkü yatırımcı vizyonla birlikte hareket eder, önünü görmesi lazım yatırım yaparken. Dolayısı ile ekonomik programların olması gerekliliğine inanan biriyim ben. 2013-2015 ekonomik programı var önümüzde. Bu program tüm sivil toplum örgütlerinin katılımı ile birlikte yapılmaya çalışıldı. Bizzat ben kendim de Sanayi Odası Yönetim Kurulu üyesi olarak bu ekonomik programın içindeyim. Çok fazla mesai harcadık. Hakikaten her sektörden katılımcı vardı. Ekonomi Bakanlığı öncülüğünde Devlet Planlama Örgütü’nün başkanlığında Management Center’in yönettiği bir program hazırlamasıydı bu ve sivil toplum örgütleri de oldukça bir katılım gösterdi. Görüşler ortaya kondu. O görüşler tüm tarafların da kabul göreceği şekilde değiştirildi, şekillendi ve bir sonuç çıkarıldı. En son hali Bakanlar Kurulu’ndan geçecek ama ondan önce ümit ediyoruz ki program lisanına tamamen entegre edilmiş şekli yine bütün paylaşlarla birlikte paylaşılır. Herhangi bir eksiklik fazlalık varsa tekrar bir konsensus sağlanarak geçer. Bizim beklentimiz o yöndedir.

“KIBRIS TÜRK EKONOMİSİNİN PROGRAMA İHTİYACI VAR”

 

·        YD: Beklentiniz o yönde ama sizce bu program değiştirilmeden mi yürürlüğe girecek?

·        Görgüner: Amaç güzeldi, yapılmak istenen çok doğruydu ve yerinde bir karardı. İnşallah sonuna kadar da o şekilde devam edecek. Tabii sadece programın çıkması tüm paylaşların kabulü de yeterli değil. Gerekli yasaların revizeleri veya yeni yasaların çıkması ve verilen tarihlere itibar edilmesi de çok önemli. Çünkü hakikaten Kıbrıs Türk tarafı ekonomisinin böyle bir programa ihtiyacı var. Biz hep turizm, eğitim diyoruz; ekonomi için lokomotif sektörler olarak görüyoruz. Sanayi de, üretim de olmazsa olmazdır. Üretmeyen toplumlar eninde sonunda yok olmaya mahkumdurlar. Bunun örneklerini de çok gördük. Birçok Avrupa Birliği ülkesinin durumu ortada. Yunanistan, İspanya, Portekiz, İtalya hepsi üretimden uzaklaşan ve bir tek turizmle kalkınmaya çalışan ülkeler. Ancak turizm tek başına yeterli değil. İhracat çok önemlidir bir ülkede. İhracatın ithalatı karşılama oranları çok önemlidir. İhracatın ithalatı karşılama oranı bizde şu anda %3 civarındadır zannedersem ama bu oran batmış ülkelerde bile biraz daha yüksektir. Bu oranı %30 seviyelerine çıkarmak zorundayız. Yeni programda ihracatın yükselmesi amaçlanıyor. Ülkemize turizm, eğitim amaçlı gelen insanların yerli ürünleri tüketmesi çok önemlidir. Zaten turizmin faydası yerli piyasada para harcamasıdır. Yoksa turistin getirdiği paranın bir miktarı da dışa gider. Ne kadar yerli üretim tüketilirse o kadar maksimum fayda sağlarız.

 


Bir cümleyle

Ekonomi: Vizyon şart

Para: Gerekli

Döviz: İhracat

Hükümet: Refahı sağlayan

Sanayi Odası: Sanayicinin yanında

Medya: Gözümüz kulağımız

Tüketici: Olmazsa olmaz

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1079 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler